Bir Hayat - Ulus ve Millet İçin Kendini Adamış Gençlik Yılları
1Askere gidip çetin eğitimler alan, 이제 그대로, acemi erlik dönemi sıcak yazda Jeju Adası'nda çetin eğitimler almıştı.군대에 나가서 모진 훈련을 받는, 이제 그대로, 훈련병 시절은 뜨거운 여름에 제주도에서 모진 훈련을 받았던 것이올시다.
2Bu yüzden 이 사람, o zamanlar bir şarkı sözü yazmıştı.그래서 이 사람이 노래 가사를 그 당시에 지었던 겁니다.
3"Jeju Adası güzel derler ama ben sevmem, Moseulbong'un ekmek tepesinde borazan çalınca, gündüzleri tüfekle koşu yaparız, geceleri koğuşta şınav çekeriz, kaplan gibi onbaşıların gözüne bakarız.""제주도 좋다지만 나는야 싫어, 모슬봉 빵 고지에 고동이 울면, 낮이면 앞에총에 구보를 하고, 밤이면 내무반에 엎드려뻗쳐, 호랑이 같은 일등병의 눈치만 본다."
4Böyle bir şarkı sözü yazıp şarkı söylemeye başlayınca, o zamanlar Jeju Adası'nda eğitim almış hiç kimse bu şarkıyı bilmeyen yoktu.그런 노래 가사를 지어서 노래를 부르기 시작하니까, 당시에 제주도에서 훈련받았던 사람은 이 노래를 모르는 사람이 없어요.
5Bu şarkı sözünü 이 사람 yazmış, 이제 그대로, 이 사람 o şarkıyı popüler yapmış kişiydi.이 노래 가사를 이 사람이 지어서, 이제 그대로, 이 사람이 그 노래를 유행시켰던 사람이올시다.
6Artık orada idari personel seçmek için sınav yapılacağını söylüyorlar.이제 거기에서 행정요원을 뽑는 시험을 본다고 하는 겁니다.
7O zamanlar Busan'dan üniversite mezunları, 이제 그대로, hepsi yaklaşık 5 bin kişi topluca askere alınmıştı, idari personel alımı yapılacağını duyunca, 5 bin kişi hepsi gelip sınava girdi, 300 kişi alınacaktı.당시에 부산서 대학교 졸업생들이, 이제 그대로, 몽땅 약 5천 명이 무더기로 입대했는데, 행정요원을 모집한다니까, 5천 명이 몽땅 나와서 시험을 봤어요, 300명 모집하는데.
8이제 그대로, 이 사람 oraya kabul edilip, Jeju Adası'ndaki acemi er eğitimini bitirip çıktıktan sonra baktığında, bunun idari personel değil, subay adayı olduğunu gördü.이제 그대로, 이 사람이 거기에 합격이 돼서, 제주도 신병 훈련 생활을 마치고 나와서 보니까, 이것이 행정요원이 아니라 간부후보생이었던 겁니다.
9Bu yüzden, 이제 그대로, Jeollanam-do Gwangju Sangmudae'ye gidip 6 ay daha eğitim aldı.그래서, 이제 그대로, 전라남도 광주 상무대에 가서 6개월 동안 또 훈련을 받는 겁니다.
10Sıcak yazlarda, 이제 그대로, Jeju Adası'nda eğitim almış, soğuk kışlarda ise Sangmudae'de subay adayı eğitimi almıştı.뜨거운 여름에는, 이제 그대로, 제주도에서 훈련을 받았고, 추운 겨울에는 상무대에서 간부후보생 훈련을 받았던 것이올시다.
11O zamanlar eğitim alanlar bilir ama, 이제 그대로, sözde 'bölük komutanı' denen kişiler hepsi Kara Kuvvetleri teğmeniydi, o kişiler soğuk kışlarda, çırılçıplak soyup, 이제 그대로, tamamen büyük bir çekiçle kalın buzları kırıp, 이제 그대로, bölük komutanı kendisi o suya girerdi, 'arkamdan gelin' diye.그 당시에 훈련받았던 사람들은 알지만, 이제 그대로, 소위 왈 구대장이라고 하는 사람들이 다 육군 중위인데, 그 사람들이 추운 겨울이면, 빨가벗겨서, 이제 그대로, 완전히 대형 해머를 가지고 두꺼운 얼음을 깨고, 이제 그대로, 구대장 자신이 그 물속에 들어가요, 따라 들어오라고.
12O zaman suya girerlerdi, suya girince o suyu geçip dereyi aşarak, o soğuk kışta, 이제 그대로, o 300 kişi tamamen çıkana kadar önce çıkanlar tir tir titreyerek beklerdi.그러면 물에 따라 들어가요, 따라 들어가면 그 물을 건너서 개울을 건너가지고, 그 추운 겨울에, 이제 그대로, 그 300명이 다 나올 때까지 먼저 나온 사람들은 덜덜 떨고 서 있는 거예요.
13Yani, 이제 그대로, buz sarkıtları çenede de olurdu, salkım salkım buz sarkıtları asılırdı, o kadar soğukta.그러니까, 이제 그대로, 고드름이 턱에도 있고, 주렁주렁 고드름이 달려요, 그렇게 추운데.
14Böylece, 이제 그대로, çırılçıplak tüfekle koşu yaparlardı, şimdi asfaltla kaplı ama, o zamanlar yollar çakılla kaplıydı, o yolda çıplak ayakla koşunca taşlara çarpıp başparmaktan kan akardı, o çileyi ağızla anlatmak mümkün değil.그렇게, 이제 그대로, 빨가벗고 앞에총에 구보를 하는데, 지금은 아스팔트로 깔려있지만, 그 당시에는 도로가 자갈이 깔려있어서, 그 도로를 맨발로 뛰면 돌에 부딪혀서 엄지발가락에서 피가 나고, 그 고생을 입으로 다 말할 수가 없어요.
15Bu yüzden koşu yapıp koşunca, o soğuk havada çok çok uzun bir mesafeyi koşup geri geldikleri için, terler miydi, terlemez miydi?그래서 구보해서 뛰면, 그 추운 날씨에 너무너무 먼 거리를 뛰어서 갔다 오니까, 땀이 날까, 안 날까?
16Terleyip, 이제 그대로, buz sarkıtları bir yana hepsi eriyip tamamen terler şarıl şarıl akarken, sonra sürünme, birinci sürünme, askerlik yapmış herkes bilir.땀이 나서, 이제 그대로, 고드름은커녕 다 녹아서 완전히 땀이 줄줄 흐르는 가운데, 그다음에 포복, 제1 포복, 군대 생활한 사람들은 다 알아요.
17Birinci sürünme, ikinci sürünme diye var, öne doğru sürünürsen iki dirsekten kan şarıl şarıl akar.제1 포복, 제2 포복이라 해가지고 있는데, 앞으로 포복하면 양쪽 팔꿈치가 피가 줄줄 흘러요.
18Ondan sonra, 이제 그대로, ikinci sürünme diye arkaya doğru yatıp sürünürler.그다음에는, 이제 그대로, 제2 포복이라고 해서 뒤로 자빠져서 포복해요.
19Arkaya doğru yatıp sürününce kalçalar tamamen soyulup kan şarıl şarıl akardı.뒤로 자빠져서 포복하니까 장댕이가 다 까져서 피가 줄줄 나와요.
20Dünyada, 이제 그대로, 이 사람 gibi çetin eğitim almış kimse yoktur.세상에, 이제 그대로, 이 사람처럼 모진 훈련을 받은 사람은 없어요.
21O da şuydu ki, 마귀 바로 이 사람'ı öldürmeye çalışmıştı ama, sonunda 이 사람'ı 이긴자 yapmıştı, değil mi?그게 뭐냐면 마귀가 바로 이 사람을 죽이려고 했던 것이었지만, 결국은 이 사람을 이긴자를 만든 거죠?
22O çetin 연단, çetin eğitimler aracılığıyla sabır gücünü giderek güçlendiren, 이제 그대로, sabır gücünü güçlendiren eğitimler almıştı.그 모진 연단, 모진 훈련을 통하여 인내력을 점점 강하게, 이제 그대로, 인내력을 강하게 만드는 훈련을 받았던 것이올시다.
23O da öyle ama, o zamanlar nasıl bir subay eğitimi yapıyorlardı ki, Sangmudae'de her yer tel örgülerle çevriliydi ve askeri polisler nöbet tutuyordu, ana kapıdan elbette çıkılamazdı.그것도 그거지만, 그 당시에 장교 훈련을 어떤 걸 했냐면, 상무대에 철조망이 다 되어 있고, 헌병들이 다 보초를 서고 있는데, 정문으로 물론 나갈 수가 없어요.
24Ama o tel örgüden aşıp, birer tane çuval çalınmasını istiyorlardı. Sivil evlere gidip, anladınız mı?그런데 바로 그 철조망을 넘어가서, 가마니를 하나씩 훔쳐 오라는 거예요. 민간인 집에 가서, 아시겠어요?
25Böylece çuvalları çalıp, ana kapıdan girmek değil, tel örgüden aşıp girmelerini istiyorlardı.그렇게 가마니를 훔쳐서, 정문으로 들어오는 게 아니고 철조망을 넘어서 들어오라는 거예요.
26Ancak askeri polislere, tel örgüden aşan herkesi tek tek yakalama emri vermişlerdi.그런데 헌병들에게는 철조망을 넘는 사람을 하나씩 전부 잡으라는 명령을 한 거예요.
27Yani, 이제 그대로, o askeri polisi yere sermeniz gerekir ki geçebilesiniz, değil mi? Onu yere sermeden geçebilir misiniz?그러니까, 이제 그대로, 그 헌병을 때려 눕혀야 그걸 넘어가지, 때려눕히지 않고는 그걸 넘어갈 수 있어요?
28Ama askeri polislerin hepsi silah taşıyor, değil mi? Taşımıyor mu?그런데 헌병들은 전부 총을 다 가지고 있어, 안 가지고 있어?
29Hepsi silah taşıyor, değil mi?총을 다 가지고 있죠.
30Yani, çıplak ellerle gidip silahlı askeri polisleri yere serdikten sonra, 이제 그대로, dikenli telleri aşıp çuvalları getirmek ve çuvalları getirip tekrar geçerken de nöbetçi askeri polisi yere serip içeri geçmek gibi bir eğitim verilmişti, 이 사람'ın subay adayı olduğu dönemde.그러니까, 그 맨주먹으로 나가서 총을 들고 있는 그 헌병들을 때려눕힌 다음에, 이제 그대로, 철조망을 넘어가서 가마니를 가져오고, 가마니를 가져와서 또 넘어갈 때에도 보초 서는 헌병을 때려눕히고 안으로 넘어가는 그런 훈련을 시켰어요, 이 사람 간부후보생 시절에.
31Yani, düşman mevziine gidip düşmanla savaşınca kaybederler mi, kazanırlar mı?그러니까, 적진지에 가서 적하고 싸워서 지겠어, 이기겠어?
32Böyle bir eğitim aldıkları için kaybetmeleri mümkün değil, değil mi?그런 훈련을 받았으니까 질 수가 없죠?
33Kurşun yerlerse bilemem ama yakın dövüş başladığında, o çetin eğitimi aldıkları için o zaman kaybetmezler.총알 맞으면 모르지만, 육박전이 벌어졌을 땐 그때는 지질 않아요, 그 모진 훈련을 받았기 때문에.
34İşte bu çetin eğitimlerin hepsini aldıktan sonra, 이 사람 6 aylık eğitimi bitirince, subay olarak atanır mı, atanmaz mı?그래서 바로 그런 모진 훈련을 다 받고, 그다음에 이 사람이 6개월 훈련받고 나니까, 장교 임관이 될까, 안 될까?
35Subay olarak atanmıştı, değil mi?장교 임관이 됐던 거죠?
36Böylece 이 사람, 87. dönem subay adayı olarak subaylığa atandı ve ardından teğmen rütbesini takarak, 이제 그대로, 28. Piyade Tümeni'ne atanmış oldu.그래서 이 사람이 간부후보생 87기, 장교 임관을 하고, 그다음에 육군소위 계급장을 달고, 이제 그대로, 육군 제28사단으로 부임하게 됐던 것이올시다.
37Atanır atanmaz, tam da o sırada, atanır atanmaz ateşkes ilan edilmişti.부임하게 되니까, 바로 그때 부임하자마자 휴전이 됐던 것이올시다.
38Ateşkes ilan edildikten sonra, 이 사람'ın 28. Piyade Tümeni nerede bulunuyordu derseniz, 괴산읍 사창리'deydi.휴전이 되어서, 이 사람이 육군 제28사단이 어디에 있었냐면 괴산읍 사창리에 있었어요.
39O 사창리, 춘천'dan dağlık bir bölgeye doğru epey birkaç saatlik bir mesafedeydi.그 사창리는 춘천서 산골로 한참 몇 시간을 갔어요.
40Orada sivil evler yoktu, sadece dağlar ve gökyüzü görünüyordu. Gündüz bile girseniz korkutucu bir yerdi.그곳은 민가도 없고, 산하고 하늘만 보이던 곳이에요. 낮에 들어가도 무서울 정도예요.
41Böyle bir 사창리 birliğine atandıktan sonra, 이제 그대로, 이 사람'ın dönem arkadaşlarından 서울대학교'den mezun olan bir öğrenci, aynı dönem arkadaşı, göreve başladıktan sadece bir-iki ay içinde intihar etmişti.그러한 사창리 부대에 부임을 해가지고, 이제 그대로, 이 사람 동기생 가운데 서울대학교 졸업한 학생, 같은 동기생인데 부임한 지 불과 한 달에서 두 달 만에 자살했었어요.
42Artık çoğu kişi dayanamaz.이제 웬만한 사람은 견디질 못해요.
43Göreve başladıktan sonra, UTC eğitimi diye ne kadar bunaltıcı, ne kadar ağır bir eğitim olduğunu, dayanılamaz olduğunu gördüler.부임하고 나니까, UTC 교육이라고 해서 얼마나 달달 볶고, 얼마나 훈련이 센지, 견딜 수가 없어요.
44Bu yüzden, 이제 그대로, 이 사람 çetin bir 연단 almış bir kişi olduğu için, o kadarını yeterince dayanabilir miydi, dayanamaz mıydı?그래서, 이제 그대로, 이 사람은 모진 연단을 받은 사람인 고로, 그 정도는 충분히 견딜 수 있었을까, 못 견뎠을까?
45Dayanabilmişti, değil mi?견딜 수가 있었던 거죠?
46Ancak öyle bir 연단 almamış olan kişi intihar etmişti.그러나 그런 연단을 받아보지 못한 사람은 자살하게 되었던 것이올시다.
47이제 그대로, intihar eden o arkadaş, 이 사람'ı çok seven bir arkadaşıydı ve gerçekten de o arkadaş intihar ettiği için 이 사람 çok gözyaşı dökmüştü.이제 그대로, 그 자살한 그 친구가 몹시 이 사람을 좋아하던 친구인데, 참말로 그 친구가 자살함으로 말미암아 이 사람이 많이 눈물도 흘렸어요.
48O dönemde o kişi ağır silahlar bölüğüne atanmıştı, 이 사람 ise, 이제 그대로, 82연대 3대대 Harekât Subayı olarak atanmıştı.그 당시에 그 사람은 중화기 중대에 배치됐고, 이 사람은, 이제 그대로, 82연대 3대대 작전 과장으로 부임했던 것이올시다.
49Harekât planlamasında 이 사람 her zaman tabur komutanından övgü alırdı.작전을 수립하는데 항상 이 사람이 대대장한테 칭찬받았어요.
50Bir yüzbaşının harekât planlamasından daha iyi yaptığını söyleyerek, 이제 그대로, sürekli övgü alırdı.육군 대위가 작전 수립을 하는 것보다 잘한다고 하면서, 이제 그대로, 늘 칭찬받았던 것이올시다.
51Böylece 이 사람, o harekât subayı olarak görev yaparken, 이제 그대로, ortaokul ve lise eğitimi alamamış genç askerlere her akşam ders vermeye başlamıştı.그리하야 이 사람이 그 작전 과장으로 있으면서, 이제 그대로, 중학 공부를 하지 못하고 고등학교 공부를 하지 못한 젊은 청년 군인들을 저녁마다 이 사람이 공부를 가르치기 시작했던 것이올시다.
52Ancak 이 사람 ilk göreve başladığında, yeni subay karşılama töreni adı altında, 이제 그대로, 3. tabur subayları toplanıp 이 사람'ı karşılayacaklarını söyleyerek soju alıp koymuşlardı.그런데, 이 사람이 처음에 부임하니까, 신임 장교 환영식이라고 해가지고, 이제 그대로, 그 3대대 장교들이 모여서 이 사람을 환영한다고 해 놓고는 소주를 사다 놓고,
53"Sen içki içer misin?" diye sordular."자네 술 먹나?" 그래서
54"Ben hiç içki içmedim, ağzıma bile sürmedim.""나는 술을 한 번도 먹어본 적도 없고, 입에 대본 적이 없습니다."
55"Ha, öyle mi? İçki içemiyorsan kola içmen gerekecek o zaman.""어~ 그래? 술 못 먹으면 콜라 먹어야 하겠네~"
56Böylece ben kola dolduracaklarını sandım ama 이 사람'ı yere yatırıp iki yandan ellerini tuttular, bir kişi de 이 사람'ın yanaklarını iki yandan tutup böyle sertçe bastırdı.그래서, 나는 콜라를 따라주는 줄 알았더니 자빠트려서, 이 사람을 눕혀서 손을 양쪽에서 잡고, 한 사람은 이 사람의 볼을 양쪽에서 잡고, 이렇게 세게 눌러요.
57Böylece ağzı açıldı.그러니까 입이 벌어져요.
58Ağzı o şekilde zorla açılınca, buraya soju döktüler.입이 그렇게 강제로 벌어지니까, 여기다가 소주를 따르는 거예요.
59Buraya döktüklerinde, soju dışarı akan da oldu ama boğazından geçen de oldu, değil mi?여기다 따르니까 소주가 바깥으로 흐르는 것도 있지만 넘어가는 것도 있겠죠?
60Böylece 이 사람 o zaman soju içti ve çok sarhoş olup perişan oldu.그래서 이 사람이 당시에 소주가 넘어가서, 그래서 소주에 취해서 아주 혼이 났어요.
61Ancak bu yeni subay karşılama töreninde, içki içmeyi bilmeyenlere içki öğretmek gerektiğini söyleyerek, neyse ki askerler yaramaz ve şaka yapmayı çok seven insanlar, değil mi?그런데 이 신임 장교 환영식에는 술 먹을 줄 모르는 사람은 술을 가르쳐야 한다고 해가지고, 하여간 참, 군인들이 짓궂고, 군인들이 말할 수 없이 장난이 심한 사람들이 많겠죠?
62Böylece 이 사람 o zaman, 이제 그대로, sojuya öyle bir sarhoş olmuştu ki ertesi güne kadar kalkamadı.그래서 이 사람이 그 당시에, 이제 그대로, 소주에 취해서 그 이튿날까지 일어나지 못했어요.
63Böylece o zaman, ona soju içirip ertesi güne kadar kalkamamasını sağladıkları için, o subaylar tabur komutanından çok azar işittiler. Hatta ceza bile aldılar.그래서 그 당시에 그 소주를 먹여서 그 이튿날까지 일어나지 못하게 됐다 해가지고, 대대장한테 그 장교들 아주 혼났어요. 기합까지 받았어요.
64O yeni subayı, yani içki içemeyen o subayı zorla içki içirip ertesi güne kadar kalkamamasını sağladıkları için, onlara hem ceza verildi hem de azarlandılar.그 신임 장교를, 그 술도 못 먹는 그런 장교를 갖다가 술을 강제로 먹여서, 그 이튿날까지 일어나지 못하게 했다고 해서 아주 기합도 주고 혼을 낸 사실이 있었어요.
65이제 그대로, askerlerin çoğu uysal değil, kaba ve inanılmaz derecede kaba mıdırlar, değil midirler? Kabalar, değil mi?이제 그대로, 군인들은 대부분 얌전한 것이 아니고, 거칠고 말도 못 하게 거칠까, 안 거칠까? 거칠죠.
66Böylece 이 사람, o kaba hayatı sürdürürken, 이제 그대로, her cumartesi diğer subayların hepsi dışarı çıkıp 서울'e giderken, 이 사람 her cumartesi dışarı çıkamadığı için hep erlerle birlikte yaşardı.그래서 이 사람이 그러한 거친 생활을 하는 가운데, 이제 그대로, 토요일만 되면 다른 장교들은 다 외출을 나가고, 다 서울로 외출을 나가는데, 이 사람은 토요일마다 외출을 나갈 수가 없는 고로, 늘 쫄병들하고 같이 생활했던 겁니다.
67Bu yüzden 이 사람, askere girer girmez, fedakarlık ruhuna sahip bir kişi olduğu için, 이제 그대로, erler arasında zayıf ve hasta insanlar var mıydı, yok muydu? Vardı, değil mi?그런고로 이 사람이 군대 들어가자마자, 희생정신이 있는 사람인 고로, 이제 그대로, 쫄병들 가운데 허약하고 병든 사람들이 있었을까, 없었을까? 있었겠죠,
68Böylece o insanlara, 이제 그대로, o zayıf ve hasta insanlara subay yemeği verirdi, subay yemeği pirinç pilavıdır.그래서 그 사람들을, 이제 그대로, 그 허약하고 병들은 사람에게 장교 밥을 주고, 장교 밥은 쌀밥이에요.
69Subay yemeği mutlaka pirinç pilavı ve et suyudur.장교 밥은 쌀밥이고 고깃국이에요, 반드시.
70Böylece bir subaya üç er, yani irtibat eri, bağlıdır.그래서 장교는 쫄병이, 연락병이 세 명이 붙어요, 장교 한 명에.
71Böylece üç irtibat eri bağlıdır: yemek getiren irtibat eri olduğu gibi, haberleşme irtibat eri ve bir de çamaşır yıkayan irtibat eri vardır, bir subaya.그래서 세 명의 연락병이 붙어서 밥을 날라다 주는 연락병이 있는가 하면, 통신 연락병이 있고, 또 빨래해 주는 연락병이 있어요, 장교 하나에.
72Böylece, 이제 그대로, 이 사람'a hazırlanan yemeği hasta ve zayıf erlere götürmelerini söylerdi, erlerin yemeğini de getirip yediği için, yüzü kötüleşir miydi, kötüleşmez miydi?그래서, 이제 그대로, 이 사람한테 차려오는 밥을 병들어 있는 허약한 쫄병에게 갖다주라고 그러고, 그 쫄병 밥을 가져오라고 해서 먹으니까, 얼굴이 나빠질까, 안 나빠질까?
73Yüzü kötüleşirdi, değil mi?얼굴이 나빠지겠죠?
74O dönemde askerlik yapmış herkes bilir ama, arpa pilavı ve tuzlu çorbaydı.그 당시에 군대 생활을 한 사람은 다 알겠지만, 꽁보리밥에 소금국이에요.
75Gerçekten, 이제 그대로, o, beslenme yetersizliğine yol açmaktan başka bir şey yapamazdı.참 이제 그대로, 그거는 영양실조에 안 걸 수가 없어요.
76Bu yüzden o kadar çok aç kalırlardı ki erlerin kaçtığı birçok örnek vardı.그런고로 그 너무너무 배가 고파 가지고 쫄병들이 도망을 가는 예가 많이 있었어요.
77Bu yüzden o dönemde çok sayıda firari asker olduğu için, firarileri yakalayıp üçünü döverek öldürdükleri, tam da ateşkesin ilan edileceği sıralar olduğu için, çok sayıda firari asker olduğu için, birçok askeri toplayıp üç kişiyi yakalayıp döverek öldürdükleri böyle manzaralar da vardı.그래서 그 당시에 도망병들이 많은 고로, 도망병을 잡아다가 때려서 세 놈을 죽이는, 막 휴전될 무렵인 고로, 도망병이 많은 고로, 여러 장병을 모아놓고 세 사람을 잡아다가 때려서 죽이는 그런 광경도 있었어요.
78O şekilde döverek öldürdükleri için, firari asker sayısı biraz azalırdı.그렇게 때려서 죽이니까, 도망병이 좀 덜 생겨요.
79이제 그대로, o zamanlar mayına basarak ölen çok insan vardı.이제 그대로, 당시에는 지뢰를 밟아서 죽는 사람이 많이 있었어요.
80Böylece mayına basarak öldüğünü rapor ederlerdi, o zamanlar, döverek öldürdükten sonra.그래서 지뢰를 밟아서 죽었다고 전사 보고를 해버려요, 그 당시에는, 때려서 죽여놓고는.
81Yani, orduda bu dünyanın kanunları uygulanır mıydı, uygulanmaz mıydı?그러니까 군대에서 이 세상의 법이 적용될까, 안 될까?
82Uygulanmazdı.적용이 안 돼요.
83Böylece, 이제 그대로, 이 사람 böyle bir manzarayı görüp, 'Ne olur siz böyle sefil bir duruma düşmeyin' diye kendi astlarına manevi eğitim vermişti ama, 이 사람'ın astlarından biri Kuzey'e kaçan bir kişi olmuştu.그래서, 이제 그대로, 이 사람이 그러한 광경을 보고, 제발 너희들은 그런 비참한 꼴을 보지 말라고 이 사람 부하들한테는 정신교육을 시켰지만, 이 사람 부하 가운데에 한 사람이 월북한 사람이 생겼어요.
84Bir kişi Kuzey'e kaçarsa, 이 사람'ın subay rütbesi düşer ve üniformasını çıkarması gerekirdi.한 사람이 월북하게 되면, 이 사람은 장교 계급장도 떨어지고 옷을 벗어야 해요.
85O zamanlar üniformasını çıkarıp askeri hapishaneye girmesi gerekirken, tabur komutanı ve alay komutanı tarafından iyi görüldüğü için, 이 사람, 이제 그대로, disiplin kuruluna sevk edilmedi ve affedildiği için ceza da almadı.그 당시에 옷 벗고 영창에 들어가야 하는데, 대대장하고 연대장한테 잘 뵌 고로, 이 사람이, 이제 그대로, 징계위원회 회부도 안 당하고, 봐줬기 때문에 징계도 받지 않았어요.
86O zamanlar, eğer 이 사람'ın astlarından biri Kuzey'e kaçarsa, o zaman büyük bir sorun olurdu, askeri hapishaneye girerdi.그 당시에는 만약에 이 사람 부하 가운데에 월북한 사람이 생긴다든지 하면 그때는 큰일 나는 거예요, 영창에 들어가는 거예요.
87Ancak, 이제 그대로, 이 사람 tabur komutanı ve alay komutanı tarafından iyi görüldüğü için, böyle bir durumdan kurtulmuştu.그런데, 이제 그대로, 이 사람은 대대장한테 잘 뵈고, 연대장한테 잘 뵌 고로, 그런 일은 모면했어요.
88Yani 이 사람 o kadar dürüst bir hayat yaşamıştı, değil mi?그러니까 그만큼 이 사람이 착실한 생활을 했던 거죠?
89Böylece 이 사람 tuvaletleri de temizlerdi, erler uyurken gece 2, 3'te kalkıp, 이제 그대로, sararmış tuvaletleri tek tek samanla kum alıp suyla ovuşturarak temizlerdi, sürekli tuvalet temizliği yaparken sonra erlere yakalandı.그래서 이 사람이 화장실 청소도 하고, 쫄병들이 다 잠잘 때 2시, 3시에 일어나서, 이제 그대로, 누렇게 묻어있는 화장실 청소를 짚푸락으로 일일이 모래를 찍어서 물을 칠해서 닦고, 변소 청소를 늘 하다가 나중에는 쫄병들한테 들켰어요.
90이제 그대로, o tuvalet temizliğini kimin yaptığını sırayla nöbet tutarak gözetleyip bulalım diye erlerin plan yaptığını ben bilmiyordum, sürekli tuvalet temizliği yaparken yakalandım.이제 그대로, 그 변소 청소를 누가 하는지 교대로 보초로 서서 감시해서 찾아내자고 쫄병들이 작전 짠 것도 나는 모르고, 계속해서 변소 청소를 하다가 그만 들켰어요.
91Böylece sonra erler 이 사람'ı tutup ağlayarak, "Subayım, neden böyle tuvalet temizliği yapıyorsunuz?" dediler.그러니까 나중에 쫄병들이 이 사람을 붙잡고 울면서, "장교님이 어쩌자고 이렇게 화장실 청소를 하십니까"
92"Lütfen yapmayın. Biz yaparız, siz yapmayın" dediklerinde."제발 그러지 마십시오. 우리가 할 테니까 그러지 마십시오"라고 하니까.
93Böyle bir dedikodu tabur komutanına, alay komutanına, tümen komutanına ulaşmış mıdır, ulaşmamış mıdır?그런 소문이 대대장 연대장 사단장한테 들어갔을까, 안 들어갔을까?
94Ulaşmıştır, değil mi?들어가게 됐겠죠?
95Böylece 이 사람, 이제 그대로, o tümenin en örnek subayı olarak kabul edilmişti.그래서 이 사람은, 이제 그대로, 그 사단에서 가장 모범적인 장교로 인정이 됐던 것이올시다.
96Böylece, 이제 그대로, 이 사람 teğmenken 6. ve 82. Alay'ın siyasi eğitim subayı olarak atanmıştı.그리하야, 이제 그대로, 이 사람이 육군 소위 때에 제6대, 제82연대의 정훈 과장으로 발령이 났던 것이올시다.
97Siyasi eğitim subayı olarak atandıktan sonra 이 사람, alay askerlerine eğitim verdi, manevi eğitimler düzenledi ve sürekli film göstererek onlara ruhsal teselli sağlama işini çok yapmıştı.정훈 과장으로 발령이 나서 이 사람이 연대 장병들에게 교육을 시키고, 정신교육을 시키고, 영화를 자꾸 돌려줘서 정신적인 위안을 시켜주는 일을 많이 했던 것이올시다.
98Böylece 이 사람 çok övgü aldı.그래서 이 사람은 칭찬을 많이 받았어요.
99이제 그대로, 이 사람'ın geceleri erlere ders verdiği söylentisi tümen komutanına ulaşmıştı.이제 그대로, 이 사람이 야간이면 쫄병들에게 공부를 가르친다는 소문이 사단장한테 들어갔던 겁니다.
100Böylece tümen komutanı, 이 사람'ı tümen ikmal birliğinde 28사단 Eğitim Sorumlusu Subayı olarak atadı ve 이 사람, tümen içindeki askerler arasında ortaokul ve liseyi bitirememiş genç askerleri toplayıp onlara ders vermeye başladı.그래서, 사단장이 사단 보충대에 이 사람을 28사단 교육 책임 장교로 발령해서, 이 사람이 사단 내에 있는 장병들 가운데 중학교 고등학교 못 나온 젊은 청년 군인들을 모아놓고 공부를 가르치기 시작했어요.
101Böylece 이 사람 ders vermeye başlayınca, bu durum duyuldu ve sivil genç çocuklar, 이제 그대로, 이 사람'dan ders vermesini istediler ve 일동'da ders vermeye başlamıştı.그래서 이 사람이 공부를 가르치게 되니까 소문이 나서 민간인 청년 아이들이, 이제 그대로, 이 사람에게 공부를 가르쳐달라고 해서 일동에서 공부를 가르치기 시작했던 것이올시다.
102일동 장로교회'nin yanına bir çadır kurup, orayı ders verme yeri olarak belirleyip ders vermişti.일동 장로교회 옆에다가 천막을 치고, 거기에다가 공부를 가르치는 장소를 정해놓고 가르쳤던 것이올시다.
103Böylece o, bugünkü 일동 중고등학교 olmuştu.그래서 그것이 오늘날 일동 중고등학교가 된 것이올시다.
104Sonra, 28. Ordu Tümeni İngiliz 24. Tümeni ile yer değiştirdiği için, tümen karargahı Ildong tarafından Shinsan-ri tarafına taşınmak zorunda kaldı.그러다가, 육군 제28사단이 영국군 제24사단하고 교대하는 바람에, 일동 쪽에서 신산리 쪽으로 사단본부가 이동하게 되었던 겁니다.
105이 사람 orada da, Yangju-gun, Nam-myeon, Shinsan-ri tarafında yine dersler verilen Yangsu Ortaokulu'nu kurdu.이 사람은 거기에서도, 바로 양주군 남면 신산리 쪽에다가 역시 공부를 가르치는 양수 중학교를, 이 사람이 세우게 되었던 겁니다.
106이제 그대로, Yangju-gun, Nam-myeon, Sangsu-ri denilen bir yere yine bir kilise kurarak bir Presbiteryen kilisesi inşa etti.이제 그대로, 양주군 남면 상수리라고 하는 곳에다가 교회를 또 개척해서 장로교회를 세웠던 겁니다.
107Sonra, 이 사람 tekrar görevlendirildi ve o zamanlar Imjin Nehri'nin karşısında, 38. paralel yakınlarında bir görev olduğu için, 이제 그대로, sadece iyi ideolojiye sahip subaylar orada görev yapabilirdi.그러다가, 이 사람이 다시금 발령이 나서, 당시에 임진강 건너는 바로 38선 근방 근무인 고로, 이제 그대로, 사상이 좋은 장교만 거기에 근무할 수가 있어요.
108Bu yüzden 이 사람 seçilerek oraya gitti, ancak Imjin Nehri'ni geçip Baekhak denilen bir yere girmek için 이 사람'ın onayı olmadan girilemezdi.그래서 이 사람이 뽑혀서 거기에 들어가게 되었는데, 임진강을 건너서 백학이라고 하는 곳에 들어가려면, 이 사람의 결제가 없이는 들어갈 수가 없었어요.
109Bu yüzden 전도관'dan bir 권사'nın geldiğini söylediğinde, 이 사람 o zamanlar Presbiteryen kilisesine gittiği için 전도관'ı bir sapkınlık olarak düşünmüştü.그래서 전도관의 권사가 들어온다고 할 때 이 사람은 그 당시에 장로교를 나갈 때인고로, 전도관은 이단이라고 생각했던 것이올시다.
110Bu yüzden o 권사'nın içeri girmesine izin vermediği bir olay olmuştu.그래서 그 권사를 들어오지 못하게 허락을 안 해줬던 일이 있었던 것이올시다.
111이제 그대로, Baekhak'ta yine bir kilise kurdu ve dersler de verdi.이제 그대로, 백학에다가 역시 교회도 세우고 공부도 가르쳤던 겁니다.
112Baekhak'ta yaşayan sakinler olduğu için orada dersler de verdi ve ardından Paju-gun, Jeokseon-myeon, Maji-ri denilen bir köye Metodist kilisesi kurdu.백학에 사는 주민들이 있는 고로, 거기에서 공부도 가르쳤고, 그다음에는 파주군 적선면 마지리라고 하는 부락에다가 감리교를 세웠던 것이올시다.
113Metodist kilisesini kurdu ve orada ibadetlere liderlik etti, ayrıca orada dersler de verdi.감리교회를 개척해서 세우고 거기에서 예배 인도를 하고 또 역시 공부도 거기서 가르치기도 했던 것이올시다.
114Sonra tekrar, 이제 그대로, Shinsan-ri tarafına gelip orada yine Sangsu Ortaokulu öğrencilerine ders verirken, orada 7 yıl ön cephe birliğinde görev yaptığı için arka cepheye atandı.그러다가 다시, 이제 그대로, 신산리 쪽으로 나와서 거기에서 역시 상수 중학교 학생들을 가르치다가, 거기에서 7년 동안 전방 부대 근무를 했다고 해서 후방으로 발령이 됐던 것이에요.
115이 사람 arka cepheye atandıktan sonra, 이제 그대로, başlangıçta Kadın Askeri Eğitim Merkezi'nde görev yaptı, ancak Kadın Askeri Eğitim Merkezi'nde kesinlikle görev yapamayacağı için eğitim merkezi komutanına nakil talebinde bulundu ve Nonsan Eğitim Merkezi'ne atandı.이 사람이 후방으로 발령이 나서, 이제 그대로, 처음에는 여군훈련소에서 근무했는데, 도저히 여군훈련소에서 근무할 수가 없는 고로, 훈련소장한테 이동 상신을 해서 논산훈련소로 발령이 났던 겁니다.
116Nonsan Eğitim Merkezi'ne gittikten sonra, 이제 그대로, şu anda Iksan Ortaokulu ve Lisesi olarak adı değiştirilmiş olan Jaegun Ortaokulu ve Lisesi'ni 이 사람 kurdu.논산훈련소에 가서는, 이제 그대로, 현재 익산 중고등학교로 이름이 바뀌 있는 재건 중고등학교를 이 사람이 세웠던 겁니다.
117Askerlik yaparken, 이제 그대로, gündüzleri askerlere, geceleri sivillere ders verme gibi işler yaparak, sonunda bu bir okula dönüştü ve şimdiki Iksan Ortaokulu ve Lisesi oldu.군대에 근무하면서, 이제 그대로, 낮에는 군인들을 가르치고 밤에는 민간인들을 가르치는 이와 같은 일을 해서, 결국은 그것이 학교로 발전해서 지금의 익산 중고등학교가 된 것이올시다.
118Bu şekilde, 이제 그대로, 이 사람 hayatı boyunca, hiçbir zaman para karşılığında ders verme işini yapmadı.이와 같이, 이제 그대로, 이 사람은 평생을, 그렇다고 해서 언제 한번 돈을 받고 공부를 가르치는 일은 해본 적이 없는 것이에요.
119Her zaman gönüllü olarak, her zaman fedakarca ders verdi.언제든지 봉사적으로 언제든지 희생적으로 가르치는 것이올시다.
120이제 그대로, 이 사람 hayatı boyunca fedakar bir yaşam sürdürdü, hiçbir zaman 'ben' için yaşamadı.이제 그대로, 이 사람이 한평생을 희생적인 생활로 일관했지, 언제 한번 '나'를 위해서 세상을 살아보질 않았던 것이올시다.
121이제 그대로, böyle fedakar bir yaşam sürerken, hep dua hayatı yaşamaz mıydı?이제 그대로, 희생적인 생활을 그렇게 하면서 늘 기도 생활을 안 했을까?
122Dua hayatı yaşadı tabii.기도 생활을 했던 거죠.
123O kadar fedakarca dersler verirken, 이제 그대로, Iksan-gun, Geumma-myeon, Donggodo-ri'de bir 전도관 kurdu ve 이제 그대로, Geumma 전도관'ı inşa etti.그렇게 희생적으로 공부를 가르치면서, 이제 그대로, 익산군 금마면 동고도리에다가 전도관을 개척해서, 이제 그대로, 금마 전도관을 세웠던 것이올시다.
124O zamanlar Geumma 전도관'ı kurarken de 이 사람'ın parası olmadığı için, genç öğrencilerle birlikte kerpiç tuğlalar yaptı, sonra o kerpiç tuğlaları üst üste koydu ve çatıyı çadırla yaparak 제단'ı kurdu.그 당시에 금마 전도관을 세울 때도 이 사람이 돈이 없으니까, 흙벽돌을 청년 학생들과 같이 찍어서, 그래서 그 흙벽돌을 쌓고 지붕은 천막을 쳐서 제단을 세웠던 것이올시다.
125이 사람 bizzat ibadetlere liderlik etti ve 이제 그대로, cemaatin çoğu 이 사람'dan ders alan genç öğrenciler olduğu için, cemaat çok mu toplandı, az mı toplandı?이 사람이 직접 예배 인도를 하고, 이제 그대로, 교인들이 대부분 다 이 사람한테 공부를 배우는 청년 학생들인 고로, 교인들이 많이 모였을까, 조금 모였을까?
126Çok toplanmıştır, değil mi?많이 모였겠죠?
127O zamanlar çok sayıda cemaat toplandığı için, her yerden 이 사람'ı çağırırlar mıydı, çağırmazlar mıydı?당시에 많은 교인들이 모이니까 사방에서 이 사람을 부를까, 안 부를까?
128Nonsan Samgeori 전도관'da o zamanlar Evangelist Jo Seong-ho varken, o kişi 이 사람'a gelip bir uyanış toplantısı yapmasını istemişti.논산 삼거리 전도관에 당시에 조성호 전도사가 있었을 때, 그 사람이 이 사람에게 와서 부흥회를 해달라고 했던 겁니다.
129Bu yüzden 이 사람 sokaklarda dolaşarak sokak vaazları verip uyanış toplantıları yapınca, Yeonmudae 전도관 canlanmış mıdır, canlanmamış mıdır?그래서 이 사람이 길거리를 다니면서 노방전도를 해가며 부흥회를 하니까, 연무대 전도관이 부흥됐을까, 안 됐을까?
130Canlanmıştır, değil mi?부흥이 됐겠죠?
131Böylece canlandı ve o zamanlar, 이제 그대로, hem uyanış konuşmacısı rolünü üstlenip hem de öğrencilere ders verdiği için meşgul müydü, değil miydi?그래서 부흥이 되고 그 당시에, 이제 그대로, 부흥 강사 노릇도 하면서 학생들을 가르치면서 하니까 바빴을까, 안 바빴을까?
132Meşguldü tabii.바빴던 거죠.
133Bu şekilde 이 사람 gençliğini fedakar bir yaşamla geçirdi ve her zaman sadece 하나님 için yaşadı.이와같이 이 사람은 젊은 시절을 희생적인 생활로 일관했으며 항상 하나님만을 위해서 살았던 것이올시다.
134Bu yüzden bir gün 이 사람'ın yaşadığı her şeyi geriye dönüp baksak bile, 이제 그대로, kesinlikle 하나님'ın ruhunun yerleşip kaldığı kadar yaşamıştı, değil mi?그런고로 어느 날 이 사람이 생활한 모든 것을 더듬어 봐도, 이제 그대로, 분명히 하나님의 신이 좌정하고 남음이 있었을 정도로 생활했던 거죠?
135Bu yüzden sizler de 이 사람'a benzemelisiniz, benzememelisiniz mi?그런고로 여러분들도 이 사람을 닮아야 해, 안 닮아야 해?
136Benzemelisiniz tabii.닮아야죠.
137하나님 için sadık olmalı, iş yapmalı ve 이제 그대로, 하나님'a yücelik ve sevinç verebilecek bir yaşam sürmeliyiz, değil mi? Öyle mi, değil mi?하나님을 위해서 충성하고, 일을 하고, 이제 그대로, 하나님에게 영광과 기쁨을 돌릴 수 있는 생활을 해야만 되는 거죠? 그래요, 안 그래요?