Yaşanan İnanç Öğretisi Bölüm 7

Söz hatası sanki yangın çıkarmak gibidir

1Bu yüzden 이 사람 sizlere bazen ne söyler biliyor musunuz, sizler kaplanın kuyruğunu yakalamış gibisiniz der, değil mi?그런 고로 여러분들에게 이 사람이 가끔 무슨 말을 하냐면 바로 여러분들은 호랑이 꼬리를 잡은 격이 됐다고 그러죠?

2Siz de ben de kaplanın kuyruğunu yakalamış gibiyiz.여러분들이나 나나 호랑이 꼬리를 잡은 격이야.

3Kaplanın kuyruğunu bırakırsanız yakalanıp yenilir misiniz, yenilmez misiniz?호랑이 꼬리를 놓으면 잡혀 먹혀, 안 잡혀 먹혀?

4Yakalanıp ölürsünüz, değil mi?잡혀먹혀 죽죠?

5Tutmaya devam ederseniz kaplan sürekli koştuğu için yorulur musunuz, yorulmaz mısınız?붙잡고 있자니 호랑이가 자꾸 달려가니까 힘들어, 힘 안 들어?

6Ona yetişmeye çalışmak bacaklarınızın yırtılması gibi zordur, değil mi? Öyle mi, değil mi?그걸 따라가려니까 가랭이가 찢어지는 것처럼 힘들죠? 그래요, 안 그래요?

7Kaplanın kuyruğunu yakalamakla aynı şey, anlıyor musunuz?호랑이 꼬리를 잡은 것과 마찬가지야, 아시겠어요?

8Bırakırsanız ölürsünüz, bırakmazsanız yaşarsınız ama yorgunluktan dayanamazsınız. Anlıyor musunuz?놓으면 죽고, 안 놓으면 사는데 힘이 들어서 못 견뎌. 아시겠어요?

9Bu yüzden, 이제 그대로, birçok insan 죽을 죄 işleyip öldüğü için, o ölüm yoluna giden insanları takip ederek kendisi de ölüm yoluna giderse, o insan gerçekten akıllı bir insan mıdır?그래서, 이제 그대로, 많은 사람들이 죽을 죄를 짓고 죽으니까, 그 죽음의 길을 간 사람들을 따라서 자신도 죽음의 길을 따라서 가면, 그 사람은 참 똑똑한 사람이죠?

10O aptalın tekidir, anlıyor musunuz?그건 멍텅구리야, 아시겠어요?

11Bu, tam bir aptallık! Sıradan bir aptallık değil, tam bir aptallık, anladınız mı?그건 구리구리 멍텅구리야~ 보통 멍텅구리가 아니라~ 구리구리~ 멍텅구리야, 아시겠어요?

12Ölümcül bir şey yaptığı için öleceğini hep söylerim, değil mi?죽을 짓을 했으니까 죽는 거라고 내가 늘 그러죠?

13Ölümcül bir şey yaparsan ölürsün, yaşam veren bir şey yaparsan yaşarsın.죽을 짓을 하면 죽고, 살 짓을 하면 살어.

14Sizler ölümcül bir şey yaptınız da mı yaşıyorsunuz?여러분들 죽을 짓을 했는데 살아?

15Yaşam veren bir şey yaptığınız için yaşıyorsunuz, değil mi?살 짓을 해서 사는 거죠?

16Yaşam veren bir şey yaptığınız için yaşıyorsunuz. Ölümcül bir şey yaparsan mutlaka ölürsün. Anladınız mı?살 짓을 해서 사는 거야. 죽을 짓을 하면 죽어, 반드시. 아시겠어요?

17Fasulye ekilen yerden ne çıkar?콩 심은데 뭐이 나?

18Fasulye ekilen yerden mutlaka fasulye çıkar.콩 심은 데 반드시 콩이 나요.

19Kırmızı fasulye ekilen yerden?팥 심은 데?

20Mutlaka kırmızı fasulye çıkar, değil mi?반드시 팥 나죠?

21İlkokul öğrencileri bile bu kadarını cevaplayabilir, değil mi?국민 학교 학생들도 그 정도는 답변할 수 있는 말이죠?

22Bu yüzden, 이제 그대로, yaptıklarınızın karşılığını alırsınız. Anladınız mı?그래서, 이제 그대로, 행한 대로 보응을 받게 되어 있어요. 아시겠어요?

23Ağzınız var diye istediğiniz gibi konuşursanız, 이제 그대로, 하나님 son zamana kadar sizi şımartarak sürükler.터진 입이라고 마음대로 놀렸다가는, 이제 그대로, 하나님은 마지막 때까지 오냐오냐 하면서 끌고 와요.

24"Aferin, çok iyi, vay be~ Sen gerçekten harikasın" diye överek sürükler, en sonunda, en sonunda cehenneme atar. Anladınız mı?"오냐오냐, 잘한다 잘한다, 이야~ 당신 참 훌륭하다" 칭찬을 해 주면서 끌고 가다가 마지막에 가서, 마지막에 가서 지옥에 던져버려. 아시겠어요?

25İşte bu yüzden 하나님'ın cimri bir 하나님 olduğunu açıkça söylüyorum, değil mi? Öyle değil mi?그렇게 하나님이 깍쟁이 하나님이라고 내가 공개적으로 얘기하잖아, 그래, 안 그래?

26하나님 cimri bir 하나님 olduğu için, O'nu kışkırtırsan, 마귀 İş yapmasın diye seni tir tir titretir. Anladınız mı?하나님이 깍쟁이 하나님인 고로, 건드리면 마귀 역사(役事)를 할까 봐 설설설설 얼려. 아시겠어요?

27마귀 İş yapmasın diye tir tir titreterek sürükler, en sonunda cehenneme atar.마귀 역사 할까 봐 설설설설 얼려서 끌고 가다가 마지막에 지옥에 던져버려.

28Hiçbir indirim yok, anladınız mı?에누리 없어요, 아시겠어요?

29Yani korkutucu bir 하나님 mı, yoksa çok saf bir 하나님 mı?그러니까 무서운 하나님이야, 아주 어수룩한 하나님이야?

30Korkutucu bir 하나님. Öyle bir 하나님.무서운 하나님이야. 그런 하나님이야.

31이 사람, 이제 그대로, ağlayarak, sızlayarak, ağlayarak bu yola geldiğini mi söyledi~ 이 사람 gülerek bu yola geldiğini mi söyledi?이 사람이, 이제 그대로, 울며~ 불며~ 울면서 이 길을 왔다고 그랬어요~ 이 사람이 웃으면서 이 길을 왔다고 그랬어요?

32Ağlayarak geldi. Anladınız mı?울면서 왔어. 아시겠어요?

33Neden ağlayarak geldiğini biliyor musunuz?왜 울면서 온 줄 알아?

34Aslında, insan olarak asla takip edilemeyecek bir yol.도저히 인간으로서는 따라갈 수 없는 길이야. 사실은.

35İnsan olarak takip edilemez.인간으로서는 따라갈 수 없어.

36Peki 이 사람 neyle 이긴자 oldu derseniz, işte 이 사람 sonuna kadar sabretti.그런데 이 사람이 뭘로 이긴자가 됐냐면, 바로 이 사람은 끝까지 참은 거야.

37Konuşmak istese de konuşmadı, sadece ağzını sıkıca kapatıp sabretti.말하고 싶어도 말 안 하고 그냥 딱 입을 다물고 참았던 거야.

38Kim vurursa vursun, öfkelenmedi ve öfkesini bastırdı.누가 때려도 화도 안 내고 화를 참았던 거야.

39Ona~ haksızlık yapıldığında bile sabretmeye çalışınca, gerçekten içindeki öfke patlayacak gibi olunca, gerçekten~ buna sabretmeye çalışınca, gerçekten şaşkına dönmüş müdür, dönmemiş midir?그걸~ 억울한 일을 당해도 참으려니까, 그걸 참말로 울화통이 터지는 걸 참으려니까, 참말로~ 그걸 참으려니까, 참말로 기가 막혔을까, 기가 안 막혔을까?

40Şaşkına dönmüştü.기가 막혔던 거야.

41O, anlatılamaz.그 거 말도 못해.

42Dile getirilemez haksızlıklar, dile getirilemez dayanılmaz şeyler yaşarken, sonuna kadar sabredip dayandığı için 이긴자 oldu. Anladınız mı?입에 담을 수가 없는 그런 그 억울한 일, 입에 담을 수 없는 그런 참을 수 없는 일을 당하면서, 끝까지 참고 견딘 것이 이긴자가 된 거야. 아시겠어요?

43Bu yüzden 마귀, her şekilde onu düşürmek için, türlü türlü yollarla düşürmek için, 이제 그대로, 마귀 yan tarafını da dürttü, uzun bir sopayla da dürttü, bir de bu yan tarafını da dürttü, 마귀 böyle yapar mı, yapmaz mı?그래서 마귀는 어떤 모양으로든지 넘어뜨리려고 요런 모양 조런 모양으로 넘어뜨리려고 마귀는, 이제 그대로, 옆구리도 찔러보고, 장댕이도 찔러보고, 또 이쪽 옆구리도 찔러보고, 마귀가 그럴까, 안 그럴까?

44마귀 öyle yapar, anladınız mı?마귀가 그래요, 아시겠어요?

45Onu düşürmek için türlü türlü ayartmalar vardı.넘어뜨리려고 별에 별 유혹이 다 있었어요.

46Ama sonuna kadar 이 사람, başka bir şey bilmese de, ağzını mühürlemişti. Ağzını.그렇지만 끝까지 이 사람은 다른 건 몰라도 입을 봉했던 거야. 입을.

47Ağzınız var diye pervasızca konuşursanız, bir söz bir kere ağızdan çıktı mı geri alınabilir mi?터진 입이라고 함부로 놀리면, 말이라는 건 한 번 던지면 담을 수 있어요?

48Geri alınamaz.담을 수가 없어.

49Sizler, bir testiden su dökülürse, yere döküldükten sonra tekrar toplayıp geri koyabilir misiniz?여러분들, 항아리 물이 쏟아지면, 땅에다 쏟은 다음에 다시 주워 담을 수 있어요?

50Hayır. Onunla aynı şey.없어. 그거와 똑같은 거야.

51Bu yüzden, başka şeylerden çok, Kutsal Kitap'ta, 이제 그대로, "Konuşmakta yavaş, dinlemekte çabuk olun" sözü Kutsal Kitap'ta güçlü bir şekilde mi ifade edilmiş, yoksa belirsiz bir şekilde mi ifade edilmiş?그렇기 때문에 다른 것보다도 성경에는, 이제 그대로, "말하기는 더디하고, 듣기는 속히하라" 하는 말이 성경에 강력하게 표현되어 있어, 희미하게 표현되어 있어?

52Güçlü bir şekilde ifade edilmiş, anladınız mı?강력하게 표현되어 있어요, 아시겠어요?

53Bu yüzden, "Doğru kişi~ sözünde~ hata~ yapmaz~" diye bir söz de var, değil mi?그래서, "의인은~ 말의~ 실수가~ 없느니라~" 그런 말씀도 있죠?

54Sözde hata olmazsa doğru kişi olursun. Sözde hata olmazsa.말의 실수만 없으면 의인이 되는 거야. 말의 실수만 없으면.

55Sözde hata yapıldığı için ölünür.말의 실수를 하기 때문에 죽는 거야.

56İşte bu yüzden o, 죽을 죄'dir. Ne demek istediğimi anladınız mı?그래서 그게 죽을 죄야. 무슨 말인지 알겠어요?

57이제 그대로, sizler, ölen insanlara bir bakın, çok mu konuşuyorlar, az mı?이제 그대로, 여러분들, 죽는 사람들을 가만히 봐 봐, 말이 많은가, 안 많은가.

58Çok konuşurlarsa, sonunda sözde hata olur mu, olmaz mı?말이 많으면 결국은 말의 실수가 있을까, 없을까?

59Sözde hata olur.말의 실수가 있는 거야.

60Genellikle ölen insanlara bakarsanız, 이제 그대로, her zaman iyi konuşurlar, ama her zaman kendilerini öven sözleri karıştırıp söylerler, kendilerini alçaltan sözler mi söylerler?대개 죽는 사람을 보면, 이제 그대로, 항상 말은 잘하는데, 항상 자기를 자랑하는 말을 섞어서 꼭 해, 자기를 낮추는 말을 해?

61Öven sözler söylerler, anladınız mı?자랑하는 말을 해요, 아시겠어요?

62İşte o, 죽을 죄'dir.그게 바로 죽을 죄야.

63Kendini övmek, 죽을 죄'dir.자기를 자랑하는 건 죽을 죄야.

64Bu yüzden, 이제 그대로, sizler vaaz verirken ben ne lütuflar aldım falan~ diye konuşursunuz ya~그런 고로, 이제 그대로, 여러분들이 전도할 때에 내가 무슨 은혜를 받고 뭐~ 그러는데~

65O, 죽을 죄'ye girdiği için sadece vaaz vermelisiniz, kendinizi övmemelisiniz~그건 죽을 죄에 해당하기 때문에 전도만 해야지, 자기 자랑하면 안 돼~

66O, 죽을 죄'dir, anladınız mı?그건 죽을 죄인 거야, 아시겠어요?

67이제 그대로, insan dediğin en çok sözlerine dikkat etmeli, sözde hata olmazsa doğru kişi olur, sözde hata olmazsa lütuf korunur.이제 그대로, 사람이라는 건 말을 제일로 조심해야 되고, 말의 실수가 없어야 의인이 되고, 말의 실수가 없어야 은혜가 간직됩니다.

68Ancak sözde hata olursa asla lütfu koruyamaz ve sonunda o kişi bir gün toprağa girer mi, girmez mi?그러나 말의 실수가 있으면 절대로 은혜를 간직도 못하고, 결국 그 사람은 언젠가는 땅속에 들어갈까, 안 들어갈까?

69Bir gün mutlaka toprağa girer, anladınız mı?언젠가는 땅속에 들어가, 아시겠어요?

70Bu yüzden sizler, bugünden itibaren sözlerinize dikkat ederseniz, geçmişteki söz hatalarınızı ben affedeceğim.그렇기 때문에 여러분들, 오늘부터라도 말을 조심한다면, 지난날 말의 실수를 내가 용서해 줄게.

71Artık söz hatası yapmayacak mısınız?이제부터 말의 실수를 안 할래요?

72Söz hatası yapmayın.말의 실수를 하지 마라.

73승리제단 üyelerinin sözlerinde kusur olmadığına dair bir söylenti çıkacak kadar olmalısınız, anladınız mı?승리제단 식구는 말의 흠이 없다고 하는 소문이 날 정도가 돼야 돼, 아시겠어요?

74Sözde hata olursa, o kişinin kurtuluşu yoktur.말의 실수가 있으면, 그 사람은 구원이 없는 거야.

75Yanlış konuşmak yüzünden o sözü duyan kişi tökezleyip cehenneme giderse, bir kişiyi tökezletmek, boynuna değirmen taşı bağlanıp denize atılmak sözüne denk gelir, değil mi?말을 잘못함으로 말미암아 그 말을 들은 사람이 실족돼 가지고 그 사람이 지옥간다면, 한 사람을 실족시키면 연자멧돌을 메고 바다 속으로 들어가라는 말에 해당이 되는 거죠?

76Yani Kutsal Kitap'ta geçen bir söz olsa da, o çok doğru bir sözdür.그러니까 성경 말이지만 그건 아주 정확한 말이에요.

77Bir kişiyi tökezletirsen mutlaka cehenneme gidersin, mutlaka ölürsün.한 사람을 실족시키면 반드시 지옥에 가요, 반드시 죽게 돼 있어요.

78Bu yüzden söz dediğin pervasızca söylenecek bir şey değildir.그렇기 때문에 말이라는 건 함부로 하는 게 아니야.

79이제 그대로, sizler 영생 için, 영생'i kazanmak için 승리제단'e geliyorsunuz, değil mi?이제 그대로, 여러분들이 영생을 위하여, 영생을 쟁취하기 위해서 승리제단에 나오시는 거죠?

80영생'i kazanmak isterseniz, sizler, başka bir şey bilmeseniz de sadece ağzınıza dikkat ederseniz %90 kurtuluştur. Anladınız mı?영생을 쟁취하려면, 여러분, 다른 건 몰라도 입만 조심하면 90%는 구원이야. 아시겠어요?

81O kadar önemli bir şey.그만큼 중요한 거야.

82Sadece ağzınızı pervasızca kullanmaz, sadece ağzınızı mühürleyerek yaşarsanız, %90 doğru kişi olursunuz, anladınız mı?입만 잘 안 놀리고, 입만 봉하고 살면, 90%는 의인이 되는 거예요, 아시겠어요?

83Dediğimi bir deneyin.내 말대로 한번 해봐.

84Lütuf korunur, lütuf iyi alınır ve çok lütuf alırsınız.은혜가 간직되고, 또 은혜가 잘 받아지고, 은혜를 많이 받게 되어요.

85Artık konuşmadan yaşarsanız, lütfun korunduğunu bizzat deneyimlersiniz.이제 말을 안 하고 살면 은혜가 간직되는 것을 본인이 체험하게 돼 있어요.

86Gereksiz sözler, konuşulur ama sadece 하나님'ı şahitlik eden sözler dışında konuşulmaz.쓸데없는 말, 말을 하긴 하는데 하나님을 증거하는 말 밖에는 하지 않는 거야.

87하나님'ı şahitlik eden sözler dışında konuşmazsanız, 이제 그대로, 하나님'a zarar veren bir sözü ağzınıza alırsanız, o bir kere bile ağza alınsa affedilebilir mi?하나님을 증거하는 말밖에는 하지 않고, 이제 그대로, 하나님에게 누가 되는 말을 입에다 담으면, 그건 한 번만 담아도 용서받을 수 있을까?

88Affedilemez, anladınız mı?용서 못 받아요, 아시겠어요?

89Bu yüzden, 이제 그대로, söz dediğin en korkutucu şeydir.그렇기 때문에, 이제 그대로, 말이라는 게 가장 무서운 거예요.

90Bu yüzden Kutsal Kitap'ta ateşe benzetilerek "Yanlış bir söz söylemek, yangın çıkarmak gibidir" denir, 이제 그대로, bir dağda yangın çıkarsa o koca dağ tamamen yanar, o dağdaki ağaçların hepsi yanar mı, yanmaz mı?그래서 성경에는 불에 비유해서 "말 한 마디 잘못하면 불을 낸 것과 같다"고, 이제 그대로, 산에 불을 내면 그 큰 산이 다 불이 나가지고 그 산에 있는 나무가 다 타버려, 안 타버려?

91Birçok canı öldürür, değil mi?많은 생명을 죽이는 거죠?

92Birçok canı öldürür.많은 생명을 죽이는 거예요.

93Bu yüzden Kutsal Kitap'ta, o kadar ölümcül olduğunu ateşe benzeterek söylemiştir.그렇기 때문에 그만큼 치명적이란 걸 불을 비유해서 말한 거예요. 성경에는.

94Bu yüzden söz dediğin, 이제 그대로, yanlış kullanılırsa birçok canı öldürdüğü için, söz dediğin pervasızca kullanılmamalıdır.그렇기 때문에 말이라는 건, 이제 그대로, 잘못하면 많은 생명을 죽이는 고로, 말이라는 건 함부로 해서는 안 된다는 거죠.

95Bu yüzden 이 사람'ın 하나님'dan sevgi görmesinin, 이 사람'ın doğru kişi olmasının ve 이긴자 olmasının sırrı, ağzını mühürlemesiydi, ağzını.그래서 이 사람이 하나님한테 사랑을 받게 되고, 이 사람이 의인이 되고, 이긴자가 되는 그 요령이 입을 봉했던 거야, 입을.

96Asla konuşmaz, 이 사람.절대로 말 안 해, 이 사람은.

97Bu kişinin sözünü o kişiye, o kişinin sözünü bu kişiye aktarmışlığı yoktur. 이 사람'ın, anladınız mı?이 사람 말을 저 사람한테 하고, 저 사람 말을 이 사람한테 하고, 그래 본 적이 없어. 이 사람은, 아시겠어요?

98Yani siz de 이 사람'a benzemelisiniz, benzememelisiniz mi?그러니까 여러분도 이 사람을 닮아야 돼, 안 닮아야 돼?

99이 사람'a benzemelisiniz, değil mi?이 사람을 닮아야죠?

100이제 그대로, ağzınızı kullanma işini sadece 하나님'ı şahitlik etmek için kullanmalısınız, gereksiz sözler söylemek için ağzınızı kullanırsanız lanetten kaçamazsınız. Lanetten, anladınız mı?이제 그대로, 입을 놀리는 일은 하나님을 증거하는 데만 입을 사용해야지, 쓸데없는 말을 하는 데 입을 사용했다가는 저주를 피할 수 없어요. 저주를, 아시겠어요?