Askerlik Yılları Bölüm 4

논산 Eğitim Merkezi'nde eğitmen olduğu zamandan terhis olana kadar

1Askerlik ve Kara Kuvvetleri subaylığı yaparken Nonsan Eğitim Merkezi'nde harita okuma eğitmeni olarak görev yaptı.군인, 육군 장교 생활을 할 때에 논산 훈련소에서 독도법 교관을 했습니다.

2Askerler yönlerini kaybettiğinde buranın güney mi, oranın kuzey mi, buranın batı mı, oranın doğu mu olduğunu bilmediklerinde, yön bulma yöntemlerini öğreten en önemli, bir asker olarak bilinmesi gereken temel bilgiyi bu kişi öğretti.군인들이 방향을 잃어버리고 이쪽이 남쪽인지 저쪽이 북쪽인지 이쪽이 서쪽인지 저쪽이 동쪽인지, 이걸 몰랐을 때에 방향 찾는 방법을 가르쳐주는 가장 중요한, 군인으로서의 필수 요건을 알아야 할 학문을 이 사람이 가르쳐 준 겁니다.

3Bu yüzden sizlere söyledim, değil mi?그래서 여러분들한테 말씀드렸죠?

4Ağaç dallarının uzun olduğu taraf güneydir, ağaç dallarının kısa olduğu taraf kuzeydir.나뭇가지가 긴 쪽이 남쪽이고, 나뭇가지가 짧은 쪽이 북쪽이다.

5Ayrıca ağaç halkalarının geniş olduğu tarafın güney, dar olduğu tarafın kuzey olduğu söylendi, değil mi?또 나무테가 넓은 쪽이 남쪽이고 나무테가 좁은 쪽이 북쪽이라고 그랬죠?

6Bu şekilde yön bulma yöntemlerini bu kişi iyi bildiği için bu tür harita okuma dersleri veren bir öğretmenlik yaptı.그렇게 해서 방향을 찾는 방법을 이 사람은 잘 알기 때문에 그러한 독도법을 가르치는 선생 노릇을 했습니다.

7Bu yüzden en önemli istihbarat okulu, istihbarat okulu denilen yer, Kuzey Kore'ye gidip bilgi toplayan casusları eğiten bir istihbarat okuludur.그래서 가장 중요한 정보학교, 정보학교라는 곳은 바로 이북에 가서 정보를 수집해 오는 첩보 요원들을 교육시키는 정보학교입니다.

8Bu yüzden casusları bu kişi eğitti.그래서 첩보 요원들을 이 사람이 가르친 겁니다.

9Yani Kuzey Kore'ye gidip yönlerini bilmediklerinde, güneyin neresi, kuzeyin neresi olduğunu bilmediklerinde, dağda yön bulma yöntemlerini bu kişi öğretmişti.그러니까 이북에 가서 방향을 모르고 남쪽이 어느 쪽인지 북쪽이 어느 쪽인지 몰랐을 때에 산에서 방향을 찾는 방법을 이 사람이 가르쳐 주었던 겁니다.

10Yani birçok asker bu kişiden eğitim alıp yönlerini bularak doğru bir şekilde Güney Kore'ye dönebilmeleri için eğitildi, değil mi?그러니까 많은 군인들이 이 사람한테 교육을 받고 방향을 찾아서 제대로 우리 남한을 찾아올 수 있도록 가르쳐 준 거죠?

11Yani en önemli ve temel eğitimi üstlenmişti, değil mi?그러니까 가장 중요한 핵심적인 교육을 담당했던 거죠?

12Bu yüzden Güney Kore Silahlı Kuvvetleri askerleri bu kişinin eğitimini alıp bu yönü doğru bir şekilde bulma yöntemini öğrendikleri için askerlerimizin o yönü doğru bir şekilde bulup gelmelerini sağlayan eğitimi bu kişi üstlendi, ve ayrıca en önemli kimyasal, biyolojik ve radyolojik (KBRN) eğitimini de üstlendi.그래서 바로 우리 대한민국 국군 장병들이 이 사람의 교육을 받고 바로 이 방향을 바로 찾는 방법을 알았기 때문에 우리 국군 장병들이 그 방향을 바로 찾아서 오는 그러한 교육을 이 사람이 담당했고, 또한 가장 중요한 화생방 교육을 담당했던 겁니다.

13KBRN eğitimi şudur: düşman gaz yaydığında nasıl hayatta kalınacağını öğreten bir müdahale yöntemidir.화생방 교육이라는 것은 뭐냐 하면 적군이 가스를 살포했을 때에 어떻게 해야 산다는 대처 방법을 가르쳐 주는 겁니다.

14Gaz yayıldığında müdahale yöntemi, 이제 그대로, bu KBRN eğitimi, aslında atom bombasına karşı korunma eğitimidir.가스를 살포했을 때 대처 방법, 이제 그대로, 이 화생방 교육이라는 것은, 바로 원자탄에 대한 방호 교육입니다.

15Yani atom bombası patladığında buna karşı hazırlıklı olmak için çukur kazıp sığınak inşa edildiğinde, sadece bir milimetre kurşun döşenirse sığınaktaki insanlar kesinlikle radyasyon nedeniyle ölmez.그러니까 원자탄이 폭발했을 때를 대비해서 구덩이를 파가지고 방공호를 구축할 때, 납을 일 미리 정도만 깔면 절대로 방사능에 의해서 방공호 속에 있는 사람은 죽지 않게 되어 있습니다.

16Çünkü gama ışınları kurşunu geçip gidemez.왜 그러냐면 감마선이라 하는 것은 납을 투과하고 지나갈 수가 없습니다.

17Sadece bir milimetre kurşun döşenmişse radyasyon orayı kesinlikle delip giremez.일 미리의 납만 깔려 있으면 절대로 방사선이 거기를 뚫고 못 들어갑니다.

18Bu yüzden bu tür eğitimleri bu kişi üstlendi.그래서 그런 교육을 이 사람이 담당했던 겁니다.

19Yani bu kişi bu İş'i yapmaya başlamadan önce bile sadece insanların ölmemesi yöntemlerini öğretti, başka bir yöntem öğretmedi.그러니까 이 사람이 이 역사(役事)를 하기 전부터 사람이 죽지 않는 방법만 교육을 시켰지, 다른 방법은 교육을 시킨 일이 없습니다.

20Yani bu kişi eğitim verdiğinde rütbesi ne kadar yüksek olursa olsun, askerlik hayatı ne kadar uzun olursa olsun, bu kişinin eğitimini ağzı açık dinler. Ağzı açık bir şekilde.그러니까 이 사람이 교육시키면 아무리 계급이 높고 아무리 군데생활을 오래 한 사람이라도 이 사람의 교육에 입을 딱 벌리고 듣습니다. 입을 딱 벌리고.

21Çünkü onlar bunu ilk kez duyuyorlar, değil mi?왜 그러느냐면 자기네들은 그거 처음 듣는 말이죠?

22İlk kez duyulan bir şeydir.처음 듣는 말입니다.

23Atom bilimi hakkında İngilizce orijinal bir kaynak, böyle kalın bir kitabı bu kişi İngilizceyi çevirerek öğretti.바로 원자학에 대해서 영어로 된 원서, 이렇게 두꺼운 책을 이 사람이 영어를 번역하면서 가르쳐 준 겁니다.

24Yani bu kişi orduda kesinlikle gerekli bir kişi miydi, yoksa kesinlikle gereksiz bir kişi miydi?그러니까 이 사람이 군대에서는 꼭 필요한 사람일까, 꼭 필요치 않은 사람일까?

25Kesinlikle gerekli bir kişiydi, değil mi?꼭 필요한 사람이죠?

26Bu yüzden bu kişi terhis olmak için onlarca kez terhis başvurusunda bulunmasına rağmen, onu terhis etmediler.그래서 이 사람이 제대를 하려고 제대 신청을 수십 번 했지만, 제대를 안 시키는 겁니다.

27이제 그대로, bu kişinin rütbesi yükseltilirse tüm yaşam koşulları iyileşeceği için, yani hem ekonomik olarak hem de her yönden daha rahat olacağı için, daha çok terhis olmak ister, değil mi?이제 그대로, 이 사람의 계급을 올려주면 모든 생활 조건이 좋아지니까, 그러니까 더욱더 경제적으로나 모든 면으로 여유가 있게 되니까, 더 제대를 하고 싶어 하겠죠?

28Bu yüzden onu terfi ettirmediler. Bu kişiyi.그러니까 승진을 안 시키는 거예요. 이 사람을.

29Bu yüzden Kara Kuvvetleri teğmenliğinden üsteğmenliğe terfi ettiğinde bile en son sırada terfi etti.그래서 육군 소위에서 중위로 임관할 때에도 맨 꼬마리로 승진했습니다.

30Daha sonra bu kişi üsteğmen rütbesiyle 7 yıldan fazla üsteğmen olarak yaşadı.그 다음에 이 사람이 중위를 달고, 7년 이상을 중위를 달고 생활을 했던 겁니다.

31Askeri kanunlara göre 2-3 yılda bir terfi edilmesi gerekir.군대 군법에는 2~3년 만에 승진을 하게 되어 있습니다.

32Ama 7 yıl boyunca terfi ettirmediler.그런데 7년 동안 승진을 안 시키는 겁니다.

33Bu yüzden bu kişi her yolu denese de terhis olamayınca, bu kişinin sınıf arkadaşlarından en yakın arkadaşı Kara Kuvvetleri Komutanlığı Adjutant Genel Ofisi'nde görev yapıyordu.그래서 이 사람이 갖은 방법을 해도 제대가 안 되니까, 이 사람의 동기생 중 가장 가까운 친구가 육군본부 부관감실에 군무하고 있었습니다.

34Bu yüzden o arkadaşına rica etti.그래서 그 친구한테 부탁을 한 겁니다.

35"Hey, beni terhis et. Sen böyle iyi bir konumdayken arkadaşını terhis etmelisin, yoksa arkadaş olmaz mısın?" dediğinde,"야, 나를 제대를 시켜줘라. 네가 이런 좋은 자리에 있을 때에 친구를 제대시켜 주어야지, 그래야 친구가 아니겠느냐?" 하니까

36O arkadaş bu kişi subay adayıyken bile çok yakın bir arkadaşıydı.그 친구는 이 사람이 장교 후보생 시절부터 아주 가까운 친구였어요.

37Bu yüzden o arkadaş bu kişi olmazsa bu dünyada yaşamanın tadı olmadığını söyleyen bir arkadaştır.그래서 그 친구는 이 사람이 아니면 이 세상 살맛이 없다고 하는 친구입니다.

38Beni o kadar çok seviyordu.그렇게 나를 좋아했어요.

39Bu yüzden o arkadaş Adjutant Genel Ofisi'nde görev yaparken beni terhis ettikten sonra bu arkadaş doğrudan İstihbarat Okulu Personel Müdürü oldu.그래서 그 친구가 이제 부관감실에 근무했을 때에 나를 제대시키고 나서 이 친구가 바로 정보학교 인사과장으로 갔습니다.

40Bu yüzden Personel Müdürü olarak görev yaparken albay olarak çalıştıktan sonra sonunda terhis oldu.그래서 인사과장으로 있으면서 대령으로 근무하다가 결국은 제대를 하고 말았습니다.

41Ama bu arkadaş Sokcho'lu. Gangwon-do'dan.그런데 이 친구는 속초 사람입니다. 강원도.

42Gangwon-do, Sokcho'lu olmasına rağmen asıl adı 김명 idi, adını 김명준 olarak değiştirdi.강원도 속초 사람인데, 원래 이름은 김명이고, 김명준으로 이름을 바꾸었습니다.

43Bu yüzden o arkadaş bu kişiye oldukça 하나님'in İş'ini yapmasında yardımcı oldu, değil mi?그래서 바로 그 친구가 상당히 이 사람한테 바로 하나님의 역사(役事)를 하는 데 보탬이 된 거죠?

44Eğer terhis olamasaydı bu İş'i yapabilir miydi?제대를 만약에 못했다면 이 역사를 할 수 있겠어요?

45Rütbesi yükselirdi.계급은 올라갔겠죠.

46Yıldız (general rütbesi) alırdı.별을 땄을 겁니다.

47Yıldızları toplayıp general olup, asker general olarak yaşamış olsa da, ancak 하나님'ın İş'ini yapmada gecikme oluyordu.별을 따가지고 장군이 되어서, 군인 장군이 되어서 생활을 했겠지만, 그러나 하나님의 역사(役事)를 하는 데에는 지연이 되는 겁니다.

48Bu yüzden bu kişi terhis olup dışarı çıktıktan sonra tam anlamıyla dua hayatı yaşamıştı.그래서 이 사람이 제대를 해가지고 나와서 본격적으로 기도생활을 했던 겁니다.