Ortaya Çıkış Zamanı Bölüm 1

Mührü Açan İnsanlar

1Bu kişi ilk zamanlarda sizlere hemen müzeyi ziyaret etmenizi söyledi.이 사람이 초창기에는 여러분들에게 바로 이제 박물관을 찾아가 봐라.

2Bu kişi hala müzenin nerede olduğunu bilmiyor.박물관이 이 사람이 지금도 박물관이 어디가 붙어있는지 몰라요.

3Nerede olduğunu bile bilmiyor.어디에 있는지도 모릅니다.

4Ancak müzeye giderseniz, Daedong Nehri kıyısından çıkarılmış kiremitler bulacaksınız.그러나 박물관에 가면 대동강 변에서 출토된 기왓장이 있을 것이다.

5O kiremitler yuvarlak olacak. O kiremitlerin fotoğrafını çekip getirin.그 기왓장이 동그랄 거예요. 그 기왓장을 사진을 찍어서 와라.

6Böylece gençler gidip, bu kişi ağzını açar açmaz, ilk zamanlarda gençler bu kişinin gerçek bir 구세주 mu yoksa sahte mi olduğunu merak ederlerdi, değil mi?그렇게 해서 청년들이 가서, 이 사람이 말만 떨어지면, 초창기에는 청년들이 이 사람이 진짜 구세주인가 가짠가 하고 궁금하겠죠?

7Yani sözü biter bitmez, ibadet biter bitmez, fotoğraf makinelerini alıp müzeye gittiler.그러니까 말이 떨어지자마자 예배가 끝나자마자 그냥 박물관을 찾아간 겁니다, 사진기를 들고.

8Gidip baktıklarında, müzede Daedong Nehri kıyısından çıkarılmış kiremitler diye yazan o yuvarlak kiremitlerin sıralanmış olduğunu gördüler.가서 가보니까 박물관에 대동강 변에서 출토된 기왓장이라고 쓰여 있는 그 동그란 기왓장이 늘어서 있는 거예요.

9Bu yüzden hepsinin fotoğrafını çektiler.그래서 그걸 전부 사진을 찍었습니다.

10Üç kiremitin fotoğrafını çekmişlerdi; çekip onları tab ettirip bu kişiye getirdiler.세 개의 기왓장을 찍었는데, 찍어서 그걸 현상해서 이 사람한테 가져왔습니다.

11Ben de tam baktığımda, İbraniceydi.그래서 내가 딱 보니까 히브리어예요.

12Bu kişinin ilahiyat fakültesinde okuduğu İbranice olduğundan şüphe yoktu.이 사람이 신학대학에서 공부한 히브리어가 틀림없어요.

13Bunun üzerine, "Bu İbranice."그래서 "이건 히브리어다."

14"Bu İbranice'yi çevirebilirim ama,""내가 이 히브리어를 번역할 수는 있지만,"

15"Benim çevirmemden ziyade Seul Ulusal Üniversitesi'nden Dr. Shin Sang-hoon çevirirse kesinlikle daha güvenilir olmaz mı?" diye bu kişi söylemişti."내가 번역하는 것보다도 서울대학교 신상훈 박사가 번역해 준다면 확실하게 신빙성이 있을 게 아니냐" 하고 이 사람이 얘기했던 겁니다.

16Böylece o gençler, o fotoğrafları, kiremit fotoğraflarını alıp Dr. Shin Sang-hoon'u bulmaya gittiler.그리하야 그 청년들이 그 사진을 들고, 기왓장 사진을 들고 신상훈 박사를 찾아갔습니다.

17Dr. Shin Sang-hoon'a gidip, "Bu fotoğraftaki bu ne anlama geliyor?"신상훈 박사한테 찾아가서 "이 사진에 있는 이게 무슨 말입니까?"

18"Anlamını biliyorsanız lütfen bize öğretin, öğretmenim," dediklerinde, Dr. Shin Sang-hoon tam baktı ve..."뜻을 아시면 좀 가르쳐주세요, 선생님." 하니까, 신상훈 박사 딱 보더니

19Bu fotoğrafta "Varıldı" anlamına gelen İbranice kelimeler vardı ve onun yanındaki fotoğrafta ise "Tanrı'nın ülkesine birleşerek girelim" yazıyordu.이쪽 사진은 "도착이 됐다"는 말이 히브리어고, 또 그 옆에 사진은 "신의 나라에 단결하여 들어가자"라고 하는 말이 쓰여있다.

20Sonraki kısımda ise, "Azizler toplanıp dua ederek iyileşirler" şeklinde bir İbranice yazılıydı.또 성도가 그다음에는, "성도가 모여 기도함으로 회복된다"라는 그런 히브리어가 쓰여있다.

21Yani atalarımızın yazdığı bir yazı olduğuna göre, atalarımızın kesinlikle İsrailoğulları olduğuna dair bir işaret, değil mi?그러니까 우리 조상들이 쓴 글이니까, 우리 조상들이 틀림없는 이스라엘 백성들이라는 징표죠?

22Atalarımız İsrailoğulları'nın işaretiyse, torunları olan bizler hepimiz İsrailoğulları değil miyiz?조상들이 이스라엘 백성들의 징표면, 후손들인 우리들은 다 이스라엘 백성들이 아니겠죠?

23Hepiniz İsrailoğulları'sınız. Anladınız mı?여러분들도 다 이스라엘 백성들이에요. 아시겠어요?

24Bu yüzden bu kişi Amerika'ya gittiğinde, ilk olarak Harvard Üniversitesi'ne gitmişti.그래서 이 사람은 미국 갔을 때, 제일 먼저 허버드 대학교에 갔던 겁니다.

25Harvard Üniversitesi'ne gittiğinde, Harvard Üniversitesi'nden mezun olan ve her yıl birinci olan öğrencilerin isimleri ve ülke isimleri kazınmış olduğunu gördü.허버드 대학교에 가니까, 허버드 대학교를 졸업, 각 해마다 1등을 하는 학생들의 이름과 나라 이름이 새겨져 있는 겁니다.

26Ben de şöyle bir göz gezdirdiğimde, birinci olanların hepsi Koreliydi, çoğu.그래서 내가 쭉 훑어보니까, 1등을 한 사람들이 전부 한국 사람들이에요, 대부분.

27Ve ülke adı olarak "Kore" yazıyordu.그리고 코리아라고 쓰여 있어요, 나라 이름이.

28Tüm Koreliler, Harvard Üniversitesi denince dünyanın en iyi üniversitesi, değil mi?한국 사람들이 다, 하버드 대학교라 하게 되면 세계적으로 제일 좋은 대학교죠?

29Orada birinci oldularsa, zekaları en iyisidir, değil mi?거기서 1등을 했다면 머리가 최고로 좋은 거죠?

30Bu yüzden bu kişi, Korelilerin bu kadar zeki olduğunu doğrudan Harvard Üniversitesi'ne gidip o anıtı görerek anladı ve sonra bu kişi Korelilerin kesinlikle İsrail milleti olduğunu düşündü.그래서 바로 우리 한국 사람들이 그렇게 머리가 좋다는 것을 이 사람은 직접 하버드 대학교에 가서 그 비석을 보고, 그다음에 이 사람은 한국 사람이 틀림없이 이스라엘 민족이요.

31İsrail milleti, tam olarak 하나님'ın seçilmiş halkıdır.이스라엘 민족이라는 것은 바로 하나님의 선민입니다.

32하나님'ın seçilmiş halkı ve 하나님'ın doğrudan torunlarıdır.하나님의 선민이요, 하나님의 직계 자손들입니다.

33Bu yüzden İbrahim'in 하나님'ı, onun altında İshak'ın 하나님'ı, üçüncüsü ise Yakup'un 하나님'ıdır.그래서 아브라함의 하나님, 그 밑에 이삭의 하나님, 세 번째는 야곱의 하나님입니다.

34Sonra dördüncüsü 단 하나님'dır. 단, bizim 단군 dedemiz.그다음에 네 번째는 단 하나님입니다. 단, 우리 단군 할아버지.

35Sonra beşincisi 영모님'in bedenidir; 영모님 tam olarak beşinci mührü açan kişidir.그다음에 다섯 번째 가서 영모님의 몸입니다, 영모님이 바로 다섯 번째 인을 떼는 사람입니다.

36Sonra altıncı mührü açan kişi 해와이긴자'dır; 해와이긴자 altıncı mührü taşıyan ve altıncı boruyu çalan kişidir.그다음에 여섯 번째 인을 떼는 사람이 해와이긴자입니다, 해와이긴자가 여섯 번째 인을 띠는 자요, 여섯 번째 나팔을 부는 자입니다.

37Sonra yedinci mührü taşıyan kişi, işte bu son ve tamamlayıcıdır; tamamlayıcı olduğu gibi aynı zamanda 구세주'dur.그다음에 일곱 번째 인을 띠는 자가 이게 바로 마지막이면서 완성자요, 완성자이면서도 구세주입니다.