자유율법 Bölüm 7

Gururu yok etmenin sırrı

1Sizler, bu 승리제단 ansızın, aniden ortaya çıkmış bir şey değil, anladınız mı?여러분들, 이 승리제단이 갑자기 아닌 밤중에 홍두깨 식으로 갑자기 나온 게 아니야, 아시겠어요?

2Bu en az binlerce yıl öncesinden kehanet edilmiş İş midir, bir gün aniden ortaya çıkan bir İş midir?이게 적어도 수천 년 전부터 예언된 역사야, 어느 날 갑자기 나온 역사야?

3Bu binlerce yıl öncesinden kehanet edilmiş İş'tir, anladınız mı?이건 수천 년 전부터 예언된 역사야, 아시겠어요?

4Cahil insanlara şımarık davranmamalarını söyleyin, anladınız mı?무식한 사람들 까불지 말라고 그래, 아시겠어요?

5Bu doğrudan binlerce yıl öncesinden Sosa topraklarında bu İş'i yapması için kehanet edilmiş mi, değil mi?이것이 바로 수천 년 전부터 소사 땅에서 이 역사(役事)를 하도록 예언이 되어 있어, 안 되어 있어?

6Kore'nin kehanet kitaplarında 500 yıl önce '시종간야소사지(始終艮也素砂地)' diye, başlangıcın da Sosa(素砂), bitişin de Sosa(素砂) olduğu kehanet edilmiş mi, değil mi?우리 한국의 예언서에는 500년 전에 '시종간야소사지(始終艮也素砂地)'라고 시작도 소사(素砂), 끝맺음도 소사(素砂)라고 예언이 되어 있어, 안 되어 있어?

7O 500 yıl önceki kehanet kitabı 격암유록'ta "'Soraesan ve Nogusan arasında 삼신 İş görür' sözü", 이제 그대로, 삼위일체 하나님'ın ruhunun 구세주'yu 연단 edip yetiştirdiği yerin doğrudan Soraesan ve Nogusan arası olduğu kehanet edilmiş mi, değil mi?그 500년 전 예언서 격암유록에 "소래산과 노구산 사이에서 삼신이 역할한다"는 말은, 이제 그대로, 삼위일체 하나님의 신이 구세주를 연단시켜서 키우는 장소가 바로 소래산과 노구산 사이라고 예언이 되어 있어, 안 되어 있어?

8Orası şimdi neresi?거기가 지금 어디냐?

9밀실'dir~밀실이야~

10밀실'den çıkmazsa sahtedir~밀실에서 안 나오면 가짜야~

11Gerçeği görüp de o gerçeği tanıyamayan, 마귀 새끼 olduğu için midir, 하나님'ın çocuğu olduğu için midir?진짜를 만나고도 그 진짜를 알아보지 못하는 건, 마귀 새끼인 고로 그래, 하나님 새끼인 고로 그래?

12마귀 새끼 olduğu içindir, 마귀 새끼. Anladınız mı?마귀 새끼인 고로 그래, 마귀 새끼. 아시겠어요?

13O 마귀 새끼, insanın içindeki 마귀 새끼, 구세주 hepsini yok edecek mi, yoksa öylece bırakacak mı?그 마귀 새끼는, 사람 속에 있는 마귀 새끼는 구세주가 모조리 멸망시킬까, 그냥 놔둘까?

14마귀 새끼'den bir tane bile kalmayacak. Anladınız mı?마귀 새끼는 한 마리도 남아나지 못해. 아시겠어요?

15Bu yüzden o 마귀 새끼'yi tamamen yok edip, biz insanlar hepimiz 하나님'ın çocukları olduğumuz için, 이제 그대로, insanları tamamen kurtarmak 하나님'ın isteği ve 하나님'ın sevgisi, değil mi? Doğru mu, değil mi~그래서 그 마귀 새끼는 모조리 멸망시키고, 우리 인간들은 다 하나님의 자식인 고로, 이제 그대로, 인간을 다 살리려고 하는 것이 하나님의 뜻이요, 하나님의 사랑이죠? 그래요, 안 그래요~

16Kötü adam diye cehenneme mi gönderecek?못된 놈이라고 지옥에 보낼까?

17Kötü adamı bile kurtarmak bu 하나님'ın isteğidir~ Anladınız mı?못된 놈도 살리려는 것이 이 하나님의 뜻이야~ 아시겠어요?

18Bu yüzden mademki 하나님'a borçlu kalacağız, 하나님'a zarar veren sözler söylemek veya, mademki 하나님'dan o faydayı göreceğiz, 하나님'a faydası olmayan bir davranışta bulunabilir miyiz?그런고로 기왕 하나님 신세를 질 바에는, 하나님에게 누가 되는 말을 한다든지, 기왕 하나님한테 그 혜택을 입을 바에는, 하나님에게 덕이 되지 못하는 행동을 할 수가 있을까?

19하나님'a zarar veren sözler söyleyebilir miyiz?하나님한테 누가 되는 말을 할 수 있어?

20Söyleyemeyiz~말할 수가 없어~

21Bir gün 하나님'ın lütfunu göreceğiz, şimdi de 하나님 sayesinde yaşıyoruz~언젠가는 하나님의 덕을 봐, 지금도 하나님 때문에 사는 거야~

22O yaşam nedir ki~그 생명이 뭐야~

23Kendi yaşamı 하나님'dır~ Anladınız mı?자기 생명이 하나님이야~ 아시겠어요?

24하나님'ın sevgisini alıyor, 하나님'ın o lütfunu her zaman görüp yaşarken, 이제 그대로, 하나님 hakkında zarar veren sözleri ağzıyla istediği gibi söylerse, o zaman o kişi neyin nesi? (Aptalın teki)하나님의 사랑을 받고 있고, 하나님의 그 은혜를 늘 입고 살고 있으면서, 이제 그대로, 하나님에 대하여 누가 되는 말을 입으로 마음대로 지껄이면, 그러면 그 사람은 구리구리 뭐야? (구리구리 멍텅구리)

25Düşüp de ne yapıyor?자빠져서 뭐야?

26Düşüp de tükürüyor~자빠져서 침 뱉는 거야~

27Düşüp de tükürürse nereye gider?자빠져서 침을 뱉으면 어디로 가?

28Tükürük kendi yüzüne düşer~ Anladınız mı?침이 자기 얼굴에 떨어져~ 아시겠어요?

29Açıkça bu kişi kendini terk etme sırrını öğretiyor, değil mi?분명히 이 사람이 나를 버리는 비결을 가르쳐 주고 있죠.

30Sizler, burada bu kişi dışında, kendini terk etme sırrını öğreten başka biri nerede var? Yoktur, anladınız mı?여러분들 여기 이 사람 말고, 나를 버리는 비결을 가르쳐 주는 사람이 다른 데 어디에 있어요? 없어요, 아시겠어요?

31'Kendini her zaman terk et' sözü yazılı olsa da, kendini terk etme sırrını öğreten biri var mı?나를 항상 버리라는 말씀은 써 있지만, 나를 버리는 비결을 가르쳐 준 사람이 있어요?

32Yoktur~없어~

33Bu dünya üzerinde yoktur~이 지구 땅 위에 없어~

34승리제단'a gelmeli, 구세주 doğrudan öğretir~ Öyle mi, değil mi?승리제단에 와야, 구세주가 바로 가르쳐 줘~ 그래, 안 그래?

35Kendini terk etme sırrı doğrudan, herkesi kendi bedenin gibi görüp, biri kötü söz söylese veya, biri küfretse veya, biri iftira atsa veya, biri yumrukla vursa, o zaman kendini terk etmek istersen, 이제 그대로, vuran kişinin yerine geç~ demiştik, değil mi?나를 버리는 비결은 바로 누구든지 내 몸처럼 여기고, 누가 기분 나쁜 말을 한다든지, 누가 욕을 한다든지, 누가 모함을 한다든지, 누가 주먹으로 때린다든지 할 때, 그때 나를 버리려면, 이제 그대로, 때리는 사람 입장에 서라~ 그랬죠?

36Vuran kişi nefret ettiği için mi vurdu, sevdiği için mi vurdu?때리는 사람이 미우니까 때렸을까, 예쁘니까 때렸을까?

37Nefret ettiği için vurduğu için, vuran kişinin yerine geçmek istersen, ben kendimden nefret etmeliyim mi, ben kendimi sevmeli miyim?미우니까 때린고로, 때리는 사람 입장에 서려면 내가 나를 미워해야 돼, 내가 나를 사랑해야 돼?

38Ben kendimden nefret edersem sinirlenmem. Anladınız mı?내가 나를 미워하면 화가 안 나. 아시겠어요?

39Bu kişi deneyimlediği için mi biliyor, bu kişi deneyimlemediği için mi biliyor?이 사람이 경험을 했으니까 알까, 이 사람이 경험을 못 해서 알까?

40Kendini öldürme sırrıdır. Anladınız mı?나를 죽이는 비결이야. 아시겠어요?

41Benliği yok etme sırrıdır.자존심을 없애는 비결이야.

42이제 그대로, karşıdaki küfrederse, 이제 그대로, ne kadar nefret ederse küfreder, 이제 그대로, senin sözün doğru. Ben kötü bir adamım. 이제 그대로, bu herife küfretme, biraz da vur~이제 그대로, 상대방이 욕을 하면, 이제 그대로, 얼마나 미우면 욕을 하느냐, 이제 그대로, 네 말이 맞다. 내가 나쁜 놈이다. 이제그대로, 이 놈을 욕하지 말고 좀 때려줘라~

43Kalbinde o kadar bir duygu yükselmeli, anladınız mı?마음속으로 그런 정도 마음이 올라와야 돼, 아시겠어요?

44O zaman o kişi öfkelenecek mi?그러면 그 사람이 혈기가 나올까?

45O kişi, hoşnutsuz bir duyguya kapılacak mı?그 사람, 못마땅한 마음이 나올까?

46Benlik ölür, anladınız mı?자존심이 죽는 거야, 아시겠어요?

47Benlik, kendini terk etme sırrı, kendini terk etme deneyimi olan kişi bilir, kendini terk etme deneyimi olmayan kişi bilmez~ Anladınız mı?자존심, 나를 버리는 비결은 나를 버려 본 경험이 있는 자나 아는 거지, 나를 버려 본 경험이 없는 사람은 모르는 거예요~ 아시겠어요?

48Bu sözü başka bir yerde başka birinden duyabilir misiniz?이 말씀을 어디 다른 데 가서 다른 누구한테서 들을 수 있어?

49Dua ederken bile ben dua edersem günah olur, 하나님 gelip 하나님'a dua etsin~기도할 때에도 내가 기도하면 죄가 되니까, 하나님이 오셔서 하나님에게 기도하여 주시옵소서~

50Müjdeyi yayarken bile ben müjdeyi yayarsam yayılmaz. Anladınız mı?전도할 때도 내가 전도하면 전도가 안 돼. 아시겠어요?

51"하나님 gelip, 하나님 müjdeyi yaysın" diye dua ederken, 하나님 müjdeyi yayan konumdan müjdeyi yayarsa etkili olur."하나님이 오셔서, 하나님이 전도를 해 주시옵소서"라고 기도를 하면서, 하나님이 전도를 해 주는 입장에서 하나님이 전도를 해 줘야 감동이 돼요.

52하나님 müjdeyi yayarsa karşıdakinin içindeki 마귀 ölecek mi, yaşayacak mı?하나님이 전도를 하게 되면 상대방 속에 있는 마귀가 죽을까, 살까?

53Karşıdakinin içindeki 마귀 ölüp sonunda o kişi etkilenip müjdeyi kabul edecek mi, etmeyecek mi?상대방 속에 있는 마귀가 죽어서 결국은 그 사람이 감동을 입어가지고 전도가 될까, 안 될까?

54Müjde kabul edilir. Anladınız mı?전도가 되는 거야. 아시겠어요?

55Ben bunu ilk kez mi söylüyorum?내가 이거 처음 얘기하는 거야?

56Başlangıçtan beri öğretilen bir şeydir, değil mi~초창기부터 가르쳐준 거죠~

57Karga eti mi yediğinizden (tamamen) unuttuğunuz için böylece bazen anlatıyorum. Anladınız mı?까마귀 고기를 먹었는지 (까맣게) 잊어버리기 때문에 가끔 얘기를 해 주는 거예요, 이렇게. 아시겠어요?

58Bunların hepsi benliği terk etme sırrıdır. Anladınız mı?이게 다 자존심을 버리는 비결이야. 아시겠어요?

59Bu yüzden 반대생활 yaptığını söylemiştim, değil mi?그래서 반대 생활을 했다고 그랬죠?

60Çalışmak istemediğinde çok çalıştı. Ayrıca bu kişi dinlenmek istediğinde sürekli daha fazla çalıştı. Öyle değil mi?일하기 싫으면 일을 열심히 했다. 또한 이 사람이 쉬고 싶은 생각이 나면 계속해서 일을 더 했다. 그랬죠?

61O zaman gurur ölür. 마귀 ölür. Günahı yok etmenin sırrı budur. Anladınız mı?그러면 자존심이 죽어. 마귀가 죽는 거야. 그게 죄를 없애는 비결이야. 아시겠어요?

62Bu kişi size bir şeyle övünmek için konuşmuyor.이 사람이 여러분한테 뭘 자랑하기 위해서 얘기하는 게 아니야.

63İşte bu, günahı ortadan kaldırmanın, 마귀'yi öldürmenin, 영생'i kazanmanın sırrıdır.그게 바로 죄를 제거하는 비결, 마귀를 죽이는 비결, 영생을 얻는 비결이야.

64İşte bu, 하나님 olmanın sırrıdır, anladınız mı?그게 하나님이 되는 비결이야, 아시겠어요?

65Bunu nerede duyacaksınız, sizler? Öyle değil mi?이걸 어디 가서 듣겠어요, 여러분. 그래요, 안 그래요?

66Gökteki yıldızları toplasanız toplarsınız da, böyle bir sözü başka hiçbir yerde duyamazsınız. Öyle değil mi?하늘의 별을 따면 땄지~ 이런 말씀을 어디 가서 못 듣는 거야. 그래, 안 그래?