온양제단 vaizinin hayatı
1Bu kişi askerlik yaptığı için, ara sıra 신앙촌'a geldiğinde, bu kişiyi çağırıp 'Matna Restoranı'na götürüp öğle yemeği ısmarlardı.이 사람이 군대 생활을 하는 고로 어쩌다가 한 번씩 신앙촌에 오기만 하면, 이 사람을 불러 가지고 '맛나식당'으로 데리고 가서 점심을 사 주곤 했던 거예요.
2Ancak, 이제 그대로, bu kişi Onyang 전도관'da 전도사 olarak görev yaparken, 영모님 bu kişiye "Artık kürsüye çıkmayı bırak." dedi.그런데, 이제 그대로, 이 사람이 온양 전도관 전도사로 시무할 때에 영모님이 이 사람에게 "이제는 단(壇)에 그만 서라."
3"Artık kürsüye çıkmayı bırak. Kürsüye çıkarsan 이긴자 olamazsın.""이제는 단에 그만 서라. 단에 서면 이긴자가 될 수가 없다."
4"Ben seni gelecekte dünyanın en büyük kürsüsüne çıkaracağım.""내가 장차 세계에서 제일 큰 단(壇)에 서게 할 것이다."
5Şimdi bu dünyanın en büyük kürsüsü mü, en küçük kürsüsü mü?지금 이것이 세계에서 제일 큰 단이야, 제일 작은 단이야?
6En büyük kürsüsü, değil mi? Öyle mi, değil mi?제일 큰 단(壇)이죠? 그래요, 안 그래요?
7Bu yüzden en büyük kürsüyü kurana kadar kürsüye çıkmamasını söylemişti.그래서 제일 큰 단을 세워 줄 때까지, 단에 서지 말아라 그랬던 거예요.
8Bu yüzden, 이제 그대로, bu kişi kürsüye çıkmayacağını söyleyince, Onyang'dan ihtiyarlar, 권사'lar ve cemaat üyeleri, o kadar çok kişi 영모님'e gelip şöyle demişlerdi:그래서, 이제 그대로, 이 사람이 단에 안 선다고 하니까 온양에서 장로들과 권사들과 신도들이 그 많은 사람들이 영모님께 올라 와서 말하기를;
9"Bizim 조 전도사'mızı geri göndermezseniz kapıları kapatmak zorunda kalacağız. Lütfen bizim 조 전도사'mızı Onyang 제단'ına gönderin." diye 영모님'e yalvarmışlardı."우리 조 전도사님을 내려보내지 않으면 문을 닫게 됩니다. 제발 우리 조 전도사님을 온양제단으로 보내 주십시오." 하고 이 영모님한테 사정을 했던 겁니다.
10영모님 de bu kişi gibi cemaat üyeleri gelip yalvarınca dinler mi, dinlemez mi?영모님도 이 사람처럼 성도님들이 와서 애원을 하면 들어 줘요, 안 들어 줘요?
11Dinlemişti, değil mi?들어 줬던 거죠?
12Bunun üzerine bu kişiyi çağırıp "Onyang 제단'ı üyeleri gelip seni tekrar göndermemizi istiyorlar, ne yapalım~ gitmelisin~" derken gözlerini kırpıştırıyordu.그러니까 이 사람을 불러서 "온양제단 식구들이 와서 너를 다시 보내 달라고 하는데, 그거 어떻게 하냐~ 가야지~" 하면서 눈을 껌벅껌벅해요.
13İşte bu tam da, gidip tekrar geri dönmesi için bir İşaretti.그게 바로 뭐냐 하면, 갔다가 다시 돌아오라는 신호였던 겁니다.
14Gidip geri dönmesi için bir İşaretken, 이제 그대로, Onyang 제단'ı üyeleri bu kişiyi götürdükten sonra bırakır mı, bırakmaz mı?갔다가 돌아와라 하는 신호인데, 이제 그대로, 온양제단 식구들이 이 사람을 데려가서는 놔줄까, 안 놔줄까?
15Bırakmazlar, değil mi?안 놔주죠?
16Bu kişi kürsüye çıktığında, o zamanlar '이긴자' olmamış olsa bile, sadece kürsüye çıktığında çiğ iner mi, inmez mi?이 사람이 단에만 서면 당시에 '이긴자'가 안 됐는데도, 단에만 서면 이슬이 내려, 안 내려?
17Onyang 제단'ı üyelerinden görmeyen kimse yoktu.온양제단 식구들이 안 본 사람이 없어.
18Çiğ o kadar çok iniyordu ki~이슬이 어떻게나 많이 내리는지~
19Bu kişi bölge ibadetini yönetse bile, oda içinde ev ibadeti yapsa bile, hanji kağıtları gerçekten sırılsıklam oluyordu.이 사람이 구역 예배 인도를 해도, 방 안에서 신방 예배를 봐도 그냥 창호지가 실제로 펑펑 젖어요.
20Böyle mucizeler oluyordu.그러한 기적이 일어났던 거예요.
21Böylece bu kişi sadece ibadet ettiğinde, ölümcül hastalıklar iyileşir mi, iyileşmez mi?그러면서 이 사람이 예배만 보면 죽을 병이 다 나아, 안 나아?
22Ölümcül hastalıklar hepsi iyileşmişti, değil mi?죽을 병이 다 나았죠?
23Muhtar, Onyang istasyon şefi fark etmeksizin hepsi yıkılıp çıkıp, o insanlar 제단'a gelip hastalıkları iyileşince, Onyang bölgesi altüst oldu mu, olmadı mı?면장, 온양역장 할 것 없이 다 깨져서 나오고 그 사람들이 제단에 나와서 병이 나아버리니까, 온양 일대가 뒤집혔어, 안 뒤집혔어?
24Altüst olmuştu, değil mi?뒤집혔던 거죠?
25Bu yüzden, 이제 그대로, o zamanlar bu şekilde İş yaptığı için, 신앙촌 gazetesinde 육군 중위 조희성 adında bir kişinin Onyang 전도관'da olduğu, çiğ indiği ve ölümcül hastaların hepsinin iyileştiği, ve felçli hastaların ayağa kalktığı haberleri gazetede birçok kez mi çıktı, sadece bir kez mi çıktı?그래서, 이제 그대로, 당시에 그와 같이 역사(役事)를 하는 고로, 신앙촌 신문에 육군 중위 조희성이라는 사람이 온양 전도관에 있는데, 이슬이 내리고 죽을 병 환자들이 다 나았고, 전신불수 환자가 일어 난다고 신문에 여러 번 났어요, 한 번 만 났어요?
26Birçok kez çıkmıştı, değil mi?여러 번 났던 거죠?
27Gazetede birçok kez çıktı.여러 번 신문에 났어요.
28Bu yüzden 전도관'da 조 Yüzbaşı denince tanımayan kimse yoktu, o kadar yayılmıştı haberi.그래서 전도관에서는 조 중위하면 모르는 사람이 없을 정도로 소문이 났던 거예요.
29이제 그대로, bir gün bu kişiye o Onyang 제단'ındaki kürsüyü bırakıp 전도사'lığı bırakmasını emreden 영모님'in bir emri olduğu için, gözlerini kırpıştırarak gönderdiği için, bu kişi, 이제 그대로, bir süre gidip orada kalırken düzenlemeler yaparak, tek tek cemaat üyelerine bu kişinin Onyang'dan ayrılması gerektiğini söyleyip ayrıldığı zamandı.이제 그대로, 하루는 이 사람더러 그 온양제단 단을 내 놓고 전도사를 그만 하라는 그러한 영모님의 명령이 있었던 고로, 눈을 껌벅껌벅하고 보냈으니까, 이 사람이, 이제 그대로, 얼마 동안 가서 있으면서 정리를 하면서 한 사람 한 사람 교인들한테 이 사람이 온양을 떠나지 않으면 안 된다는 것을 말을 하고 떠나게 됐을 때였던 겁니다.
30O zamanlar yeni gelen cemaat üyelerinden biri bir kadındı, bir bakireydi, 이제 그대로, 제단'a gelip lütuf buldu ve çok büyük lütuf buldu, bu yüzden 이 사람'a tamamen mi kapıldı, yoksa sıradan bir şekilde mi kapıldı?그 당시에 새로 나오는 식구 가운데에 한 사람이 여잔데, 처년데, 이제 그대로, 제단에 나와서 은혜가 되고 굉장히 은혜가 되고 하니까, 이 사람한테 쏙 빠졌을까, 보통 빠졌을까?
31Tamamen kapıldı, değil mi?쏙~ 빠졌겠죠?
32Ah! Tamamen kapılmıştı, lütuf almak iyiydi ama sadece bedensel olarak tamamen kapılmıştı, gece 1'de, 2'de durmadan geliyordu. 이 사람'ın kaldığı yere.아! 쏙~ 빠져 가지고, 이건 은혜 받는 건 좋은데, 그냥 육적으로 그냥 쏙~ 빠져 가지고, 이건 밤 1시고 2시고 그냥 막 찾아 와요. 이 사람의 숙소에.
33Bu yüzden 이 사람 kapıyı içeriden kilitleyip uyuduğunda, o bakire gelip odaya açılan kapının aralığına burnunu dayıyordu.그래서 이 사람이 방문을 안으로 걸어 잠그고 자니까, 그 방 문틈으로 코를 대고 있는 겁니다. 그 처녀가 와서.
34Neden mi böyle yapıyordu, çünkü odanın kapı aralığından güzel koku gelir miydi, gelmez miydi?그게 왜 그러냐 하면, 방 문틈으로 향취 냄새가 날까, 안 날까?
35Güzel koku geldiği için kapı aralığına burnunu dayayıp gece 1'de, 2'de gelip o soğuk kışta bile öyle duruyordu.향취 냄새가 나니까 문틈으로다가 그 코를 박고 그냥 1시 2시에 와서 그 추운 겨울에도 와서 그러고 있는 거예요.
36Yani, 이제 그대로, sabah namazına erken gelen 권사'lar bunu gördüklerinde garip mi görürlerdi, garip mi görmezlerdi?그러니까, 이제 그대로, 새벽 기도에 일찍 나오는 권사님들이 볼 때에 이상하게 볼까, 이상하게 안 볼까?
37Garip görürlerdi, değil mi?이상하게 보겠죠?
38Yani o 권사'lar bunu garip görüp "Vaizimizin o bakireyle şüpheli bir ilişkisi olmalı~" diye dedikodu yapınca, 이 사람 kendiliğinden Onyang'dan ayrılır mıydı, ayrılmaz mıydı?그러니까 그 권사들이 이상하게 보고 "우리 전도사님이 그 처녀하고 아리숭한 일이 있나 보다~" 하면서 소문을 내고 그러니까, 저절로 이 사람이 온양을 떠나게 될까, 안 떠나게 될까?
39이 사람 Onyang'dan ayrılırken, sadece Onyang bölgesindeki 전도관 cemaati üyeleri değil, inanmayan insanlar da 이 사람'ın ayrıldığını duyunca hepsi onu uğurlamaya gelir miydi, gelmez miydi?이 사람이 온양을 떠날 때에 그 온양 일대에 전도관 식구들뿐만 아니라 안 믿는 사람들도 이 사람이 떠난다니까 다 배웅을 나왔을까, 안 나왔을까?
40Uğurlamaya geldiler.배웅을 나왔어요.
41Böylece yüzlerce, binden fazla insan Onyang istasyonuna gelip onu uğurladı ve 이 사람 ayrılırken, 이제 그대로, hepsi gözyaşı dökerek, mendilleriyle gözyaşlarını silerek, mendil tuttukları ellerini sallayarak onu yolcu ettiler.그래가지고 백결치듯 사람이 수 백 명, 천 여명이 넘는 그런 사람들이 그 온양 역전에 와서 배웅을 하고 이 사람이 떠날 때에, 이제 그대로, 전부가 눈물을 흘리면서, 그 손수건으로 눈물을 닦으면서, 그 손수건을 든 손을 흔들면서 그 환송을 했던 것이올시다.
42Ve birkaç gün sonra o bakirenin bir arabanın altında kalarak intihar ettiği söylentisi yayıldı.그리고 며칠 있으니까 그 처녀가 차에 갈려서 자살을 했다는 소문이 났어요.
43Kendi yüzünden vaizin iftiraya uğrayıp, 이제 그대로, Onyang 전도관'dan ayrıldığı için canına kıymış bir olay yaşanmıştı.자기 때문에 전도사님이 누명을 쓰고, 이제 그대로, 온양 전도관을 떠났다 해서 목숨을 끊은 일이 있었던 거예요.
44Peki 이 사람 sıradan bir iman hayatı yaşayarak o lütfu cemaat üyelerine ulaştırabilir miydi?그런데 이 사람이 시시하게 신앙생활을 해가지고 그 은혜를 성도들에게 끼칠 수 있을까?
45Ulaştıramazdı, değil mi?끼칠 수가 없죠?
46O zamanlar şimdiki Kadınlar Birliği Başkanı olan 김옥자 권사, o dönemde Cheonan 전도관'da gayretle vaaz veren ve gayretle çalışan bir Kadınlar Birliği yöneticisi olarak faaliyet gösteren bir 권사 idi.당시에 현재 부인회장으로 있는 김옥자 권사가 당시에 천안 전도관에서 열심히 전도도 하고 열심히 일하는 부인회 간부로서 활동하던 권사였던 겁니다.
47이제 그대로, Cheonan 전도관 cemaatinin tamamı Onyang 전도관'a gelip ibadet etmeye başlayınca, Cheonan 전도관'ın yöneticisi olan Vaiz 최성탁, 전도관 Derneği Genel Sekreteri'ne, o zamanlar derneğin genel sekreteri kimdi?이제 그대로, 천안 전도관 교인들 전부가 다 온양 전도관에 와서 예배를 보게 되니까, 천안 전도관 관장으로 있었던 최성탁 전도사가 그 전도관 협회 총무, 그 당시에 협회 총무가 누구였든가?
48Bilen yok mu?아는 사람 없어요?
49설오산 장로'dan önce~설오산 장로 전에~
50Genel Sekreter 김수현, değil mi?김수현 총무지?
51Genel Sekreter 김수현, Vaiz 최성탁 ile arkadaştı.김수현 총무가 바로 최성탁 전도사와 친구 지간이에요.
52Yani Genel Sekreter 김수현'a söyleyip, Vaiz Cho'nun, 이제 그대로, o bakireyle kötü bir ilişkisi olduğunu söyleyerek iftira attılar ve çok büyük iftiralar oldu.그러니까 김수현 총무에게 말해가지고, 조 전도사가, 이제 그대로, 처녀와 나쁜 관계가 있다고 해가지고 모함을 하고 굉장히 모함이 있었어요.
53Bu yüzden Genel Sekreter 김수현 영모님'e rapor verdi ama 영모님 o sözleri dinler miydi, dinlemez miydi?그래서 김수현 총무가 영모님께 보고를 했지만, 영모님이 그 말을 들을까, 안 들을까?
54Dinlemedi, değil mi?안 들었던 거죠?
55Bu yüzden, 이제 그대로, "Karga uçunca armut düşer." diye bir söz var, değil mi?그래서, 이제 그대로, "까마귀 날자 배 떨어진다." 그런 말 있죠?
56Yani 영모님 "Sen artık vaizliği bırak ve yukarı gel" der demez böyle iftira sesleri gelince 영모님'den Onyang 전도관'a bir telefon geldi.그러니까 영모님이 "너는 이제 전도사를 그만하고 올라오라"고 그러자마자 그런 모함 소리가 들어오니까 영모님으로부터 전화가 왔어요. 온양 전도관으로.
57"Hey, senin hakkında iftiralar var, bu yüzden birkaç ay daha kal!""야, 너에 대해서 모함이 있으니까, 몇 달 동안만 더 있어!"
58Bu yüzden 이 사람 Onyang 전도관'da daha uzun süre kaldı. Anladınız mı?그래서 이 사람이 온양 전도관에 더 있게 된 거예요. 아시겠어요?
59Sonra, 이제 그대로, birkaç ay daha kalıp ayrılacağı zaman, o zamanlar o bakire her şafakta peşinden geliyor, 이제 그대로, kapı aralığına burnunu dayayıp oturduğu için, "Vaizle bir ilişkisi mi var?" diye şüphelenmişlerdi.그러다가, 이제 그대로, 몇 달 동안 더 있다가 떠나게 될 때에, 그 당시에 그 처녀가 새벽이면 쫓아오고, 이제 그대로, 문틈으로 코를 박고 앉아 있으니까, "전도사하고 무슨 관계가 있나?" 의심을 했던 거죠.
60O zamanlar 이 사람 gençti.그때 이 사람이 나이가 젊었을 때예요.
61Çok gençken, o zamanlar 28 mi 29 mu, çok gençken, yani oldukça gençken, değil mi?아주 새파랗게 젊었을 때에, 그때에 28세인가 29세인가 아주 젊었을 때, 그러니까 한참 젊었을 때죠?
62Yani güzel bir bakire her gün şafak vakti o kapıya burnunu dayayıp durunca şüphelenirler miydi, şüphelenmezler miydi?그러니까 예쁘장한 처녀가 매일 새벽같이 그 방문에다 코를 박고 있으니까 그 의심을 할까, 안 할까?
63Şüphelenirlerdi, değil mi?의심을 하겠죠?
64Bu yüzden o 권사'lar 영모님'in eşine gidip "Vaizimiz o bakireyle her gece sabaha kadar birlikte oluyor, böyle bir vaiz nerede görülmüş..." dediler.그래서 그 권사들이 영모님의 사모님한테 가서 "우리 전도사가 처녀하고 만날 밤새도록 같이 놀고 그러니, 이런 전도사가 어디 있느냐..." 그래서
65O 권사'lar 영모님'in eşine anlattıklarında, 영모님'in eşi 영모님'e anlatır mıydı, anlatmaz mıydı?그 권사들이 영모님의 사모님한테 얘기를 하면, 영모님의 사모님이 영모님한테 얘기할까, 안 할까?
66Anlatırdı, değil mi?얘기 하겠죠?
67Yani 영모님 her şeyi bilir miydi, bilmez miydi?그러니까 영모님이 다 알까, 모를까?
68영모님 bunu kabul etseydi, beni hemen çağırır mıydı, çağırmaz mıydı?영모님이 그걸 인정했으면, 나를 즉시 불렀을까, 안 불렀을까?
69O zamanlar 영모님 o sözleri duyar duymaz 이 사람'a "Birkaç ay daha kal!" dedi.그 당시에 영모님이 그 말을 듣자마자 이 사람한테 "몇 달 동안만 더 있어!"
70Bu yüzden daha uzun süre kaldı. Anladınız mı?그래서 더 있었던 거예요. 아시겠어요?
71영모님 "Birkaç ay daha kal" dediği için 이 사람 Onyang 전도관'da daha uzun süre kalmıştı.영모님이 "몇 달 동안만 더 있어" 라고 했기 때문에 이 사람이 온양 전도관에 더 있었던 겁니다.
72Ama 마귀, 이제 그대로, 이 사람 kürsüye çıkmazsa işler çabuk hallolur ve 이제 그대로, 이긴자 çabuk ortaya çıkarsa 마귀'nin dünyası yıkılır ve 마귀 ölür mü, ölmez mi?그런데, 마귀가, 이제 그대로, 이 사람이 단에 서지 않으면 빨리 이루어지고, 이제 그대로, 이긴자가 빨리 되면 마귀 세상이 무너지면서 마귀가 죽을까, 안 죽을까?
73마귀 ölür, değil mi?마귀가 죽죠?
74Yani 이 사람'ın vaizlik yapmasını engellemek ve 이 사람'ı düşürmek için 마귀'nin İş'i vardı. Anladınız mı?그러니까 이 사람을 전도사 노릇 못하게 하고 이 사람을 넘어뜨리기 위해서 마귀의 역사(役事)가 있었던 거예요. 아시겠어요?
75Böylece birkaç ay daha kalıp ayrılacağı zaman o iftirayla birlikte ayrılmıştı.그래가지고 몇 달 동안 더 있다가 떠나게 될 때에 그 누명을 쓴 채 떠나게 되었던 겁니다.
76Bu tür sözler yayıldıktan sonra o bakire, 이제 그대로, her gece şafak vakti 이 사람'ın odasına gelir miydi, gelmez miydi? Gelmezdi, değil mi?그런 말이 있은 다음부터 그 처녀가, 이제 그대로, 밤중에 새벽마다 이 사람의 방에 올까, 안 올까? 안 오겠죠?
77Bu tür sözler yayıldıktan sonra, 이제 그대로, her gece şafak vakti gelen o bakire gelmez oldu.그런 말이 있은 다음부터는, 이제 그대로, 밤중에 새벽마다 오던 그 처녀가 오지 않게 되었던 것이올시다.
78Ancak 이 사람'dan şüphelenen 권사'ların o düşünceleri silinir miydi, silinmez miydi?그러나 이 사람을 의심하던 권사님들의 그 마음이 지워질까, 안 지워질까?
79Silinmezdi, değil mi?안 지워지겠죠?
80Bu yüzden, 이제 그대로, 이 사람 iki ay kadar daha kalıp Onyang'dan ayrılmıştı.그래서, 이제 그대로, 이 사람이 두 달 동안인가 더 있다가 온양을 떠나게 되었던 겁니다.
81"Karga uçunca armut düşer" atasözündeki gibi, 이 사람 hakkında böyle bir söylenti yayılınca ayrılmak zorunda kalmıştı."까마귀 날자 배 떨어진다"는 속담처럼, 이 사람에게 그런 소문이 돌자 떠나게 되었던 겁니다.
82O zamanlar 이 사람'ı Onyang 제단'da kalmasını isteyen bir grup ve ayrılmasını isteyen bir grup var mıydı, yok muydu?그때에 이 사람을 온양 제단에 그냥 있게 하자는 파가 있고, 떠나게 하자는 파가 있고, 그럴까, 그러지 않을까?
83Vardı, değil mi?그렇겠죠?
84Bu yüzden 이 사람 Onyang'dan ayrılmak zorunda kaldı.그래서 이 사람이 온양을 떠날 수 있게끔 된 거예요.
85Yani 이 사람'ı ayrılmaya zorlamak için böyle bir 마귀'nin İş'i de vardı, değil mi?그러니까 이 사람을 떠나게 하기 위해서 그런 마귀의 역사(役事)도 있었던 거죠?