Askerlik Yılları Bölüm 3

포천 ilçesinin ileri gelenleri gelip milletvekili adayı olmasını tavsiye etti

1Gimpo-gun'dan bahsediyorsak, birçok bucağı ve birçok köyü vardır.김포군이라면 여러 면이 있고 여러 부락이 있습니다.

2Her köye gidip bu kişi yetişkin eğitimi verdi ve her köye gidip okullar kurdu.부락부락마다 가서 이 사람이 성인교육을 시켰고, 부락부락마다 가서 학교를 세웠던 겁니다.

3Bu yüzden Gimpo bölgesinde bu kişinin milletvekili olmasını ne kadar arzuladıklarını bilemezsiniz.그래서 김포 바닥에서는 이 사람이 국회의원 나오기를 얼마나 갈망했는지 모릅니다.

4Ancak bu kişi dedi ki: "Ben sadece milletvekilliği yapabilecek biri gibi mi görünüyorum?"그러나 이 사람은 "겨우 내가 국회의원밖에 하지 못할 사람처럼 보이느냐."

5"Ben öyle şeyler yapmam.""나는 그런 것 안 합니다."

6"Halkın kölesi olmak için mi milletvekilliği yapacağım? Dolaşıp öğrencilere ders öğretmek daha iyi değil mi? Sadece bir milletvekili kırıntısı olup ne yapacağım ki?""백성들의 종살이 하려고 국회의원 하느냐. 차라리 다니면서 학생들 공부나 가르치는 게 낫지. 겨우 국회의원 나부랭이 해서 뭘 해 먹겠다고 하느냐."

7Bu kişi Ildong Ortaokulu'nu kurunca, Pocheon-gun'un ileri gelenleri bu kişinin evini ziyaret etmişlerdi.이 사람이 일동중학교를 세우니까, 포천군 유지들이 이 사람 집을 찾아왔던 겁니다.

8Gelip, bu kişiye Pocheon-gun'dan milletvekili adayı olmasını söylemişlerdi.찾아와서, 이 사람에게 국회의원 입후보하라는 겁니다. 포천군에서.

9"Ben sadece milletvekilliği yapmaya mı layığım?" dedi."내가 겨우 국회의원밖에 할 자격이 안 되는 겁니까" 했어요.

10O zaman Ildong-myeon'un muhtarı yüzü kızararak "Özür dilerim" deyip geri döndüğü bir olay vardır.그때 일동면 면장이 얼굴이 빨개져서 "죄송합니다" 하고서 돌아간 사실이 있습니다.

11Aslında, bu kişi 28. Tümen 82. Alay'da Siyasi Eğitim Müdürü olarak görev yaparken, o zaman yanımda 박원달 adında bir kişi vardı.사실은요, 이 사람이 28사단 82연대 정훈 과장으로 근무할 때, 그때 내가 데리고 있었던 박원달이라는 사람이 있었습니다.

12박원달 adında o kişi o dönemde askeri rütbe olarak çavuştu, ben ise teğmendim.박원달이라는 사람이 그 당시에 군 계급으로는 병장으로 있었고, 나는 육군 중위로 있었습니다.

13O sırada orada bu kişi Sangsuri'de orta ve lise kurup birçok öğrenciye ders verirken 박원달'ı Çince öğretmeni olarak işe almıştı.그러면서 거기에서 이 사람이 상수리에서 중고등학교를 세워가지고 많은 학생들을 가르칠 때에 박원달이를 한문 선생으로 채용한 겁니다.

14박원달 Çince öğretmenliği yaparken, bu kişinin yaşam tarzını görmüştü.박원달이가 한문 선생을 하면서, 이 사람이 생활하는 모습을 본 겁니다.

15Yani bu Jongno bölgesinde ailemiz bu kişinin fotoğrafını taşıyarak vaaz verirken, o zaman insanlar 조희성 adındaki kişiyi sahte bir dinin lideri diye eleştirirken, tam o sırada o 박원달 adındaki kişi oradan geçerken duymuştu.그러니까 이 종로 바닥에서 우리 식구들이 이 사람 사진을 들고 전도할 때에, 그때 사람들이 막 조희성이라는 사람을 사이비 종교 교주라고 하면서, 비난하던 그런 찰나에 그 박원달이라는 사람이 지나가다가 들은 겁니다.

16Fotoğrafa bakınca, eski zamanlarda kendisinin saygı duyduğu subay olduğunu anladı.사진을 보니까 옛날에 자기가 존경하는 장교인 겁니다.

17Bu yüzden 박원달 adındaki kişi oradan geçerken durup "Arkadaşlar, bu kişi öyle biri değildir."그래서 박원달이라는 사람이 거기에서 지나가다가 걸음을 멈추고 "여러분들, 이 사람은 그런 사람이 아닙니다."

18"Ben askerlik yaparken yanında çalıştığım müdürümdür, bu kişi her zaman fedakar bir yaşam sürmüştür ve...""내가 군인 생활할 때 모시고 있었던 과장님인데, 이분은 항상 희생적인 생활로 일관을 했으며...."

19Ve bir de şunu söylemeyi unuttum, Noryangjin'de de orta ve lise öğrencilerine ders verdi.그리고 또 내가 말을 빼놨는데 노량진에서 또 중고등학교 학생들을 가르쳤습니다.

20O zaman 박원달 öğretmenden ben Çince öğretmesini istemiştim.그때 박원달 선생에게 내가 한문을 가르쳐 달라고 했던 겁니다.

21Bu yüzden bu 박원달 adındaki kişi bu kişiyi çok iyi tanıyordu.그래서 이 박원달이라고 하는 사람은 이 사람에 대해서 너무나 잘 알고 있는 겁니다.

22Bu yüzden o Jongno, Jonggak bölgesinde ailemiz vaaz verirken, birçok Hristiyan gelip eleştiriyor, sahte bir dinin lideri olduğunu söyleyerek kötü bir insan gibi bağırıp çağırınca, 박원달 öğretmen oradan geçerken dedi ki: "Arkadaşlar, bu kişi kesinlikle öyle biri değildir."그래서 그 종로, 종각 바닥에서 우리 식구들이 전도하는 데에 많은 기독교인들이 와서 막 비난하고 사이비 교주라고 하면서 나쁜 사람처럼 막 떠들고 그러니까 박원달 선생이 지나가다가 "여러분들, 이분은 절대로 그런 분이 아닙니다."

23"Bu kişi tam da ben askerlik yaparken subay olarak görev yapıp Siyasi Eğitim Müdürü olduğu zaman, birçok genci toplayıp tek kuruş almadan ders veren, öyle fedakar bir yaşam süren harika bir öğretmendir" dedi."이분은 바로 내가 군대 생활할 때 장교로 있으면서 정훈 과장님으로 계실 때에 이제 많은 젊은이를 모아놓고 돈 한 푼 안 받고 공부를 가르치는 그런 희생적인 생활만 하던 훌륭한 선생입니다" 하는 겁니다.

24O sesi kim mi duydu? 현경서 duydu. 현경서 olay yerindeydi.그 소리를 누가 들었느냐 하면, 현경서가 들은 거예요. 현경서가 현장에 있었던 겁니다.

25Bu yüzden ben 현경서'ye "박원달'ı görmek istediğim için onu bul" dedim.그래서 내가 현경서한테 "박원달이를 내가 만나보고 싶으니까 찾아보라"라고 그랬어요.

26Aradığında 박원달'ın öldüğünü öğrendi.찾아보니까 박원달이가 죽었데요.

27Aslında o kişinin rütbesi düşüktü, çavuştu, ama yaşı benden büyüktü.원래 그 사람이 계급이 낮아서 병장이지, 나이는 나보다 많았습니다.

28Benden yaşça büyük olduğu için, bu kişi askerlikten terhis olup dışarıdayken, o kişi evimizi ziyaret etti.나보다 나이가 많았기 때문에, 그래서 이 사람이 군대에서 제대해 나와 가지고 있을 때, 그 사람이 우리 집을 찾아왔어요.

29O zaman, benim evlenirken giydiğim bir takım elbiseyi annemle babamdan gizlice gazeteye sarıp götürüp verdim.그랬을 때 내가 결혼할 때 입었던 양복 한 벌을 어머니 아버지 몰래 신문지에 싸가지고 갖다줬습니다.

30"Git bunu giy.""가서 이거 입어"

31"Hayır, bu subayımızın giydiği bir kıyafete benziyor, bunu ben nasıl giyerim?" dedi."아니 이건 장교님이 입던 옷 같은데, 이걸 내가 어떻게 입겠습니까?" 그래서

32"Öyle yapma, sen askerlik hayatını benimle birlikte geçirdin, ve ben okul kurduğum her seferde gelip Çince dersleri de verdin, benim için çok minnettar olduğum bir insan değil misin? Öyleyse bu takım elbiseyi al giy.""그러지 마라, 네가 군대 생활도 나하고 같이했고, 또 네가 내가 학교를 세울 때마다 와서 한문 공부도 가르쳐 주고 했으니까, 너무나 나한테는 고마운 사람 아니냐? 그러니까 이 양복을 갖다 입어라."

33"Bu takım elbise benim düğün günümde giydiğim bir kıyafet olsa da, bu takım elbisenin dışında başka takım elbiselerim de var.""비록 이 양복은 내가 결혼식 날 입었던 옷이지만, 그렇지만 이 양복 말고 또 양복이 있어."

34Aslında o takım elbiseden sadece bir tane vardı. Tek bir takım elbisesini vermişti.사실은 그 양복 한 벌밖에 없었어요. 한 벌밖에 없는 옷을 준 것입니다.

35O kadar ki, bu kişi fakir, zor durumda olan birini gördüğünde, her zaman bu kişi yardım eder ve destek olurdu.그만큼 이 사람은 없는 사람, 어려운 사람만 보면 늘 이 사람은 도와주고 협조해 주고 했던 겁니다.

36Yani o kişi Jongno, Jonggak'ın yanından geçerken, aile fertlerimizin bu kişinin fotoğrafını taşıyarak vaaz verdiğini görmüştü.그러니까 그 사람이 종로, 종각 옆에 지나가다가 우리 식구들이 이 사람의 사진을 들고 전도하는 모습을 봤던 겁니다.

37Ama orada vaaz dinleyen Hristiyanlar eleştiriyor, bu kişinin sahte bir dinin lideri olduğunu söyleyerek küfürler yağdırınca, 박원달 öğretmen oradan geçerken dedi ki: "Arkadaşlar, ben bu kişiyle birlikte askerlik yaptım."근데 거기에서 전도를 받는 기독교인들이 막 비난하고, 이 사람이 사이비 교주라고 하면서 욕을 퍼붓고 하니까, 박원달 선생이 지나가다가 "여러분들, 내가 이분하고 같이 군대 생활을 했습니다."

38"Ben erdim, bu kişi ise müdürdü, bu yüzden bu kişinin yaşamını ben iyi bilirim.""나는 쫄병으로 있었고 이분은 과장으로 있었습니다, 그래서 이분의 생활을 나는 잘 압니다."

39"Bu kişi Ildong Ortaokulu'nu kurdu ve Yangju-gun, Nammyeon, Sangsuri'de Yangju Orta ve Lisesi'ni kuran kişidir.""이분은 일동중학교를 세웠고 양주군 남면 상수리에다가 양주 중고등학교를 세운 사람입니다."

40"Bu kişi öyle biri değildir. Arkadaşlar, bu kişiye küfrederseniz ceza alırsınız.""이분은 그런 분이 아닙니다. 여러분들, 이분한테 욕하면 여러분들 벌받습니다."

41"Bu kişi her zaman dua hayatı yaşayan biri olduğu için, 하나님'a inanan bir insan olduğu için, bu kişiye küfrederseniz kesinlikle ceza alırsınız" diye anlatmıştı."이분은 항상 기도 생활을 하는 분이기 때문에, 하나님을 믿는 사람이기 때문에, 이분을 욕하면 반드시 여러분들 벌받습니다." 하고 얘기를 해주었던 겁니다.

42Yani öyle bir insan olduğu için, aslında bu kişi Heukseok-dong, Yaksu-dong'da orada eğitim almış biridir.그러니까 그런 사람이니까, 사실은 이 사람이 흑석동 약수동 거기에서 공부했던 사람입니다.

43O dönemde bu kişi Yaksu-dong'a gittiğinde, 박원달 Yaksu-dong'da küçük bir baraka inşa edip yaşıyordu.그 당시에 이 사람이 그 약수동에 갔을 때, 박원달이가 약수동에서 조그마한 하꼬방을 지어가지고 살고 있었습니다.

44Bu yüzden bu kişi 박원달'ı bulmasını söylemişti.그래서 이 사람이 박원달이를 찾아보라고 했던 겁니다.

45현경서 aradığında, zaten ölmüş olduğunu öğrendi. Bu yüzden görüşemedi.현경서가 찾아보니까, 이미 죽었더라는 겁니다. 그래서 만나보질 못했죠.

46Yani o kişi bu kişinin geçmişini çok iyi bildiği için, bu kişinin öyle biri olmadığını ısrarla söylerken, 현경서 o sözleri duyup 박원달 adındaki öğretmenin adını, adresini ve telefon numarasını not almıştı.그러니까 그 사람이 이 사람의 행적을 너무나 잘 아니까, 이분은 그런 분이 아니라고 역설하면서 할 때에 현경서가 그 말을 듣고 박원달이라는 선생의 이름과 주소와 전화번호를 적어놓았던 겁니다.

47Telefon ettiğinde, zaten başka bir yere taşınmış ve orada değildi, ve taşındığı yeri takip edip araştırdığında, zaten ölmüş olduğunu öğrendi.전화를 거니까 이미 다른 데로 이사 가서 없고, 또 이사 간 데를 추적해서 알아보니까, 이미 죽었다는 겁니다.

48O kişi ölmüş olsa da, o kişi bu kişinin geçmişteki askerlik hayatındaki İş'lerini çok çok doğrudan gözleriyle görmüş ve bizzat deneyimlemiş biri olduğu için, o kişinin ağzından yaşarken bana söylediği bir söz vardır.비록 그 사람이 죽었지만 그 사람은 이 사람에 대한 과거 군대 생활할 때 행적을 너무너무 직접 눈으로 봤고, 직접 체험을 한 사람이기 때문에, 그 사람 입으로 살았을 때 나한테 한 말이 있습니다.

49"Dünyada sizin gibi bir subayı ben ilk kez gördüm.""세상에 장교님과 같은 분은 나는 처음 봤습니다."

50"Dünyadaki insanlar hep bencildir, hep kendileri için yaşarlar, ama sadece siz, subayımız, her zaman başkaları için fedakarca yaşadığınızı gördüğümde, gerçekten ben ölsem de sizi unutamam." Böyle bir söz söylemişti."세상 사람은 다 이기적이고, 다 자기만 위해서 사는데, 장교님만은 항상 남을 위해서 희생적으로 사시는 것을 볼 때, 참 나는 죽어도 장교님을 잊을 수가 없을 겁니다." 그런 말을 한 일이 있습니다.

51Öyle bir insana küfredildiğini görünce o kişi sessiz kalır mıydı?그런 사람한테 막 욕하는 광경을 보고 그 사람이 가만히 있겠어요?

52Sessiz kalmazdı, değil mi?가만있지 않죠?

53Bu yüzden o kişi "Bu kişi öyle biri değildir" diye birçok kişiden küfür yeme pahasına öne çıkıp itiraz etmişti.그래서 그 사람이 "이분은 그런 분이 아니다"라고 여러 사람한테 욕먹을 각오를 하고 나서서 항변했던 겁니다.

54Bu yüzden bu kişi neden bu kadar çok insan tarafından saygı görüyor ve bu kadar çok insan tarafından övülüyor derseniz, bu kişi her zaman zor durumdaki insanlar için, zavallı insanlar için yardım eden ve destek olan fedakar bir yaşam sürmüştür.그래서 이 사람이 왜 그렇게 많은 사람한테 존경받고, 많은 사람한테 그렇게 칭찬받느냐 하면, 이 사람은 항상 어려운 사람을 위해서 불쌍한 사람을 위해서 도와주고 협조해 주는 희생적인 생활로 일관했던 겁니다.

55Çünkü bu kişi fakir bir çiftçinin çocuğu olarak doğup, fakir bir çiftçi ailesinde zorluklar çekerek büyüdüğü için, bu kişi zavallı birini gördüğünde yardım etmeden duramayan bir karaktere sahiptir.왜 그러냐면 이 사람이 가난한 농부의 자식으로 태어나서 가난한 농부의 집안에서 고생고생하면서 자랐기 때문에, 이 사람은 불쌍한 사람을 보면 안 도와주면 못 견디는 그런 성미의 사람입니다.

56Bu yüzden sonunda 구세주 görevini alıp, bugün dünya halklarını kurtaran böyle bir İş yapmaktadır.그래서 결국은 마지막에 구세주의 사명을 받고 오늘날 세계 만민을 살리는 이러한 역사를 하고 있는 겁니다.