Size gösterilmesi mi gerekiyor ki anlayasınız?
1İnsanları ölümsüz kılan 구세주'dur; insanları ölüme götüren ise sahte 구세주'dur.사람을 죽지 않게 하는 게 구세주지, 사람을 죽게 하는 것은 가짜 구세주예요.
2구세주 insanları ölümsüz kılandır.구세주는 사람을 죽지 않게 하는 겁니다.
3Size daha önce de söylemiştim, Yasuo'nun durumu 4-5 gün önceydi, Japonya'dan bir telefon geldi ve denildi ki,여러분들에게 일전에 말씀을 드렸지만, 야스오가 지금부터 4~5일 전이었는데, 일본에서 전화가 오기를,
4"Bu akşam Yasuo ölecekmiş.""오늘 저녁에 야스오가 죽는다고 합니다."
5"Bu akşamı atlatamayacakmış.""오늘 저녁을 못 넘긴다고 합니다."
6Ben de dedim ki: "Yasuo ölmek istese de kendi istediği gibi ölemez. Kim söyledi öyle bir şeyi?"그래서 내가 하는 말이 "야스오가 죽고 싶어도 지 맘대로 못 죽는 거야. 누가 그런 말을 하디?"
7"Doktor öyle söylüyor.""의사가 그런 말을 합니다."
8"Doktor bir şarlatan olduğu için öyle söylüyor.""의사는 똥박사(돌팔이)니까 그런 거야."
9"Hiçbir şey bilmiyor ve cahil olduğu için öyle.""아무것도 모르고 무식해서 그래."
10"Doktorlar karaciğer kanseri hastalarının durumu belirli bir seviyeye geldiğinde genellikle öldüğüne dair istatistiklere dayanarak öyle konuşuyorlar, ancak o doktor insanların neden öldüğünü de, neden yaşadığını da bilmeyen biridir. Bu yüzden doktor öyle söylüyor.""의사들은 간암 환자의 상태가 어느 정도면 대개 죽는다는 통계에 의해서 그런 말을 하는데, 그 의사는 사람이 죽는 원인도 모르고, 사람이 사는 이유도 모르는 사람이다. 그래서 의사가 그런 말을 하는 것이다."
11"Merak etme. Yasuo ölmeyecek. Ölmez, bekle ve gör.""걱정 마라. 야스오는 안 죽어. 죽지 않을 테니까 두고 봐."
12"Yarın sabah ölü mü diri mi, yarın sabah gidip konuşalım.""내일 아침에 죽어 있나 살아 있나, 내일 아침에 가서 얘기하자."
13Böyle söyleyince Hajun "O zaman Yasuo'nun telefonunu bağlayayım." dedi.그렇게 말하니까 하준이가 "그럼, 야스오 전화를 바꿔 드리겠습니다." 그래요
14"Tamam, bağla.""그래 바꿔줘"
15Yasuo'nun sesi çıkmıyor. "Alo~"야스오가 목소리가 안 나와요. "여~보~세~요~"
16"Evet, ölecek gibisin, değil mi?""그래, 너 죽을 것 같지?"
17"E~vet~""니~에~에~"
18"Evet. Kendi istediğin gibi ölemezsin. Ölmen mümkün değil. İnsanların yaşamını 하나님 tutuyor.""그래. 너 맘대로 못 죽어. 죽을 수가 없는 거야. 사람의 생명을 하나님이 쥐고 있어."
19"Bu yüzden ölecek kişi, 하나님'ın tuttuğu yaşamı bıraktığında ölür. Sen ölemezsin." dedi."그러기 때문에 죽을 사람은 하나님이 쥐고 있는 생명을 놓을 때 죽는 거야. 너는 못 죽어." 그러니까.
20"Evet!""예!"
21Sesi bile çıkmayan, kısık sesle konuşan kişi bu sözleri duyunca sesi gür bir şekilde çıktı.목소리도 못 내고 쉰 소리로 말하던 사람이 그 말을 듣더니 목소리가 찌렁찌렁 나와요.
22"주님, teşekkür ederim." dedi, (asıl) kendi sesi çıktı."주님 감사합니다." 그래요, (원래) 제 목소리가 나와요.
23Böylece tamamen ölmek üzere olan, sanki bir kandil sönmek üzereymiş gibi yaşamın ölümle yaşam arasında gidip geldiği bir durumda, o yaşama ateş yakma, o yaşamın canlı bir şekilde atmasını sağlama, istediği gibi yapma gücü 구세주'dadır.그렇게 다 죽어가는 마치 등잔불 꺼져가는 것처럼 생명이 죽을락 말락 하는 상태에서 그 생명에 불을 붙이기도 하고, 그 생명이 활기차게 뛰기도 하고, 맘대로 하는 능력이 구세주한테 있는 겁니다.
24"Yarın sabah görüşürüz." dedi."내일 아침에 보자." 그랬습니다.
25Bir gece uyuduktan sonra ertesi sabah,하루 저녁 자고 나서 그 이튿날 아침에
26"주님, yaşadım~ Teşekkür ederim~ Teşekkür ederim~", yarı ağlamaklı bir sesle böyle söylemişti."주님, 살았습니다~ 감사합니다~ 감사합니다~", 반은 우는 소리로 그렇게 말을 했던 겁니다.
27"Sizler görmek zorunda mısınız ki anlayasınız?""너희들은 보여줘야 아느냐?"
28"Göstermese bile 구세주'nun söylediği hiçbir söz yalan değildir. Aynen gerçekleşir.""보여주지 않아도 구세주가 말하는 것은 한마디도 거짓말이 없어. 그대로 되어져."
29"Bu yüzden öyle söylediğinde inanın.""그러니까 그렇게 말할 때에 믿어 봐."
30"Gözlerinizle yaşadığını gördüğünüzde yaşadığını söylerseniz, bu inanç değildir.""눈으로 살은 걸 봤을 때 살았다고 말하면 그건 믿음이 아니야."