Wonsan'dan Kaçış
1Böylece, böyle de ölse öyle de ölse fark etmediği için, bu tek nöbetçiyi ortadan kaldırırsa kaçabileceği aklına geldiği için;그래서, 이래 죽으나 저래 죽으나 마찬가지니까 이 보초 한 놈만 해치우면 도망갈 수 있겠다는 생각이 나는 고로;
2bu kişi eskiden de şimdi de, 이제 그대로, bir kez karar verip bunun böyle yapılması gerektiğine kesin olarak hükmettiğinde, ondan sonraki kararı ölümüne bir karar verir.이 사람은 옛날이나 지금이나, 이제 그대로, 한 번 판단으로 이것이 이렇게 해야만 한다고 판단이 딱 서면 그다음에 결단은 결사적인 결단을 내려요.
3Ölümüne bir karar verip aynen o Halk Ordusu nöbetçisini ortadan kaldırıp oradan kaçarsa yaşayacaktı.결사적인 결단을 내려가지고 그대로 그 인민군 보초를 해치우고 거기서 도망만 가면 산다.
4Böyle de ölse öyle de ölse, kaçarken de ölse, burada çalışırken de ölse fark etmediği için, 이제 그대로, 'Kaçarken ölelim.' diye düşünüp Halk Ordusu askerinin o uzun tüfeğine ayağıyla tekme attığını söylemişti, değil mi?이래 죽으나 저래 죽으나 도망가다가 죽으나, 여기서 일을 하다가 죽으나 마찬가지니까, 이제 그대로, 도망가다가 죽자. 해 가지고서 이제 인민군의 그 긴 총을 발길로 질렀다고 그랬죠?
5Bu kişi tüm gücüyle tekme attı ama, tüfek tam cepheden vurunca öylece geriye doğru düşüp, o Halk Ordusu nöbetçisi köpükler saçınca, bu kişi güneye güneye kaçtığını sanarak gitti ama, nereye kaçtığını söylemişti?이 사람이 사력을 다해서 발길로 질렀는데, 총이 정면을 꽝 때리니까 그냥 뒤로 벌렁 자빠져 가지고, 그 인민군 보초가 개 거품을 흘리니까, 이 사람은 남쪽으로 남쪽으로 도망간다고 갔는데, 어디로 도망갔다고 그랬어?
6Kuzeye kaçtı.북쪽으로 도망갔어.
7Böylece kuzeye kaçıp o kadar çok aç kaldığı için, buranın güneye, çok daha güneye indiğini düşünerek bir sivil eve indi;그래서 북쪽으로 도망가 가지고 너무너무 배가 고픈 고로, 여기가 남쪽 훨씬 남쪽으로 많이 내려왔겠다 생각하고 민가 집을 내려가서;
8이제 그대로, sivil evin mutfağına girerse biraz pirinç olur mu diye tencereyi açıp dolabı açıp baksa bile bir tane pirinç tanesi olduğunu mu söyledi, olmadığını mı söyledi?이제 그대로, 민가의 부엌에 들어가면 밥이 좀 있을까 하고 솥을 열어보고 찬장을 열어봐도 밥 한 톨이 있다고 했어, 없다고 했어?
9Olmadığını söyledi, değil mi?없다고 했죠?
10Böylece artık hiçbir şey olmadığı için arkasını dönüp bakınca Kuzey Kore'nin içişleri görevlileri, yani polisler, değil mi?그래서 이제 아무것도 없어가지고 뒤로 돌아서서 보니까 이북의 내무소원들이 경찰관들이죠?
11İçişleri görevlileri masmavi giysiler içinde, tüfeklerine süngüleri takmış, bana doğru nişan alıyorlardı.내무소원들이 시퍼렇게 옷을 입고 총에다가 칼을 전부 꽂고 나한테 대고 겨냥하는 거야.
12"Eller yukarı!""손들어!"
13Böylece çaresizce bu kişi ellerini kaldırıp yakalandığını söylemişti, değil mi?그래서 할 수 없이 이 사람이 손을 들어서 붙들렸다고 그랬죠?
14Yakalanıp gece boyunca, 이제 그대로, soyularak bu kişinin burnuna biber tozu suyu, suya biber tozu karıştırıp burnuna, çaydanlıkla sürekli döktüler ama, sevgili cemaat, bunu yaşamamış biri bilebilir mi?붙들려 가지고 밤새도록, 이제 그대로, 벌거벗겨 가지고 이 사람의 코에다가 고춧가루 물을, 물에다가 고춧가루를 타가지고 코에다가 주전자에다가 계속 붓는데, 여러분들 이건 당해본 사람이 아니면 알 수 있을까?
15O Kuzey Kore biberleri daha acıymış gibi geliyor. O zaman yaşadığımda. Çok zorlandım.그 이북의 고추는 더 매운 것 같아. 그때 당해보니까. 아주 혼났어요.
16Böylece biber tozunu suya karıştırıp bu burnuna soktular, sonra da deriden yapılmış bir kırbaçla şak şak vuruyorlardı ama, gerçekten sopayla vurulmaktan daha mı çok acır, daha mı az acır?그래서 이제 고춧가루를 물에 타가지고 이 코에다가 집어넣고, 그다음엔 가죽으로 만든 가죽채로다가 쫙쫙 때리는데, 참말로 몽둥이로 맞는 것보다 더 아플까, 덜 아플까?
17Daha çok acır, değil mi?더 아프겠죠?
18Gece boyunca işkence gördü.밤새도록 고문을 당했어요.
19Yani vuran kişi ter içinde kalıp yorulduğu için nöbet değişimi yapacak kadar yoruluyordu.그러니까 때리는 사람이 땀을 줄줄 흘리고 힘이 들어가지고 교대할 정도예요.
20Nöbet değişimi yapıp bu kişiyi dövdüler.교대해 가지고 이 사람을 때렸어요.
21Bu kişi gece boyunca böyle bir dayak yedi.그런 매를 이 사람이 밤새도록 맞았어요.
22Eğer bu kişi eskiden o dayak yemiş vücuduna sahip olsaydı, şimdiye kadar kronik bir hastalığa yakalanır mıydı, yakalanmaz mıydı?만약에 이 사람이 옛날에 그 매맞은 몸이라면 지금쯤은 골병 들었을까, 골병 안 들었을까?
23Kronik bir hastalığa yakalanırdı, değil mi?골병들었겠죠?
24Eski 조희성'un vücudu olsaydı, kronik bir hastalığa yakalanıp şimdi yaşayabilir miydi?옛날의 조희성의 몸 같으면 골병 들어서 지금 살 수 있을까?
25Kronik bir hastalığa yakalanıp çoktan ölmüştü.골병 들어서 벌써 죽었어요.
26Ancak, 이제 그대로, bu kişi dua hayatı yaşarken, eski insanın kanı tamamen idrar yoluyla dışarı atılırken, yeni kan ve yeni bir vücutla oluştu mu, oluşmadı mı?그러나, 이제 그대로, 이 사람이 기도 생활하면서 완전히 옛 사람의 피가 소변으로 다 빠져나가면서, 새 피와 새 몸으로 이루어졌어, 안 이루어졌어?
27Oluştuğu için şimdi, 이제 그대로, her gün uçağa binip özel arabasıyla Yeokgok'ta ibadet edip yerel 제단'lara ibadet etmeye gidiyor mu, gitmiyor mu?이루어진 고로 지금은, 이제 그대로, 매일같이 비행기를 타고 자가용을 타고 역곡에서 예배를 보고 지방 제단을 예배 보러 다녀, 안 다녀?
28Böylece, 이제 그대로, havaalanında insanlar şöyle diyor: 'Başkan'ın vücudu demirden yapılmış. Bu nasıl oluyor, her gün?' O insanlar böyle diyor.그래서, 이제 그대로, 비행장에서 사람들이 뭐라고 하냐면 회장님은 몸이 철로 만들어졌어. 이거 어떻게 된 거야, 매일같이. 그 사람들이 그래요.
29Her gün uçağa binip araba kullanan biri var mı bu dünyada?그건 매일같이 비행기를 타고 차를 타고 다니는 사람이 이 세상에 있어요?
30Yok, değil mi?없죠?
31Bu kişinin yaşına bakılırsa şimdi 60. yaşını geçmiş, 이제 그대로, 92 yılı olduğu için şimdi 62 yaşında, değil mi?이 사람 나이로 보면 지금 환갑이 지나서, 이제 그대로, 92년도니까 이제 62세죠?