Yahuda İskariot'un Yeniden Değerlendirilmesi
1이 사람 sizlere 예수'nun eylemleri arasında bahsetmiştim ama, 예수'nun 마귀 새끼 olduğu Kutsal Kitap'ta yazılı mı diye sorarsanız이 사람이 여러분들에게 예수의 행적 가운데서 말씀드렸지만, 예수가 마귀 새끼라고 하는 것이 성경에 쓰여 있는가 하면
2예수'nun gezip dolaşırken sadece zina yaptığı gerçeğini Kutsal Kitap'ta yazılanları tek tek ortaya koyarak sizlere anlatıyorum ama, bunu uydurarak mı söylüyorum, yoksa gerçeği mi ortaya koyuyorum?예수가 다니면서 오입만 하고 다녔다는 사실을 성경에 기록된 것을 낱낱이 드러내서 여러분들한테 말씀을 하는데, 이걸 꾸며서 말하는 거예요, 사실을 드러내는 거예요?
3Gerçeği ortaya koyuyorum, değil mi?사실을 드러내는 거죠?
4Bu yüzden 예수, 사마리야 여인'i görüp o 사마리야 여인 çok çok güzel ve alımlı olduğu için on iki öğrencinin hepsini ekmek almaya gönderdiği gerçeği Kutsal Kitap'ta yazılı mı, değil mi?그래서 예수가 사마리야 여인을 보고 그 사마리야 여인이 너무너무 예쁘고 아름다운 고로, 열두 제자를 빵 사러 12명을 몽땅 보낸 사실이 성경에 기록이 되어 있어요, 안 되어 있어요?
5O Kutsal Kitap'ta hangi sözün Elçilerin İşleri'ne bakarsanız, 예수'nun öğrencilerinden birini ekmek almaya gönderdiğine dair bir kayıt var mı, yok mu?그 성경 속에 어떤 말씀이 사도행전에 보면 예수의 제자 중에 한 사람을 보내서 빵을 사 오게 한 기록이 있어요, 없어요?
6Öyle bir kayıt var, değil mi?그런 기록이 있죠?
7Güzel kadın 사마리야 여인 ile karşılaştığında on iki öğrencinin hepsini ekmek almaya gönderdi mi, göndermedi mi?예쁜 여자 사마리야 여인을 만나서는 몽땅 12명을 빵 사러 보냈어요, 안 보냈어요?
8İşte bu 예수 denen adam sinsi bir adam mı, sinsi olmayan bir adam mı?이게 바로 예수라는 놈은 엉큼한 놈이에요, 엉큼하지 않은 놈이에요?
9Sinsi bir adam, değil mi?엉큼한 놈이죠?
10O güzel kadınla buluşup bir şeyler yapmayı düşündüğünde etrafta bir kişi bile olsa olur mu, olmaz mı?그 예쁜 여자를 만나가지고 어떻게 해볼까 하니까, 주변에 한 명이라도 있으면 되겠어요, 안 되겠어요?
11Bir kişi bile olsa olmazdı, bu yüzden on iki öğrencinin hepsini ekmek almaya gönderdi, değil mi?한 명이라도 있으면 안 되니까 12명을 몽땅 빵 사러 보냈죠?
12Bu yüzden eskiden, şimdiden 2000 yıl önce olduğu için şimdiki gibi asfalt yollar ve caddeler var mıydı?그래서 옛날에 지금부터 2천 년 전이니까 지금처럼 아스팔트가 나 있고 도로가 나 있을까?
13Yol var mıydı, yok muydu?도로가 있을까, 없을까?
14Anlatılamaz dikenli çalılıklarla dolu dağları, dağ üstüne dağları aşarak karşı köye gidip gelmek bütün gün sürer miydi, bir saat mi sürerdi?말할 수 없이 가시넝쿨 같은 산, 산에 산을 넘어서 건넛마을에 갔다 오려면 하루 종일 걸릴까요, 한 시간 걸릴까요?
15Bütün gün sürerdi, değil mi?하루 종일 걸리는 거죠?
16Bunu hesaba katarak on iki öğrencinin hepsini ekmek almaya gönderdiği gerçeğine bakarsak, Kutsal Kitap'ta 예수'yu ele veren kişinin kim olduğu söyleniyordu?그것을 계산에 넣고 열두 명을 몽땅 빵 사러 보낸 사실을 보면, 성경에 예수를 팔아먹은 사람이 누구라고 그랬죠?
17가룟 유다, değil mi?가룟 유다죠?
18가룟 유다 en sadık öğrenciydi, 예수'ya en iyi davranan, 예수'nun sözüne canla başla mutlak itaat eden bir öğrenci olduğu için para çantasını güvenilir birine mi emanet eder, şüpheli birine mi?가룟 유다가 가장 충성을 하는 제자요, 예수한테 가장 잘하고 열심히 예수의 말씀이라면 절대복종하는 제자이기 때문에, 돈 전대를 믿을 만한 사람한테 맡길까요, 의심나는 사람한테 맡길까요?
19Güvenilir birine para çantasını emanet eder, değil mi?믿을 만한 사람한테 돈 전대를 맡기죠?
20Para çantasını 가룟 유다 mı emanet aldı, 베드로 mu?돈 전대를 가룟 유다가 맡았어요, 베드로가 맡았어요?
21가룟 유다 emanet aldı.가룟 유다가 맡았어.
22Yani 예수, 베드로'yu mu daha çok sevdi, 가룟 유다'yı mı en çok sevdi?그러니까 예수가 베드로를 더 사랑했어요, 가룟 유다를 제일로 사랑했어요?
23가룟 유다'yı en çok sevdi. Anladınız mı?가룟 유다를 제일로 사랑했어. 아시겠어요?
24가룟 유다'nın 예수'yu ele verdiği söyleniyor diye Kutsal Kitap'ta 가룟 유다'nın en çok sevildiği yazılı olmasa da, aslında o para çantasını emanet edecek kadar güvenilen biri, en gözde adamıydı, değil mi?가룟 유다가 예수를 팔아먹었다 해가지고 성경에는 가룟 유다가 사랑을 제일로 받았다는 것은 안 쓰여 있지만, 사실 그 돈 전대를 맡길 정도라면 가장 심복 부하죠?
25On iki öğrenci arasında en çok sevdiği öğrencisi miydi, en çok sevmediği öğrencisi miydi?열두 제자 중에서 제일로 사랑하는 제자예요, 제일로 사랑 안 하는 제자예요?
26En çok sevdiği öğrencisiydi, değil mi?제일로 사랑하는 제자죠?
27Bu yüzden 가룟 유다, 사마리야 여인'i alıp buğdayların uzun boylu büyüdüğü buğday tarlasında içeri girip 사마리야 여인 ile 예수'nun köpek gibi davrandığı sahneye kim tanık oldu?그래서 가룟 유다가 사마리야 여인을 데리고 밀밭에서 밀이 길게 자랐는데, 그 가운데 들어가서 사마리아 여인과 예수가 개짓하는 광경을 누가 목격했어요?
28가룟 유다 tanık oldu, değil mi?가룟 유다가 목격을 했죠?
29가룟 유다 buna tanık oldu. Anladınız mı?가룟 유다가 그걸 목격을 한 거야. 아시겠어요?
30Siz olsanız böyle bir şeye tanık olsanız sessiz kalır mıydınız?여러분 같으면 그런 걸 목격하면 가만있겠어요?
31Muhtemelen siz olsanız o anda taşla kafatasını parçalardınız.아마 여러분 같으면 그 자리에서 돌로 해골을 깠을 거야.
32O 가룟 유다 gerçekten bir centilmendi.그 가룟 유다는 참 신사야.
33가룟 유다 denen kişi iyi kalpliydi, 가룟 유다 denen kişi o kadar sakindi, 이제 그대로, o 가룟 유다 denen kişi kalbi ipek gibi güzel bir insandı. Anladınız mı?가룟 유다라는 사람은 마음이 착하고, 가룟 유다라는 사람은 그렇게 침착하고, 이제 그대로, 그 가룟 유다라는 사람은 마음이 비단처럼 아름다운 사람이야. 아시겠어요?
34Böyle bir sahneyi görmüş olsaydı o anda taşla kafatasını parçalayıp öldürmesi gerekirdi, değil mi? Öyle değil mi?그런 광경을 봤으면 그 자리에서 돌로 해골을 까서 죽여버려야지요. 그래요, 안 그래요?
35Ama 가룟 유다 o sahneyi gördüğü halde sadece düşünüp düşünüp en sonunda 예수'yu yakalamak isteyen Roma askerlerine 예수'nun nerede olduğunu söyledi mi, söylemedi mi?그런데 가룟 유다는 그 광경을 보고도 그냥 고민하고 고민하다가 마지막에 예수를 잡으려는 로마 병정들한테 예수가 어디 있는 걸 가르쳐줬어요, 안 가르쳐줬어요?
36Söyledi, değil mi?가르쳐줬죠?
37Bu yüzden 예수 yakalandı, değil mi?그래서 예수가 잡혀가게 된 거죠?
38Bu yüzden temel motivasyonun böyle olmasına neden olan şey 가룟 유다 kötü olduğu için mi böyle oldu, yoksa 예수 kötü bir şey yaptığı için mi?그런고로 근본 동기가 그렇게 하게끔 만든 것이 가룟 유다가 나빠서 그런 거예요, 예수가 나쁜 짓을 해서 그런 거예요?
39예수 kötü bir şey yaptığı için oldu, değil mi?예수가 나쁜 짓을 해서 그런 거죠?
40Bu yüzden 예수 kötü bir adam mı, iyi bir adam mı?그런고로 예수가 나쁜 놈이에요, 좋은 놈이에요?
41Kötü bir adam, değil mi?나쁜 놈이죠?
42Bu yüzden 가룟 유다'nın ne kadar vicdanlı ve ne kadar iyi bir insan olduğunu nereden anlayabiliriz derseniz, 예수'nun çarmıha gerilerek öldüğü haberini duyduğunda 가룟 유다 kendini asarak öldü mü, ölmedi mi?그래서 또한 가룟 유다가 얼마나 양심적이고 얼마나 착한 사람이라는 걸 뭘 봐서 알 수 있냐 하면, 예수가 십자가에 달려서 죽었다는 소문을 듣고 가룟 유다가 목 메달아서 죽었어요, 안 죽었어요?
43Kendini asarak öldü, değil mi?목매달아서 죽었죠?
44예수 사마리야 여인 ile köpek gibi davransa da, ben Roma askerlerine haber verip 예수'nun yakalanmasına neden olup çarmıha gerilerek öldüğü haberini duyduğunda vicdan azabı çektiği için비록 예수가 사마리아 여인하고 개짓은 하긴 했지만, 내가 로마 병정들한테 알려줘가지고 예수를 잡아가게끔 해가지고 십자가에 매달려서 죽었다는 소문을 듣고 양심의 가책이 되니까
45"Gerçekten üç yıl boyunca hizmet ettiğim öğretmenimi ihanet edip öldürdüm, dünyada ben öldürülmesi gereken bir adamım," diyerek kendini asarak ölecek kadar vicdanlıydı, değil mi?내가 참말로 삼 년 동안 모셨던 선생님을 배신해가지고 죽이다니, 천하에 나는 죽일 놈이구나, 해서 목을 매달아 죽을 정도면 양심가죠.
46O kişi vicdansız bir insan mıydı?그 사람이 비양심적인 사람이에요?
47Vicdanlıydı, değil mi?양심가죠?
48O on iki öğrenci arasında en mükemmel insandı. Anladınız mı?그 열두 제자 중에 제일 훌륭한 사람이에요. 아시겠어요?
49En mükemmel insan olduğu için para çantasını 가룟 유다'ya emanet etmişti.제일 훌륭한 사람이니까 돈 전대를 가룟 유다한테 맡겼던 겁니다.
50이제 그대로, 가룟 유다, 막달라 마리아 ile 예수'nun çok yakınlaştığını görünce, 막달라 마리아'nın o pahalı yağı 예수'nun ayaklarına dökerek, 예수'nun ayaklarına döküp kendi saçlarıyla o ayakları sildiğini, o ayakları temizlediğini gördüğünde, bu 가룟 유다 şöyle dedi:이제 그대로, 가룟 유다가 그 막달라 마리아하고 예수하고 너무 가까이 노는고로, 막달라 마리아가 그 비싼 기름을 예수 발에다가 부으면서, 예수 발에 부어서 자기 머리카락으로 그 발을 닦는, 그 닦아주는 그러한 광경을 보고 이 가룟 유다 하는 말이
51"O pahalı yağı satıp fakir insanlara dağıtmak daha iyi değil mi?""그 비싼 기름을 팔아서 불쌍한 사람을 나눠주는 게 낫지"
52"O pahalı yağı öğretmenin ayaklarına döküp saçla yıkamakla o ayaklar temizlenmeyecek, aksine toz bulaşıp daha da kirlenecekken""그 비싼 기름을 선생님 발에다 부어서 머리로 씻는다고 해서 그 발이 깨끗해지는 것도 아니고 먼지가 묻어서 더 더러워지는데"
53"O pahalı yağı satıp fakir insanlara dağıtmak daha adil bir şey değil mi!" dediğinde"그 비싼 기름을 팔아서 가난한 사람들에게 나눠주는 게 더 의로운 것이 아니냐!"라고 얘기할 때
54가룟 유다'nın sözü doğru mu, değil mi?가룟 유다 말이 맞아요, 안 맞아요?
55Ama 예수, 막달라 마리아'nın tarafını tutarak그런데, 예수가 막달라 마리아 편을 들어가지고
56"Bırakın kalsın. 막달라 마리아'nın o pahalı yağı dökerek yaptığı şeyin hepsi mantıklı" dedi, değil mi?"가만 놔둬라. 막달라 마리아가 그 비싼 기름을 부어서 하는 것이 다 일리가 있다"라고 하고 이렇게 말한 거죠?
57Yani 예수 denen adam 막달라 마리아'ya tamamen kapılıp uygunsuz bir konuda 막달라 마리아'nın tarafını tuttu mu, tutmadı mı?그러니까 예수라는 놈은 막달라 마리아한테 완전히 빠져서, 경우도 맞지 않는 일에 막달라 마리아 편을 들었어요, 안 들었어요?
58Tuttu, değil mi?들었죠?
59Buna bakarak 막달라 마리아 ile 예수 arasında bir şeyler olduğunu tek bir şeye bakarak bile bilir misiniz, bilmez misiniz?그걸로 봐서 막달라 마리아와 예수 간에는 썸씽이 있었다는 걸 한가지 봐도 알아요, 몰라요?
60Bilirsiniz, değil mi?알 수 있죠?
61Bu yüzden 예수 bir serseri mi, serseri değil mi?그런고로 예수는 잡놈이에요, 잡놈 아니에요?
62O bir serseri. Anladınız mı?그거 잡놈이에요. 아시겠어요?
63Böyle bir alçağı 구세주 diye inanıyorsanız gerçekten de aptalın teki demek gerekir, değil mi? Öyle değil mi?그런 개잡놈을 구세주라고 믿고 있으니 참말로 구리구리 멍텅구리라고 해야 되겠죠? 그래요, 안 그래요?
64Böyle bir alçağa inanmak aptal olup aldanmaktır, akıllı bir insan olsa aldanabilir miydi?그런 개잡놈을 믿는 것은 그것은 멍텅구리가 되어서 속는 거지 똑똑한 사람 같으면 속을 수 있을까?
65Aldanamazdı, değil mi?속을 수가 없는 거죠?
66Bu yüzden bugün, 이 사람'ın ayrıntılı olarak bildiklerini sizlere anlatıyor, değil mi?그래서 오늘날, 이 사람이 세밀하게 알고 있는 것을 여러분에게 알려주는 거죠.
67Hiçbir zaman hiçbir papaz böyle bir vaaz vermemiş, Kutsal Kitap'ı bildiğini iddia eden hiçbir ilahiyat doktoru böyle bir şey söylememiş veya duymamışken, bunları derinlemesine araştırıp bilmek yedinci mührü açan kişi olduğu şüphesizdir, değil mi?언제 어느 목사가 이런 설교를 해본 적이 없고, 성경을 안다는 신학 박사가 이런 말을 해본 적이 없고 들은 적이 없는데, 이런 것을 전부 깊이깊이 파헤쳐서 아는 것은 일곱 번째 인을 떼는 사람이 틀림이 없는 거죠?
68Yedinci mührü açan, yedinci mührü açtığı için her şeyi açıkça biliyor. Anladınız mı?일곱 번째 인을 떼는, 일곱 번째 인을 떼니까 환하게 알아. 아시겠어요?
69Bu yüzden 이 사람 ortaya çıkmamalıydı, yedinci mühür açıldığında 예수'nun sahte bir 구세주 olduğu tüm dünyaya açıklanır mı, açıklanmaz mı?그래서 이 사람이 나오질 말아야지, 일곱 번째 인을 띠게 되면 예수가 가짜 구세주라는 게 천하에 밝혀져, 안 밝혀져?
70Tüm dünyaya açıklanır, değil mi?천하에 밝혀지죠?
71Tüm dünyaya açıklanırken bu dünya bir 천지개벽 yaşar mı, yaşamaz mı?천하에 밝혀지면서 이 세상이 천지개벽이 될까요, 천지개벽이 안 될까요?
72Bir 천지개벽 yaşar, değil mi?천지개벽이 되는 거죠?
73천지개벽 demek altüst olmak demektir, değil mi?천지개벽이라는 건 뒤집어진다는 거죠?
74마귀 dünyası altüst olursa nasıl bir dünya olur?마귀 세상이 뒤집어지면 무슨 세상이에요?
75Cennet olur, değil mi?하늘나라가 되는 거죠?
76Cennet olur, değil mi?천국이 되는 거죠?
77Bu yüzden, 이 사람'ın, 이제 그대로, sadece Kutsal Kitap'la ilgili değil, bilimsel şeylerle de değil, genel olarak 이 사람'ın hareketlerini görünce, 이제 그대로, tüm dünyayı istediği gibi yoğurup hareket ettirdiğini görünce sonunda başrol oyuncusu olduğu şüphesiz mi, şüphesiz değil mi?그런고로, 이 사람이, 이제 그대로, 성경뿐만 아니라 과학적인 것뿐만 아니라 전반적으로 이 사람이 움직이는 걸 보아, 이제 그대로, 전 세계를 주물럭주물럭 거리고 마음대로 움직이는 걸 보아 마지막에 주인공이 틀림이 있어, 틀림이 없어?
78이제 그대로, tüm dünyayı istediği gibi yoğurup hareket ettirdiğini görünce, sonunda başrol oyuncusu olduğu şüphesiz mi, şüphesiz değil mi?이제 그대로, 전 세계를 주물럭주물럭 거리고 마음대로 움직이는 걸 보아, 마지막에 주인공이 틀림이 있어, 틀림이 없어?