승리제단 Bölüm 10

Her bir kişiye yüz milyar won vereceğim

1Bu yüzden 이 사람 sizlere, 이제 그대로, 영생 elde etme yöntemini tartışmıştı, değil mi?그런고로 이 사람이 여러분들에게, 이제 그대로, 영생을 얻는 방법을 논했죠.

2Tam da 영생'in kesinliğine sahip olmalısın ki 영생'in kanıyla oluşsun ve 영생'in kesinliğine sahip olursan 영생'in umuduna sahip olursun.바로 영생의 확신을 가져야 영생의 피로 이루어지고, 영생의 확신을 가지면 영생의 희망을 갖게 되는 고로

3İnsan umudu ne kadar büyük olursa o kadar mutlu olur diyen bir filozofun sözü de varken, sizler gerçekten umudunuz büyük olursa gerçeklik ne kadar yorucu ve zor olursa olsun yaşamak için güç fışkırır mı, fışkırmaz mı?사람이 희망이 크면 클수록 행복하다는 어떤 철학가의 말도 있지마는, 여러분들이 사실적으로 희망이 크면 현실이 아무리 고달프고 어려워도 생활하는 데 힘이 용솟음칠까, 힘이 용솟음치지 않을까?

4Güç fışkırır, değil mi?힘이 용솟음치는 거죠?

5Zor işler de zor gelir mi, gelmez mi?힘든 일도 힘이 들어, 안 들어?

6Zor gelmez. Anlıyor musunuz?힘이 안 들어. 아시겠어요?

7İnsan umudu ne kadar büyük olursa, 이제 그대로, o kadar mutlu olur ve umudu ne kadar büyük olursa o kadar yaşam gücü güçlü bir şekilde oluşur.사람이 희망이 크면 클수록, 이제 그대로, 행복해지고 희망이 크면 클수록 생명력이 강하게 이루어지는 것이올시다.

8Bu yüzden 이 사람 sizlere der ki, 영생 umuduna sahip olursan kanında endorfin diye bir hormon çıkar demişti, değil mi?그런고로 여러분들에게 이 사람이 말하기를, 영생의 희망을 가지면 핏속에서 엔돌핀이라는 호르몬이 나온다고 그랬죠?

9Şimdi 영생 umuduna sahip olursan kalp sevinir mi, sevinmez mi?이제 영생의 희망을 가지면 마음이 기뻐져, 안 기뻐져?

10영생 umudu, o 하나님'ın kalbi mi, o 마귀 kalbi mi?영생의 희망이 그게 하나님의 마음이야, 그게 마귀 마음이야?

11하나님'ın kalbi, değil mi?하나님의 마음이죠?

12하나님'ın kalbi hareket ederse, yaşam kanı olan 하나님'ın kanı hareket eder mi, etmez mi?하나님의 마음이 움직이면, 생명의 피가 되는 하나님의 피가 움직여, 안 움직여?

13하나님'ın kanı hareket ettiğinde, 하나님'ın kanında endorfin diye bir hormon çıkar demişti, değil mi?하나님의 피가 움직일 때에 하나님의 핏속에서 엔돌핀이라는 호르몬이 나온다고 그랬죠?

14Amerika'dan 이상구 박사 "Ben sevinir ve eğlenirsem endorfin diye bir hormon çıkar" diye televizyonda yayınladı mı, yayınlamadı mı?미국의 이상구 박사가 "내가 기뻐하고 내가 즐거워하면 엔돌핀이라는 호르몬이 나온다"라고 텔레비전에서 방송했어, 안 했어?

15O yayın çıktığında hemen 이 사람 "O söz yanlış bir sözdür" dedi mi, demedi mi?그 방송 나올 때 즉시 이 사람이 "그 말은 틀린 말이다"라고 그랬어, 안 그랬어?

16Yanlış bir söz dedi, değil mi?틀린 말이라고 그랬죠?

17'나'라는 주체의식 sevinse de 피가 썩는다, '나'라는 주체의식 üzülse de 피가 썩는다, '나'라는 주체의식 başkalarından nefret etse de 피가 썩는다, '나'라는 주체의식, 이제 그대로, ne tür bir kalp beslese de 피가 썩는다 olduğunu söylemişti, değil mi? Öyle mi, değil mi?'나'라는 주체의식이 기뻐해도 피가 썩고, '나'라는 주체의식이 슬퍼해도 피가 썩고, '나'라는 주체의식이 남을 미워해도 피가 썩고, '나'라는 주체의식이, 이제 그대로, 무슨 마음을 품어도 피가 썩는다는 말을 했죠? 그래요, 안 그래요?

18'나'라는 주체의식 seviniyor ve eğleniyor diye endorfin çıkması, o 이상구 박사'nın yanlış tespit ettiği ve yanlış bildiği bir şeydir.'나'라는 주체의식이 기뻐하고 즐거워한다고 엔돌핀이 나온다는 것은 그것은 이상구 박사가 잘못 짚었고, 잘못 알고 있다.

19Açıkça endorfin diye bir hormon tam da yaşam maddesidir, endorfin diye bir hormon, 이제 그대로, 영생 maddesi olduğu için.분명히 엔돌핀이라는 호르몬은 바로 생명의 물질이요, 엔돌핀이라는 호르몬은, 이제 그대로, 영생의 물질인 고로

20Bu nedenle, 하나님'ın kanından geldiği için ve 하나님'ın kanı hareket ettiğinde endorfin adı verilen hormon salgılandığı için.그런고로 하나님의 핏속에서 나오는 것인 고로 하나님의 피가 움직일 때에 엔돌핀이라는 호르몬이 나오는 고로

21하나님'ın kalbini taşıdığında endorfin adı verilen hormon salgılanır, değil mi? Çünkü endorfin adı verilen hormon 하나님'ın kanından gelir.하나님의 마음을 품었을 때에 엔돌핀이라는 호르몬이 나오지, 하나님의 핏속에서 엔돌핀이라는 호르몬이 나오는 고로

22하나님'ın kalbini taşımayıp da 마귀 kalbini taşıyıp 마귀 sevindiğinde endorfin salgılanır demek yanlış bir sözdür, değil mi?하나님의 마음을 안 품고 마귀가 마음을 품고 마귀가 기뻐한다고 엔돌핀이 나온다는 건 틀린 말이죠?

23O 마귀'nin kanından endorfin çıkabilir mi?그 마귀의 핏속에서 엔돌핀이 나올 수 있어요?

24Endorfin adı verilen bu faktör T-lenfositleri oluşturan bir faktördür ve T-lenfositlerinin tüm mikropları ve hatta kanser hücrelerini yok eden direnç yeteneğine sahip bir madde olduğunu tıp doktorları tartışıyor, değil mi?그 엔돌핀이라고 하는 인자는 T임파구를 조성하는 인자요, T임파구는 모든 병균을 제거하고 암세포도 제거하는 저항 능력이 있는 그러한 물질이라는 것을 의학 박사들이 논하고 있죠?

25Mikropları ve kanser hücrelerini yok edebilecek kadar güçlü bir madde ise, bu yaşam maddesi midir, ölüm maddesi midir?병균을 제거하고 암세포를 제거할 정도의 물질이라면 바로 그게 생명의 물질이야, 사망의 물질이야?

26Yaşam maddesi olduğu için, 하나님'ın kanından çıktığını söylemek mi doğru olur, yoksa 마귀'nin kanından çıktığını söylemek mi doğru olur?생명의 물질인고로, 하나님의 핏속에서 나온다고 해야 맞는 말이 돼, 마귀 핏속에서 나온다고 해야 맞는 말이 돼?

27하나님'ın kanından çıktığını söylemek doğru olur, değil mi? Öyle mi, değil mi?하나님의 핏속에서 나온다고 해야 말이 맞죠? 그래요, 안 그래요?

28Bu nedenle bugün, 이제 그대로, 이 사람 bu dünyada kurtuluş teorisi, 구세주 teorisi, ruh teorisi, Tanrı teorisi, diriliş teorisi, kıyamet teorisi, günlük yaşam imanı teorisi ve çeşitli başka sözler söylüyor.그런고로 오늘날, 이제 그대로, 이 사람이 이 세상에 구원론과 구세주론과 영혼론과 신론과 부활론과 말세론과 신앙론과 여러 가지 말씀을 하는데

29Sadece açıkça tartışmakla kalmıyor, aynı zamanda bilimsel açıdan da çok net bir şekilde, bilim insanlarının bilmediği yüksek düzeyde ileri bilimi tartışıyor, değil mi?적나라하게 논할 뿐만 아니라 과학적인 측면에도 너무너무 환하게, 첨단 과학을 과학자들이 모르는 높은 차원의 과학을 논해, 안 논해?

30Tartışıyor, değil mi?논하죠?

31Bu nedenle açıkça, 이제 그대로, insan 하나님'ın çocuğudur ve insanın aslında 하나님'ın çocuğu olduğu, insanın ölmek istemeyen bir kalbe sahip olmasıyla kanıtlanmıştır, değil mi?그런고로 분명히, 이제 그대로, 사람은 하나님의 자식이요, 사람이 원래 하나님의 자식이라는 걸 사람에게 죽기 싫어하는 마음이 있는 걸로 증명한 거죠?

32Tam 6000 yıl önce, insanlığın ataları Adem ve Havva ve 하나님, 삼위일체 하나님, sonsuzluktan sonsuzluğa kadar 영생'i ve mutluluğu deneyimlemişlerdi, değil mi?바로 6000년 전에 인류의 조상 아담과 해와 하나님, 삼위일체 하나님이 영원 영원 전부터 영원 영원 무궁토록 영생을 누리며 행복을 누린 경험을 했던 거죠.

33Sonsuzluğa dek mutluluğu deneyimlemiş olan o ataların kanı torunlarımızda aktığı için, ölmek istemeyen bir kalp, mutlu yaşamak isteyen bir kalp, mutluluğa özlem duyan bir kalp, neşeyle ve sevinçle yaşamak isteyen bir kalp var, değil mi?그 영원무궁토록 행복을 경험했던 조상의 피가 우리 후손 속에 흐르고 있는 까닭에 죽기 싫어하는 마음, 행복하게 살고자 하는 마음, 행복을 동경하는 마음, 즐겁게 기쁘게 살고자 하는 마음이 있는 거죠.

34Bu nedenle, insanın ölmek istemeyen bir kalbe sahip olmasının, insanın içinde akan '하나님 kanının etkisi' yüzünden olduğunu 이 사람 tartışıyor, değil mi?그런고로 사람에게 죽기 싫어하는 마음이 있는 것은 사람 속에 흐르는 '하나님 피의 작용' 때문이라고 이 사람이 논하죠?

35Buna itiraz edecek kimse var mı?여기에 반론을 제기할 자 있어?

36Doktorlar itiraz etmez mi?박사들이 반론을 제기 안 할까?

37Onlar kaka doktorları. Kaka doktorları itiraz edemez.똥 박사들이야. 똥 박사들이 반론을 제기 못 해.

38이 사람, itiraz edemesinler diye konuşuyor.반론을 제기 못 하도록 이 사람이 말을 해.

39O söze itiraz edilebilecek şekilde konuşulursa, bu eksiksiz bir söz müdür, yoksa eksik bir söz müdür?그 말에 반론을 제기하도록 말을 하면 그게 온전한 말이야, 온전치 못한 말이야?

40Eksik bir sözdür.온전치 못한 말이야.

41Eksiksiz bir sözdür. Eksiksiz bir teoriye itiraz edilemez. Anlıyor musunuz?온전한 말이요. 온전한 학설은 반론을 제기 못해. 아시겠어요?

42Bu yüzden, 이제 그대로, 이 사람 tek başına kendini beğenmişlik mi yapıyor, yoksa gerçekleri mi tartışıyor?그래서, 이제 그대로, 이 사람이 혼자서 잘난 척하느라고 그런 거야, 사실을 논하는 거야?

43Gerçekleri tartışıyor, değil mi?사실을 논하는 거죠?

44이 사람 eksiksiz 하나님'ın Ruhunu taşıyan bir insan olduğu için, 이 사람'ın eksiksiz bilgelik ve bilgiye sahip olmasının nedeni, eksiksiz 하나님'ın Ruhunun varlığı mıdır, yoksa eksik 하나님'ın Ruhunun varlığı mıdır?이 사람이 온전한 하나님의 신을 모시고 있는 사람인고로, 이 사람이 온전한 지혜와 지식이 있는 것은 바로 온전한 하나님의 신이 있는 까닭이야, 부족한 하나님의 신이 있는 까닭이야?

45Eksiksiz 하나님'ın Ruhunun varlığı yüzündendir, değil mi?온전한 하나님의 신이 있는 까닭이죠?

46Eksiksiz 하나님'ın Ruhunun varlığı nedeniyle, 이제 그대로, sizlere insanın ölmeme sırrının teorisini tartışıyor; sadece 영생 inancına sahip olursanız ölür müsünüz, ölmez misiniz?온전한 하나님의 신이 계신 까닭에, 이제 그대로, 여러분에게 사람이 죽지 않는 비결의 학설을 논하는데, 영생의 확신만 가지면 죽어, 안 죽어?

47Deneyin. 영생 inancına sahip olun.해 봐. 영생의 확신을 가져 봐요.

48İnsan kanının çürümesi nedeniyle öldüğü için.사람의 피가 썩음으로 말미암아 죽는 고로

49Kanın çürümemesinin sırrı, herkesin başkasını kendi bedeni gibi görmesi ve 영생 inancıyla yaşamasıdır.피가 안 썩는 비결은 누구든지 내 몸처럼 여기고, 영생의 확신을 갖고 사는 것인데

50영생 umuduyla yaşamanın yolu, her gün dışarı çıkıp bu gerçeği yaymak ve 영생 için tebliğ etmek olursa, 영생 inancı pekişir mi, pekişmez mi?영생의 희망을 갖고 사는 방법은 매일같이 나가서 이 진리를 전파하고 영생을 가서 전도하게 되면 영생의 확신이 다져질까, 안 다져질까?

51영생 inancı pekişirken, 영생 umudu, büyük bir umut kazanılır mı, kazanılmaz mı?영생의 확신이 다져지면서 영생의 희망이, 큰 희망을 갖게 돼, 안 갖게 돼?

52Umut sahibi olursanız, her gün sevinir misiniz, her gün üzülür müsünüz?희망을 갖게 되면 맨날 기뻐하게 될까, 맨날 슬퍼하게 될까?

53Her gün sevinirsiniz, değil mi?맨날 기뻐하게 되죠?

54Her gün mutlu olduğunuz için, 이제 그대로, kanınızda endorfin adı verilen hormon salgılanır ve T-lenfositleri oluşurken herhangi bir hastalığa yakalanır mısınız, yakalanmaz mısınız?맨날 기쁘니까, 이제 그대로, 핏속에서 엔돌핀이라는 호르몬이 나와 가지고 T임파구가 조성되면서 무슨 병이든지 걸릴까, 안 걸릴까?

55Hastalığa yakalanmazsınız.병이 안 걸려.

56Bulaşıcı hastalıklara da yakalanmazsınız. Çünkü çok sayıda T-lenfositiniz var. Anlıyor musunuz?전염병도 안 걸려. T임파구가 많기 때문에. 아시겠어요?

57Hiçbir bulaşıcı hastalığa yakalanmazsınız. Ölmezsiniz de. Yaşlanmazsınız da.그 어떤 전염병도 안 걸려. 죽지도 않아. 늙지도 않아.

58Böylece sonunda 영생'e ulaşırsınız, değil mi?그래서 결국은 영생을 하고 마는 거죠?

59Sonunda 하나님 olursunuz, değil mi?결국은 하나님 되고 마는 거죠?

60하나님 olursunuz. Anlıyor musunuz?하나님 되고 마는 거야. 아시겠어요?

61하나님, sadece 하나님'ın kalbini tamamen taşırsanız 하나님 olursunuz. Anlıyor musunuz?하나님은 바로 하나님의 마음만 꽉 차게 품으면 하나님 되는 거야. 아시겠어요?

62Bu nedenle 하나님'ın kalbi cömertken, 영생 inancı haline gelirken ve 영생 umudunu, 이제 그대로, kazanırken, 하나님'ın kalbi fedakar bir kalbe sahip olduğu için, 하나님'ın kalbinde hırs olur mu?그래서 하나님의 마음은 관대하면서, 영생의 확신이 되면서 영생의 희망을, 이제 그대로, 갖게 되면서, 하나님의 마음은 희생적인 마음을 가진 고로 하나님의 마음은 욕심이 있을까?

63Hırs yoktur. Anlıyor musunuz?욕심이 없어. 아시겠어요?

64이 사람'ın dileği, hepinizi zengin etmektir. Anlıyor musunuz?이 사람의 소원은 여러분들 다 부자 만들어 주는 게 이 사람 소원이야. 아시겠어요?

65Bunun nedeni şudur: Sizleri zengin etmek, size iyi görünmek için, değil mi?그 왜 그러냐면. 여러분들을 부자 만들어 주려는 건 여러분들에게 잘 뵈려고 그러는 거죠?

66İyi görünmek için değil. Anlıyor musunuz?잘 뵈려고 그러는 게 아니야. 아시겠어요?

67Sizleri zengin etmek şudur: Hepinizi zengin ettiğimizde, "승리제단'a gidersen zengin olursun" diye bir söylenti yayılır mı, yayılmaz mı?여러분들을 부자 만들어 주는 것은 여러분들을 다 부자를 만들어 주게 되면 “승리제단 나가면 부자가 된다.” 하는 것이 소문이 날까, 안 날까?

68Bu sadece Güney Kore'de mi yayılır, yoksa dünya çapında mı yayılır?이게 대한민국만 소문이 날까, 세계적으로 소문이 날까?

69Dünya çapında yayılır, değil mi?세계적으로 소문이 나죠?

70Tebliğ etmeye gerek kalmaz.전도할 필요가 없어.

71İşte bu, insanlığı kurtaran savaş taktiğidir. Anlıyor musunuz?바로 이것이 인류를 구원하는 전법이야. 아시겠어요?

72Bu yüzden bu dünyadaki tüm insanlar, bu dünyadaki insanlar tarif edilemez bir şekilde zengin olmayı dileyen bir kalbe sahip midir, yoksa sadece bir kısmı mı sahiptir?그래서 이 세상 사람들이 전부가 다, 이 세상 사람들은 말할 수 없이 부자 되기를 바라는 마음을 다 가지고 있어, 일부만 가지고 있어?

73Hepsi sahiptir, değil mi?다 가지고 있죠?

74승리제단'a gelen herkesin zengin olduğu, uluslararası bir haber olarak gazete ve televizyon aracılığıyla dünya çapında duyulursa, tüm dünya halkları zengin olmak için toplanır mı, toplanmaz mı?그 승리제단 나오는 사람이 다 부자가 됐다는 것이 해외 토픽으로 신문, 텔레비전으로 전 세계적으로 알려지면, 전 세계 만민들이 부자 되려고 모여들까, 안 모여들까?

75Toplanırlar, değil mi?모여들겠죠?

76İşte bu, insanlığı kurtaran savaş taktiğidir. Anlıyor musunuz?그래서 이것이 인류를 구원하는 전법이에요. 아시겠어요?

77이제 그대로, 하나님'a şan verip, 하나님'ı yayma İş'ini ihmal edebilir miyiz?이제 그대로, 하나님께 영광을 돌리고, 하나님을 전파하는 일을 게을리할 수 있어요?

78Edemeyiz, değil mi?없죠?

79Bu nedenle, hepinizi çok zengin edip, lüks bir sedan arabayla pırıl pırıl bir şekilde dışarı çıktığınızda, tanımayan insanlar, komşular şaşırır, değil mi?그런고로 여러분들을 다 떼 부자를 만들어 가지고 세단차를 타고 삐까번쩍하게 하고 나오기만 나오면 모르는 사람, 이웃 사람들이 깜짝 놀라는 거죠?

80Ve 승리제단'ın bir seks tarikatı olduğunu, bir kült olduğunu, bir sapkınlık olduğunu söyleyenlerin, o tür sözler söyleyenlerin ağızları iğneyle nasıl olur?그리고 승리제단이 뭐 섹스교다, 뭐 승리제단이 뭐 사교다, 이단이다 하는 사람들, 그런 말 하는 사람들 입이 다 바늘로 어떻게 돼?

81Dikilir, değil mi? Dilsiz olurlar, değil mi?꿰매지죠? 벙어리가 돼버리죠?

82Dilsiz olurlar.벙어리가 돼버려.

83Sadece 승리제단'a gidersen zengin olursun.승리제단만 나가면 부자가 되니까

84"Vay be, 승리제단'a gidelim" diyerek, inanmayan herkes de gelir mi, gelmez mi?“이야, 이거 승리제단 나가자” 하고 전부가 안 믿는 사람도 올까, 안 올까?

85Gelirlerse, onları yener miyiz, yenmez miyiz?온다면 때려잡을까, 안 잡을까?

86Sopayla mı yeneriz, sözle mi yeneriz?몽둥이로 때려잡아, 말로 때려잡아?

87Sözle yeneriz. Anlıyor musunuz?말로 때려잡아. 아시겠어요?

88Sözle yenerek, insan doğrudan 하나님'ın çocuğudur. İnsanın içindeki '나'라는 주체의식 마귀 olduğu için.말로 때려잡아가지고, 사람이 바로 하나님의 자식이요. 사람 속에 '나'라는 주체의식이 마귀인고로

89Bu nedenle, '나'라는 마귀'yi ezmek ve '나'라는 마귀'yi tamamen çiğneyen bir yaşam sürmelerini söylemek, onları yenmek midir, yoksa övmek midir?그런고로 '나'라는 마귀를 짓이기고, '나'라는 마귀를 여지없이 짓밟는 생활을 하라고 하는 것이 그게 때려잡는 거야, 그게 칭찬하는 거야?

90Bu, onları yenmektir. Anlıyor musunuz?그게 때려잡는 거야. 아시겠어요?

91마귀 buraya yanlış geldi. 마귀.마귀는 여기 잘못 왔어. 마귀는.

92마귀 yanlış geldi. 하나님 doğru geldi, değil mi? Öyle mi, değil mi?마귀는 잘못 왔고. 하나님은 잘 온 거죠? 그래요, 안 그래요?

93'나'라는 주체의식 olan 마귀 yanlış geldi.'나'라는 주체의식이 되는 마귀는 잘못 왔어.

94Buraya gelir gelmez 마귀'yi yeneriz. Anlıyor musunuz?여기는 오기만 오면 마귀를 때려잡아. 아시겠어요?

95마귀'yi yenerek, tüm insanları 하나님 yapar mıyız, yapmaz mıyız?마귀를 때려잡아가지고, 사람들 다 하나님 만들어, 안 만들어?

96İnsanları 하나님 yaparız, değil mi?사람을 하나님 만들죠?

97Bu yüzden, 이제 그대로, sizler bu hakikat sözünü hızlıca yayarak, 이 사람'ın her bir kişiye yüz milyar won vereceği sözü gerçekleşirse.그래서, 이제 그대로, 여러분들이 이 진리의 말씀을 빨리빨리 전파해서, 한 사람 앞에 이 사람이 천억씩 준다는 말씀이 이루어지면

98O zaman sizler "Vay be~ 승리제단'a gittim de çok zengin oldum~"그때는 여러분들이 "이야~ 승리제단 나가더니 떼부자가 됐구나~"

99"승리제단 nasıl bir yer?"“승리제단이 어떤 곳이야?"

100"Ben de gidebilir miyim?""나도 가도 될까?”

101"Hayır, sen gidemezsin!" diye söylemeyin. Anladınız mı?“안 돼 너는!” 하고 그러지는 말아. 아시겠죠?

102Zengin olduktan sonra "Sen gidemezsin" diye engel olmayın demek istiyorum. Anlıyor musunuz?부자 된 다음에 “너는 안 돼” 하고 가로막지는 말라 이 소리야. 아시겠어요?

103Bu yüzden, 이제 그대로, "Ben de gidebilir miyim?" derlerse, "Evet, gidelim, gidelim" deyip o zaman onları getirmelisiniz, değil mi?그래서, 이제 그대로, "나도 가도 될까?" 하면 "그래, 가자, 가자."하고 그때는 데리고 와야 되겠죠?

104Onları getirip, 이제 그대로, bu yer dar gelirse, o zaman büyük bir 제단 inşa etmemiz gerekir, değil mi?데리고 와서, 이제 그대로, 이 자리가 좁으면, 그때는 큰 제단을 지어야 돼, 안 지어야 돼?

105Büyük bir 제단 inşa etmeliyiz, değil mi?큰 제단을 지어야죠?

106Büyük 제단, 이제 그대로, kürsü ortada olacak ve insanların oturduğu yerin etrafında dönüp duracak demiştim, değil mi?큰 제단, 이제 그대로, 그 단상이 가운데 있는데 사람들이 앉아 있는 데를 막 뺑뺑뺑 돌아가는 거라고 그랬죠?

107İlk zamanlarda söylemiştim, değil mi?내가 초창기에 말했죠?

108이제 그대로, yüz milyonlarca insanın oturup ibadet edebileceği kadar büyük bir 제단 inşa edilirken, gökyüzünde, 이제 그대로, iletişim uyduları havada süzülerek.이제 그대로, 수백만 명이 앉아서 예배를 봐도 괜찮을 정도의 그러한 제단이 지어지면서, 공중 하늘에는, 이제 그대로, 통신 위성이 공중에 떠 가지고

109Burada vaaz verildiğinde, o iletişim uyduları aracılığıyla dünya çapında televizyonda yayınlanır mı, yayınlanmaz mı?여기서 설교 말씀을 하게 되면 그 통신 위성을 통해가지고 전 세계적으로 텔레비전에 방영돼, 방영 안 돼?

110Yayınlanır, değil mi?방영되죠?

111O zaman o televizyonu izleyip herkes, 이제 그대로, gümüş, altın ve mücevher yükleyip gelir mi, gelmez mi?그때에는 그 텔레비전을 보고 너도나도, 이제 그대로, 은금보화를 싣고 올까, 안 올까?

112Gümüş, altın ve mücevher yükleyip gelirler, değil mi?은금보화를 싣고 오죠?

113Bu nedenle 격암유록 veya Kutsal Kitap gibi yerlere bakarsanız, 이제 그대로, 격암유록'ta Suwon'dan Kaesong'a kadar dağ gibi gümüş, altın ve mücevher yığılacağı kehanet edilmiş midir, edilmemiş midir?그런고로 격암유록이나 성경 같은 데 보면, 이제 그대로, 격암유록에는 수원서부터 개성까지 태산같이 은금보화를 쌓아둔다고 예언이 돼 있어, 안 돼 있어?

114Bu gerçekleşeceği için mi kehanet edilmiştir, yoksa gerçekleşmeyeceği için mi kehanet edilmiştir?그게 되어지는 고로 예언이 돼 있을까, 안 되어지는 고로 예언이 돼 있을까?

115Gerçekleşeceği için kehanet edilmiştir. Anlıyor musunuz?되어지는 고로 예언이 돼 있어요. 아시겠어요?

116Bu yüzden muazzam bir İş gerçekleştiğinde, o zaman sadece hepiniz değil, o harika ödülü alanlar, o harika lütfu alanlar da neşeyle dans ederler mi, etmezler mi?그래서 엄청난 역사가 이루어질 때, 그때에는 전부가 다 여러분들뿐만 아니라 그 놀라운 상을 받는 사람들, 그 놀라운 은혜를 받는 사람들이 덩실덩실 춤을 출까, 춤을 안 출까?

117Bir dans pratiği yapalım mı?춤추는 연습 한번 해 볼까?

118Dans pratiği yapıp o gün dans etmeliyiz, değil mi?춤추는 연습을 해서 그날에 춤을 춰야 되겠죠?

119Dansı sonra pratik yapalım, şimdi pratik yaparsak belki ilk defa gelen biri.춤은 다음에 연습하고, 지금 연습하면 혹시 처음 온 사람이

120"Vay be~ 승리제단'a gittim de. Vay be~ ay ışığında jimnastik yapıyorlardı~" der diye yapmayacağım. Anlıyor musunuz?"이야~ 승리제단 나가봤더니. 이야~ 달밤에 체조하더라~" 그럴까 봐 안 할래. 아시겠어요?