생미륵불 Bölüm 6

생미륵불 ortaya çıkarsa canınız pahasına onu koruyun

1Bu yüzden, bu dünyadaki her şeyde 마귀 tanrısı ve 하나님 tanrısının bir arada var olduğunu söylemiştik, değil mi?그래서 바로 이 세상 만물이 다 마귀 신과 하나님의 신이 병존하고 있다고 그랬죠?

2Bu yüzden, maddenin kendisinin tanrı olduğunu söylemiştik, değil mi?그래서 그것이 바로 물질이 다, 물질 자체가 신이라고 그랬죠?

3Bu yüzden, madde kendisi tanrı olduğu için, bu dünyada sadece insanlar değil, maddenin kendisi de tanrıdır, demiştik, değil mi?그래서 물질 자체가 신인고로, 이 세상 인간만 신이 아니라, 물질 자체도 신이라고 그랬죠?

4Bu yüzden, bu kişi 밀실'de 이긴자 olduğunu söyleyerek dağa gittiğinde, dağdaki ağaçların, bu kalın ağaçların eğilerek secde ettiğini söylemiştik, değil mi?그래서 이 사람이 밀실에서 이긴자가 되었다고 해서 이 사람이 산에 갔을 때 ,산에 있는 나무가 이런 굵은 나무가 허리를 꾸부려서 절을 했다 그랬죠?

5Bu yüzden, rüzgar bile esmezken, rüzgar esse bile, o kadar eğilirse kırılır, değil mi? Kırılmaz mı?그래서 바람도 안 부는데, 바람이 불었다 해도 그렇게 꾸부리면 부러져, 안 부러져?

6Kırılırken, ağacın esnek bir şekilde eğilip tekrar doğrulması kesinlikle tanrısal bir uyumdur, bir ağaç olarak böyle eğilip tekrar açılabilir mi?부러지는데, 나무가 유연하게 꾸부렸다가 도로 서는 것은 이거는 분명히 이것은 신의 조화지, 나무로서는 이렇게 꾸부렸다가 펼 수가 있어요?

7Eğilip tekrar açılamaz, değil mi?꾸부렸다가 펼 수 없죠~

8Bu yüzden size böyle şeyler anlattım, değil mi?그래서 그런 말을 여러분들한테 간증했었죠?

9Bu kişi anlattığında tek bir kişi bile inanmamıştı.이 사람이 간증했을 때 한 사람도 믿은 사람이 없었어요.

10Ancak Budist kutsal yazılarında öyle bir söz yazılıdır.그러나 불경에 가 그런 말이 쓰여 있어요.

11Budist kutsal yazılarında, 이제 그대로, "생미륵불 ortaya çıktığında tüm ağaçlar, otlar ve her şey secde eder ve dans eder" diye bir söz o Budist kutsal yazılarında yazılıdır, değil mi?불경에, 이제 그대로, "생미륵불이 나타나면 모든 나무나 풀이나 만물이 다 절을 하고 춤을 춘다"라고 하는 말씀이 그 불경에 쓰여 있죠?

12Yani bu kişinin söylediği şey, "Ah! Bu doğru bir sözmüş" ancak o zaman inanılır, değil mi?그러니까 이 사람이 하는 말이, "아! 그게 맞는 말이구나" 그때야 믿어지는 거죠?

13Budist kutsal yazılarında yazılı olmasaydı, bu kişi yalancı olacaktı.불경에 가 안 쓰여 있었다면 이거 거짓말쟁이 될 뻔했어.

14Bu kişi ne söylerse söylesin, yalan olarak kabul edilirse yapacak bir şey yok, demokratik bir toplumda birçok kişi kabul etmezse biter, değil mi?이 사람이 암만 무슨 소리를 해도 거짓말로 인정하면 별수 없지, 뭐, 민주주의 사회에서 많은 사람이 인정 안 하면 그만이지 뭐, 그렇죠?

15Bu 마귀'ler, bu dünyadaki birçok insan 마귀'nin esiri olmuşken, o insanlar hepsi beğenirse, o gerçek haline gelir.이 마귀들이, 이 세상 많은 사람이 다 마귀의 포로가 되어 있는데, 그 사람들이 전부 다 좋아하면 그게 진리가 되어버려요.

16Bu yüzden bu dünya 마귀'dir, 마귀 dünyasıdır. Anladınız mı?그래서 이 세상이 마귀예요, 마귀 세상이에요. 아시겠어요?

17Bu yüzden Sakyamuni ne demişti biliyor musunuz? "생미륵불 ortaya çıktığında canınızı ortaya koyarak onu koruyun" demişti.그래서 그 석가모니가 말하기를 뭐라고 말했냐 하면, "생미륵불이 나타나면 너희는 생명을 걸고 보호해라" 그랬어요.

18Neden mi? Çünkü 생미륵불 ortaya çıktığında, bu dünya 마구니'nin dünyası olduğu için, bu 마구니'ler 생미륵불'u öldürmeye çalışır, bu yüzden 생미륵불'u canınızı ortaya koyarak koruyun demişti.왜 그러느냐 하면 생미륵불이 나타나면, 이 세상은 마구니의 세상인 고로, 이 마구니들이 생미륵불을 죽이려고 한다, 그러니까 생미륵불을, 생명을 걸고 보호하라고 그랬어요.

19Bu kişi hapishaneye girip çıktı, değil mi?이 사람이 옥중에 들어갔다가 왔죠?

20Hapishaneye güzel görünmek için mi girip çıktı?옥중에 뭐 보기 좋게 하느라고 거기 들어갔다가 왔어요?

21마구니'ler bu kişiyi öldürmek için oraya koydular, öldürmek için.마구니들이 이 사람을 죽이려고 거기 집어넣은 거예요, 죽일려고.

22Bu yüzden cinayet suçu yüklenirse, idam cezası verilip iple boğularak öldürülebilir. Bu idam infazıdır.그래서 살인죄를 뒤집어씌워야 사형 선고를 해서 이제 끈으로 목을 매서 죽일 수가 있어요. 그게 사형 집행이에요.

23Bu yüzden Seul Gözaltı Merkezine gittiğimde, o mahkumları öldüren bir idam infaz yeri var.그래서 그 서울 구치소에 가니까 사형 집행장이 그 죄수들을 죽이는 사형 집행장이 있어요.

24İdam infaz yeri hemen sağlık biriminin yanında.사형 집행장이 바로 의무과 바로 옆에 있어요.

25Bu yüzden bu kişi idam infaz yerine gidip baktığında, bazen insanlar, idam cezası almış kişileri infaz ediyorlar ve oraya giden herkes ceset olarak çıkıyor.그래서 이 사람이 사형 집행장에 가서 보니까, 가끔 사람들이, 사형 선고를 받은 사람들을 사형 집행하는데, 거기만 갔다 하면 시체가 되어서 나오는 거예요.

26Ceset olarak çıkarken, gerçekten bu kişinin orada hissettiği şey şuydu: "Neden yaşayan bir insanı öldürüyorlar?"시체가 되어서 나오는데 참말로 이 사람이 거기서 느낀 점이 뭐냐 하면, "왜 살아 있는 생사람을 죽일까?"

27O kişi anlık bir hata yapıp birini öldürmüş olsa bile, yaşayan bir insanı öldürmemeli. Öyle değil mi? Değil mi?기왕 그 사람이 이제 순간적인 잘못을 해서 사람을 죽였다손 치더라도, 산 사람은 죽이지를 말아야지. 그래요, 안 그래요?

28Yaşayan bir insanı, birini öldürdü diye öldürürsen, sonunda sadece insanlar azalır. Öyle değil mi? Değil mi?살아 있는 사람을 사람 죽였다고 해서 죽이면, 결국은 사람만 자꾸 없어지는 거지. 그래요, 안 그래요.

29Bu yüzden idam infazının olmadığı ülkeler, yani gelişmiş ülkeler olarak adlandırılan ülkelerde idam infazı yoktur.그래서 이 사형 집행이 없는 나라들이, 바로 선진국이라고 하는 나라에서는 사형 집행이 없어요.

30Sadece ilkel ülkelerde idam infazı vardır.미개한 나라만 사형 집행이 있어요.

31İlkel ülke, insan hayatını hafife alan ülke.미개한 나라, 사람의 생명을 우습게 여기는 나라.

32İnsan hayatını değerli sayan gelişmiş ülkelerde idam infaz sistemi yoktur.사람의 생명을 귀중하게 여기는 선진국에서는 사형 집행 제도가 없어요.

33Bu yüzden aslında bu kişiyi öldürmeye çalışmışlardı.그래서 사실은 이 사람을 죽이려고 했던 거예요.

34Bu yüzden ilk başta 탁명환, Odayang olayı gibi, 승리제단 denen yer de Odayang gibi bir örgüttür, yani bu 승리제단 denen yer, cemaat üyelerini topluca öldürüp toprağa gizlice gömen bir yerdir diyerek bu kişiyi şikayet etmişti.그래서 처음에 탁명환이가 오대양 사건과 같이 승리제단이라는 곳은 바로 오대양과 같은 그러한 단체다, 그러니까 이 승리제단이라는 데는 교인들을 무더기로 죽여서 땅에다가 암매장하는 곳이라고, 이렇게 해서 고소를 했던거에요. 이 사람을.

35Yani bu kişi gidip sorgulandığında, kimseyi öldürmediğini ne kadar söylese de bu kişinin sözünü dinlemiyorlar bile.그러니까 이 사람이 가서 조사받을 때, 사람 죽인 사실이 없다고 아무리 얘기를 해도 이 사람 얘기를 듣지도 않아요.

36Dinlemeden, üstünü kapatıp sırıtırken, bu kişiyi birçok insanı öldürmüş biri olarak kabul ediyorlar.듣지 않고 덮어 놓고 빙글빙글 웃으면서 이 사람이 사람을 많이 죽인 사람으로 인정을 하는 거에요.

37Ama 탁명환, bu kişi tutuklandıktan yaklaşık yirmi gün sonra öldü, değil mi?그런데 이제 탁명환이가 이 사람이 구속된지 한 이십 일 있다가 죽었죠?

38Ölünce ne dediler biliyor musunuz? 영생교 lideri 조희성'un cemaat üyelerine gizli emir vererek 탁명환'ı öldürdüğünü gazete ve televizyonlarda geniş çapta haber yaptılar.죽으니까 뭐라고 하느냐 하면, 영생교 교주 조희성이가 교인들한테 밀령을 내려서 탁명환이를 죽였다고 신문 테레비에서 대대적으로 보도를 하는 거예요.

39Yani bu dünyadaki insanlar o söze inanıp cinayet şebekesi olarak biliyorlardı, değil mi?그러니까 이 세상 사람들이 그 말만 믿고 살인 집단으로 알고 있었던 거죠?

40Bu yüzden 승리제단'ı hala cinayet şebekesi olarak biliyorlar, burayı doğrudan cinayet şebekesi olarak.그래서 승리제단을 아직도 살인 집단으로 알아요, 여기가 바로 살인 집단으로.

41Bu yüzden 탁명환'ı da 영생교'nun öldürdüğünü, bu şekilde televizyonlarda yaygara yapıp gazetelerde de çıktı, değil mi?그래서 탁명환이도 영생교에서 죽였다고, 이와 같이 막 방송에서 떠들고 신문에도 막 나고 그랬던 거죠?

42Ama, 이제 그대로, 탁명환'ı öldüren suçlu yaklaşık bir ay içinde yakalandı.그런데, 이제 그대로, 탁명환이를 죽인 범인이 약 한 달 만에 잡혔어요.

43O suçlu kimdi biliyor musunuz? Buradaki Oryu-dong'da bulunan 대성교회, 대성교회'nin Papaz Park'ın şoförü 임홍천.그 범인이 바로 누구냐 하면 여기 오류동에 있는 대성교회, 대성교회 박 목사의 운전사 임홍천이에요.

44임홍천, 탁명환'ı nasıl öldürdü biliyor musunuz? Ben bunu bizzat kendisinden duydum. Başka birinden duymadım.그 임홍천이가 탁명환이를 어떻게 죽였냐 하면, 나는 그 본인한테 얘기를 들었어요. 딴 사람한테 얘기 안 들었어요.

45Kendisinden dinlediğimde şöyle dedi: Bir demir sopa varmış ama o demir sopayı öylece götürürse herkes anlayacakmış, demir sopayı saklayarak götürmek istediği için kağıda sarması gerektiği için, tesadüfen kağıda sararken 대성교회'nin takvim kağıdını kullanarak sarmış ve götürmüş.본인한테 얘기를 들었는데 뭐라고 하느냐 하면 바로, 쇠 방망이가 있는데 그 쇠 방망이를 그냥 들고 가면 다 알게 되니까, 쇠 방망이를 감춰서 가져 갈래니까, 종이로 싸야 하기 때문에, 하필 종이로 싼다는 게 대성교회 달력 종이를 가지고 싸가지고 갔어요.

46İnsanlar bu kadar aptal.사람이 이렇게 멍청해요.

47Takvimi sardığı kağıdı çıkarıp soyduktan sonra, 탁명환 kendi evinin önünde zili çalıp birinin çıkmasını beklerken, kapıya bakarken arkadan ensesine o demir sopayla vurmuş.그리고 달력을 싼 종이를 갖다가 그걸 떼서 벗겨 가지고서 탁명환이가 자기 집 앞에서 벨을 누르고 사람이 나올 때까지 기다리고 있는 동안에, 문을 바라보고 있는 동안에 뒤에서 뒤통수를 그 쇠 방망이로 갈긴 거예요.

48Vurunca o 탁명환 sıçrayıp kaçtı mı, yoksa düştü mü?갈기니까 그 탁명환이가 펄쩍 뛰고 도망갔을까, 쓰러졌을까?

49Demir sopayla kafasına vurduğuna göre bilincini kaybetmiştir herhalde, değil mi?쇠 방망이로 머리통을 갈겼으니 뭐 정신을 잃었겠죠. 그렇죠?

50Bu yüzden bilincini kaybedip düşünce, o 탁명환 düşmüş haldeyken, bu 임홍천 denen kişi deniz piyadesi kökenli.그래서 정신을 잃고 쓰러지니까, 그 탁명환이가 쓰러져 있는 동안에, 이 임홍천이라는 사람은 해병대 출신이에요.

51Deniz piyadesi kökenli olanlar bilir ama insan öldürme yöntemlerini öğretirler.해병대 출신은 다 알지만 사람 죽이는 방법을 가르쳐 줘요.

52Düşmanı nasıl öldüreceklerini, sessizce, silah atmadan öldürmek gerekir ki dost kuvvetlerin yeri tespit edilmesin, değil mi?적군을 어떻게 하면 죽인다는 거를, 소리 없이 총을 안 쏘고 죽여야 그래야 아군의 위치가 발각 안되거든요?

53Bu yüzden bıçakla insan öldürme yöntemlerini öğretirler.그래서 칼로다가 사람 죽이는 방법을 가르쳐 줘요.

54Bu yüzden boğazını bıçaklayarak atardamarını kesmiş.그래서 이제 목을 찔러서 동맥을 끊은 거예요.

55Boğazını bıçaklayıp atardamarını kesince o an ölür, değil mi? O kurtulamaz.목을 찔러가지고 동맥을 끊으니까 그건 즉사하죠. 그거는 살 수가 없는 거예요.

56Bu yüzden oğlu kapıyı açmak için çıkıp baktığında, babasının zaten kanlar içinde yatmakta olduğunu görünce, babasını kucaklayıp hemen hastaneye koşmuş.그래서 그 아들이 문을 열어 주려고 나와서 보니까, 이미 아버지가 막 피를 흘리면서 쓰러져 있으니까, 그 아버지를 둘러메고 그냥 병원으로 뛰어갔어요.

57Hastaneye gidip baktığında ne oldu biliyor musunuz?이제 병원에 가서 보니까 어떻게 되었냐 하면 ...

58O... 임홍천 denen kişi deniz piyadesi kökenli değil, paraşütçü birliğinden. Paraşütçü birliği.바로 그 ... 임홍천이라는 사람이 해병대 출신이 아니고, 공수부대 출신이에요. 공수부대.

59Paraşütçü birliği kökenli olanlara genellikle insan öldürme yöntemlerini öğretirler orada.공수부대 출신은 대개 사람 죽이는 방법을 가르쳐 줘요. 거기가.

60Bu yüzden bu paraşütçü birliği kökenli olduğu için, o 임홍천, 탁명환'ı tek darbede öldürmüş.그렇기 때문에 이 공수부대 출신인 고로, 그 임홍천이가 탁명환이를 단숨에 죽여 버린 거예요.

61Neden böyle öldürdü biliyor musunuz? 탁명환, 대성교회 papazı Papaz Park'tan sürekli para istiyormuş.왜 그렇게 죽이게 되었냐 하면요, 대성교회 목사 박 목사한테 탁명환이가 만날 돈을 달라고 그랬어요.

62Para isteyince bu Papaz Park parayı vermemiş.돈을 달라고 하니까 이 박 목사가 이 돈을 안 준 거예요.

63Para vermeyince, 대성교회 papazı Papaz Park'ın sapkın olduğunu söyleyerek, o 탁명환'ın çıkardığı bir dini dergi var.돈을 안 주게 되니까, 대성교회 목사 박 목사는 이단이라 하고서 그 탁명환이가 만든 종교 잡지가 있어요.

64O dini dergiye sürekli sapkın diye yazınca, 대성교회 cemaat üyeleri başta olmak üzere herkes 탁명환'a diş bilemiştir, değil mi? Öyle değil mi? Değil mi?그 종교 잡지에다가 이단이라고 만날 내니까, 대성교회 교인들을 비롯해 전부가 다 탁명환이한테 이를 갈았겠죠? 그랬어요, 안 그랬어요?

65Öyledir, değil mi?그랬겠죠?

66Bu yüzden öldürmek için fırsat kollarken, yani ne zaman öldüreceklerini düşünürken, 탁명환'ın "영생교 sapkındır. 영생교 cinayet şebekesidir." diye propaganda yapıp televizyonlarda yaygara yaptığı zamandı.그래서 이제 죽일 틈을, 이제 어느 때에 죽이느냐 하는 이러한 것을 노리고 있었을 때, 탁명환이가 막 "영생교는 이단이다. 영생교는 살인 집단이다."라고 막 선전하고 막 방송에다 막 떠들고 그럴 때예요.

67Böylece yaygara yapıp yayın yaptıktan sonra kendi evine giderken başına o olay gelmiş.그러고 막 떠들고 방송을 하고 그러고 자기 집에 갈 때에 그렇게 변을 당했어요.

68Yani o zaman 탁명환'ı öldürmek, 영생교'nun öldürdüğü şeklinde algılanacaktı.그러니까 그때 탁명환이를 죽여야 영생교에서 죽인 걸로 인식이 되거든요.

69영생교 승리제단 tarafından öldürüldüğü şeklinde, sizler, 영생교 영생교 diyorsunuz ama bu savcının uydurduğu bir isim.영생교 승리제단에서 죽인 걸로, 여러분들, 영생교 영생교 하는데, 이건 검사가 만든 이름이에요.

70Biz 영생교 muyuz?우리가 영생교예요?

71승리제단'ız.승리제단이죠.

72영생교 demeyin. O ismi savcı koydu.영생교라고 하지 마라. 검사가 이름 지은 거예요 그게.

73Bu yüzden 영생교 영생교 dendi ama aslında biz 승리제단'ız.그래서 영생교 영생교 했는데 사실은 우리가 승리제단이에요.

74Bu yüzden bu 탁명환 böyle bir olayla ölmüşken, eğer 탁명환 ölmeseydi, ben sağ çıkamazdım. Anladınız mı?그래서 이 탁명환이가 그렇게 변을 당해서 죽었는데, 만약에 탁명환이가 안 죽었으면요, 나는 살아서 못 나왔어요. 아시겠어요?

75Yani bu 탁명환'ın neden öldüğünü biliyor musunuz?그러니까 이 탁명환이가 왜 죽은 줄 아세요?

76Vahiy 11. bölüm 5. ayet ve sonrasını okursanız ne yazıyor biliyor musunuz? "Zeytin ağacına zarar veren herkes öldürülecektir." Böyle bir söz yazılıdır, anladınız mı?묵시록 11장 5절 이하를 읽으면 무슨 말씀이 쓰여 있냐면, "감람나무를 해하는 자마다 죽임을 당하리라." 그런 말씀이 쓰여 있어요, 아시겠어요?

77O 고봉주 da beni şikayet edip kısa süre sonra öldü, değil mi?그 고봉주도 날 고소해서 얼마 안 가서 죽었죠?

78Bu kişiye zarar veren herkes ölecektir.이 사람을 해치는 사람은 전부 죽게 되어 있어요.

79Hayatta kalamazlar.살아 남을 수가 없어요.

80Neden mi? Çünkü bu kişi, 이슬성신'i indiren kişi zeytin ağacıdır. Anladınız mı?왜 그러느냐 하면 이 사람이, 이슬성신을 내리는 사람이 감람나무에요. 아시겠어요?

81이슬성신'i indiren kişinin zeytin ağacı olduğu Hoşea 14. bölüm 5. ayet ve sonrasını baştan sona okursanız çıkar.이슬성신을 내리는 사람이 감람나무라는 게 호세아서 14장 5절 이하를 주욱 읽으면 나와요.