밀실 Bölüm 3

Günah işlememeye yönelik 전도관 eğitiminden geçerek 밀실 연단'ı tamamladı

1Bu yüzden 전도관'da kusursuz ve lekesiz yaşamaya çalışmak için çabalama ve gayret gösterme eğitimi yapılıyordu.그래서 전도관에서 흠과 티가 없이 살려고 애를 쓰고 기를 쓰는 훈련을 했던 겁니다.

2O eğitimi aldığı için 밀실'e girip, bu kişi o 연단'ı alırken bir 이긴자 olmuştur.그 훈련을 받았기 때문에 밀실에 들어가서, 이 사람이 그 연단 받는 가운데서 이긴자가 된 것입니다.

3Sizlere ilk başta geçmişi düşünmeyin diyen bir yasa ilan edildi, ama insan nasıl olur da geçmişi düşünmez?여러분들 과거를 생각하지 말라고 하는 법을 처음에 선포하는데, 사람이 어찌 과거 생각이 안 납니까?

4İnsanlar kendiliğinden geçmişi düşünür, değil mi?사람은 저절로 과거가 생각이 나죠?

5Öyle mi, değil mi?그래요, 안 그래요?

6Ama geçmişi düşünmenize izin vermiyorlar.그런데 과거를 생각하지 못하게 하는 거예요.

7Geçmişi düşünmek 'arkaya bakma 음란죄'sidir.과거 생각하는 것이 '뒤돌아보는 음란죄'예요.

8Bu yüzden ayrıca aileyi düşünmek 'ilgi 음란죄'sidir.그래서 또한 가족을 생각하는 것이 '관심의 음란죄'예요.

9Şimdi karşı tarafa ilgi gösterirseniz, o da yine 'ilgi 음란죄'sidir.이제 상대방에 대해서 관심을 두면 그것도 역시 '관심의 음란죄'입니다.

10Ve karşı tarafa müdahale ederseniz, bu 'müdahale 음란죄'sidir.그리고 상대방에 대해서 참견하게 되면 '참견하는 음란죄'예요.

11Sizler, ben böyle bir yasa ilan edersem, onu tutabilir misiniz?여러분들 내가 그런 율법을 선포하면 여러분들 지킬 수 있겠어요?

12Cevap vermediğinize göre, tutabilirsiniz gibi duruyor?대답 안 하는 거 보니까 지킬 수 있는 것 같은데?

13Yani yasayı ilan edeyim mi?그러니까 법을 선포할까?

14O yasayı ilan edersem, 우리 제단'da kimse kalmaz.그 법을 선포하면요. 우리 제단에 붙어 있을 사람 없습니다.

15Bu yüzden 밀실'de o 연단'ı alırken kaçan birçok insan var.그래서 밀실에서 그 연단 받다가 도망간 사람들이 많이 있습니다.

16Birçok insan kaçtı.많은 사람이 도망 나갔습니다.

17Kim böyle bir yasayı tutar?누가 그런 법을 지킵니까?

18Geçmişi nasıl düşünmez insan, kendiliğinden akla gelirken?과거를 어떻게 생각을 안 합니까, 저절로 생각이 나는데.

19Kendiliğinden akla geliyor mu, gelmiyor mu?저절로 생각이 나요, 안 나요?

20Kendiliğinden akla geliyor, değil mi?저절로 생각이 나죠?

21İşte öyle şeyleri düşünmeyin diyorlar.그런 걸 생각하지 말라고 하시는 거예요.

22Ve öyle bir düşünceye kapılırsanız, hemen koşup gelip yumruk tokat atıyorlar.그리고 그 생각을 했다 하면 즉시 쫓아와서 주먹 따귀를 갈겨 그냥.

23Hiçbir sebep sormuyorlar, sadece, sadece yumruk tokat, tüm güçleriyle vuruyorlar.뭐 이유를 물어보지 않아, 그냥, 그냥 주먹 따귀, 있는 힘을 다해서 갈겨요.

24O zaman yumruk tokat yiyip yere yığılıyorum.그러면 주먹 따귀를 맞고 나는 쓰러집니다.

25Yumrukları o kadar güçlü.그 정도로 주먹이 세요.

26Sizler, o 해와이긴자 yaşlı bir büyükanne olmasına rağmen, yumruk tokat atma konusunda genç bir insanın yumruğundan daha güçlüdür.여러분들 그 해와이긴자가 나이 먹은 할머니이지만, 그 주먹 따귀 때리는 데엔 젊은 사람 주먹보다 더 세요.

27O tokadı yiyip yere yığılmak zorunda kaldım.그 따귀를 맞고 나는 쓰러지고야 말았으니까.

28Bu yüzden dağa odun kesmeye gitmişken uzaktan birisi geçiyordu, o kişi sanki bu kişinin yanında eğitim almış bir öğrenciyle aynı yüze sahip birisiydi.그래서 산에 가서 나무하다가 저 멀리서 어떤 사람이 지나가는데, 그 사람이 마치 이 사람한테 공부한 제자와 똑같은 얼굴을 한 사람이 지나가는 겁니다.

29Yani hemen bu kişinin 20 yıl önce öğrettiği öğrencisi aklına gelir, değil mi?그러니까 바로 이 사람이 20년 전에 가르친 제자의 생각이 나겠죠?

30Yani bu 'geçmişi düşündüm' anlamına gelir.그러니까 '과거를 생각했다'가 되는 겁니다.

31Yani hemen 해와이긴자 dağın altından "Jo~ Sajang~!" diye bağırıyor.그러니까 즉시 해와이긴자가 "조~사장~!"하고 부르는 거예요, 산 밑에서.

32Bu yüzden bu kişi cevap verip 지게'yi sırtlanıp gidince, sebep bile sormuyor.그래서 이 사람이 대답을 하고 지게를 짊어지고 가니까, 이유도 물어보지도 않아요.

33Önce yumruk tokat atıyor.주먹 따귀 먼저 갈기는 거예요.

34"Köpek herif!", "Bu 마귀 새끼!" diyerek..."개새끼!", "이 마귀 새끼야!" 하면서 ....

35O tokadı yiyip yere yığıldım ama ne kadar acıdığını, yumruğun ne kadar güçlü olduğunu anlatamadım bile.그 따귀를 맞고 쓰러졌는데, 얼마나 아픈지 주먹이 얼마나 쎈지 말도 못 했어요.

36Bu yüzden yere yığılıp bir süre kalkamadım.그래서 쓰러져서 한동안 일어서지 못했습니다.

37Bunun üzerine bu kişi kalkıp diz çöktü ve yalvardı.그래가지고 이 사람이 일어나서 무릎을 꿇고 빌었습니다.

38"Bir daha asla arkaya bakma 음란죄'sini işlemeyeceğim.""다시는 뒤돌아보는 음란죄를 짓지 않겠습니다."

39"Bir daha asla geçmişi düşünmeyeceğim.""다시는 과거를 생각하지 않겠습니다"

40"Lütfen beni affedin.""용서하여 주세요"

41Gözyaşları içinde yalvarınca, ancak o zaman 해와이긴자 gülümseyerek geri döndü.막 눈물 흘리면서 비니까, 그때야 해와이긴자가 웃으면서 돌아갑디다.

42Bu kişi işte öyle bir 연단 almış biridir.이 사람이요 그런 연단 받은 사람이에요.

43İnsanlara müdahale ederseniz, 'müdahale 음란죄'si diye gelip dövüyorlar.사람을 참견하면 '참견하는 음란죄'라고 와서 때려요.

44이제 그대로, ilgi gösterirseniz, yanınızdaki kişiye ilgi gösterirseniz 'ilgi 음란죄'si işlediniz diye dövüyorlar, yani istediğiniz gibi karar vermenize izin vermediklerine göre yaşayabilir misiniz?이제 그대로, 관심을 갖으면, 옆 사람에 대해서 관심을 갖으면 '관심의 음란죄'를 지었다고 때리고, 그러니까 마음먹는 걸 자유자재로 먹지 못하게 하니 살 수 있겠어요?

45Siz olsanız orada kalır mıydınız?여러분 같으면 거기 붙어 있겠어요?

46Kaçardınız, değil mi?도망가지?

47Hepsi kaçar. Hepsi kaçmaya mahkumdur.다 도망가요. 다 도망가게 되어 있어요.

48Bu yüzden 전도관'da o ünlü 석사집 전도사 vardı, değil mi?그래서 전도관에 그 유명했던 석사집 전도사 있죠?

49석사집 전도사 da 밀실'e gelip 연단 alırken kaçıp gitmiş biridir.석사집 전도사도 밀실에 와서 연단 받다가 도망가고 만 사람입니다.

50Sizler, 석사집 denilince 전도관 vaizleri arasında çok lütuf almış ve lütuf içinde yaşayan biri sanmıştınız, değil mi?여러분들, 석사집이라면 전도관 전도사 가운데서 은혜를 많이 받고 은혜 가운데 사는 사람인 줄 알았죠?

51Ama öyle bir kişi 밀실'deki o 연단'a dayanamayıp kaçıp gitmiş.그런데 그런 사람이 밀실에서 그 연단을 견디지 못하고 도망 나간 겁니다.

52Bu yüzden hemen bu kişi son olarak girip 연단 alırken, neredeyse her gün dayak yedi.그래서 바로 이 사람이 마지막으로 들어가서 연단 받을 때, 거의 매일같이 매를 맞다시피 했습니다.

53Her gün dayak yedi.매일같이 매를 맞았어요.

54Her gün yumruk tokat yiyor, acıdan inleme işi her gün oluyordu.매일같이 주먹 따귀를 맞고, 막 아파서 신음하는 일은 매일 같이 있었습니다.

55Yani şimdi o 밀실 denilen yer 이긴자'yı yetiştiren bir yerdir ve 밀실 denilen yer 구세주'yu büyüten bir yerdir.그러니까 이제 그 밀실이라고 하는 곳은 이긴자를 배출하는 곳이고, 밀실이라고 하는 곳은 구세주를 키우는 곳입니다.

56Yani hemen şimdi mükemmel varlıkları yetiştiren bir yer olduğu için, o kadar zayıf bir kalple başarılabilir mi?그러니까 바로 완전자를 키우는 곳이기 때문에, 그렇게 희미한 정도의 마음 가지고는 이루어질 수 있겠어요?

57Başarılamaz.이루어질 수 없어요.

58Bu yüzden bu kişi neredeyse her gün dayak yiyor, her gün 해와이긴자 자유율법'u çiğnedi diye dövüyor, büyük oğlu 최춘길 de işini iyi yap diye dövüyor, anne ve oğul sırayla dövüyorlar, gerçekten, orada dayanmak kolay bir iş mi?그래서 이 사람이 매일 같이 매를 맞다시피 하고, 매일같이 해와이긴자가 자유율법을 어겼다고 때리고, 큰아들 최춘길이는 일 열심히 하라고 때리고, 엄마와 아들이 교대로 때리는데, 참, 거기서 견딘다는 것이 쉬운 일이에요?

59Zor bir iş değil, imkansız. İmkansızdır.어려운 일이 아니라 불가능해요. 불가능합니다.

60Ancak orada o sınavların hepsini yenip başarmış.그러나 거기에서 그 시험을 다 이기고 만 거예요.

61Bu kişi öyle bir 연단 alıp kazandığı için, sizlerin öyle bir 연단 almadan da başarıya ulaşmasının sebebi, bu kişinin döktüğü lütfun zafer lütfu olmasıdır. Zaferin ruhudur.이 사람이 그런 연단을 받고 이겼기 때문에, 여러분들은 그런 연단을 안 받아도 이루어지는 일이 왜 그러냐 하면, 이 사람이 부어주는 은혜가 승리의 은혜이기 때문입니다. 승리의 영입니다.

62하나님'ın zafer ruhunu döktüğü için, sizler öyle bir 연단 almadan da bir 이긴자 olabilir misiniz, olamaz mısınız?하나님의 승리의 영을 부어주기 때문에, 여러분들은 그런 연단을 안 받아도 이긴자가 될 수가 있을까, 없을까?

63Olabilirsiniz, değil mi?있죠?

64Bu yüzden sizin şanslı olduğunuz söyleniyor.그래서 여러분들은 팔자가 좋다는 거예요.

65Hepiniz şanslı insanlarsınız.여러분들은 다 팔자가 좋은 사람들이에요.

66Çok bereketli insanlarsınız. Anladınız mı?복이 많은 사람들이에요. 아시겠어요?

67Öyle olduğunu biliyorsunuz, değil mi?그런 줄은 알죠?

68O zaman sizler öyle çetin bir 연단 almadan da zafer ruhunu alıp bir muzaffer olabileceğinize göre ne büyük bir lütuf bu. Değil mi?그러면 여러분들은 그런 모진 연단을 안 받고도 승리의 영을 받아서 승리자가 될 수 있다니까 얼마나 큰 복이에요. 그렇죠?

69Bu kişinin döktüğü lütuf zafer lütfu olduğu için zaferin ruhudur.이 사람이 부어주는 은혜가 승리의 은혜이기 때문에 승리의 영입니다.

70하나님'ın zafer ruhunu döktüğü için, sizler öyle bir 연단 almadan da bir 이긴자 olabilir misiniz, olamaz mısınız?하나님의 승리의 영을 부어주기 때문에, 여러분들은 그런 연단을 안 받아도 이긴자가 될 수가 있을까, 없을까?

71Olabilirsiniz, değil mi?있죠?

72Bu yüzden sizin şanslı olduğunuz söyleniyor.그래서 여러분들 팔자가 좋다는 거예요.

73Hepiniz şanslı insanlarsınız.여러분들은 다 팔자가 좋은 사람들이에요.

74Çok bereketli insanlarsınız. Anladınız mı?복이 많은 사람들이에요. 아시겠어요?

75Öyle olduğunu biliyorsunuz, değil mi?그런 줄은 알죠?

76O zaman sizler öyle çetin bir 연단 almadan da zafer ruhunu alıp bir muzaffer olabileceğinize göre ne büyük bir lütuf bu. Değil mi?그러면 여러분들은 그런 모진 연단을 안 받고도 승리의 영을 받아서 승리자가 될 수 있다니까 얼마나 큰 복이에요. 그렇죠?