연단 Bölüm 2

Dünya bağlarını koparmakla salih olunur

1İşte bu da galip gelen 하나님'ın gücüdür.그래서 그게 바로 뭐냐하면 이기신 하나님의 능력인 것이올시다.

2Bu yüzden sizin 하나님 olup doğru kişi olmanızın yolu dünya bağlarını koparmaktan geçer, değil mi? Lütuf almak isterseniz, lütuf 바로 하나님'ın ruhudur ve 하나님'ın ruhu 바로 bizim 신랑'ımız olan 주님 olan 하나님'dır, değil mi?그래서 여러분들이 하나님이 되고 의인이 되는 길은 세상 줄을 끊어야 의인이 되지, 은혜를 받을래면 은혜가 바로 하나님의 신이요, 하나님의 신이 바로 우리의 신랑되시는 주님이 되시는 하나님인 거죠?

3신랑 olan 주님'u karşılamak isterseniz bakire kalıp yalnız olmalısınız, evlenirseniz 하나님 ile evlenebilir misiniz?신랑되는 주님을 맞이할래면 처녀로 혼자 있어야지, 시집가면 하나님한테 시집갈 수 있어?

4Bu, dünyevi anlamda evlenmek demek değildir; kalbiniz bakire gibi sadece 하나님'a bakmalı, sadece 하나님'ı arzulamalı ve 하나님 ile birlikte yaşamalısınız ki 하나님 ile evlenebilesiniz. Anladınız mı?그게 무슨 세상적으로 시집간다는게 아니고 마음이 처녀와 같이 오직 하나님만 바라보고, 하나님만 사모하고, 하나님과 더불어 생활을 해야만, 여러분들이 하나님과 더불어 결혼할 수 있는 거에요. 아시겠어요?

5Bu yüzden bu kişi, 이제 그대로, hep yalnız bir hayat sürdü, daha sonra bu kişi, 이제 그대로, öyle bir lütuf hayatı yaşamaya başlayınca, 영모님 "Artık kürsüye çıkmayı bırak" dedi.그래서 이 사람이, 이제 그대로, 늘 고독한 생활, 나중에는 이 사람이, 이제 그대로, 그와 같이 은혜생활을 하게 되니까, 영모님이 "이제는 단(壇)에 그만 서라"는 말씀을 하신겁니다.

6Kürsüye çıkınca ünlü olur, olmaz mı?단에 서니까 유명해져, 유명해지지 않아?

7Ünlü olur, değil mi?유명해지죠?

8Ünlü olunca 이긴자 olur mu, olmaz mı?유명해지니까 이긴자가 될까, 안 될까?

9Ünlü olunca 마귀, 마귀 bilip saldırır mı, saldırmaz mı?유명해지니까 마귀가, 마귀가 알고 공격을 할까, 공격을 안할까?

10Saldırır, değil mi?공격을 하는 거죠?

11Bu yüzden 마귀'nin saldırılarından kaçınmak için 영모님 "Artık kürsüye çıkmayı bırak" dedi.그런고로 마귀의 공격을 피하게 하기 위해서 영모님이 "이제는 단에 그만 서라."

12"Artık altar'da durmayı bırakmalısın, altar'da durursan 이긴자 olamazsın," diyerek şöyle konuştu: "İleride dünyanın en büyük altarını ben kuracağım için, artık altar'da durmayı bırak.""단에 그만 서야지, 단에 서면 이긴자가 될 수가 없어", 이렇게 말씀을 하시면서, "앞으로 장차 세계에서 제일 큰 단을 내가 세워 줄테니까, 이제 단에 그만 서라."

13Bu yüzden bu kişi Onyang altarını bırakıp ayrılmaya kalkışınca, Onyang 제단 üyelerinin hepsi gelip 영모님'e yalvardılar.그래서 이 사람이 온양 단을 내 놓고 그만둘려고 하니까, 온양제단 식구들이 전부 올라와서 영모님한테 읍소를 하는 겁니다.

14"Bizim Vaiz Jo Onyang'dan ayrılırsa Onyang 제단 kapanmak zorunda kalır ve Vaiz Jo Onyang 제단'dan ayrılmamalıdır," diyerek itiraz ettiler."우리 조 전도사님이 온양을 떠나면 온양제단은 문을 닫아야 되고, 조 전도사님이 온양 제단을 떠나면 안 됩니다"하고 항의를 했던 겁니다.

15Cemaat üyeleri böyle itiraz ederse, 영모님 'olmaz' diye reddeder mi, yoksa kabul eder mi?성도들이 그렇게 항의를 하면, 영모님이 안된다고 거부를 할까, 들어줄까?

16영모님 bir şey rica edilirse hepsini kabul eder, değil mi?영모님은 뭐라고뭐라고 청하면 다 들어주죠?

17하나님'ın ruhuyla birlikte olan kişinin, o cemaat üyeleri bir şey söylediğinde reddetme adeti yoktur.하나님의 신이 함께하는 사람은 그 성도들이 뭐라고뭐라고 얘기를 하면 거절하는 법이 없는 거에요.

18Bu yüzden, 이제 그대로, 영모님, "'Öyleyse yapacak bir şey yok! Vaiz Jo mecburen tekrar gitmek zorunda kalacak'" diyerek, "tekrar gitmelisin" sözleriyle öyle deyip gözlerini kırpıştırıyordu.그래서 이제 그대로, 영모님이, "그렇다면 할 수 없지! 조 전도사 할 수 없이 다시 가야 되겠구만" 하면서, "다시 가야 돼" 말로는 그래놓고 눈을 깜빡깜빡 하는 거에요.

19Git mi diyor, gitme mi diyor?가라는거야 가지 말라는 거야?

20Gidip geri gelme işareti, değil mi?갔다가 돌아 오라는 신호죠?

21Gidip geri gelme işaretiydi, bu yüzden bu kişi gitmek zorunda kalmıştı.갔다가 돌아 오라는 신호인데 그래서 이 사람이 가게되었던 것이올시다.

22Bu kişi tekrar gidip kalırken, 이제 그대로, o Onyang 제단'da tekrar görev yapma düşüncesiyle geri dönmemişti; bir bahane uydurup geri dönme planıyla gitmişti, bu yüzden üyeler aşağı yukarı bilir mi, bilmez mi?이 사람이 다시 가서 있으면서, 이제 그대로, 그 온양제단에서 다시금 시무할 생각을 가지고 돌아 간 것이 아니고, 무슨 핑게를 대가지고 돌아 올 계획을 가지고 가게되었으니까, 대충은 식구들이 알까, 모를까?

23Aşağı yukarı bilirler, değil mi?대충은 알겠죠?

24Aşağı yukarı bildikleri için, o Onyang üyelerini tek tek ikna ederek sonunda Onyang 제단'dan ayrılmıştı.대충은 아는 고로, 그 온양식구들을 대략 한명 한명씩 설득을 시켜가지고 결국은 온양제단을 떠나게 되었던 것이올시다.

25Bu yüzden ayrılırken birçok insan, 이제 그대로, (전도관 inancına) inananlar da vardı ama inanmayanlar da bu kişinin gidişine çok üzülmüşlerdi.그래서 떠나게 될 때에 많은 사람들이, 이제 그대로, (전도관 신앙을) 믿는 사람도 있었지만 안 믿는 사람들도 이 사람이 떠나는 것을 굉장히 아쉬워 했던 거에요.

26Bu yüzden Onyang tren istasyonu dolup taşmış gibi, o zamanlar yaklaşık üç dört yüz kişi olmak üzere birçok insan gelip, 이제 그대로, bu kişinin gidişine üzülerek veda edip el sallamışlardı.그래서 온양 역전이 백결치듯 많은 사람들이 그당시에 약 삼사백명의 많은 사람들이 나와서, 이제 그대로, 이 사람이 가는 것을 아쉬워하면서 이별을 해주고 손을 흔들어주고 했던 겁니다.

27Bu yüzden böyle bir uğurlama alarak bu kişi trene binip Onyang'dan ayrıldı.그래서 그런 배웅을 받으면서 이 사람은 기차를 타고 온양을 떠나게 된 겁니다.

28O zamanlar Onyang'dan ayrıldığında yeni gelmiş bir genç kızın intihar ettiğini söylemişlerdi, değil mi?그 당시에 온양을 떠났을 때에 새로 나온 처녀가 자살을 했다고 그랬죠?

29Birkaç gün sonra o yeni gelen genç kızın intihar ettiğini söylüyorlar.몇 일 있으니까 그 새로 나오는 처녀 아가씨가 자살을 했다고 그래요.

30O genç kız 하나님'a inanmak için mi gelmişti, yoksa bu kişiyi görüp mü gelmişti?그 아가씨가 하나님을 믿으러 나온거야, 이 사람을 보고 나온거야?

31Bu kişiyi görüp gelmişti, değil mi?이 사람을 보고 나왔겠죠?

32Bu yüzden bu kişi ayrılınca intihar etti.그래서 이 사람이 떠나니까 자살을 하게 된 거예요.

33Kendini trenin önüne atıp vücudu paramparça olup, 이제 그대로, ölmüştü.기차에다 몸을 던져가지고 몸이 동강동강 나가지고, 이제 그대로, 죽고만 것이 올시다.

34Böyle bir olay da yaşanmıştı.그런 사건도 있었던 거에요.

35이제 그대로, bu kişi 단'da durmayıp, 이제 그대로, sadece 단'da durmakla kalmayıp, "Artık 안찰 almaya gerek yok" diyerek 영모님 안찰 yapmıyordu.이제 그대로, 이 사람이 단(壇)을 안 서고, 이제 그대로, 단에만 안 서는 것이 아니라, "이제는 안찰을 안 받아도 된다"고 하면서 안찰을 안 해주시는 것이에요. 영모님이.

36Bu yüzden bu kişi 안찰 almak için gittiğinde 안찰 yapılmayınca, çevredeki insanlar "Jo Jungwi bir 마귀 새끼 olmalı" diyerek bu kişiye 마귀 muamelesi yapıldığını söylemişlerdi, değil mi?그래서 이 사람이 안찰을 받으러 가면 안찰을 안 해주니까, 이제 주변에서 보는 사람들이 "조중위는 마귀 새끼인가 보다" 해서 이 사람이 마귀 취급을 받았다고 그랬죠?

37Bu yüzden o zamandan itibaren bu kişi 마귀 muamelesi görüp 신앙촌 içinde parmakla gösterilerek onlarca yıl yaşadığını söylemişlerdi, değil mi?그래서 그 당시부터 이 사람은 마귀 취급을 받고 그대로 신앙촌 안에서 손가락 질을 받으면서 수십년간 생활을 했다고 그랬죠?

38Bu yüzden Oman 제단'a ibadet etmeye çıktığında dışarı sürükleniyor, yakasından tutulup dışarı sürükleniyor, çam ağaçlarıyla dolu sık bir yere götürülüp köpek gibi dövülüyordu.그래서 오만제단에 예배보러 올라 가면 끌어내고, 멱살을 쥐고 끌어내다가 소나무가 많은 우거진 곳으로 끌고 가서 개패듯 했던 거에요.

39Çok dayak yediğini söylemişlerdi, değil mi?매를 많이 맞았다고 그랬죠?

40O zaman bu kişi doyasıya dayak yiyip, 이제 그대로, 신앙촌 ana kapısından çıkıp o çiftlik tarafını dolaşarak, 이제 그대로, Oman 제단 cephaneliğinin olduğu taraftan tekrar yukarı tırmanıyordu.그러면 이 사람이 매를 싫컷 다 맞고, 이제 그대로, 신앙촌 정문으로 나가서 그 농장쪽을 돌아서, 이제 그대로, 오만제단 탄약고 있는 쪽으로 해가지고 다시 기어 올라가는 겁니다.

41O zaman oradaki güvenlik görevlileri öylece taşlarla bu kişiye doğru fırlatıyorlardı.그러면 거기에 있는 그 경비 안내원들이 그냥 돌로다가 이 사람을 향해서 던지는 겁니다.

42O fırlatılan taşlara isabet ederse ölür mü, yaşar mı?그 던지는 돌에 맞으면 죽을까, 살까?

43Ölür, değil mi?죽는거죠?

44O taşlara isabet ederse ölecek olan, o yumruk büyüklüğündeki taşları bu kişinin yüzüne doğru fırlattıklarında göğsüne de isabet ediyor, kaval kemiğine de isabet ediyordu, böyle olaylar yaşandığını söylemişlerdi, değil mi?그 돌에 맞으면 죽는, 그 주먹만한 돌을 이 사람 얼굴을 향해서 던지면, 가슴도 맞고 정갱이도 맞고, 그런 일이 있었다고 그랬죠?

45Böyle bir durumda bu kişi tuvalette de ibadet ediyor, cephanelikte de ibadet ediyordu.그러한 가운데에, 이 사람은 변소에서도 예배를 보고, 탄약고에서도 예배를 봤던 겁니다.

46마귀 olduğu için 제단 içine girmesine izin verilmediğinden, bu kişi dışarıda o hoparlörden gelen sesleri dinleyerek soğuk kışta da ibadet ediyor, 이제 그대로, yazın da ibadet ediyordu.마귀라고 제단 안에 못 들어가게하니까, 이 사람은 밖에서 그 스피커 소리로 나오는 음성 소리만 듣고 추운 겨울에도 예배를 보고, 이제 그대로, 여름에도 예배를 보았던 겁니다.

47Yazın ibadet etmek kolaydı ama soğuk kışta dışarıda ibadet etmek kolay olur muydu, olmaz mıydı?여름에는 예배를 보기가 쉬웠지만 추운 겨울에는 바깥에서 예배 보기가 쉬울까, 안 쉬울까?

48Kolay değildi, değil mi?안 쉬웠던거죠,

49Yani bu kişiye 마귀 denince kimse ona bakan var mıydı?그러니깐 바로 이 사람을 마귀라고 하니까 누가 쳐다보는 사람 있었어요?

50Kimse ona bakan yoktu.누가 쳐다보는 사람 없었어요,

51Hatta bu kişiye 마귀 denince ailesi de bu kişiyi 마귀 olarak mı görmüştü, yoksa bu kişiyi lütuf sahibi olarak mı kabul etmişti?심지어 이 사람을 마귀라 하니까 가족들도 이 사람을, 이 사람을 마귀시 했을까, 이 사람을 이제 은혜자 취급을 했을까?

52마귀 olarak görmüşlerdi.마귀시했던 거에요.

53Bu yüzden tutunacak bir yeri yoktu.그런고로 발붙일 곳이 없었어요.

54Böyle bir durumda olunca ve lütuf bağlantısı güçlenince, giderek daha çok ve daha çok 하나님'ı derinden özlemeye başlar, giderek daha çok lütfu çeker mi, çekmez mi?이런 가운데 있으니까, 그러면서 은혜 연결이 강하게 되니까, 점점 더 점점 더 하나님을 고도로 사모하게 되고, 점점 더 은혜를 땡기게 될까, 안 땡기게 될까?

55Lütfu çeker, değil mi?은혜를 땡기게 되는 거죠?

56İşte bu, salih bir kişi yapma yöntemidir.그게 바로 의인 만드는 방법이야.

57하나님'ın salih bir kişi yapma yöntemi şudur: dünya bağlarını tamamen kopartıp yalnız bırakmak gerekir ki sadece 하나님'ı arasın ve 하나님'a yakarsın, bu yüzden doğal olarak 하나님'ın lütfunu çekmesi gerektiği için 하나님'ın lütfu muhafaza edilir mi, edilmez mi?하나님이 의인을 만드는 방법이 뭐냐하면, 세상줄을 완전히 끊게 만들어 가지고 고독하게 만들어야 하나님 만을 찾게 되고, 하나님에게 호소하게 되니까, 자연적으로 하나님의 은혜를 땡겨야 되니까, 하나님의 은혜가 간직이 될까, 안 될까?

58Muhafaza edilir, değil mi?간직이 되는 거죠?

59마귀 olduğu için kimse ona muhatap olmayınca, lütuf iyi muhafaza edilir. Anladınız mı?마귀라고 아무도 상대를 안 해주니까, 은혜가 간직이 잘 돼. 아시겠어요?

60Biri severse, biri nazik davranırsa, muhatap olunduğu için lütuf kaybedilir mi, kaybedilmez mi?!누가 사랑해 주고, 누가 친절히 해주면, 상대 해 주는 고로 은혜를 뺏겨, 안 뺏겨?!

61Lütuf kaybedilir, değil mi?!은혜를 뺏기죠?!

62Lütfu muhafaza etmesini sağlamak için 마귀 olarak görmüşlerdi. Anladınız mı?은혜를 간직하게끔 만들기 위해서 마귀시 했던 거에요. 아시겠어요?

63İşte bu yüzden 이긴자 oldu.그게 그래서 이긴자가 된거야.

64Aksi takdirde 이긴자 olamaz. Anladınız mı?그렇지 않으면 이긴자가 될 수가 없어. 아시겠어요?

65Bu yüzden, 이제 그대로, sizler de bu yola gidecekseniz yalnız bir yola gitmelisiniz; çok arkadaşı olan, onu anlayan çok insanı olan, onu seven çok insanı olan kişi salih bir kişi olur mu, olmaz mı?그래서, 이제 그대로, 여러분들도 이 길을 갈려면 고독한 길을 가야지, 친구가 많다든지, 알아주는 사람이 많다든지, 사랑해주는 사람이 많다든지 하는 사람은 그 사람이 의인이 될까, 안 될까?

66Asla salih bir kişi olamaz. Anladınız mı?의인이 절대 안 돼. 아시겠어요 ?

67Bu yüzden bu yol yalnız gidilen bir yoldur, iki kişi gidilen bir yol değildir. Ne demek istediğimi anladınız mı?그래서 이 길은 홀로 가는 길이지, 둘이 가는 길이 아니예요. 무슨 말인지 알겠어요?

68이제 그대로, bu yola yalnız ve tek başınıza gitmelisiniz; ailemi düşünürseniz, çocuklarımı düşünürseniz, 이제 그대로, akrabalarımı ve arkadaşlarımı düşünürseniz asla salih bir kişi olamazsınız. Anladınız mı?이제 그대로, 이 길은 홀로 외로이, 홀로 이 길을 가야지, 내 가족을 생각한다든지, 자식을 생각한다든지, 이제 그대로, 내 친척을 생각하고, 친구를 생각을 하면 절대로 의인이 될 수가 없어요. 아시겠어요?