Gençliğinde kötü bir karakteri vardı
1Zaten 이 사람 gençken, daha çocukken, değil mi?그렇지 않아도 이 사람 젊어서 아주 그 어렸을 때죠?
2Çocukken yoldan geçen insanları sebepsiz yere döverdi.어렸을 때 지나가는 사람을 이유 없이 두드려 패는 거야.
3Yola bir çizgi çizer ve buradan geçilmez derdi.길에 금을 그어놓고 이리 지나가면 안 된다는 거야.
4Kim geçerse döverdi, öyle bir kabadayıydı bu 이 사람. Anladınız mı?누구든지 지나가기만 하면 두드려 패, 그런 개고기였었어요. 이 사람이. 아시겠어요?
5Yani, mahallemizin yol kenarında 이 사람'ın evi vardı, oraya çıkıp yola bir çizgi çizer ve buradan geçilmez der, geçenleri döverdi.그러니깐 우리 동네 도로변에 이 사람 집이 있었는데, 그 위에 올라가서 길에 금을 딱 그어놓고 이리 지나가면 안 된다 해 놓고 지나가면 두드려 패는 거야.
6Bir keresinde kendinden daha güçlü birini dövmeye kalkınca başı belaya girdi, dayak yedi ve burnu kanayarak eve geldi.그러다가 나보다 기운 센 놈을 한 번 두드려 패다가 혼났어, 매를 맞아서 코피가 터져서 들어왔어요.
7Bu 이 사람'ın güçlü olup olmaması umurunda değildi.이 사람은 뭐 기운이 세거나 말거나 아랑곳없어.
8Çizgiyi çizer ve geçenleri döverdi.금을 그어놓고 지나가면 두드려 패는 거야.
9Bu yüzden güçlü birini dövmeye kalkışıp dayak yediği zamanlar da oldu. Neden bunu söylüyorum? Çünkü 이 사람 öyle bir kişiliğe sahipti ki, karakteri kötüydü, inatçıydı ve çok kötü bir insan grubuna aitti. Eğer kötü yönde kötü olsaydı, herhalde büyük bir sorun olurdu.그래서 기운 센 놈을 두드려 패다가 매를 맞은 적도 있는데, 이게 뭐냐 하면 왜 내가 이런 말을 하냐면 바로 그러한, 성격도 못됐고, 고집도 세고, 아주 이 사람이 못된 축에 속한 그런 사람인데, 그 나쁜 쪽으로 못 됐으면 아마 큰일 날 거예요.
10Bu yüzden, gözüne yanlış bir şey görünse, o zaman büyük bir sorun olurdu, bu 이 사람'ın gözünde.그런고로 뭐 잘못하는 것이 눈에 보였다 하면 그건 큰일 나요, 이 사람 눈에.
11Bu yüzden iki erkek ve kadın el ele tutuşup geçse bile öylece geçip gittiğini mi söylemişti?그래서 둘이 남녀가 손을 잡고 가도 그냥 지나갔다고 그랬어요?
12Öylece geçip gitmezdi. Direkt döverdi.그냥 안 지나가. 두드려 패 그냥.
13"Yol ortasında neden ahlaksızlık yapıp kadınla el ele gidiyorsun, seni pislik!" diye döverdi."왜 길바닥에서 풍기 문란하게 여자하고 손을 잡고 가는 거야, 이 새끼야!" 하고 두드려 패.
14Sıradan bir dayak değildi, bir yumruk atsa hendeğe yuvarlanırdı, o kadar şiddetli döverdi.그냥 보통 패는 게 아니야, 한 번 주먹으로 갈기면 구렁에 굴러떨어져요, 얼마나 되게 때리는지.
15O kadar korkutucuydu.그렇게 무섭게 했어요.
16Bu 이 사람 gençliğinde böyle bir hayat sürdü.이 사람이 그런 생활을 했어요. 젊은 시절에.
17Üstelik böyle bir karaktere sahip birine bir de ordu subayı rütbesi takıp görev yaptırdılar. O zaman ne oldu? Trende bir erkek ve kadın omuz omuza neşeyle giderken, yumrukla vurunca boyu sırık gibi uzun, vücudu da böyle olan bir adamdı.더더군다나 그런 성격의 소유자를 군대 장교 계급장을 딱 붙여놓고 했으니, 그건 뭐 군인 장교 계급장을 붙여놓고 그냥 기차 안에서 남자 여자 둘이 어깨동무하고 신나게 가는 거 주먹으로 그냥 갈기니까 키가 장대처럼 크고 몸이 이런 놈이야.
18Böyle bir adamdı. O zaman 이 사람 subaylık yaparken güçlü müydü, değil miydi?이런 놈이 그냥. 그때는 이 사람이 장교 생활할 때는 기운이 셌을까, 안 셌을까?
19Güçlüydü, değil mi?기운이 셌겠죠?
20Olduğu yerde hemen yere sererdi.그 자리에서 그냥 태지기를 쳐요.
21Yere serince, o tren vagonundaki koltuğun yanındaki el koyma yeri var ya?태지기를 쳐서 그 기차간에 의자 옆에 손 놓는 거 있죠?
22Ayağı oraya çarptı ve neredeyse kırılıyordu.거기에 다리가 맞아서 그냥 다리가 그냥 거의 부러졌을 거야.
23O acı içinde kıvranırken öylece gitmişti ama.그 아파서 쩔쩔매는 것을 보고 그냥 갔지마는.
24O zamanlar öyle yere serip boğazına basmıştı, askeri botuyla.그 당시에 그냥 그렇게 태질을 쳐 놓고는 목을 밟았어, 워커 군화로다가.
25Boğazına basıp "Bir daha yapacak mısın, yapmayacak mısın?"목을 밟아서 "너 또 그럴 거야, 안 그럴 거야?"
26"Yapmayacağım~ Yapmayacağım~""안 그럴게요~ 안 그럴게요~"
27O iri yarı adam yalvarırken, 이 사람 her neyse, gençlik yıllarında o zamanlar erkek ve kadınların el ele dolaşması nadir miydi, nadir değil miydi?그 덩치 큰 놈이 그냥 비는데, 이 사람이 좌우지간 젊은 시절 그때만 해도 남자 여자가 손잡고 다니는 게 드물었어, 안 드물었어?
28Nadirdi, değil mi?드물었죠?
29El ele dolaşsalar bile, dolaşmalarına izin vermezdi.손잡고 다니면 손잡고 다니지, 못 하게 했어요.
30Bu 이 사람 신앙촌 içindeyken...이 사람이 신앙촌 안에 있을 때, ...
31O 박 집사 geldi mi? Ha?그 박 집사 왔어? 어?
32신앙촌'dan gelen 박 집사, gelmedi mi? Ha?신앙촌에서 나오는 박 집사, 안 나왔나? 어?
33Görünmüyor mu?안 보여?
34O kişiye yarın gelmesini söyleyin.그 사람 내일 좀 나오라고 해.
35O kişi, bu 이 사람'ın peşinden gelerek 신앙촌'daki tüm kabadayıları dövüp yakalayan kişidir, o kişi. Kabadayıları.그 사람이 바로 이 사람 뒤에 따라다니면서 신앙촌에 깡패들을 모조리 두드려 잡은 사람이야, 그 사람이. 깡패들을.
36Sigara ve içki içenler 신앙촌'a gidemez.담배와 술 먹는 건 신앙촌 못 다녀요.
37Sigara içip geçerken dayak yersin.담배 피우고 지나가다가는 얻어맞아요.
38İçki içip geçen de dayak yer.술 먹고 지나가는 것도 얻어맞고.
39Ve erkekle kadın flört ederse, onlar da dayak yer.그리고 남자 여자가 둘이 연애 걸면 그것도 얻어맞아요.
40Bu 이 사람, 이제 그대로, askerlikten terhis olup geldikten sonra gençleri toplayıp yanına alarak 신앙촌 içindeki tüm kötü şeyleri dövüp yakaladı.이 사람이, 이제 그대로, 군대에서 제대를 하고 나와 가지고 청년들을 모아가지고 데리고 다니면서 신앙촌 안에 못된 것들을 모조리 두드려 잡았어요.
41Bunun üzerine 영모님 bu 이 사람'ı çağırıp şöyle dedi: "Çok fazla yapma. Çok fazla yaptığın, çok fazla ortalığı karıştırdığın için insanlar senin hakkında konuşuyor." Bu 이 사람'ı böyle uyardı.그러니까 영모님이 이 사람을 불러가지고 뭐라고 그러냐면 "너무 그러지 말어. 너무 그러니까, 너무 설치니까 사람들이 너를 가지고 그러잖아." 그렇게 타일렀어요, 이 사람을.
42O zamanlar bu 이 사람'ın ortalığı karıştırması yüzünden Yeongdeungpo kabadayıları 신앙촌'a geldi mi, gelemedi mi?그 당시에 이 사람이 설치는 바람에 영등포 깡패들이 신앙촌에 왔어요, 못 왔어요?
43Gelemedi, bu 이 사람'ın ortalığı karıştırması yüzünden.못 왔어, 이 사람이 설치는 바람에.
44Bu 이 사람 gençliğinde bu kadar günah işlememeye çalıştı ve günah denince dişlerini gıcırdatan bir yüreğe sahip olduğu için, bu 이 사람 günah denince dişlerini gıcırdatan ve titreyen bir duyguya sahip olduğu için öyle yaşadı.이 사람이 그처럼 젊은 시절, 죄를 안 지려고 노력하고 죄라면 이를 가는 그러한 중심이 있었던 고로, 이 사람이 그와 같이 죄라면 이를 갈고 죄라면 부들부들 떠는 그러한 심정을 가지고 있었기 때문에 그렇게 생활했던 거예요.
45Bu yüzden 이제 그대로, sizler de 이긴자 ve salih bir kişi olmak istiyorsanız öyle yaşamalısınız.그래서 이제 그대로, 여러분들도 이긴자가 되고, 의인이 되려면 그렇게 생활해야 해요.
46Bu yüzden 이제 그대로, sizler de 이긴자 ve salih bir kişi olmak istiyorsanız, günah denince dişlerinizi gıcırdatmalı mısınız, günah denince dişlerinizi gıcırdatmamalı mısınız?그래서 이제 그대로, 여러분들도 이긴자가 되고, 의인이 되려면, 죄라면 이를 갈아야 돼, 죄라면 이를 안 갈아야 돼?
47Günah denince dişlerinizi gıcırdatmalısınız.죄라면 이를 갈아야 돼.
48Ama 이 사람 evangelizm yaparken, karşıdaki kişi küfür etse veya vursa, sessizce dayak yer.그런데 이 사람이 전도를 하다가 상대방이 욕을 한다든지, 상대방이 때린다든지 하면 가만히 맞아요.
49Böyle yaşamış bir kişi...그렇게 살아온 사람이...