Bo Gwang Bölüm 4

Sessizce kaybolacağı zamanlar vardır

1O zaman "Bu 감로이슬성신'i yersen ölmezsin, işte burası 감로이슬성신'in indiği 제단'dır" deyip fotoğrafı gösterirseniz...그러면 "이 감로 이슬성신을 먹으면 죽지 않는데, 바로 여기가 감로 이슬성신이 내리는 제단이다." 하고 사진을 보여주면요.

2Fotoğrafı gösterirseniz inanır mı, inanmaz mı?사진을 보여주면 믿겠어, 안 믿겠어?

3Şüphelenenler de olur tabii.의심하는 사람도 있겠지, 물론.

4Ama "Fotoğraf makineni alıp gel ve çek, ibadet ederken fotoğraf çekersen olur biter."그러나 "당신이 사진기를 가지고 와서 찍어봐, 예배 볼 때 사진을 찍어보면 될 것 아니야."

5Geçenlerde gazeteciler gelip buraya gelip fotoğraflar çektiler, değil mi?요전에 신문기자들이 와서, 여기 와서 사진을 파닥파닥 찍었죠?

6O fotoğraflarda 이슬성신 çıktı. Kaç gün önceydi?그게 이슬성신이 찍혀 나왔어요. 얼마 며칠 전이죠?

7이슬성신 çıkınca gazeteciler gazeteye vereceğiz diye ortalığı ayağa kaldırdılar.그 이슬성신이 찍혀 나오니까 기자들이 신문에 내겠다고 막 난리예요.

8Bunun üzerine 이 사람 "Gazeteye vermeyin, şimdi gazeteye verseniz bile kimse bilmez ve kimse inanmaz."그래서 이 사람이 "신문에 내지 마라, 지금은 신문에 낸다고 해도 그 누가 알아주는 사람도 없고 믿어주는 사람이 없어."

9Yani, inanıldığı zaman gazeteye vermek gerekir, inanılmadığı zaman gazeteye verseniz de faydası olmaz, değil mi?그러니까 그게 믿어 줄 때에 신문을 내어줘야지, 믿어주지 않을 때 신문을 내봐야 소용이 없죠?

10Bu yüzden 이 사람 gazeteye vereceklerini engelledi.그래서 이 사람이 신문에 낸다고 하는 걸 못 내게 했어요.

11Ve 이 사람 bazen sessizce ortadan kaybolduğu zamanlar olur.그리고 이 사람이 이제 언제 어느 때에 말없이 사라질 때가 있어요.

12Neden mi? Çünkü 이 사람 bu dünyayı alt üst etmek için geldiği için hareketleri gizlice ilerler. 이 사람. Anlıyor musunuz?왜 그러냐 하면 이 사람은 이 세상을 뒤집어엎으려고 왔기 때문에 움직이는 행동이 비밀리에 움직여요. 이 사람이. 아시겠어요?

13Yani, sizlerin beni anlaması gerekir, gerekmez mi?그러니까 여러분들이 이해해 줘야 해요, 안 해줘야 해요?

14Sizlerin ihanet duygusuna kapılıp "Ah, aldatıldık" dememeniz için önceden söylüyorum. Anlıyor musunuz?여러분들이 배신감을 가져가지고 또 "에휴, 속였다"라고 이렇게 할까 봐. 미리 얘기하는 거예요. 아시겠어요?

15Ben sizleri sevdiğim için, sizler sonuna kadar koşarsanız bereket alırsınız. Bereket alacağınız günler az kaldı. Birazdan altın, gümüş ve mücevherler başa çıkılamaz bir şekilde gelecek.나는 여러분들을 사랑하기 때문에 여러분들은 끝까지 달려야 복을 받지. 복 받을 날이 얼마 안 남았어요. 조금 있으면 은금보화가 처치 곤란하게 와요.

16Öyle ki, ne kadar insan toplanır, o zaman gidin bakın. Bu söz doğru mu, değil mi?그래서 얼마나 사람이 몰려드냐 하면 그때 가봐. 이 말이 맞나, 안 맞나.

17İncheon'dan buraya kadar yollar insanlarla, insan seliyle dolup taşacak.인천에서부터 여기까지 도로에 사람으로, 인산인해로 꽉 차게 된다고.

18Her dağ insanlarla dolup taşacak. O kadar çok insan toplanacak ki, burada, Yeokgok'ta adım atacak yer kalmayacak.산마다 사람으로 꽉 차요. 너무 사람들이 모이는 고로 발 디딜 곳이 없어요. 여기 역곡에는.

19O zaman insanlar uzaktan, İncheon neredeyse yüz li yol, değil mi?그래서 그때에는 사람들이 먼 데서, 인천이면 거의 백 리 길이죠?

20구세주'yu görmeye gelmişler ama o kadar uzaktan gelip yüzünü bile göremeden geri dönecekler.구세주 보러 오는 왔는데, 그 먼 데서 얼굴도 못 보고 그냥 돌아간다고요.

21Koreliler ne kadar bereketli. Öyle değil mi?한국 사람이 얼마나 복이 있어요. 그래요, 안 그래요?

22Yani, 이 사람'ın yüzünden ışık çıktığında, o ışık tüm dünyayı aydınlatır.그러니까 바로 이 사람 얼굴에서 빛이 나갈 때에는, 빛이 비치는 것이 세계만방을 다 비쳐요.

23Parlak bir şekilde aydınlatır ki gece olmaz. Uyku da uyumaz.환하게 비치는데 밤이 없어. 잠도 안 자.

24O zamandan itibaren yorgunluk olmaz. Vücut hafifler. Var olan hastalıklar da tamamen iyileşir.그때부터는 피로한 게 없어. 몸이 가벼워져. 있는 병도 깨끗이 나아 버려.

25Yani, insan vücudunun yapısı tamamen değişir mi, değişmez mi?그러니까 완전히 인간 몸의 구조가 변할까요, 안 변할까요?

26Değişir.변하는 거예요.

27O zaman insan vücudunun yapısı değişir. Ve uçarak dolaşır.그때에는 인간 몸의 구조가 변해. 그러면서 날아다녀요.

28Bu yüzden elma yemek isterse, elma gelir.그래서 사과가 먹고 싶으면 사과가 와.

29Elma önünüze düşer.사과가 이 앞에 떨어져 있어.

30Mandalina yemek isterse, mandalina gelir.귤이 먹고 싶으면 귤이 와서 있어요.

31Yut (bir tür Kore tatlısı) yemek isterse, yut gelir, tteok (pirinç keki) yemek isterse, tteok gelir.엿이 먹고 싶으면 엿이 와 있고, 떡이 먹고 싶으면 떡이 와 있어요.

32Böyle bir çağdır.그런 시대예요.

33Bu kesinlikle gerçekleşir mi, yoksa tesadüfen mi gerçekleşir?그게 바로 꼭 이루어질까요, 어쩌다가 이루어질까요?

34Kesinlikle gerçekleşir. Bu muazzam bir İş'tir.꼭 이루어져요. 이게 엄청난 역사(役事)예요.

35Böyle bir insan geldiği halde, onu tanımayan birçok insan var, değil mi?그러한 사람이 왔는데도 그런 사람을 알지 못하는 사람들이 많죠?

36Ve 승리제단'a karşı çıkan ve onu eleştiren insanlar, o insanlar 승리제단'a gitmek isterler ama onlara yol gösterecek kimse yoktur.그리고 승리제단을 반대하고 비난하던 사람들, 그 사람들이 이 승리제단에 가고 싶은데, 누가 안내하는 사람이 없어.

37승리제단'a giden birini yakından tanıyan biri varsa götürebilir ama götürecek kimse olmadığı için gerçekten gidemezler.승리제단 나가는 사람을 가까이 아는 사람은 데리고 가면 되는데, 데려다줄 사람이 없기 때문에 그야말로 갈 수가 없어요.

38Tesadüfen onları götürecek biri geldiğinde, nasıl bir olay yaşanır derseniz, geçmişte 승리제단'ı eleştiren biri olduğu için, benim yüzümü getirirseniz sizler tanırsınız, değil mi?어쩌다가 데리고 가는 사람이 오게 될 때에, 어떤 현상이 일어나느냐 하면, 과거에 승리제단을 비난하던 사람이니까 제 얼굴을 가지고 오면 여러분들이 알죠?

39Yani, 승리제단 aileleri o kişiyi içeri alır mı, almaz mı?그러니까 승리제단 식구들이 그 사람을 들여보낼까요, 안 들여보낼까요?

40Almazlar.안 들여보내.

41Kesinlikle almazlar.절대 안 들여보내.

42O zaman hepiniz kaplan ve aslan kesilirsiniz. O kişiye kaplan ve aslan gibi görünürsünüz.그때에는 여러분들이 다 호랑이 사자가 되어버려요. 그 사람한테는 호랑이 사자처럼 보인다고.

43"Sen içeri giremezsin!" dersiniz."너는 못 들어와!" 그런다고.

44Ah, sizler, o eleştiren ve karşı çıkan insanları bu 제단'ın içine alır mısınız?아, 여러분들, 그 비난하고 반대하던 사람들을 이 제단 안으로 들여보내겠어?

45Sizler. Böyle insanları 제단'ın içine alacak olanlar. Bir el kaldırsın.여러분들. 그런 사람들을 제단 안으로 들여보낼 사람. 손들어 봐 한 번.

46Bir kişi bile yok burada.한 명도 없네, 여기.

47Giremezler.못 들어와요.