Kutsal Kitap'ta Gizlenen İsa
1Dün, 이 사람 Chungcheongnam-do Hapdeok제단'a gidip geldi.어제, 이 사람이 충청남도 합덕제단에 갔다 왔습니다.
2Chungcheongnam-do Hapdeok제단, Metodist Kilisesi'nin yerini alarak 승리제단'ı kurduğu yerdir.충청남도 합덕제단은 감리교 자리를 빼앗아서 승리제단을 세운 곳입니다.
3Yani, 마귀당, 승리제단'a tamamen yenildi mi, kazandı mı?그러니까 마귀당이 승리제단한테 여지없이 져버렸어요, 이겼어요?
4Tamamen yenildi, değil mi?여지없이 져버린 거죠?
5승리제단, Metodist Kilisesi'ni tamamen ortadan kaldırdı ve o Metodist Kilisesi'nin yerine 승리제단'ı kurdu.승리제단이 감리교를 여지없이 없애버리고, 그 감리교 자리에 승리제단을 세운 겁니다.
6Orada Choi 장로 adında bir kişi Metodist Kilisesi üyesiydi ve Choi 장로 ile bizim Lee Byeong-gu 승사 o Metodist Kilisesi'nde 장로 olarak bulunuyorlardı.거기에는 최 장로라고 하는 사람이 감리교 교인이었는데, 최 장로라는 사람과 우리 이병구 승사가 바로 그 감리교 장로로 있었어요.
7Ama 이제 그대로, bizim Choi Byeong-deuk 승사 gidip Lee Byeong-gu 승사'yı vaaz etti, sonra da Choi 장로'yu vaaz ederek, Metodist Kilisesi'nin sahibi olan Choi 장로, Metodist Kilisesi'ni kovdu ve bizim 승리제단'ımızı o kiliseye kurdu.그런데 이제 그대로 우리 최병득 승사가 가서 이병구 승사를 전도를 하고, 그다음에 최 장로를 전도해 가지고, 감리교 주인 되는 최 장로가 감리교를 내쫓아버리고 우리 승리제단을 그 교회에다가 세운 것입니다.
8Bu yüzden 이 사람'ın dün gidip söylediği şeyleri bugün sizlere anlatmak istiyorum.그래서 이 사람이 어제 가서 말씀한 것을 오늘 여러분들에게 말씀드리려고 하는 것입니다.
9Tam da İsa adındaki kişinin çarmıhı taşımadığı Kutsal Kitap'ta ayrıntılı olarak yazılı, değil mi? Yazılı değil mi?바로 예수라고 하는 사람은 십자가를 지지 않았다는 것이 성경에 세밀하게 쓰여 있어요, 안 쓰여 있어요?
10Çarmıhı taşımadığı Kutsal Kitap'ta yazılı, değil mi?십자가를 지지 않았다는 것이 성경에 쓰여 있는 거죠?
11Ayrıca İsa dirilmedi ve İsa adındaki kişi evli bir adam mıydı, bekar mıydı?또한 예수가 부활함을 입지 않고, 예수라는 사람은 결혼한 사람이에요, 총각이에요?
12Evli bir adamdı, değil mi?결혼 한 사람이죠?
13Zaten erken yaşta evlenmiş bir adam olduğu gerçeği Kutsal Kitap'ta kayıtlı, değil mi? Kayıtlı değil mi?이미 일찍이 결혼을 한 사람이라는 사실이 성경에 기록이 되어 있어요, 안 되어 있어요?
14Kayıtlı, değil mi?기록이 되어 있죠?
15Ancak bugün İsa'nın evlenmemiş gibi yalanlarla sayısız aptal insanı kandırdığı bir durumda, bu muazzam gerçeği ifşa ederek artık bu tür sahte dinlere aldanmamalarını sağlamalı mıyız, sağlamamalı mıyız?그런데 오늘날 예수가 결혼을 안 한 것처럼 거짓말로 수많은 어리석은 사람들을 속이고 있는데, 우리가 이러한 엄청난 사실을 폭로해서 더 이상 그러한 사이비종교에 속지 않도록 해줘야 돼요, 안 해줘야 돼요?
16Sağlamalıyız, değil mi?해줘야죠?
17İsa'nın evlendiği nerede yazılı derseniz, tam da Kana'daki düğün ziyafetinde İsa ve annesinin o düğün ziyafetine katıldığı Kutsal Kitap'ta kayıtlı, değil mi? Kayıtlı değil mi?예수가 장가갔다는 말은 어디에 쓰여 있느냐 하면 바로, 가나안 혼인 잔칫집에서 예수와 예수의 어머니가 그 혼인 잔치에 참여했다는 것이 성경 상의 기록이 되어 있어요, 안 되어 있어요?
18Kayıtlı, değil mi?기록이 되어 있죠?
19O zamanlar düğünde toplanan insanları İsa'nın annesi mi ağırladı, başka biri mi ağırladı?그 당시에 결혼식에 모인 사람들을 대접하는 것을 예수의 어머니가 대접을 했어요, 다른 사람이 대접했어요?
20İsa'nın annesi ağırladı, değil mi?예수의 어머니가 대접을 했죠?
21Bunu neye bakarak anlayabiliriz derseniz, tam da misafirleri ağırlarken şarap bitince, yani şarap tükenince İsa'ya gelip,그걸 뭘 봐서 알 수 있느냐 하면, 바로 손님들을 대접하다 보니까 술이 떨어져서 포도주가 떨어져 가지고 예수한테 찾아와 가지고
22"Evladım İsa, başka bir şey değil, şarap bitti. Çabuk şarap hazırla" sözlerini İsa'nın annesi İsa'ya mı söyledi, başka birine mi söyledi?"얘야 예수야, 딴 것이 아니라 포도주가 떨어졌다. 빨리 포도주를 준비해 달라" 하는 말씀을 예수 어머니가 예수한테 말했어요, 다른 사람한테 말했어요?
23İsa'ya söyledi, değil mi?예수한테 말을 했죠?
24Bizim ülkemizde de Yahudi ülkesinde de yaşam alışkanlıkları benzer ve aynı olduğu için, düğünde misafirleri ağırlaması gereken ev sahibi 신랑'ın annesi midir, yoksa bir yabancı mıdır?우리나라나 유대 나라나 생활 습관이 비슷하고 똑같은 고로, 결혼식에서 손님을 대접해야 할 주인이 신랑 어머니예요, 나그네예요?
25신랑'ın annesi, değil mi?신랑 어머니죠?
26Ve eğer şarap bittiyse, şarabı hazırlama sorumluluğu düğünün ev sahibi, yani başrolü olan 신랑'ın sorumluluğu mudur, yoksa bir yabancının sorumluluğu mudur?그리고 포도주가 떨어졌다면 포도주를 준비해야 할 책임이 결혼식의 주인이 되는 주인공이 되는 신랑의 책임이에요, 나그네의 책임이에요?
27신랑'ın sorumluluğu, değil mi?신랑의 책임이죠?
28신랑'ın sorumluluğu olduğu için, 신랑'a gidip İsa'nın annesi "Şarap bitti, ne yapmalıyız?" deyince,신랑의 책임인 고로 신랑한테 가서 예수의 어머니가 "포도주가 떨어졌으니 어떡하면 좋으냐"라고 하니까
29İsa aslında, Kutsal Kitap'ta İsa'nın suya testilere doldurmasını söyleyip şarap yaptığını yalan olarak yazmış olsa da, aslında eski şarabı depodan getirdiği gerçeğini sizlere anlatmıştım, değil mi?예수가 사실은, 성경에는 예수가 물을 독에다 떠 놓으라 해가지고 포도주를 만들었다고 거짓말로 써놨지만, 사실은 묵은 포도주를 창고에서 가져왔다는 사실을 여러분들에게 말씀드린 거죠?
30Kutsal Kitap böyle yalanlar yazmışken, 이제 그대로, sade su şarap olabilir mi?성경은 이렇게 거짓말을 써놨는데, 이제 그대로 맹물이 포도주가 될 수 있어요?
31O sade suyu şaraba dönüştürdüğünü yalan söylüyorlar, şarap yapan bir 하나님 ise o, 하나님 midir, 마귀 새끼 midir?그 맹물을 포도주로 만들었다고 거짓말을 하는데, 포도주나 만드는 하나님이면 그게 하나님이에요, 마귀 새끼예요?
32마귀 새끼'dir, değil mi? Öyle mi, değil mi?마귀 새끼죠? 그래요, 안 그래요?
33마귀 şarap yapabilir mi?마귀는 포도주 만들 수 있어?
34마귀 de şarap yapamaz, değil mi?마귀도 포도주 못 만들죠?
35마귀 de şarap yapamaz.마귀도 포도주 못 만들어.
36Bu yüzden İsa adındaki o kişi Kana'daki düğün ziyafetinin 신랑'ıydı ve Kana'daki düğün ziyafetinin 신부'su da Lazarus'un kız kardeşleri olan Meryem ve Marta idi, değil mi?그런고로 예수라고 하는 그 사람이 가나안 혼인 잔칫집에 신랑이요, 가나안 혼인 잔칫집의 신부는 바로 누구냐 하면 나사로의 누이가 되는 마리아와 마르다가 있었던 거죠?
37Bu yüzden Marta'nın kız kardeşi Meryem, Marta'dan daha güzelmiş gibi görünüyor. Anlıyor musunuz?그런고로 마르다의 동생 마리아가 마르다보다 더 예뻤던 모양 같아요. 아시겠어요?
38Bu yüzden Marta ve Meryem arasından Meryem, İsa'nın eşi olup evlendiği için,그래서 마르다와 마리아 중에서 마리아가 예수의 부인이 되어 가지고 결혼식을 올리게 된 고로
39Bu yüzden o zamanlar İsa ile Meryem evlendi ve o Meryem o zaman Kana'daki düğün ziyafetinde 이제 신부 olarak evlendi ve 신랑 olarak da İsa 신랑 olup evlendiği için,그런고로 그 당시에 예수한테 그 마리아가 결혼식을 올리게 되어가지고, 그래가지고 그 마리아가 당시에 가나안 혼인 잔칫집에 이제 신부로서 결혼식을 올리게 되었고, 신랑을 바로 예수가 신랑이 되어가지고 결혼식을 올리게 된 고로
40Kana'daki düğün ziyafeti denilen yerin tam da İsa'nın 신랑 olduğu gerçeğini neye bakarak anlayabiliriz derseniz,가나안 혼인 잔칫집이라고 하는 곳은 바로 예수가 신랑이었다는 사실을 뭘 봐서 알 수 있냐 하면,
41İsa'nın annesinin şarap bitmesi hakkında İsa'ya konuşması, İsa'nın annesinin misafirleri ağırlama sorumluluğu olan 신랑 annesi olduğundan şüphe götürmez, değil mi? Öyle mi, değil mi?예수의 어머니가 포도주 떨어진 것에 대해서 예수한테 말을 했다는 것은 예수의 어머니가 손님을 대접해야 할 책임이 있는 신랑 어머니임에 틀림이 없는 거죠. 그래요, 안 그래요?
42Bu yüzden 신랑'ın annesi şarap dağıtıp misafirleri ağırladığı için, şarabın bitip bitmediğini bilen kişi, şarabı dağıtan kişi mi önce bilir, yoksa bir yabancı mı bilir?그래서 신랑 어머니가 포도주를 퍼다가 손님을 대접하는 일을 했던 고로, 포도주가 떨어졌는지 안 떨어졌는지 아는 사람은 포도주를 퍼낸 사람이 먼저 알까요, 나그네가 알까요?
43Şarabı dağıtan o ev sahibi, 신랑'ın annesi bilir, değil mi? Öyle mi, değil mi?포도주를 퍼낸 그 주인, 신랑 어머니가 아는 거죠. 그래요~, 안 그래요?
44Şarabın bittiğini İsa'nın annesinin İsa'ya söylemesinden anlaşıldığına göre, oraya yabancı olarak giden insanlar mıydı, başkasının düğününü izlemeye giden insanlar mıydı, tebrik etmeye giden insanlar mıydı, yoksa başrol müydüler?포도주가 떨어졌다는 말을 예수의 어머니가 예수한테 한 것을 보아 나그네로 간 사람들이야, 구경하러 남의 결혼식에 간 사람들이야, 축하하러 간 사람들이야, 주인공이야?
45Başrol oldukları gerçeğini o tek Kutsal Kitap ayetiyle anlayabiliriz, değil mi?주인공이라는 사실을 그 성경 구절 하나를 가지고 알 수 있는 거죠?
46Papazlar bunları bilir mi?이런 것을 목사들이 알아?
47İsa'nın öğrencileri bunları biliyor muydu, bilmiyor muydu?이런 것을 예수의 제자들이 알았어요, 몰랐어요?
48Bilmiyorlardı, değil mi?몰랐던 거죠?
49Bu yüzden bugün sizlerin Kana'daki düğün ziyafetinde İsa'nın evlendiği gerçeğinin Kutsal Kitap'ta kayıtlı olmasının çok açık bir kanıtı şudur ki, ondan sonra öğrenciler İsa'ya "Rabbi" diye mi hitap ettiler, yoksa sadece "Öğretmenim" diye mi hitap ettiler?그런고로 오늘날 여러분들이 가나안 혼인 잔칫집에서 예수가 결혼식을 했다는 사실을 성경 상의 기록이 되어 있는 것이 너무나 뚜렷한 사실이 뭐냐 하면, 그다음부터는 예수더러 제자들이 "랍비여"라고 호칭을 했어요, 그냥 선생님이라고 호칭했어요?
50"Rabbi" diye hitap ettiler, değil mi?"랍비여"라고 호칭했죠?
51Bu Kutsal Kitap'ta yazılı mı, yazılı değil mi?그게 성경에 쓰여 있어, 안 쓰여 있어?
52O "Rabbi" kelimesi Yahudi ülkesinde evli erkeklere söylenen bir kelimedir.그 "랍비여"라는 말은 유대 나라에서 결혼한 남자들에게 하는 말이에요.
53Bizim ülkemizde evli bir erkeğe ne diye hitap edilir?우리나라에서는 결혼한 남자에게 뭐라고 불러요?
54Amca diye hitap edilir, değil mi? Öyle mi, değil mi?아저씨라고 부르죠. 그래요, 안 그래요?
55Bekar diye hitap edilmez mi?총각이라고 부르지 않아?
56Amca diye hitap edilir, değil mi? Öyle mi, değil mi?아저씨라고 부르죠. 그래요, 안 그래요?
57Yahudi ülkesinde "Rabbi" diye hitap etmek, evli bir kişiye hitap etme şekli "Rabbi" diye hitap etmekti.유대 나라에서는 "랍비여"라고 호칭하는 것이 결혼한 사람에게 호칭법이 "랍비여"라고 호칭하는 것이었던 것입니다.
58Bu yüzden ondan sonra Petrus veya öğrenciler İsa'ya "Rabbi" diye hitap ettiklerinde, "Rabbi" diye hitap ettikleri gerçeğine bakılırsa, İsa kesinlikle evli bir adam mıydı, bekar mıydı?그런고로 예수를 그다음부터 "랍비여"라고 베드로나 제자들이 부를 때에 "랍비여"라고 부른 사실을 보아, 틀림없이 예수는 결혼한 사람이에요, 총각이에요?
59Evli bir adamdı, değil mi?결혼한 사람이죠?
60Bu yüzden evli olduğu gerçeği Kutsal Kitap'ta açıkça kayıtlıdır ve ayrıca İsa'nın çarmıhı taşımadığı neye bakılarak anlaşılabilir derseniz, İsa Roma askerleri tarafından yakalandı mı, yakalanmadı mı?그래서 이 결혼 했다는 사실이 성경 상에 뚜렷하게 기록이 되어 있고, 또한 예수가 십자가를 지지 않았다는 것은 무슨 성경 말씀을 보아서 알 수 있느냐 하면 예수가 로마 병정들한테 붙들려 갔어요, 안 붙들려 갔어요?
61Yakalandı, değil mi?붙들려 갔죠?
62Roma askerleri tarafından yakalanıp götürüldüğünde, sonunda Roma'nın valisi olan, Yahudi ülkesine Roma'dan gönderilen Pilatus adında bir kişi vardı, değil mi?로마 병정들한테 붙들려 가가지고 마지막에 로마의 총독이었던, 유대 나라의 총독으로 로마 나라에서 파견된 빌라도라는 사람이 있었죠?
63Pilatus adındaki kişi o Yahudi ülkesinde o zamanlar başkan veya şimdiki tabirle başkanla aynı görevdeydi, değil mi?빌라도라고 하는 사람이 그 유대 나라에 당시에 대통령이나 지금으로 말하면 대통령이나 마찬가지 직책에 있었던 거죠?
64Bu yüzden Pilatus adındaki vali İsa'yı yargılayacağı zaman, İsa yakalanır yakalanmaz, İsa'nın eşi olan Meryem, kayınbiraderi olan Lazarus, baldızı olan Marta, ayaklarını yere vura vura İsa'yı kurtarma hareketi başlattılar mı, başlatmadılar mı?그런고로 빌라도라고 하는 총독이 예수를 재판하게 될 때에 예수가 붙잡혀 가자마자 예수의 부인 되는 마리아, 처남 되는 나사로, 처형 되는 마르다가 발을 동동 구르면서 예수 구출 운동을 했을까요, 안 했을까요?
65Bu Kutsal Kitap'ta yazılı mı, yazılı değil mi?그것이 성경에 쓰여 있어, 안 쓰여 있어?
66Yazılı değil, neden beni sürekli utandırıyorsunuz?안 쓰여 있어, 왜 내 망신을 자꾸 줘?
67Nerede yazılı?어디 쓰여 있어?
68Bilmiyorsanız sessiz kalın. O papazlara mı benzediniz, neden öyle yapıyorsunuz?알지 못하면 가만히 있어. 그 목사들 닮았나, 왜 그래?
69Bilmiyorsanız sessiz kalmalısınız, değil mi?알지 못하면 가만히 있어야죠?
70Kutsal Kitap'ta yazılı değil.성경에는 안 쓰여 있어요.
71Bu yüzden 이제 그대로, neden derseniz, eğer bu Kutsal Kitap'ta yazılsaydı, İsa'ya inanacak kimse olur muydu?그래서 이제 그대로, 왜 그러느냐 하면, 그것을 성경에 써놓으면 예수 믿을 사람 있어요?
72Olmazdı, değil mi?없죠?
73Bu yüzden onu yazmadılar. Anlıyor musunuz?그래서 그걸 안 써놓은 거야. 아시겠어요?
74İsa'nın kayınbiraderi Lazarus, İsa'nın baldızı Marta ve İsa'nın eşi Meryem, İsa'nın Roma askerleri tarafından yakalandığını duyunca ayaklarını yere vura vura, kurtarma hareketi için yumruk büyüklüğünde bir altın külçesiyle tam olarak nereye gittiler derseniz, Arimathea'lı Yusuf'a gittiler, değil mi?예수의 처남 나사로와 예수의 처형 마르다와 예수의 처 마리아가 예수가 로마 병정들한테 붙들려 갔다니까 발을 동동 구르면서, 구출 운동을 하기 위하야 금덩어리를, 주먹만 한 금덩어리를 가지고 그대로 어디를 찾아갔느냐 하면, 아리마데 요셉안테 찾아갔던 거죠?
75Arimathea'lı Yusuf adındaki kişi tam olarak Meryem, Marta ve Lazarus'un akrabası mıydı, yabancısı mıydı?아리마데 요셉이라는 사람은 바로, 마리아와 마르다 나사로와에 친척 간이야~, 남이야?
76Akrabasıydı, değil mi?친척 간이죠?
77Akrabası olmasının yanı sıra Arimathea'lı Yusuf adındaki kişi Pilatus ile yakın mıydı, yakın değil miydi?친척 간이면서 아리마데 요셉이라는 사람은 빌라도하고 친했어, 안 친했어?
78Pilatus ile yakındı, değil mi?빌라도하고 친했던 거죠?
79Pilatus ile yakın olduğu için, bu yüzden Arimathea'lı Yusuf'a altın külçesiyle koşup, "Bizim 신랑 İsa'yı çabuk kurtarın, bu altın külçesini size vereceğiz" deyince,빌라도하고 친했던 고로, 그런고로 아리마데요셉안테 금덩어리를 가지고 쫓아가서, "우리 신랑 예수님을 빨리 구출해 주십시오, 이 금덩어리 줄 테니까" 하니까
80"Ah, o İsa o zaman Roma askerleri tarafından yakalandı mı demek istiyorsun?" deyince,"아, 그 예수가 그러면 로마 병정들한테 붙들려 갔단 말이냐?" 하니까
81"Evet, öyle" deyince, çabuk kurtarmasını istedikleri için, o altın külçesiyle 이제 Pilatus'a koştu, değil mi?"예 그렇습니다," 빨리 구출해 달라고 하니까, 그 금덩어리를 가지고 이제 빌라도한테 쫓아가게 된 거죠?
82O altın külçesiyle Pilatus'a koşunca, rüşvet almayı seven Pilatus'a altın külçesini verince ağzı açık kaldı mı, kalmadı mı?그 금덩어리를 가지고 빌라도한테 쫓아가니까 와이로 먹기를 좋아하는 빌라도가 금덩어리를 주니까 입이 벌어졌어요, 안 벌어졌어요?
83Ağzı açık kalmıştır, değil mi?입이 벌어졌겠죠?
84Sadece sevinerek "Bunu ne şartla getirdin?" demiştir, değil mi?그냥 좋아서 "이게 무슨 조건으로 이런 걸 가져왔어?" 그랬겠죠?
85"Başka bir şey değil, İsa'yı Roma askerleri yakalamış, İsa'yı serbest bırakmalısın, o benim dünürüm olan bir adam, o adamı yakalayıp ne yapacaksın?""딴 게 아니고, 예수를 로마 병정들이 잡아갔다는데, 예수를 놔줘야지, 나하고 사돈지간인 사람인데 이 사람을 잡아다가 어떡할 거냐"
86"Ah, İsa'yı öldürün diye bağırıp durdukları için, Ferisiler ve Yahudiler İsa'yı öldürün diye ortalığı karıştırınca yakaladık.""아, 예수를 죽이라고 막 그래서, 바리새 교인들과 유대교인들이 막 예수를 죽이라고 하면서 난리를 치니까 잡아 왔지."
87"Ne suçu var ki İsa'yı yakalıyorsunuz?" deyince,"그 무슨 죄가 있길래 예수를 잡아 오냐?" 그러니까,
88"Öyle yapma, bırak onu. Bu altın külçesini al da..." deyince,"놔줘 그러지 말고. 이 금덩어리나 먹고~" 그러니까,
89"Tamam, tamam." Ağzı açık kalmış bir şekilde."알았어, 알았어." 입이 딱 벌어져가지고.
90Pilatus, Arimathea'lı Yusuf ile gizli bir anlaşma yaptı mı, yapmadı mı?빌라도가 아리마데요셉과 밀약을 했을까요, 안 했을까요?
91Gizli bir anlaşma yaptı, değil mi?밀약을 했던 거죠?
92O zamanın bir olayı olsa da, 하나님 her şeyi görüp anlayabilir mi, anlayamaz mı?그 당시 일이지만, 하나님은 다 꿰뚫어 볼까요, 꿰뚫어 못 볼까요?
93하나님 her şeyi görüp anlar, değil mi?하나님은 다 꿰뚫어 보는 거죠?
94İsa'yı koşulsuz serbest bırakmadı. Koşulsuz beraat kararı vermedi. Rüşvet aldığı için. Anlıyor musunuz?무조건 예수를 놔준 게 아니야. 무조건 무죄 판결을 한 게 아니야. 와이로를 먹었기 때문에. 아시겠어요?
95Bu yüzden Pilatus yargılama yaparken, sizler İsa'da suç bulunabileceğini söylediniz. Ve mendille sildi, değil mi?그래서 빌라도가 재판할 때에, 여러분들 예수한테는 죄를 찾아볼 수가 있다. 그리고 손수건으로 닦았죠?
96"İsa'da suç bulunamaz" sözü, beraat kararı mıydı, suçlu kararı mıydı?"예수한테는 죄를 찾아볼 수가 없다." 하는 말은 무죄 판결한 거예요, 유죄 판결한 거예요?
97Beraat kararıydı, değil mi?무죄 판결한 거죠?
98Sizler Yahudi ülkesi tarihini incelemiş, ayrıca dünya tarihini incelemiş kişiler olarak, Yahudi ülkesinde idam mahkumlarını infaz ederken, haç şeklinde bir ağaca asarak, önce sadece asarak öldürüp, sonra çivileyerek mi öldürdüler, öldürmediler mi?여러분들 유대 나라 역사를 공부한 사람, 또 세계 역사를 공부한 사람 같으면 유대 나라에서 사형수를 처형할 때에 열십자로 된 나무에다가 매달아서 처음에는 그냥 매달아서 죽이다가 나중에는 못을 박아서 죽였어요, 안 죽었어요?
99O şekilde infaz ettiler, değil mi?그런 식으로 처형을 했죠?
100Yani, idam mahkumunu mu infaz ediyorlar, yoksa beraat eden birini mi infaz ediyorlar?그러니까 사형수를 처형하는 거예요, 무죄판결 받은 사람을 처형하는 거예요?
101Pilatus, suç bulunamadığını söyleyerek beraat kararı verdi. Bu Kutsal Kitap'ta yazıyor. Anladınız mı?무죄판결을, 죄를 찾아볼 수 없다고 무죄판결을 빌라도가 했어요. 그게 성경에 쓰여 있어. 아시겠어요?
102Böylece, beraat kararı verilince, dinleyici sıralarında oturan yüzlerce Ferisi ve Yahudi, İsa'yı çarmıha gerip öldürmek için gösteri yaptı, değil mi? Gösteri yapmadılar mı?그래 놓고, 이제 무죄 판결하게 되니까, 방청석에 수백 명 앉아 있는 바리새 교인들과 유대교인들이 예수를 십자가에 못 박아서 죽이라고 막 데모를 했어, 데모를 안 했어?
103Protesto ettiler, değil mi?데모를 했죠?
104İsa'yı çarmıha gerip öldürmek için gösteri yapınca, beraat kararı verildiği için serbest bırakılıp gönderilmesi mi gerekiyordu, gönderilmemesi mi?예수를 십자가에 못 박아서 죽이라고 데모를 하니까, 무죄 판결을 했으니까 석방시켜서 내보내야 돼요, 안 내보내야 돼요?
105Sadece gönderilmesi gerekiyordu, ama gönderilseydi Ferisiler onu taşlayarak kafatasını kırıp öldürürlerdi, değil mi? Öldürmezler miydi?그냥 내보내야 되는데, 내보내면 바리새교인들이 돌로 쳐서 해골을 까서 죽여요, 안 죽여요?
106Öldürürlerdi, değil mi?죽이죠?
107Bu Pilatus, Arimathea'lı Yusuf'tan altın külçeleri alıp bir ricada bulunmuştu. Eğer onu ölecek şekilde serbest bırakıp gönderirse, Ferisiler ve Yahudiler bekleyip onu öldürürlerdi, değil mi? Öldürmezler miydi?이 빌라도가 아리마데요셉안테 금덩어리를 받고 청탁을 받았는데, 죽게끔 석방을 시켜서 내보내면, 바리새 교인들과 유대교인들이 지키고 있다가 죽여, 안 죽여?
108O zaman altın külçelerini geri vermesi mi gerekirdi, vermemesi mi?그러면 금덩어리를 도로 내놔야 돼요, 안 내놔야 돼요?
109Geri vermesi gerekirdi, değil mi?도로 내놔야죠?
110O altın külçelerini elde tutmak istediği için İsa'nın ölmemesini mi sağlaması gerekiyordu, ölmesini mi?그 금덩어리를 먹을래니까 예수를 안 죽게끔 해야 돼요, 죽게끔 해야 돼요?
111Ölmemesini sağlaması gerekirdi, değil mi?안 죽게끔 해야죠?
112Bu yüzden Pilatus, Roma askerlerine emir vererek, gece karanlığında İsa'yı alıp komşu ülke Fransa'ya iltica ettirdi, değil mi? Ettirmedi mi?그래서 빌라도가 로마 병정들한테 명령을 해가지고 밤중에 깜깜한 밤에 예수를 끌고 어디로 갔느냐 하면 이웃 나라 불란스로 망명을 시켰어요, 안 시켰어요?
113İltica ettirmişti, değil mi?망명을 시켰던 거죠?
114Bu yüzden, böyle yaptıktan sonra, 이제 그대로 Ferisiler ve Yahudiler her gün gösteri yapıp, 'İsa'yı çarmıha gerip öldürün, İsa'yı öldürün!' diye bağırınca, gürültülü olur muydu, olmaz mıydı?그런고로 그렇게 해놓고는, 이제그대로 바리새교인들과 유대교인들이 매일이면 매일같이 데모를 하고, 예수를 십자가에 못 박아서 죽여라, 예수를 죽여라고 막 외치니까, 시끄러울까, 안 시끄러울까?
115Gürültülü olurdu, değil mi?시끄럽죠?
116Yani, Ferisiler ve Yahudiler sürekli gösteri yapınca, bu durum can sıkıcı olduğu için, o dönemde Pilatus ve Arimathea'lı Yusuf ikisi anlaşıp, üç haydutu getirip infaz ettiler.그러니까 바리새 교인들과 유대교인들이 만날 데모를 하니까, 그게 귀찮으니까, 당시에 빌라도와 아리마데요셉과 둘이서 결탁을 해가지고, 강도 세 놈을 끌어내다가 처형을 하는데.
117Şimdi, Arimathea'lı Yusuf'un bahçesinin arkasındaki tepede üç haydutu infaz ederken, 'Ortadaki haydutun omuzlarına kırmızı bir pelerin sarıp infaz edersek, uzaktan bakıldığında hemen, İsa hep omzunda kırmızı bir kuşakla dolaştığı için, İsa gibi görünmez mi?' diye düşündüler.이제 아리마데요셉 정원 뒷동산에서 강도 세 놈을 처형을 하는데, 이제 "가운데 달리는 강도에게 홍포를 어깨에 둘르게 해놓고 처형을 하면, 먼 데서 보기만 하면 바로, 예수가 만날 어깨에다가 빨간 띠를 두르고 다녔으니까, 예수처럼 보이지 않겠느냐" 그러니까
118İsa'yı infaz edip öldürmüş gibi bir oyun sahnelemek için anlaştılar. Anladınız mı?예수를 처형을 해서 죽인 것처럼 이제 연극을 하자고 결탁을 하게 된 거예요. 아시겠어요?
119Ve böylece, Kutsal Kitap'a bakarsanız, yanındaki çarmıha gerilerek ölen haydutun ortadaki haydutla şakalaştığı sahne Kutsal Kitap'ta yazıyor mu, yazmıyor mu?그래가지고 성경에 보면 옆에 십자가 달려서 죽는 강도가 가운데 달린 강도한테 농담하는 광경이 성경에 쓰여 있어요, 안 쓰여 있어요?
120"Ya Rab, sen kendi melekûtuna geldiğin zaman beni hatırla" diye, 이제 그대로, şaka yaptı, değil mi?"주여, 당신의 나라에 가실 때 나를 기억하소서" 하고, 이제 그대로, 농담을 했죠?
121Bunun üzerine ortadaki haydut da şaka yollu, "Evet, seni hatırlayacağım" diye karşılıklı şakalaştılar, değil mi?그러니까 가운데 달린 강도가 또 농담으로, "그래, 내가 너를 기억해 주마" 하고 농담을 서로 주고받고 했죠?
122Böyle şeyleri Kutsal Kitap'a yazmışlar. Anladınız mı?그런 것을 성경에다 써놨어. 아시겠어요?
123İşte o haydutlar, 이제 그대로, ölecekleri bir durumda, İsa yüzünden biz böyle çabucak ölüyoruz diye, sadece şaka yapmışlardı. Anladınız mı?그게 바로 그 강도들이 이제 그대로 죽을 판국에, 예수 때문에 우리가 이렇게 먼저 빨리 죽으니까, 농담이나 한 거죠. 아시겠어요?
124O şakayı Kutsal Kitap'a yazmışlar. Anladınız mı?그 농담한 걸 성경에다 써놨어요. 아시겠어요?
125Bu yüzden, ortadaki haydutun cesedini İsa'nın cesedi diyerek Arimathea'lı Yusuf'a verdikleri Kutsal Kitap'ta yazıyor mu, yazmıyor mu?그러기 때문에 가운데 달린 강도 시체를 예수의 시체라 해가지고 아리마데요셉에게 줬다고 성경에 쓰여 있어요, 안 쓰여 있어요?
126Sadece buna bakmak bile komik, değil mi?그거만 보더라도 웃기는 거죠?
127Bizim ülkemizde de başka ülkelerde de, ölen kişinin cesedini ailesine mi verirler, yoksa başkasına mı verirler?우리나라나 남의 나라나, 그 죽은 사람의 가족한테 시체를 줄까요, 아니면 남한테 시체를 줄까요?
128Açıkça İsa'nın annesi de vardı, babası da, değil mi? Yok muydu?엄연히 예수의 어머니도 있고 예수의 아버지도 있어, 없어?
129Vardı, ama Yahudi ülkesinde ölen birinin cesedini başkasına vermek, olabilecek bir şey mi, olamayacak bir şey mi?있는데, 유대 나라에서 죽은 사람의 시체를 남한테 준다는 건, 있을 수 있는 일이야, 있을 수 없는 일이야?
130Sadece buna bakmak bile bir oyun, değil mi?그거 하나를 봐도 연극이죠?
131Sadece buna bakmak bile bir aldatmaca oyunu. Öyle değil mi? Değil mi?그걸 하나만 봐도 속임수의 연극이죠. 그래요, 안 그래요?
132Bu yüzden, İsa'nın cesedini Arimathea'lı Yusuf'a verdiler diye, Kutsal Kitap'ta İsa'nın cesedinin Arimathea'lı Yusuf'un mezarına konulduğu yazıyor, değil mi?그래서 예수의 시체를 아리마데요셉에게 줬다 해가지고, 성경에는 예수의 시체를 아리마데요셉 무덤에다 갖다 놨다고 쓰여 있죠?
133이제 그대로, üç gün sonra mezarın taş kapısını yana açıp, cesedi saran bezleri cesedin yattığı yere bırakarak, "İsa yaşayarak dışarı çıktı", "Göğe yükseldi" diye söylenti yaydılar.이제 그대로, 삼 일 만에 무덤 돌문을 옆으로 열어놓고는 시체 감았던 헝겊을 그 시체 놓였던 자리에다가 풀어놓고, "예수가 살아서 나갔다", "하늘로 올라갔다" 하고 소문을 냈던 거죠.
134Bu yüzden, "İsa yaşayarak dışarı çıktı" diye söylenti yayılınca, Ferisiler ve Yahudiler korkup gösterilere devam ederler miydi?그래서 "예수가 살아서 나가 버렸다"라고 소문을 내니까, 바리새 교인들과 유대교인들이 무서워서 데모를 계속할까?
135Ayrıca Ferisiler ve Yahudiler, İsa'nın öldüğünü sanıp aldatıldılar, değil mi? Aldatılmadılar mı?또 바리새 교인들과 유대교인들이 예수가 죽은 줄로 알고 속았어요, 안 속았어요?
136O insanları aldatmak için bir stratejiydi. Anladınız mı?그 사람들을 속이기 위한 작전이야. 아시겠어요?
137O dönemde Ferisiler ve Yahudiler söz konusu olduğunda, Yahudi ülkesinde Ferisilerin gücü büyük müydü, küçük müydü?당시에 바리새 교인들과 유대교인들이면 유대 나라에서 바리새 교인들의 세력이 컸어요, 작았어요?
138Ferisiler ve Yahudiler çoktu, değil mi?바리새 교인들과 유대교인들이 많았던 거죠?
139O kadar çok inanan, yüzlerce kişi sürekli gösteri yapınca, 이제 그대로, o Pilatus adındaki kişinin başı ağrıdığı için, böyle bir oyun sahnelemişti. Anladınız mı?그 많은 그 교인이 만날같이 수백 명이 데모를 하니까, 이제 그대로 그 빌라도라는 사람이 그 골치가 아픈고로, 그런 연극을 했던 것이에요. 아시겠어요?
140Ben öyle bir durumda olsaydım bile, ben de öyle bir oyun sahnelemiş olurdum. Anladınız mı?아마 내가 그런 자리에 있다고 하더라도, 나도 그런 연극을 했을 거예요. 아시겠어요?
141O Pilatus adındaki kişi, 이제 그대로, her gün gösteri yapıp, her gün İsa'yı çarmıha gerip öldürmek için gösteri yaparken, bir kez yargılanmış bir şey, 'bir dava iki kez yargılanamaz' ilkesine göre tekrar yargılanabilir mi?그 빌라도라는 사람이 이제 그대로, 매일과 같이 데모를 하고 매일과 같이 예수를 십자가에 매달아서 죽이라고 막 데모를 하는데, 한번 재판한 것은 일사부재리 원칙에 의해서 다시 재판할 수 있어?
142Tekrar yargılanamaz.다시 재판할 수 없는 거예요.
143Eskiden beri, bir kez verilen bir karar geri çevrilip tekrar karar verilemez. Anladınız mı?옛날부터 한번 판결을 한 것은 다시 뒤집어서 판결을 할 수 없어요. 아시겠어요?
144Bu yüzden, İsa'nın suçsuz olduğuna dair beraat kararı verilmişken, nasıl idam infazı yapılabilirdi? Öyle değil mi? Değil mi?그래서 예수가 죄가 없다고 무죄 판결을 한 것을 어떻게 사형 집행을 할 수 있어. 그래요, 안 그래요?
145Bu yüzden, o dönemde Pilatus'un başı çok ağrıdığı için, üç haydutu getirip, zaten idam edilmesi gereken kişiler oldukları için, üçünü önce getirip idam infazını yapmıştı.그런고로 당시에 빌라도가 하도 골치가 아프니까 강도 세 놈을 끌어내다가, 기왕 사형 집행을 해야 할 놈들이니까 세 놈을 먼저 끌어내다가 사형 집행을 했던 겁니다.
146Zaten idam cezası almış ve hapiste olan mahkumları, 이제 그대로, çarmıha gerip öldürürken, üçünden ortadaki haydutun üzerine kırmızı bir pelerin sardırıp, onu ortadaki çarmıha asmışlardı.이미 사형 선고를 받고 감옥에 있던 죄수들을, 이제 그대로, 십자가에 매달아서 죽이는데, 세 놈 중에 가운데 달리는 강도에게 홍포를 두르게 해놓고, 가운데 십자가에 매달아 놓았던 겁니다.
147Yani, Yahudi ülkesinde başkasının bahçesine girilebilir mi?그러니까, 유대 나라에서는 남의 정원에 들어갈 수 있어요?
148Bizim ülkemizde de başkasının bahçesine girilebilir mi?우리나라에서도 남의 정원에 들어갈 수 있어요?
149Girilemez. Anladınız mı?못 들어가. 아시겠어요?
150O bahçenin arkasındaki tepe olduğu için, mesafe uzak mıydı, uzak değil miydi?그 정원 뒷동산이니까, 거리가 멀어요, 안 멀어요?
151Mesafe uzaktı, değil mi?거리가 멀죠?
152Bahçe büyük olduğu için, arka tepenin zirvesinde infaz yapınca, yüzün kimin yüzü olduğu görünür mü, görünmez mi?정원이 큰 고로 뒷동산 꼭대기에서 처형을 하니까 얼굴이 누구 얼굴인지 보여요, 안 보여요?
153Kimin yüzü olduğu anlaşılamaz, değil mi?누구 얼굴인지 확인이 안 되죠?
154Yani, haydutu çarmıha asıp kırmızı pelerini sarınca, sadece kırmızı bezin omuzlarına sarılı olduğu görünüyor ve yüzü tam olarak seçilemiyordu.그러니까 바로 강도를 십자가에다 매달아 놓고 홍포를 두르니까, 뻘건 헝겊이 어깨에 두른 것만 보이고 얼굴은 제대로 안 보이니까
155"Vay be, İsa çarmıha gerilerek ölüyor!" diye uzaktan, İsa'nın öğrencileri ve onu takip eden insanlar feryat edip ağlayarak, böyle bir manzara yaşanmıştı, değil mi?"이야~ 예수가 십자가에 달려서 죽는구나!" 하고 멀리서, 이 예수의 제자들과 예수를 따르던 사람들이 통곡을 하고 울면서, 그런 광경이 벌어졌던 거죠?
156Siz bir kez hayal edin. 이 사람 yalan mı söylüyor acaba~여러분들 한 번 상상을 해봐. 이 사람이 거짓말로 하는 건가~
157Kutsal Kitap'ı dikkatlice okuyun~.성경을 자세히 읽어봐~.
158Dikkatlice okursanız, Kutsal Kitap'ta İsa'nın beraat ettiğini gördüğünüzde, çarmıha gerilmesi saçma olur, değil mi?자세히 읽어보면, 그 성경 속에 가 바로 예수가 무죄판결을 받았다는 것을 봐서 바로, 십자가 달렸다는 것은 이건 어불성설이죠?
159Mantıksız, değil mi? Öyle değil mi? Değil mi?말이 안 되죠. 그래요, 안 그래요?
160Bu yüzden, İsa'yı beraat ettirip gece yarısı Roma askerlerini görevlendirerek İsa'yı, İsa'nın eşini ve bir oğlunu, yani o üç kişilik aileyi Fransa'ya iltica ettirdiği gerçeğini neye bakarak anlayabiliriz derseniz,그래서 예수를 무죄 판결해 놓고 밤중에 로마 병정들을 시켜가지고 예수와 예수의 부인과 아들 하나, 그 세 식구를 불란서로 망명을 시킨 사실을 뭘 봐서 알 수 있느냐 하면
161İngiltere'de bir BBC muhabirinin İsa'nın izini sürmesi sonucunda, Fransa'da İsa'nın birçok torunu olduğu ve Avrupa genelinde İngiltere'de de İsa'nın birçok torunu olduğu ortaya çıktı, değil mi? Çok değil mi?영국에 BBC 기자가 예수의 행적에 대해서 추적을 한 결과 불란서에 예수의 후손들이 많고 구라파 일대에 영국에도 예수의 후손들이 많아요, 안 많아요?
162İsa'nın torunları çok. Avrupa'da. Anladınız mı?예수의 후손들이 많아요. 구라파에. 아시겠어요?
163Bu yüzden, İsa'nın torunlarının şecere kitapları var ve şecere kitabında en baştaki dedenin, 1 numaralı dedenin İsa olduğu, ardından 1 numaralı dedenin eşinin Meryem olduğu şecere kitabında kayıtlı olduğu gibi, sonraki dedelerin, sonraki dedelerin isimleri sırasıyla yazılıdır ve şecere kitabında kendi isimleri çıkar mı, çıkmaz mı?그래서 예수의 후손들이 족보책을 가지고 있는데, 족보책에 맨 처음 할아버지가 1번 할아버지가 예수요, 그다음에 1번 할아버지의 부인이 마리아라고 족보책에 기록이 되어 있는가 하면, 그다음 할아버지, 그다음 할아버지 이름들이 차례로 적혀 있으며, 족보책에 자기 이름이 나올까요, 안 나올까요?
164Kendi isimleri çıkar, değil mi?자기 이름이 나오죠?
165Yani, çeşitli şecere kitaplarını toplayıp getirmelerinin nedeni şuydu: O dönemde İngiliz 신부'lar ve papazlar, o BBC muhabirine karşı ayaklanıp BBC muhabirine dava açtılar, değil mi? Açmadılar mı?그러니까 여러 족보책을 수집해서 가지고 왔던 것은 뭐냐하면, 그 당시에 그 BBC 기자를 상대로 해서 영국의 신부들과 목사들이 막 들고일어나서 BBC 기자를 향해서 재판 소송을 걸었어요, 안 걸었어요?
166Davayı 1982 yılında açmışlardı, değil mi?재판을 1982년도에 걸었던 거죠?
1671982 yılında dava açılıp yargılama yapıldığında, İngiltere'de İsa'ya inanan insanlar çok muydu, çok değil miydi?1982년도에 재판을 걸어가지고 재판하게 될 때에 영국에는 예수 믿는 사람들이 많아요, 안 많아요?
168Çoktu, değil mi?많죠?
169İsa'ya inanan insanlar çok olduğu için, o yargıç da üçüncü kuşaktan İsa'ya inanan birinin torunuydu, değil mi?예수 믿는 사람들이 많은 고로, 그 판사도 3대째 예수를 믿는 사람의 후손인 거죠?
170Yani, bu yargıca bir rica gelmiş midir, gelmemiş midir?그러니까 이 판사한테 부탁이 들어왔을까요, 안 들어왔을까요?
171"İsa'nın Fransa'ya iltica etmesi doğru olsa bile, lütfen İsa'nın çarmıhı taşıdığına hükmedin" diye bir rica gelmiş midir, gelmemiş midir?"설사 예수님이 불란서로 망명한 것이 사실일지라도, 예수님이 십자가를 졌다고 판결해 주십시오" 라고, 청탁이 들어 왔을까, 안 들어왔을까?
172Rica gelmişti, değil mi?청탁이 들어왔겠죠?
173"Merak etmeyin" diye yüksek sesle söylemiştir, değil mi?"걱정하지 마십시오" 하고 큰소리쳤겠죠?
174Ancak, 이제 그대로, o BBC muhabiri çeşitli şecere kitaplarını delil olarak sunup, açıklayıcı belgeler sağlarken, İsa'nın torunlarını getirip mahkeme tanık kürsüsüne çıkardı.그러나, 이제 그대로, 그 BBC 기자가 여러 족보책을 갖다가 증거물로 제시하고, 소명자료를 제공하면서, 예수의 후손들을 데려다가 법정 증언대에다가 세워놓고.
175"Adınız ne?""당신 이름이 뭐요?"
176"Ben falanca falancayım.""나는 아무개 아무개 올시다."
177"En büyük dedeniz kim?""당신 최고의 할아버지가 누구요?"
178"En büyük dedemiz İsa'dır.""우리 최고의 할아버지는 예수님입니다."
179Sadece tutarlı bir şekilde, İsa'nın torunları on kişi ise on kişi de aynı şeyi söyleyince, 이제 그대로, yargıç o davayı istediği gibi bozabilir miydi, bozamaz mıydı?그냥 일관성 있게, 예수의 후손들이 열 명이면 열 명이 똑같이 말을 하니, 이제 그대로, 판사가 마음대로 그 재판을 뒤집을 수가 있어, 없어?
180Bozamazdı, değil mi?뒤집을 수가 없는 거죠?
181Bu yüzden, 이제 그대로, bu yargıç bir ay boyunca mahkemeye çıktı mı, çıkmadı mı?그래서, 이제 그대로, 이 판사가 한 달 동안 법정 출석을 했어, 안 했어?
182Bir ay boyunca başını ellerinin arasına alıp mahkemeye çıkmadı. Anladınız mı?한 달 동안 머리를 싸매고 법정 출석을 안 했어요. 아시겠어요?
183Bu yüzden, şimdi mahkeme başkanı, 이제 그대로, o yargıcı çağırıp, telefon edip그래서 이제 법원의 재판장이, 이제 그대로, 그 판사를 불러가지고, 전화를 걸어가지고
184"Çabuk gelip bu yürüttüğün davayı bitirmelisin, 이제 그대로, gelmeyip evde başını ellerinin arasına alıp yatmakla çözülecek bir şey değil, değil mi!""빨리 나와서 이 재판하던 것을 마무리해야지, 이제 그대로, 안 나와서 집에서 머리를 싸매고 누워 있는다고 해결되는 게 아니지 않느냐!"
185Böylece, azarlayıp bağırınca, o yargıç çaresizce mahkemeye çıkmak zorunda kaldı, değil mi?막~ 호령을 하고 호통을 치니까, 어쩔 수 없이 그 판사가 법정 출두를 하게 된 거죠?
186Böylece çıkıp davayı sürdürürken, şimdi o dönemde karar verip hükmü açıklarken, söylediği şey, ilk sözü şuydu:그래서 나와가지고 재판을 진행하는데, 이제 그 당시에 결심을 해서 판결을 할 때에, 말하는 게 뭐냐하면 첫마디가
187"Değerli 신부'lar, değerli papazlar, değerli rahibeler, üzgünüm," ilk sözü buydu. Anladınız mı?"여러 신부님들, 여러 목사님들, 여러 수녀님들, 죄송합니다," 그게 첫마디야. 아시겠어요?
188O mahkemede yargılama yapılırken, dinleyici sıralarında bulunan bir kişi olan 빌 구퍼 adında birini ben bizzat tanıdım.그 법정에서 재판할 당시에 방청석에서 방청했던 사람, 한 사람, 빌 구퍼라고 하는 사람을 내가 직접 만났어요.
189O manzarayı anlatırken, gerçekten çok şaşırtıcıydı, aynen öyle.그 광경을 얘기하는데, 아주 기가 막혀요 그냥, 그대로.
190"Değerli 신부'lar, değerli papazlar, değerli rahibeler, üzgünüm.""여러 신부님들, 여러 목사님들, 여러 수녀님들, 죄송합니다."
191Aslında ben üç kuşaktır İsa'ya inanan biriyim."사실은 내가 삼대째 예수를 믿는 사람이올시다."
192Ben İsa'nın Fransa'ya sürgün edilmediğine inanıyordum, ancak Fransa'ya sürgün edildiği ve çarmıha gerilmediği bir gerçekmiş." Ve şimdi, karar verildiğinde,"내가 예수님이 불란서로 망명을 하지 않은 것으로 나는 믿었는데, 불란서로 망명한 것이 사실이고, 십자가를 안 졌습니다." 하고 이제 판결을 하게 되니까
193Oradaki rahipler, rahibeler ve papazlar siyah cübbelerini yırttılar, bazıları orada intihar ederken, bazıları da yere oturup bacaklarını uzatarak hıçkıra hıçkıra ağladılar.거기 있는 신부들과 수녀들과 목사들이 검은 옷을 찢고, 어떤 사람은 그 자리에서 자살을 하는 사람이 있는가 하면, 그 자리에서 털 퍽 땅바닥에 두 다리를 뻗고 앉아서 대성통곡을 하고 울면서
194"Onlarca yıldır onu 구세주 olarak bilip inanmıştım, ama çarmıha bile gerilmedi mi? Bu ne demek oluyor?" diye feryat etmeleri gazetede kapı gibi büyük mü çıktı, yoksa küçük mü?"수십 년간을 내가 구세주로 알고 믿었는데 아니 십자가도 안 졌다니 이게 웬 말이냐"라고 통곡을 하게 된 것이 신문에 대문짝만하게 나왔을까요, 조그맣게 나왔을까요?
195Gazetelerde, televizyonda, yayınlarda çıktığı için, İngiltere'deki o kadar çok İsa'ya inanan insan nereye gitti denildi?신문, 테레비, 뭐 방영돼서 나오니까, 영국에 그렇게 많았던 예수 믿는 사람들이 전부 어디로 갔다고 그랬어요?
196İslam'a döndüler denildi, değil mi?회교로 돌아갔다고 그랬죠?
197İsa'ya inanan herkes İslam'a döndü. Anlıyor musunuz?예수 믿는 사람 전부 회교로 돌아갔어요. 아시겠어요?
198İşte tam da bu, 이제 그대로, yeryüzümüzdeki, gelişmiş ülke denilen İngiltere'de böyle bir olay yaşandı.이게 바로 우리 지구 땅 안에 있는, 이제 그대로, 선진국이라고 하는 영국 나라에서 이런 일이 벌어졌던 거예요.
199Bu yüzden, şimdi İngiltere'de İsa'ya inanan insan var mı, yok mu?그런고로 지금 영국에는 예수 믿는 사람이 있어요, 없어요?
200İsa'ya inanan insanlar, cahil büyükanneler biraz inanır herhalde. "Herhalde öyle değildir ki~" diye.예수 믿는 사람, 무식한 할머니들은 좀 믿겠지. "설마 그럴까~" 하고
201Bizim Kore'de de öyle cahil büyükanneler, cahil insanlar var mı?우리 한국에도 그런 무식한 할머니들, 무식한 사람들이 있어요?
202Var mı, yok mu?있어요, 없어요?
203Var, değil mi?있죠?
204Gözü kapalı inananlar var, değil mi?덮어놓고 믿는 것들 있죠?
205Gözü kapalı inanan insanlar azınlıkta olsa da, o kadar çok insan İsa'ya inanmıyorsa ve o kadar çok insan İslam'a döndüyse, bu gerçekten şaşırtıcı değil mi, şaşırtıcı değil mi?덮어놓고 믿는 사람들이 소수자는 있겠지만, 그 많은 사람들이 예수를 안 믿고, 그 많은 사람들이 다 회교로 돌아갔다면, 이거 참말로 기가 막혀, 안 기가 막혀?
206Bu yüzden, 이 사람 1987 yılında İngiltere'nin Londra şehrine gittiğinde, Bill Cooper ile birlikte BBC yayın istasyonunu ziyaret etti ve mahkemeyi de bulup karar belgesini almaya çalıştı.그래서 이 사람이 1987년도에 영국 런던에 갔었을 때에 빌 구퍼와 같이 BBC 방송국도 찾아가 보고 재판소도 찾아서 판결문을 얻으려고 했었던 겁니다.
207Ancak, bu tür kafa karıştırıcı ve şaşırtıcı olayların sadece İngiltere'mizde durdurulması gerektiğini ve diğer ülkelere etki edemeyeceğini söyleyerek, o karar belgesinin bir kopyasını veremeyeceklerini söylüyorlar.그렇지만, 우리 영국 나라만으로, 이런 혼란하고 놀라운 일을 영국 나라에서 그쳐야지 다른 나라에까지 영향을 줄 수가 없다고 해가지고, 그 판결문 사본을 해줄 수가 없다고 그래요.
208O karar belgesinin bir kopyasını alıp çıksam, dünya altüst olur mu, olmaz mı?그 판결문 사본을 내가 쥐고 나오기만 나오면 세계가 뒤집혀요, 안 뒤집혀요.
209Dünya altüst olur, değil mi?세계가 뒤집히겠죠?
210İsa'ya inanan insanlar buna inanır mı, inanmaz mı?예수 믿는 사람들이 다 믿겠어요, 안 믿겠어요?
211İnanmazlar, değil mi?안 믿겠죠.
212Böylece İngiltere'de böyle bir kargaşa çıktı ve İngiliz hükümeti, hükümet düzeyinde, bu karar belgesi ve bu kararın verildiği gerçek hakkında, 이제 그대로, mühürleyip üstünü örtmeye karar verdi.그래서 영국에서 그런 혼란이 일어나가지고, 영국 정부에서, 정부 차원에서, 이 판결문 이하 이 판결했던 이 사실에 대해서는, 이제 그대로, 밀봉해서 덮어두자.
213Eğer bu daha fazla açığa çıkarılırsa, bu duyurulursa, tüm dünya kaosa sürüklenebilir, bu yüzden böyle bir şeyin olamayacağını söyleyerek üstünü örttüler. Anlıyor musunuz?더 이상 이걸 벌렸다가, 이걸 알렸다가는 전 세계가 혼란에 빠질 수 있으니까, 이런 일은 있을 수가 없다고 해서 덮어 둔 거예요. 아시겠어요?
214Böylece, 1982 yılının 23 Şubat'ından Mart ayına kadar JoongAng Ilbo, Dong-A Ilbo, Hankook Ilbo, Chosun Ilbo gazetelerinin her birinde, İsa'nın çarmıha gerilmediği ve İsa'nın soyundan gelenlerin olduğu, hatta fotoğraflarıyla birlikte kapı gibi büyük bir şekilde çıktı mı, çıkmadı mı?그래서 1982년도 2월 23일부터 3월까지 중앙일보, 동아일보, 한국일보, 조선일보 각 신문에 대문짝만하게 예수가 십자가 달리지 아니하고 예수에게 후손이 있다고 사진까지 찍혀져 신문에 나왔어요, 안 나왔어요?
215Çıktı, değil mi?나왔죠?
216Çıkınca, papazlar hemen öne atılıp, "Bu 마귀 İş'idir," "Bu bir yalandır," "Ona kanmayın," diye her yerden bağırdılar mı, bağırmadılar mı?나오니까, 목사들이 그냥 나서서, "이건 마귀 역사다," "이건 거짓말이다," "거기에 속지 말아라," 하고 목사들이 사방에서 떠들었어, 안 떠들었어?
217Bağırdılar, değil mi?떠들었던 거죠?
218Böylece, 이제 그대로, bugün, İsa denilen kişinin çarmıha gerilmediği ve Fransa'da 84 yaşına kadar yaşayıp öldüğü gerçeğinin 'Kutsal Kan ve Kutsal Kâse' kitabında yazılı olması, bu doğrudan İngiliz mahkemesi olan Londra mahkemesinde yargılanmış bir kayıt olarak var mı, yok mu?그래서, 이제 그대로, 오늘날, 예수라고 하는 사람은 십자가 지지 않았고, 또한 불란서 나라에서 84살까지 살다가 죽었다는 사실이 '성혈과 성배' 책에 기록이 되어 있는 것은, 이것은 바로 영국 법정인 런던 법정에서 재판한 기록이 나와 있어, 안 나와 있어?
219O kitapta var, değil mi?그 책에 나와 있죠.
220O kitapta yazdığına göre, İsa'nın otuz üç yaşında çarmıha gerilip öldüğü ve göğe yükseldiği iddiası, yalanların en kuyruklusu mu, yoksa sadece bir yalan mı?그 책에 나와 있는 고로 예수가 서른세 살에, 십자가에 달려서 죽어가지고 하늘에 올라갔다는 건 거짓말 중에 새빨간 거짓말이에요, 그냥 거짓말이에요?
221Kuyruklu bir yalan. Anlıyor musunuz?새빨간 거짓말이야. 아시겠어요?
222Bu yüzden, sizler bu gerçeği ağzınızda tutarak ne yapıyorsunuz? Bunu genişçe duyurarak İsa'ya kanan insanları aydınlatmalı mısınız, aydınlatmamalısınız mı?그러기 때문에 여러분들이 이 사실을 입 뒀다가 뭘 하느냐. 널리 알려서 예수한테 속는 사람들을 깨우쳐 줘야 돼요, 안 깨우쳐 줘야 돼요?
223Aydınlatmalısınız, değil mi?깨우쳐 줘야죠?
224Böylece, 구세주 Kore topraklarından çıkacak ve 단군 dedenin soyundan gelecek.그래서 구세주는 한국 땅에서 나오게 되어 있고, 단군 할아버지 자손 가운데서 나오게 되어 있다는 것.
225이슬성신'i dökenin 구세주 olduğu İncil'de de yazılı, Budist kutsal metinlerinde de yazılı, 격암유록'da da yazılı, Tao Te Ching'de de yazılı ve çeşitli kutsal metinlerde yazılı mı, yazılı değil mi?이슬성신을 부어주는 자가 구세주라고 성경에도 쓰여 있고, 불경에도 쓰여 있고, 격암유록에도 쓰여 있고, 도덕경에도 쓰여 있고, 여러 경 속에 쓰여 있어요, 안 쓰여 있어요?