İnanç Doktrini Bölüm 3

İnanacaksanız Jo Jung-wi gibi inanın

1Bu kişinin hayatı boyunca insanlardan bu kadar övgü alması ve insanlar tarafından takdir edilmesi şudur ki, bu İş'e başlarken de 신앙촌 sakinleri buraya ilk gelenler oldu, anlıyor musunuz?이 사람이 평생 살면서 그렇게 이제 사람들한테 칭찬을 받고, 사람들한테 인정을 받은 일은 이게 바로 뭐냐면 이 역사를 시작할 때도요, 신앙촌 식구들이 제일 먼저 많이 나왔어요, 여기를, 아시겠어요?

2신앙촌'da yaşayan sakinler ilk gelenler oldu.신앙촌 사는 식구들이 제일 먼저 많이 나왔어요.

3Neden mi? Bu kişi 신앙촌'da 마귀 diye anılan (마귀 muamelesi gören) bir insandı.왜? 이 사람이 신앙촌에서 마귀 소리를 듣던(마귀 취급을 받던) 사람입니다.

4마귀 olduğu için beni gördüklerinde yüz çevirirlerdi, beni gördüklerinde yolunu değiştirip dönerlerdi, böyle şeyler yaşamış bir insandı.마귀라고 해서 나만 보면 외면을 하고, 나만 보면 길을 바꿔서 돌아서 가고, 그런 일이 있었던 사람입니다.

5Bu tür zulümlere maruz kalmasına rağmen hiçbir zaman umutsuzluğa kapılmadı, sonuna kadar, sabah namazıysa sabah namazına her gün aksatmadan gitti, her zaman 제단'a girmeye çalıştığında gençler beni dışarı çekerlerdi.그러한 학대를 받으면서도 한 번도 실망하지 아니하고, 끝까지, 새벽기도면 새벽기도로 매일 빠지지 않고 나가고, 항상 제단에 들어가면 제단에 못 들어가게 청년들이 나를 끌어내고 그랬습니다.

6Fakat bu kişi hiçbir zaman direniş göstermedi.그렇지만 이 사람은 한 번도 저항을 해본 적이 없습니다.

7Dışarı çekildiğinde, dışarı atıldığında dışarı atıldığı gibi dışarı çıkar, ayrıca bu kişi ibadet ederken tuvalete gidip ibadet ettiği de olurdu, mühimmat, mühimmat deposuna gidip ibadet ettiği de söylenmişti, değil mi?끌어내면 끌어내서 내침받으면 내침받은 대로 바깥으로 나가고, 또 이 사람이 예배 볼 때에 변소간에 가서 예배 보기도 하고, 탄약, 탄약고에 가서 예배 보기도 했다고 그랬죠?

8Fakat yanından izleyen insanlar gördüler ki bu 조중위 adındaki kişi gerçek bir insandı, sahte değildi.그런데 옆에서 보는 사람들이 지켜보니까 이 조중위라는 사람은 진짜배기예요, 가짜가 아니에요.

9O zorlu zulümlerin içinde bile sürekli ve değişmeden 제단'a ibadet etmeye giderdi, hatta bu kişi her gün ibadet etmeye gittiği için, her gün gittiği için, 오만제단'daki o 제단'ın önünde yumruk büyüklüğünde taşları, bu kişinin yukarı doğru çıkan bu kişiye doğru fırlatırlardı.그 어려운 학대 속에서도 꾸준히 변함이 없이 제단에 예배 보러 나가고, 심지어는 이 사람이 예배 보러 매일 나가니까, 매일 나가니까, 오만제단 그 제단 앞에서 주먹만 한 돌을 이 사람이 올라가고 있는 이 사람을 향해서 돌을 던지는 겁니다.

10O zaman, o taşlar bu kişinin göğsüne veya karnına gibi yerlerine isabet ederdi.그럼, 그 돌에 이 사람이 가슴이라든지 배라든지 이런데 맞기도 합니다.

11Fakat bu kişi, taş isabet etti diye arkasını dönüp kaçmazdı.그렇지만은 이 사람, 돌 맞았다고 해서 뒤로 돌아서 피해 가는 법은 없습니다.

12Taşlara maruz kalarak yoluna devam ederdi.돌 맞으면서 계속 가는 겁니다.

13Bunu izleyen insanlar hayran kaldılar.거기에 그걸 지켜보던 사람들이 감탄한 겁니다.

14"İnanacaksan öyle inan. İnanacaksan 조중위 gibi inan."믿을려면 저렇게 믿어라. 믿을려면 조 중위처럼 믿어라.

15Böylece 신앙촌 bölgesinde bu söylenti yayıldı.그렇게 신앙촌에 일대에 소문이 난 겁니다.

16"İnanacaksan öyle inan.""믿을려면 그렇게 믿어라."

17Yani bu kişi, o kadar zulüm ve alay görmesine rağmen değişmeden, sürekli ve gayretle iman hayatı yaşadı, değil mi?그러니까 이제 이 사람이 그렇게 학대받고 조롱받으면서도 변함이 없이 계속해서 열심히 신앙생활을 했다는 거죠?

18Yani bu yol, istikrarlı bir şekilde sabırla dayanarak ilerlenirse 영생 kazanılır, 영생 sabır içinde şekillenir.그러니까 바로 이 길은 꾸준하게 인내력을 가지고 참고 견디면서 나가야 영생을 쟁취하는 거지, 영생이라는 것은 인내 속에서 빚어지는 겁니다.

19Sabır yoksa 영생 elde edilemez.인내력이 없으면 영생을 얻지 못합니다.

20Yani sonuna kadar sabredip dayanmakla 영생 kazanılır, sonuna kadar sabredip dayanılamazsa sonunda 영생 elde edilemez.참고 견디는 그러니까 끝까지 참고 견뎌야 영생을 쟁취하는 거지, 끝까지 참고 견디지 못하면 결국 영생을 못 얻습니다.