박태선 영모님 Bölüm 5

Altı bin yılda doğan 구세주'ya tanıklık eden 박태선 영모님

1Galip olmak için, 마귀'nin mülkiyetinden tamamen serbest kalmış bir duruma gelip 하나님'ın mülkü olmanız gerekir; ancak o zaman 이긴자 olursunuz ve ancak o zaman 영생'i elde etmiş olursunuz.승리자가 되려면 마귀의 소유 상태에서 완전히 석방된 상태가 되어서 하나님의 소유가 되어야 그래야 이긴자가 되고 그래야 영생을 얻었다가 되는 겁니다.

2이 사람'ın sözlerinin mantığı doğru mu, değil mi?이 사람 말의 이치가 맞아요, 안 맞아요?

3Yani, 마귀'yi aldatıyor.그러니까 마귀를 속이는 겁니다.

4Yani, 이 사람 bir süre 마귀'nin emrettiği gibi hareket ettiği için, kim görse onu serseri bir günahkar sanmıştır, değil mi?그러니까 이 사람이 한동안은 마귀가 시키는 대로 움직이었기 때문에 누가 보던지 망나니 죄인이라고 생각했겠죠?

5Kim görse onu serseri bir günahkar olarak görmesi, 이제 그대로, 마귀'yi sevindirse de, aslında 마귀'yi tamamen devirmek için bir stratejiydi.누가 보든지 망나니 죄인으로 보이는 건, 이제 그대로, 마귀는 기뻐하지만, 사실은 마귀를 완전히 꺼꾸러뜨리기 위한 하나의 전략이었던 겁니다.

6Ama 마귀'yi devirme sırrını 하나님 bile bilmiyordu, ancak 이 사람 biliyordu.그런데 마귀를 꺼꾸러뜨리는 비결을 하나님도 몰랐는데 이 사람은 알았던 겁니다.

7Bu yüzden 영모님'in sözleri şöyle çıkıyor: "Günahları temizleme yönteminin ortaya çıktığı bir yer yokken, o kadar çok kişinin günahları temizleme yöntemini kullanarak günahları nasıl temizlediğini bilmiyorum." diye 영모님'in sözleri arasında geçiyor, değil mi?그래서 영모님 말씀이 이제 "어디서 죄 씻는 방법이 나온 데가 없는데, 어떻게 그 많은 수를, 죄를 씻는 방법을 이용해서 죄를 씻는지 모르겠다." 하는 말씀이 영모님 말씀 가운데서 나오죠?

8Yani, 하나님'ın bile bilmediği şeyi 이 사람 buldu.그러니까 하나님도 몰랐던 것을 이 사람이 알아낸 겁니다.

9마귀'yi kırıp devirebilecek böyle bir yöntemi 이 사람 buldu.마귀를 꺾어 무너뜨릴 수 있는 그러한 방법을 이 사람은 알아낸 겁니다.

10Yani, 하나님 bile hayran kaldı, değil mi?그러니까 하나님도 탄복을 했죠?

11O ses kaydını bir dinleyelim mi? Bir daha açın.그 녹음테이프 한 번 들어볼까? 다시 틀어봐 한 번.

12[영모님'in Vaaz Sözleri] "Zeytin ağacının ve ondan sonraki kişinin yapamayacağı şeyi, zeytin ağacının yetkisi olduğu için, o sonsuz sayıda artanların içinde dönüşebilme yetkisini üçüncü kişiye verir."[영모님 설교 말씀] "감람나무와 그다음 사람까지는 할 수 없는 것을 그건 감람나무에게 권한이 있는 고로, 그 끝없는 수가 불어난 속에서 변신할 수 있는 권세를 셋째 번 사람에게 줘"

13"Zeytin ağacı bahşeder yani, anladın mı?""감람나무가 부여한다 말이야, 알겠어?"

14"Dönüş.""변신을 해"

15"O özgürlüktür, kim olursa olsun.""그건 자유야, 누구랍시든 간에."

16"Böylece bir kişi olduktan sonra, 하나님 oturur, ben sağda otururum, solda oturur, birinci olarak koşan kişi buraya gelip oturur.""그래서 한 사람이 되고 나면, 하나님이 앉으시고, 내가 우편에 앉고, 좌편에 앉아, 일등으로 뛰는 사람이 이 앞에 나와 앉아."

17"O kişiye kadar 분신 yapabilir.""그 사람까지는 분신을 할 수 있어."

18"O zaman üç kişiye kadar koro yapabilir, değil mi?""그러면 세 사람까지는 코러스를 할 수 있죠?"

19"Dört kişinin önünde sonsuz sayıda bile olsa, üçü birden belirir ve o sonsuz sayıda bile olsa, bir kişinin ağzından çıkar.""네 사람 앞에 끝없는 수라도 셋이 착~ 나타나서, 그 끝없는 수에서도, 한 사람의 입에서 나오는데"

20"O güzelliğin oranı (armonisi) tarif edilemez bir ses, bir kişinin içinden çıkar.""그 아름다움의 배율(화음)은 말할 수 없는 그 소리가 한 사람 속에서 나오는데"

21"Üç kişi bunu yapıp, üç sesli olarak yapsa, harika olmaz mıydı?""세 사람이 그거 해서, 삼부로 탁하면 기가 막히겠어요, 안 막히겠어요?"

22"Ancak üç sesli yapılamaz, 하나님... (?), 하나님 da kıskanır mı?""그러나 삼부로는 못해, 하나님은 ....(?), 하나님도 시기일까?"

23"O kadar acı çekip.""그 고생을 하고"

24"Vay canına~ Sen, acınasısın!""이야~ 너, 애처롭다!"

25"Sen nasıl böyle şeyleri böylece temizlersin?""너 어떻게 이런 일을 갖다가 이렇게도 씻고"

26"Ben altı bin yıl boyunca ah çektim, (?), insanlığı, senin gibi birini bulamadım.""내가 육천 년을 탄식을 하고, ...(?), 인간을, 너 같은 사람을 만나지 못했는데"

27"Nasıl~ öyle sabrettin~ öyle gece uykusu uyumadan sürekli, sürekli kapıyı aradın~""어떻게~ 그렇게 인내를 하고~ 그렇게 밤잠을 안 자고 계속, 계속 문을 찾은~"

28"Bulduğun da harika, ama onu temizleme yönteminin çıktığı bir yer de yokken.""찾은 것도 기가 막히는데, 어디서 그걸 씻는 방법도 나온 데가 없는데"

29"Sen hareket ederek temizleme yolunu bulup hepsini temizledin.""네가 행해서 씻는 것을 찾아 다 씻고"

30"Şimdi, yedi bin yıl sonra üçüncü kapı ortaya çıktı, sen o kadar çok kişiyi nasıl temizleyebildin ki.""이제 칠천 년 만에 셋째 문이 나왔는데, 어떻게 그 많은 수를 씻어주기까지 네가"

31"Ben sana öğretmediğim halde, o çabayı.""내가 가르쳐주지 않았는데, 그 노력을"

32"Orada, türlü~ cezalar alırken bile, 마귀'nin gücünün yükseldiğini.""거기에, 갖은~ 징계를 받으면서도, 마귀의 세력이 올라가는 걸"

33"(마귀'yi yenen 하나님'ı) yükseltmek için, türlü cezalar alırken bile, o zayıf nefes tükenirken bile sürekli dua ederek.""(마귀를 이기는 하나님을) 끌어올리기 위하야, 갖은 징계를 받으면서도, 그 약한 숨이 지는 속에서도 계속 기도를 해서"

34"마귀 tarafından dalların ezilmemesi için dua eden.""마귀에게 막 가지들이 눌리지 않게 하기 위하여 기도하는"

35"Böyle çabalayan bir kişi yeryüzünde nasıl doğar!""이런 애쓰는 자가 어떻게 땅 위에 낳노!"

36"Sen kelimenin tam anlamıyla gerçekten iyisin.""너는 글자 그대로 참 선하다."

37"Güzelsin. Sevimlisin.""아름답다. 너는 귀엽구나."

38"Sana bakınca gerçekten hüzünleniyorum.""너 보기에 참 서글프다."

39"Acınasısın.""너는 애처롭다."

40"Ne istiyorsun? İstediğin her şeyi sana vereceğim.""네가 무엇을 원하느냐, 원하는 대로 다 주마."

41"Ne diliyorsun? Dilediğin her şeyi, bende olanı hiç esirgemeden sana vereceğim.""네가 무엇을 바라느냐, 바라는 대로 내게 있는 것을 아낌없이 다 주마."

42"Ve böylece, 그대로, ne arzu ediyorsun? Arzu ettiğin her şeyi sana vereceğim.""하여 그대로, 네가 무엇을 소원하느냐, 소원하는 대로 다 주마."

43"Bugün pislik çukuru gibi olanı, hepsini üstlenen kişinin başkahramanısın~""오늘 똥구덩이 같은 걸, 그걸 다 맡은 자의 주인공이여~"

44O kadar acı çekip, altı bin yıldır senin gibi birini görmediğimi söylemiştim, değil mi?그렇게 고생을 하고, 내가 육천 년 동안 너 같은 사람을 만나본 일이 없다고 그랬죠?

45O, 하나님'ın sözleridir.그게 하나님의 말씀이에요.

46Onu 박태선 adında bir insan söylemedi, 하나님'ın Ruhu söyledi.그건 인간 박태선이라는 사람이 말한 게 아니고, 하나님의 신이 말한 겁니다.

47Altı bin yıldır senin gibi birini görmediği demektir.육천 년간을 너 같은 사람을 만나본 적이 없다는 겁니다.

48Yani, altı bin yıldır insanlar arasında en üstün kişi demektir, değil mi?그러니까 육천 년간 인간 가운데에 가장 뛰어난 사람이라는 거죠?

49Bu yüzden, işte öyle~ dayanıp sabrederek ve gece uykusu uyumadan, öylece tutunan birini ilk kez gördüğünü söylüyor.그래서 바로 그렇게~ 견디고 참고 인내하면서 밤잠을 자지 아니하고, 그렇게 매달리는 사람은 처음 봤다는 겁니다.

50하나님'ın bereket lütfunu dökmek istemese bile dökemeyecek kadar öylece tutunmuştu, değil mi?하나님이 축복의 은혜를 안 부어주려야 안 부어줄 수 없도록 그냥 매달렸던 거죠?

51Yani, 구세주 denilen kişi '이긴자'yı nasıl kazandı derseniz, önce 하나님'ın mülkü olmaya çalıştı.그러니까 바로 구세주라고 하는 사람은 어떻게 '이긴자'가 쟁취되었느냐 하면, 먼저 하나님의 소유가 되려고 노력했던 겁니다.

52이 사람 kendisi hiçbir işe yaramayan, kelimenin tam anlamıyla en çirkin günahkar olmasına rağmen, eğer 하나님 kendi isteğini gerçekleştirmek için buna ihtiyaç duyuyorsa, bunu kullanarak 하나님'ın tüm isteğini yerine getirdikten sonra bunu çöp kutusuna atsa da olur, 이 사람'ı cehenneme atsa da olur, yeter ki 하나님'ın isteği gerçekleşsin demişti.이 사람 자신이 아무 쓸데가 없는 그야말로 가장 추한 죄인이지만, 그렇지만 하나님이 하나님의 뜻을 이루기 위하여 필요하시다면, 이것을 이용해서 하나님의 뜻을 다 이룬 다음에 이 것을 쓰레기통에다가 버려도 좋고, 이 사람을 지옥에 던져도 좋으니, 하나님 뜻만 이루어달라고 했던 겁니다.

53Böylece 이 사람, 하나님'ın mülkü olmak için kendisini tamamen 하나님'a emanet etmesini istedi.그러면서 이 사람은 하나님의 소유가 되게 하기 위해서 하나님에게 온전히 맡기게 해달라고 한 겁니다.

54하나님'a emanet ederseniz, 하나님'ın mı olur, benim mi?하나님에게 맡기면 하나님 거야, 내꺼야?

55하나님'ın, değil mi?하나님 거죠?