Kurşuna dizilmekten kurtulup bir ay boyunca mağarada saklanma
1"Yarınki işleri ben bilmem" ilahisi."내일 일은 난 몰라요" 하는 찬송가.
2Bu ilahiyi Pyongyang 신양리 Hapishanesi'nde bir ay kaldığı süre boyunca her gün bu ilahiyi söyledi.이 찬송가를 평양 신양리 형무소에서 한 달 동안 있는 동안에 매일 이 찬송을 불렀습니다.
3Neden mi? Çünkü ne zaman öleceğini bilmediği bir kaderi vardı.왜? 언제 죽을지 모르는 운명이니까.
4Bir ay sonra o kişiyi çağırıp kurşuna dizdiler.한 달 만에 이 사람을 불러내서 총살 시켰어요.
5Bang bang, iki el ateş ettiler.빵 빵 2방을 쏘았습니다.
6Ancak kurşunlar o kişinin vücuduna isabet etmedi, yakasına isabet etti.그러나 총알이 이 사람의 몸에 맞지 아니하고 에리가 맞았습니다.
7Böylece o kişi bayılıp bilincini kaybedince, öldüğünü sanan Halk Ordusu askerleri, o kişiyi ölü bir ceset zannedip ceset yığınının üzerine attılar.그래서 이 사람이 기절을 해 가지고 정신을 잃고 있으니까, 죽은 줄 알고 인민군들이 이 사람을 죽은 시체인 줄 알고 시체 무더기에다 던져 놓은 것입니다.
8Böylece o kişinin üzerinde iki ceset vardı.그래서 이 사람 위에 시체 2구가 있었어요.
9O cesetler, kurşunla vurularak ölmüş insanların cesetleriydi.그래서 그 시체는 바로 총알에 맞아서 죽은 사람 시체입니다.
10Yani ölü insanların vücutlarından akan kan o kişinin giysilerine bulaşmış olmalı.그러니까 죽은 사람 몸에서 흐르는 피가 이 사람 옷에다 묻었겠죠.
11Böylece o kişinin giysileri kana bulanmıştı.그래서 이 사람 옷이 피범벅이었어요.
12O tür giysilerle o kişi 서포'nun arka tepesinden elektrik ışıklarının parladığı yere doğru gitti.그런 옷을 입고 이 사람이 서포 뒷동산에서 전깃불이 반짝이는 곳을 향해서 찾아간 것입니다.
13Gidip baktığında bir genç kızın mutfakta bulaşık yıkadığını gördü.가서 보니깐 어떤 아가씨가 부엌에서 설거지를 하고 있는 것입니다.
14Böylece kapıyı açıp içeri girerek "Beni kurtarın lütfen" dedi.그래서 문을 열고 들어가서 사람 좀 살려 주세요 그랬어요.
15Bunun üzerine genç kız dehşete kapılıp şaşırarak "Bu ne kanı?" diye sordu.그러니까 그 아가씨가 기겁을 하며 놀래면서 그것이 웬 피냐고 하는 것이에요.
16Ben de görmemiştim çünkü karanlıktı, böylece ışıkta baktığında kırmızı kanın giysilerine bulaşmış olduğunu gördü.그래서 나도 보지 못한 건데 껌껌하니깐, 그래서 이렇게 불빛에 보니깐 벌건 피가 옷에 잔뜩 묻은 것입니다.
17Bunun üzerine o kişi konuştu.그래서 이 사람이 말을 했습니다.
18"Ben az önce o 서포'nun arka tepesinde kurşuna dizildim, 하나님 kurşunlardan kaçmamı sağladı ve ben hayatta kalarak geldim.""나는 방금 저 서포 뒷동산에서 총살 집행을 당해가지고, 하나님께서 총알을 피하게 해 가지고 나는 살아서 왔습니다."
19"Bu yüzden beni saklayın lütfen.""그러니까 나를 숨겨 주십시오."
20Genç kızın söylediği şuydu: "İkinci ağabeyim komünisttir, 김일성'un emrinde 김일성'a hizmet eden biridir."그 처녀가 하는 말이 "나의 둘째 오빠가 공산주의자인데, 김일성이 밑에서 김일성이를 수발하는 사람입니다."
21"O ağabeyim birazdan içeri gelecek" dedi."그 오빠가 조금 있으면 곧 들어옵니다" 그래요.
22Bunun üzerine o kişi şöyle dedi: O komünist ağabey içeri gelip o kişiyi görürse, tabancayla vurup öldürür mü, yoksa yaşatır mı?그래서 이 사람이 말하기를, 그 공산주의자 오빠가 들어와서 이 사람을 보면 권총을 쏴서 죽일까, 살릴까?
23Öldürür, tabii ki.죽이죠.
24Bu yüzden "Beni çabucak saklayın" dedi.그러니까 "나를 빨리 숨겨달라"라고 했습니다.
25Saklanmasını isteyince "Endişelenmeyin. Henüz gelme vakti değil" diyerek "Akşam yemeği yemeniz lazım" diyerek akşam yemeği diye verdiği şey iki parça tatlı patatesti.숨겨달라고 하니까 "걱정 마세요. 아직 들어올 시간이 안 되었다"하면서 "저녁밥이나 잡수셔야죠"하면서 저녁밥이라고 주는 것이 고구마 두 쪽입니다.
26İki parça tatlı patatesi önüne koyarak yemesini söyledi.고구마 두 쪽을 내놓으면서 먹으라고 하는 것입니다.
27Bunun üzerine o kişi tatlı patatesi yemeye çalıştı ama tatlı patates boğazından geçer mi?그래서 이 사람이 고구마를 먹으려고 했지만, 고구마가 입에 들어가요?
28Az önce kurşuna dizilip zar zor hayatta kalmış bir beden olduğu için, tekrar kurşuna dizilmekten korkar mı, korkmaz mı?금세 총살당해 가지고 겨우 살아서 나온 몸이라, 또 총살당할까 봐 겁이 날까, 겁이 안 날까?
29O kişi korkak olup korkar mı?이 사람 겁쟁이 되어서 겁이 날까?
30Böyle bir gerçeklik içinde herkes titrer.그런 현실 속에서는 누구든지 떨리는 것입니다.
31Bunun üzerine o kişi çabucak saklanmasını istedi ama bu genç kız, "İkinci ağabeyimin gelme vakti henüz değil" diyerek akşam yemeği yemesini söyleyerek önüne koyduğu şey iki parça tatlı patatesti.그래서 이 사람이 빨리 숨겨달라고 했지만, 이 아가씨는 우리 둘째 오빠가 들어올 시간이 안 되었으니깐 저녁밥이나 잡수시라고 하면서 내놓은 것이 고구마 두 쪽입니다.
32Böylece iki parça tatlı patatesi önüne koydu ama ben yiyemediğim için geri verdim.그래서 고구마 두 쪽을 내놓았지만 나는 먹을 수가 없기 때문에 도로 내놓았습니다.
33"Kesinlikle yiyemem.""도저히 먹을 수가 없습니다."
34"Benim yerime kendinizi koyun.""내 입장에 서 보세요."
35"Ben şu an kurşuna dizilip gelmiş biriyim.""내가 지금 총살 집행을 당하고 온 사람입니다."
36"Peki, bu tatlı patates boğazımdan geçer mi?" deyince"그런데, 이 고구마가 넘어가겠습니까?"하니까
37Genç kız "Ah, öyle olmalı" diyerek önden yürümeye başladı.그 아가씨가 "아 그렇겠군요" 하면서 앞에 서서 가는 거예요.
38Onu takip edince avlunun diğer tarafında çok sayıda kokia ağacı olduğunu gördü.따라서 갔더니 마당 저편 쪽에 댑싸리 나무가 많이 있어요.
39Onların arasından en büyük kokia ağacını çekti.그중에서 가장 큰 댑싸리 나무를 잡아당기는 거예요.
40Meğer o bir mağara kapısıymış.그러니까 그것이 굴 문이었어요.
41Böylece mağara kapısını açıp içeri girmesini söyleyerek "İçeri girersen yatak serili, masa var, gaz lambası yanıyor ve lazımlık da var" dedi.그러니까 굴 문을 열고 들어가라고 하면서 이 안에 들어가면 이부자리가 펴져 있고 책상도 있고 등잔불도 켜져 있고 요강도 있습니다.
42"Ben her akşam yemek yapıp, bento yemeği koyacağım için, bento yemeğini yiyip orada kal" dedi.내가 저녁때마다 밥을 해서, 밴또 밥을 넣어드릴 테니까, 밴또밥을 잡숫고 거기 계시라고 하는 것입니다.
43Bunun üzerine o küçük ağabeyin bu mağarayı bilip bilmediğini sorunca, bilmediğini söyledi.그래서 그 작은 오빠가 이 굴은 모르냐고 물어보니까 모른다고 합니다.
44Küçük ağabeyin haberi olmadan büyük ağabeyin kazdığı bir mağaraymış.작은오빠 모르게 큰오빠가 파놓은 굴이라고 합니다.
45Böylece büyük ağabey tam da antikomünistti, ikinci ağabey ise komünistti.그래서 큰오빠는 바로 반공주의자고, 둘째 오빠는 공산주의자입니다.
46Böylece o kişi o mağaraya girip gece saat 12 olduğunda iki kase bento yemeği konuluyordu.그래서 이 사람이 그 굴속으로 들어가서 밤 12시만 되면 밴또 2그릇씩 넣어주는 것입니다.
47İki kase bento yemeği konulduğunda önce birini yiyor, diğerini de akşamüstü yiyordu.밴또 2그릇씩 넣어주면 먼저 하나를 먹고 또 하나는 이제 저녁때쯤 되어서 먹는 것입니다.
48Böylece o kişi mağarada bir ay yaşarken ne kadar endişeli yaşamış olmalıydı.그러면서 이 사람이 굴속에서 한 달 동안 살 때에 얼마나 마음을 졸이고 살았겠어요.
49Komünistler gelip kapıyı açıp beni bulurlarsa, hemen tabancayla vurup öldürecekleri için endişelenir mi, endişelenmez mi?공산당이 와서 문을 열고 나를 발견하면 바로 총을 쏘아서 죽일 것이니까 불안할까, 안 불안할까?
50Endişelenir, tabii ki.불안하죠.
51Yani o kişi bu ilahiyi söylemeden durabilir mi?그러니까 이 사람이 이 찬송가 안 부를 수 있어요?
52Söylemeden duramaz, tabii ki.안부를 수가 없죠.
53Böyle bir ruh haliyle mağarada komünistlerin bugün mü yarın mı geleceğini bilmeden mağarada bu ilahiyi söylüyordu.그런 심정에서 굴속에서 공산당이 오늘 올까 내일 올까 모르는 가운데 굴속에서 이 찬송가를 부르는 것입니다.
54Hapishanede de söylemişti ama mağarada da söyledi.형무소에서도 불렀지만 굴속에서도 부른 것입니다.
55Hep birlikte bir kez daha söyleyelim mi?우리 다 같이 다시 한번 불러 볼까요?
56[İlahi] Yarınki işleri ben bilmem~ Gün be gün yaşarım~ Ne talihsizlik ne de şans~ Benim isteğime göre olmaz~ Bu çetin yol, hakikat yolu~ Sonu yok ve yorucu~ Bizim 주님 kolunu uzatıp~ Elimi tut lütfen~ Yarınki işleri ben bilmem~ Gelecek işleri de bilmem~ Ey Anne beni tut~ Düz bir yol ver lütfen~[찬송가] 내일 일은 난 몰라요~ 하루하루 살아요~ 불행이나 요행함도~ 내 뜻대로 못해요~ 험한 이길 진리의 길~ 끝은 없고 곤해요~ 우리 주님 팔 내미사~ 내 손 잡아 주옵소서~ 내일 일은 난 몰라요~ 장래 일도 몰라요~ 어머니여 날 붙드사~ 평탄 한 길 주옵소서~
57Bu dar yol, hakikat yolu~ 주님'in geldiği o eski yol~ Zor ve çetin olsa da~ Teslim olarak gelirim~ Ey 주님 o sesini~ Her zaman duyur lütfen~ Kalbim karar verdi~ Değişmesine izin verme lütfen~ Yarınki işleri ben bilmem~ Gelecek işleri de bilmem~ Ey Anne beni tut~ Verdiğin çağrıyı yerine getireyim lütfen~좁은 이길 진리의 길~ 주님 오신 그 옛길~ 힘이 들고 어려워도~ 맡기면서 옵니다~ 주님이여 그 음성을~ 항상 들려주옵소서~ 내 마음은 정했어요~ 변치 말게 하옵소서~ 내일 일은 난 몰라요~ 장래 일도 몰라요~ 어머니여 날 붙드사~ 주신 소명 이루소서~