Korelilerin kesinlikle İsrail halkı olduğuna dair kanıt
1Yaratılış 9:4, "Yaşam olan kanıyla birlikte eti yemeyin." Böyle bir söz yazılı, değil mi?창세기 9장 4절, "생명이 되는 피 째 그 고기를 먹지 말라." 그런 말이 쓰여 있죠?
2Bu yüzden, yaşam olan kanıyla birlikte eti yemeyin denilmiştir.그래서 바로 생명이 되는 피째 고기를 먹지 말라고 한 것입니다.
3Bazı insanlar sığır kanı olan 선지'yi çorba yapıp yerler, değil mi?어떤 사람들은 소의 피가 되는 선지를 국을 끓여서 먹기도 하고 그러죠?
4Yenmemesi söylenen şeyi yersek günah olur mu, olmaz mı?그 먹지 말라고 한 것을 먹으면 죄가 될까, 죄가 안 될까?
5Günah olur, değil mi?죄가 되는 거죠?
6Bu yüzden, o eti kanıyla birlikte yemeyin denilmiştir.그래서 피채 그 고기를 먹지 말라는 것입니다.
7Bu yüzden, et yenilse bile kanı yenmemesi söylenmiştir.그래서 고기는 먹기는 먹어도 피는 먹지 말라는 것입니다.
8Bu yüzden, işte Koreliler aslen 하나님'ın sözüne göre yaşayan bir millet olduğu için, eskiden beri kanlı 선지 yemeyin diye dedelerimizin sözleri vardı.그래서 바로 우리 한국 사람들은 원래 하나님의 말씀대로 사는 민족인 고로 옛날부터 피선지를 먹지 말라는 그러한 할아버지들의 말이 있었던 것입니다.
9Bu yüzden, kanlı 선지 yememe alışkanlığı Korelilerde vardır.그래서 피선지를 먹지 않던 그런 습관이 한국 사람 속에는 있는 것입니다.
10Bu yüzden, Korelilerin şüphesiz İsrailoğulları olduğu gerçeği, kırsal bölgelere giderseniz 서낭당 diye bir şey var, değil mi?그래서 우리 한국 사람들이 틀림없이 이스라엘 백성들이라는 것은 시골에 가면 서낭당이라고 있죠?
11Kırsal bir köye giderseniz 서낭당 vardır ve 서낭당'daki ağaca kırmızı bezler asarlar, değil mi?시골 부락에 가면 서낭당이 있는데 서낭당 가운데 나무에 빨간 헝겊을 걸어 놓죠?
12O da şudur ki, kırmızı bez kuzunun kanını simgeler.그게 뭐냐 하면, 빨간 헝겊은 양의 피를 상징하는 것입니다.
13Kuzunun kanını kapı sövelerine sürerlerse 마귀 olan cinin içeri giremeyeceğini söyleyerek, Koreliler Mısır zamanından beri yaşayan o dedelerinin kuzunun kanını sürerek İsrailoğullarından tek bir kişinin bile ölmediği gerçeğini anlatarak, 이제 그대로, o 서낭당 ağacına kırmızı bezler asıp kadınlar da kırmızı bezler takıp 댕기 örerek dolaşırlardı.양의 피를 문설주에 바르면 마귀인 귀신이 들어오지 못한다고 해서, 우리 한국 사람들은 에굽 나라 때부터 살던 그 할아버지들이 양의 피를 발라가지고 우리 이스라엘 백성들이 한 명도 안 죽었다는 사실을 말하면서, 이제 그대로, 바로 그 서낭당 나무에다가 빨간 헝겊을 달고 여자들은 빨간 헝겊을 달고 댕기를 땋고 다녔던 일이 있었던 것입니다.
14O kırmızı bezleri takıp 댕기 örüp takarak dolaşmış olanlar el kaldırsın.그 빨간 헝겊을 달고 댕기 따고 달고 다녀 본 경험자 손 들어보세요.
15Çok var,많네,
16김옥순 권사 da mı öyleydi?김옥순 권사도 그랬어요?
17김옥순 권사 kaç yaşında? 80 mi?김옥순 권사가 몇 살이죠? 80이에요?
18O yüzden öyle.그러니까 그렇지.
19이 사람 çocukken genç kızların saç 댕기'lerini örüp kırmızı bezler takarak dolaştıklarını gördü.이 사람은 어려서 처녀들이 머리 댕기를 땋고 빨간 헝겊을 달고 다니는 것을 보았습니다.
20Ve evlenme zamanı geldiğinde, 연지곤지 denilen kırmızı şeyi yüzlerine sürerler.그리고 시집갈 때가 되면 연지곤지 빨간 것을 얼굴에다 바릅니다.
21Bunun nedeni şudur ki, kuzunun kanını sürüp evlenirlerse 도깨비, cin, 마귀 새끼'nin peşlerinden gelemeyeceğini söyleyerek, kuzunun kanını simgeleyen kırmızı şeyi 연지곤지 olarak sürüp evlenirlerdi.그게 왜 그러냐 하면 양의 피를 바르고 시집 가면 도깨비, 귀신, 마귀 새끼가 따라오지 못한다고 해서 양의 피를 상징한 빨간 것을 연지곤지로 바르고 시집갔던 것입니다.
22Ve evlenen kadın mutlaka kırmızı etek giyerdi.그리고 시집가는 여자는 반드시 빨간 치마를 입었습니다.
23Kırmızı etek giyip sarı 저고리 giyerek, 옷고름'u kırmızı 옷고름 takarak evlenirlerdi.빨간 치마를 입고 노란 저고리를 입고, 옷고름은 빨간 옷고름을 달고, 시집갔습니다.
24Yani 이 사람 da eski bir insan, değil mi?그러니까 이 사람도 옛날 사람이 틀림이 없죠?
25Bunu 이 사람'ın hepsi gördüğü için, 이 사람'ın en küçük halası evlenirken 연지곤지 sürüp kırmızı etek, sarı 저고리 giyip kırmızı 옷고름 takarak ve 가마 ile evlendiğini gördü.그걸 이 사람이 다 봤기 때문에, 이 사람의 막내 고모가 시집 갈 때에 연지 곤지를 바르고 빨강 옷 치마를 입고 노란 저고리를 입고 빨강 옷고름을 달고 그리고 가마 타고 시집가는 것을 봤습니다.
26Bu yüzden, halamla evlenen 고모부'muz, 이제 그대로, gelin önünde olduğu için, gelini görmek için gözlerini hafifçe açıp gelinin yüzüne bakmıştı.그래서 우리 고모한테 장가 온 고모부 되시는 분이 이제 그대로, 색시가 앞에 있으니까 색시를 보려고 눈을 살짝 뜨고 색시 얼굴을 봤던 것입니다.
27Yani yan tarafta duran gençler, 잿 꾸러미'lerini, ağaç dalına sarılmış 잿 꾸러미'lerini gazeteyle sarıp o 고모부'nun göz kapaklarına vurunca, kül gözüne çok girdiği için gözlerini açamayıp uzun süre mücadele ettiği sahneyi 이 사람 çocukken görmüştü.그러니까 옆에 서 있었던 청년들이 잿 꾸러미, 나무에다가 잿 꾸러미를 신문지로 싸가지고 그 고모부 눈두덩을 때리니까 그냥 재가 눈에 많이 들어가니까 눈을 못 뜨고 한참 실갱이하는 광경을 이 사람은 어려서 봤던 것입니다.
28Bu yüzden, işte eskiden evlenilse bile gelinin yüzünü görmek mümkün değildi.그래서 바로 옛날에는 장가를 가도 색시 얼굴 구경도 못 합니다.
29Gelinin yüzünü gördü denilirse, 잿 꾸러미 ile (gözlerine) vururlardı.색시 얼굴 봤다 하면 잿 꾸러미로 (눈을) 때립니다.
30Bu yüzden, gelinin yüzünü bile göremeden, gelinin çiçek bozuğu mu, çirkin mi, güzel mi olduğunu bilmeden, gözü kapalı evlenirlerdi.그러기 때문에 색시 얼굴 보지도 못하고 그냥 색시가 곰보인지 못생겼는지 잘생겼는지도 모르고 덮어놓고 장가간 것입니다.
31Eskiden böyle bir alışkanlık ülkemizin alışkanlığıydı.옛날에 그러한 습관이 우리나라의 습관이었습니다.
32İşte bu İsrail halkının alışkanlığıdır.이것이 바로 이스라엘 나라 사람들의 습관입니다.
33Bu yüzden, işte eskiden Yakup evlenirken gelinin yüzünü görmesine izin verilmediği için, nişanlısı 라헬 ile evlendiğini sanarak düğüne gidip evlenmişti.그래서 옛날에 바로 그 야곱이 장가 갈 때에 색시 얼굴을 못 보게 하니까 자기하고 정혼한 라헬과 결혼식을 하는 줄 알고 결혼식에 나가서 결혼을 했던 것입니다.
34Ama o kayınpederi olan Yakup'un 외삼촌'una güvenerek, şimdi 라헬 ile evlendiğini sanıp düğün yerinde durup evlenmişti.그런데 그 장인 양반인 바로 야곱의 외삼촌, 외삼촌만 믿고 이제 라헬과 결혼하는 줄 알고 결혼식 장소에 서서 결혼식을 했던 것입니다.
35Bu yüzden, gelinin yüzünü görmesine izin verilmediği için, (yüzünü) göremeden evlenmişti, bir gece birlikte yatıp sabah gözlerini açtığında baktı ki, (gelin) 라헬 değil, 레아'ydı.그래서 색시 얼굴을 못 보게 하니까 그냥 (얼굴도) 못 보고 장가를 갔는데, 하루 저녁 같이 자고 아침에 눈을 뜨고 보니까, (색시가) 라헬이 아니고 레아예요.
36(Evlendiği gelin) ablası olan 레아'ydı.(자기가 결혼한 색시가) 언니가 되는 레아란 말이에요.
37Bu yüzden, bu Yakup koşarak kayınpederine gidip "외삼촌, beni neden böyle aldattın!" dedi.그래서 이 야곱이가 뛰어가서 장인 양반한테 가서 "외삼촌 어찌해서 나를 이렇게 속였습니까!"
38"Ben yedi yıl önce 라헬 ile nişanlanmıştım, 레아 ile nişanlandığım bir durum yoktu, değil mi?""나는 7년 전에 라헬과 정혼을 했지, 레아하고 정혼한 사실이 없지 않습니까?"
39"Peki neden benimle evlenen kişi 라헬 değil de 레아?""그런데 왜 나하고 결혼한 사람이 라헬이 아니고 레아입니까?"
40"Yani bu 외삼촌'un beni aldatması değil mi!" diye itiraz etmişti, değil mi?"그러니까 이것은 외삼촌이 나를 속인 것이 아닙니까!" 하고서 항의를 했던 거죠?
41Bunun üzerine 외삼촌'u "Hey, sen bu 외삼촌'un yerine kendini koy, iki kızın varken büyük kızı bırakıp küçük kızı evlendirirsen, büyük kızı evlendiremezsin, değil mi?" dedi.그러니까 외삼촌이 "야, 너 이 외삼촌의 입장에 서 봐라, 딸이 둘이 있는데 큰딸을 놔두고 둘째 딸을 시집보내면 큰딸을 시집보낼 수 없지 않느냐."
42"Bir babanın görevi olarak öyle yaptım.""애비의 도리로서 그렇게 한 것이다."
43"Yani şimdi büyük kızla evlendiğine göre, ikinci kız 라헬 ile de birlikte yaşa.""그러니까 이제 네가 큰딸하고 결혼했으니까, 둘째 딸 라헬하고도 같이 살도록 해라."
44Bu yüzden ikisiyle de yaşadı, değil mi?그래서 둘 다 데리고 살았죠?