연단 Bölüm 1

이긴자 olup 밀실'e girdi

1영모님 de, 이제 그대로, "Onar gün oruç tutmak kek yemek gibiydi, otuzar gün oruç tutmayı on dört kez yapmıştı," diye bir söz söylemişti, değil mi?그러면서 영모님이, 이제 그대로, "열흘씩 금식기도하는 건 떡 먹듯 했던 거야, 삼십 일씩 금식기도를 열네 번을 했던 거야"하는 말씀을 했죠?

2이제 그대로, 영모님 o sözü söylemeseydi, bu kişi o sözü söyler miydi?이제 그대로, 영모님이 그 말씀을 안 했다면, 이 사람이 그 말씀을 했을까?

3O sözü söylediği için bu kişi nihayet ağzını açıp konuşmuştu, değil mi?그 말씀을 하시기 때문에 비로소 이 사람이 입을 열고 말했던 거죠?

4O sözü 영모님 söylemeden önce bu kişi söyleseydi, bu övünmek olurdu, değil mi?그 말을 영모님께서 말씀하기 전에 이 사람이 말하면 자랑이 되는 거죠?

5Öyle olmasın diye, 이제 그대로, konuşmamıştı, ama 영모님 "Onar gün oruç tutmak kek yemek gibiydi, otuzar gün oruç tutmayı on dört kez yaptı, ve ancak ondan sonra bir 이긴자 oldu," demişti, değil mi?그럴까 봐, 이제 그대로, 말씀을 안 했는데, 영모님이 "열흘씩 금식기도를 하는 건 떡 먹듯 했고, 삼십 일씩 금식기도를 열네 번을 했다, 그리고서야 이긴자가 된 거야", 그랬죠?

6Bu kişi zaten bir 이긴자 olup 밀실'e girmişti, bir 이긴자 olarak. Anlıyor musunuz?이 사람이 이미 이긴자가 돼가지고 밀실에 들어간 거야, 이긴자가 되어가지고. 아시겠어요?

7이긴자 olmadan önce 밀실'e giremezdi.이긴자가 되기 전에는 밀실에 들어갈 수가 없었던 거예요.

8Çünkü 이긴자 olmazsa 밀실'de dayanabilir mi?왜 그러냐면 이긴자가 되지 않으면 밀실에서 견딜 수 있어요?

9Dayanamaz, dayanamaz.못 견뎌, 견딜 수가 없어요.

10이제 그대로, bir kadın insanı köpek gibi dövüyor, o dayağı yiyip orada kalacak biri var mı?이제 그대로, 여자분이 사람을 개패듯 두드려 패는데 그 매를 맞고 거기 있을 사람이 있어요?

11O dayağı yiyip orada kalacak kimse yok.그 매를 맞고 거기 있을 사람이 없어요.

12Her gün ter içinde ağır iş yaparken, ve ağır iş yaptıktan sonra dayak yiyince orada dayanacak biri var mı?매일같이 비지땀을 흘리면서 중노동을 하면서, 그리고 중노동을 하고 나서 매를 맞으니 거기서 견딜 자가 있어요?

13이긴자 olmazsa olmaz,이긴자 아니면 안 돼,

14이긴자 değilse dayanacak kimse yoktur. Anlıyor musunuz?이긴자가 아니면 견딜 자가 없어요. 아시겠어요?

15이제 그대로, hırsızlık yapmadığı halde, hırsızlık yaptı diye hırsız diye köpek gibi kovalanırken, orada dayanacak biri var mı?이제 그대로, 도둑질도 안 했는데, 도둑질했다고 막 도둑놈이라고 개몰이를 하는데, 거기 견딜 자 있어요?

16Dayanacak kimse yok, anlıyor musunuz?견딜 자 없어, 아시겠어요?

17'Ben'i yendiği için, bir 이긴자 olduğu için, tüm bu sınavları yenebildi, değil mi? Öyle değil mi?'나'를 이겼기 때문에, 이긴자가 됐기 때문에, 그런 시험을 다 이길 수가 있었던 거죠? 그래요, 안 그래요?

18이제 그대로, bu kişi hırsızlık yaptı diye bu kişiyi hırsızlıkla suçladıklarında, o zaman bu kişi "Ben hırsızlık yapmadım" diye kendini savundu, denmişti, değil mi?이제 그대로, 이 사람이 도둑질을 했다면서 이 사람을 도둑놈으로 몰았을 때에, 그때 이 사람이 "나는 도둑질을 안 했습니다"라고 변명을 했다고 그랬죠?

19Savunma yapsaydı, 'sebep ve mazeret suçu' bir tane daha eklenir miydi, eklenmez miydi?변명을 했으면 '이유변명죄'가 하나 더 붙어, 안 붙어?

20Bir tane daha eklenirse, o zaman yumruk tokat gelir miydi, gelmez miydi?하나 더 붙으면 그땐 주먹따귀가 날아와, 안 날아와?

21Yumruk tokat gelir. Anlıyor musunuz?주먹따귀가 날아와. 아시겠어요?

22Bu yüzden sebep ve mazeret gösterilemez.그렇기 때문에 이유와 변명을 댈 수가 없어.

23Ben hırsızlık yapmadım ama, 이제 그대로, 하나님 (해와이긴자) hırsız diyor, bu kişi şöyle düşünüyor:나는 도둑질 안 했지만, 이제 그대로, 도둑놈이라고 하나님(해와이긴자)이 그러시니까, 이 사람은 어떻게 생각하느냐면,

24"Böyle bir sınavı da yenmemi sağladığınız için teşekkür ederim." Kalbinden böyle dua ediyordu."이러한 시험도 이기게 해 주시니 감사합니다." 마음속으로 이렇게 기도를 했던 겁니다.

25Yani, 해와이긴자, "Ey hırsızın evladı, yüzünü bile görmek istemiyorum! Çık dışarı!" dedi.그러니까, 해와이긴자께서, "이 도둑놈의 새끼야, 꼴도 보기 싫어! 나가!"

26Böyle bir şeyi gördüğünüzde, bu kazanmaktır. Anlıyor musunuz?그런 걸 봤을 때 그건 이긴 거예요. 아시겠어요?

27Aksi takdirde döverler.그렇지 않으면 두들겨 팬다고.

28Dayak yememesi, kazanmak mı, kaybetmek mi?매질을 안 했다는 건, 이긴 거야, 진 거야?

29Kazanmak.이긴 거야.

30Bu, övgü anlamına gelmez.그렇다고 해서 칭찬을 하는 게 아니야.

31Övgü değil, "Ey hırsızın evladı, yüzünü bile görmek istemiyorum! Git! Çık dışarı!" diye bağırır.칭찬을 하는 게 아니고 "이 도둑놈의 새끼야, 꼴도 보기 싫다! 가라! 나가라!" 막 소리쳐.

32O zaman gururla çıkıp giderse 'böbürlenme 음란죄'sine yakalanacağı için, o zaman çağrılıp tekrar dayak yer mi, yemez mi?그때에 으시대고 나갔다간 '우쭐하는 음란죄'에 걸리기 때문에, 그러면 불려가지고 또 맞아, 안 맞아?

33Dayak yer, değil mi?얻어맞죠?

34Yani hırsız gibi kambur durarak çıkmak gerekir, yüzü kıpkırmızı, hırsız gibi kambur. Anlıyor musunuz?그러니까 도둑놈처럼 구부정하게 해가지고 나가야 돼, 얼굴이 빨개가지고, 구부정하게 도둑놈처럼. 아시겠어요?

35Ancak o zaman, 이제 그대로, 'ben'i yenmiş olur.그렇게 해야만, 이제 그대로, '나'를 이겼다가 되는 거야.

36'Ben' denen gurur, "Vay canına~, ben yine de toplumda patronluk yapmış, ortaokul ve lisede müdürlük yapmış birini böyle hırsız yerine koyup köpek gibi azarlıyorlar, dünyada böyle bir şey olabilir mi?" diye kusarcasına dışarı çıkarsa, bu yenilmiş mi, yenmiş mi demektir?'나'라는 자존심이, "이야~, 내가 그래도 사회에서 사장 노릇도 하고, 중고등학교 교장 노릇도 한 사람을 가지고 이렇게 도둑놈으로 몰고 개처럼 몰아대니, 세상에 이럴 수가 있을까"하고, 우욱! 하고 나오면 그건 진 거야, 이긴 거야?

37Bu yenilmiş demektir, değil mi?그건 진 거죠?

38Bu yüzden, 이제 그대로, "Böyle bir denemeyi yenmemi sağladığınız için teşekkür ederim" diye içinden dua etmişti.그래서, 이제 그대로, "이런 시험을 이기게 해 주시니 감사합니다"라고 마음속으로 기도를 했던 겁니다.

39"Ey hırsızın oğlu, seni görmeye tahammülüm yok, defol! Ey pislik!" dediklerinde, kambur bir şekilde, gerçekten bir hırsız gibi davranarak dışarı çıkmıştı."이 도둑놈의 새끼야, 꼴도 보기 싫어, 나가! 이 새끼야!" 하실 때에, 구부정하게 진짜 도둑놈처럼 해가지고 나갔던 겁니다.

40Böylece dışarı çıkınca, 해와이긴자 arkadan kıkır kıkır gülerek, arkasına dönüp bir baktığında gülüyordu.그러고 나가니까, 해와이긴자가 깔깔대고 뒤에서, 뒤로 싹 보니까 웃어요.

41해와이긴자'nın gülmesi iyi yendiği anlamına mı gelir, yenildiği anlamına mı gelir?해와이긴자가 웃는 건 잘 이겼다는 걸까, 졌다는 걸까?

42İyi yendi demektir, değil mi?잘 이긴 거죠?

43Başkaları baktığında ne gibi görürler?다른 사람이 볼 때는 뭐 같이 볼까?

44Hırsız gibi görürler, değil mi?도둑놈같이 보겠죠?

45Başkaları onu hep hırsız olarak görürken 하나님 bilir mi, bilmez mi?다른 사람들은 다 도둑놈으로 보는데 하나님만은 알까, 모를까?

46하나님 tarafından kabul edilse yeter, dünya insanları tarafından hırsız, köpek pisliği, aşağılık bir adam olarak görülse de fark etmez, değil mi?하나님한테 인정받으면 됐지, 세상 사람들한테 도둑놈 개똥상놈으로 보여도 상관이 없는 거죠?

47Bu nedenle, 이 사람 böyle denemeler içinde bile yendi mi, yenmedi mi?그런 고로 이 사람은 그런 시험 속에서도 이겼어요, 안 이겼어요?

48이긴자 olup da 밀실'e girmeden onu yenebilir mi?이긴자가 돼가지고 밀실에 들어가지 않고서야 그걸 이길 수 있을까?

49Yenemez. Anladınız mı?이길 수가 없어요. 아시겠어요?

50Bu yüzden, 이제 그대로, sizin gururunuz azıcık bile ortaya çıkarsa o zaten yenilmiş demektir. Anladınız mı?그래서 이제 그대로, 여러분의 자존심이 요만큼이라도 나오면 그건 벌써 진 거야. 아시겠어요?

51Gurur 마귀'dir.자존심이 마귀에요.

52마귀 tam da 'ben' bilincidir.마귀가 바로 '나'라는 의식이야.

53Bu yüzden gurur tırnak ucu kadar bile ortaya çıkarsa o zaten 마귀'ye yenilmiş demektir.그래서 자존심이 손톱만치라도 나오면 그건 벌써 마귀한테 졌다가 되는 거야.

54죽을 죄 işlemiş olursunuz.죽을 죄를 지은 거예요.

55마귀'ye yenilirsen ölür müsün, ölmez misin?마귀한테 지면 죽어, 안 죽어?

56Ölürsün. Anladınız mı?죽는 거야. 아시겠어요?

57Bu yüzden, 이제 그대로, 마귀'yi zaferden zafere koşarak yenmek suretiyle, bugün tüm dünyayı dilediği gibi yöneten bir 이긴자 haline gelmiş, değil mi? Öyle değil mi?그래서 이제 그대로, 마귀를 승승장구로 이김으로 말미암아, 오늘날 온 천하를 마음대로 주물럭거리는 그러한 이긴자가 되고 만 거죠? 그래요, 안 그래요?

58Bu yüzden bugün sizlere yenebileceğiniz 'çiğ lütfu'nu bahşediyor mu, bahşetmiyor mu?그래서 오늘날 여러분들에게 이길 수 있는 '이슬은혜'를 부어 줘, 안 부어 줘?

59Yenebileceğiniz çiğ lütfunu bahşederek, sizin ruhunuz günden güne hızla büyüyor mu, büyümüyor mu?이길 수 있는 이슬은혜를 부어 줘 가지고, 여러분들이 날로날로 그 영이 무럭무럭 자라고 있어, 안 자라고 있어?

60Büyüyor, değil mi?자라고 있는 거죠?

61O lütuf hızla büyüyüp bu ruh hızla gelişerek, sonunda 하나님'ın krallığı bu yeryüzünde inşa ediliyor mu, edilmiyor mu?무럭무럭 그 은혜가 자라고 이 영이 무럭무럭 자라서, 결국은 하나님의 나라가 이 땅 위에 건설돼, 건설 안 돼?

62İnşa ediliyor, değil mi?건설되고 있는 거죠?

63Bu nedenle, 이제 그대로, bu yol 'ben' ile mücadele etme yolu olduğu için, 'ben'i yenen bir yaşam sürülürse 영생 ve 하나님 olunur, 'ben' denen 마귀'ye yenilirse ölür mü, ölmez mi?그런 고로, 이제 그대로, 이 길은 '나'와 더불어 투쟁을 하는 길인 고로, '나'를 이기는 생활을 해야만 영생이요, 하나님이 되는 거지, '나'라고 하는 마귀한테 지면 죽을까, 안 죽을까?

64Ölürsün, anladınız mı?죽는 거야, 아시겠어요?

65Kendi inatçılığına göre yaşadığın hayatı artık tasfiye edip, 하나님'ın emrettiği gibi yaşayan bir hayata 180 derece değişmeli mi, değişmemeli mi?내 고집대로 살던 생활을 이제는 청산하고, 하나님이 시키는 대로만 사는 생활로 180도 바뀌어야 돼, 안 바뀌어야 돼?

66Değişirse 'ben'i yenebilir, değil mi? Öyle değil mi?바뀌어야 '나'를 이길 수가 있는 거죠? 그래요, 안 그래요?

67Ancak o zaman 'ben'i yenip, tüm dünyayı yenip, sonsuzluğa dek yaşayan 영생 cennetini bu yeryüzünde inşa etmiş oluruz. Anladınız mı?그래야만 '나'를 이기고, 온 천하를 이기고, 영원무궁토록 사는 영생의 하늘나라를 이 지구 땅 위에 건설하게 되는 것이에요. 아시겠어요?