구세주bilim Bölüm 2

İsrail'in Dan kabilesini Kore Yarımadası'nda saklayıp koruyan 하나님'ın stratejisi

1Böylece o çölde Musa öldü ve sonra halef olarak Yeşu ve Kaleb halef olarak, şimdi 600 bin kişilik kalabalık arasından 150 bin, 150 bin, 150 bin, 150 bin kişilik bir ordu kurmuştu, değil mi?그래서 그 광야에서 모세가 죽고, 그다음에 후임으로 여호수아와 갈렙이 후임으로서 이제 60만 대중 가운데서 15만 명, 15만 명, 15만 명, 15만 명의 군대를 조직했던 거죠?

2Ruben kabilesi merkezli 2 kabile dahil 1. orduydu, Yahuda kabilesi merkezli 2 kabile dahil 2. orduydu, Efraim kabilesi merkezli 2 kabile dahil 3. orduydu, 4. ordu ise tam da 'Dan' kabilesi merkezli 2 kabileden oluşuyordu.루우벤 지파를 중심으로 2개 지파 포함해서 제1군이요, 유다 지파를 중심으로 2개 지파 포함해서 제2군이요, 에브라임 지파를 중심으로 2개 지파를 포함해서 제3군이요, 제4군은 바로 '단'지파를 중심으로 해서 2개 지파를 포함한 겁니다.

3Her kabileden 50 bin kişi, 이제 그대로, gençleri ve yetişkinleri toplayıp, 150 bin kişiyi bir ordu olarak kabul eden 4 ordu adında bir ordu kurarak Kenan diyarına saldırmışlardı, değil mi?각 지파에서 5만 명씩, 이제 그대로, 청년, 장년들을 모아가지고, 15만 명을 하나의 군으로 하는 4군이라고 하는 군대를 조직해서 가나안 복지를 쳐들어가게 된 거죠?

4Kenan diyarına saldırırken kura çektiler mi, çekmediler mi?가나안 복지를 쳐들어갈 때에 제비를 뽑았어, 안 뽑았어?

5Kura çektiler ama tam da bizim Dan kabilesi ordusu, 4. ordu olan Dan kabilesi ordusu kuzeyi mi sorumluydu, güneyi mi sorumluydu?제비를 뽑았는데, 바로 우리 단지파 군대, 제4군이 되는 단지파 군대에는 북쪽을 담당한 거야, 남쪽을 담당한 거야?

6Bu yüzden Dan kabilesi ordusuna bir diğer adıyla 4. ordu derken Kuzey Ordusu da denir, değil mi?그래서 단지파 군대를 일명 제4군이라고 하면서 북군이라고도 하는 거죠?

7Böylece kuzeyi sorumluluğuna alarak, 이제 그대로, Lübnan, şimdiki 'Sora' denilen toprakları merkez alarak mevziler kurup, Dan kabilesi, 이제 그대로, 200 yıl boyunca Filist ülkesiyle savaştı mı, savaşmadı mı?그래서 북쪽을 담당해서, 이제 그대로, 레바논, 지금의 '소라'라고 하는 땅을 중심으로 해서 진지를 구축 해가지고, 단지파가, 이제 그대로, 200년동안 불레셋 나라와 전쟁을 했어, 안 했어?

8200 yıl boyunca savaştıysa oldukça uzun süre savaşmış demektir, değil mi?200년 동안 전쟁을 했다면 상당히 오랫동안 전쟁을 한 거죠?

9O zaman, 이제 그대로, Dan kabilesi ordusunda Samson adında ünlü bir komutan vardı, değil mi?그 당시에, 이제 그대로, 단지파 군대에는 삼손이라는 유명한 장수가 있었던 거죠?

10Samson adındaki ünlü komutan tek başına binlerce kişiyi öldüren korkunç bir komutandı, değil mi?삼손이라고 하는 유명한 장수가 혼자서 수천 명을 죽이는 무서운 장수였던 거죠?

11Samson adındaki korkunç komutan, gücü kuvvetli olan bu korkunç komutan Dan kabilesi ordusunun 4. ordusundaydı.삼손이라고 하는 무서운 장수, 기운이 장사인 이런 무서운 장수가 단지파 군대 제4군에 있었던 거예요.

12O zaman Filist ülkesinde ne yaparlarsa yapsınlar Komutan Samson olduğu sürece kazanma yolu olmadığı için, güzellik hilesi kullanarak, üç güzel kadın seçip Komutan Samson'a yaklaştırıp onu baştan çıkararak Komutan Samson'u esir aldılar mı, almadılar mı?그 당시에 불레셋 나라에서는 아무리 해도 삼손 장군이 있는 한 이길 도리가 없는 고로, 미인계를 써서, 아름다운 여자 세 사람을 골라가지고, 삼손 장군에게 접근을 시켜가지고 유인을 해가지고, 삼손 장수를 포로로 사로잡았어요, 안 사로잡았어요?

13Esir almışlardı, değil mi?사로잡았던 거죠?

14Böylece Komutan Samson esir alınıp sonunda, o Filist ordusu Komutan Samson'un iki gözünü çıkardı mı, çıkarmadı mı?그래가지고 이 삼손 장수가 사로잡혀가지고 결국은, 그 불레셋 군대가 삼손 장수의 양 눈을 뽑았어, 안 뽑았어?

15İki gözünü çıkarmışlardı, değil mi?양 눈을 뽑았던 거죠?

16İki gözünü çıkarınca iyi görür, değil mi?양 눈을 뽑으니까 잘 보이죠?

17Görmez, değil mi?안 보이는 거죠?

18이제 그대로, bu Komutan Samson'u esir alıp gözlerini çıkarmakla bitmedi, ondan sonra Komutan Samson'u öldürmek için tapınağa götürüp, o Filist ülkesinin binlerce yüksek rütbeli görevlisini toplayıp, orada düşman komutan Samson'u öldürmek için bir tören düzenlemişlerdi, değil mi?이제 그대로, 이 삼손 장수를 포로로 사로잡고 눈을 빼는 것으로 끝인 것이 아니고, 그 다음에는 삼손 장수를 죽이려고 사당으로 끌고가서, 그 불레셋 나라의 고관들 수천 명을 모아가지고, 거기에서 적장 삼손 장수를 죽이기 위한 제사를 진행했던 거죠?

19O zaman Komutan Samson ne dendiğini tam anlamasa da, kendisini öldürmeye çalıştıklarını kabaca altıncı hissiyle hissettiği için, tapınağın ortasındaki iki sütunu gücü kuvvetli olduğu için söktü mü, sökmedi mi?그 당시 삼손 장수는 무슨 말인지 잘 몰라도, 자기를 죽이려고 하는 것을 대략 육감으로 느낀 고로, 사당 가운데 기둥 두 개를 기운이 장사인 고로 뽑았어, 안 뽑았어?

20Gücü kuvvetli olduğu için, söküp fırlatınca, o ağır tapınak çatısı çöktü mü, çökmedi mi?기운이 장사인 고로, 뽑아가지고 집어던지니까, 그 육중한 그 사당 지붕이 주저앉았어, 안 주저앉았어?

21Çatı çökünce o binlerce kişi ezilerek öldü mü, ölmedi mi?지붕이 주저앉게 되니까, 그 수천 명이 압살을 당했어요, 압살을 안 당했어요?

22Binlerce kişi ezilerek öldü, değil mi?수천 명이 압살을 당했죠?

23Ezilerek ölürken o zaman Komutan Samson da öldü mü, ölmedi mi?압살을 당하면서 그 당시에 삼손 장수도 죽었어, 안 죽었어?

24Komutan Samson da ölmüştü, değil mi?삼손 장수도 죽었던 거죠?

25Komutan Samson orada ölünce, o Dan kabilesi ordusu, 4. ordu tamamen moralini kaybedip savaşma isteğini yitirdiği için, sadece Dan kabilesi oradan doğuya doğru göç etmeye başlamıştı, değil mi?삼손 장수가 거기서 죽음으로 말미암아 완전히 그 단지파 군대, 제4군이 사기가 떨어져서 전의를 상실한 고로, 단지파만은 거기에서 동쪽으로 이주하기 시작한 거죠?

26Bu şimdiden üç bin yıl önceydi, üç bin yıl önce. Anladınız mı?그것이 지금부터 삼천 년 전이야, 삼천 년 전. 아시겠어요?

27Bizim 단군 Joseon'un tarihi beş bin yıl önceydi deniyor ama, bu cahilce bir laftır. Anladınız mı?우리 단군조선의 역사가 오천 년 전이라고 하는데, 그건 무식한 소리에요. 아시겠어요?

28Böylece şimdiden üç bin yıl önce Lübnan Sora topraklarından doğuya doğru gelmeye başlayıp, Suriye ülkesini, Irak ülkesini, İran ülkesini geçip, denizi aşarak, 이제 그대로, Çin anakarasını geçip Altay Dağları'nda yüz yıl boyunca ikamet etmişlerdi.그래서 지금부터 삼천 년 전에 레바논 소라 땅에서 동쪽으로 동쪽으로 오기 시작해가지고, 시리아 나라를 거쳐, 이락 나라를 거쳐, 이란 나라를 거쳐, 바다를 건너, 이제 그대로, 중국 대륙을 거쳐, 알타이 산맥에서 백 년 동안을 거하게 되었던 것입니다.

29Uzun süre yolculuk yaparken çok yorgunluk birikmekle kalmayıp, uzun süre yolculuk yaparken sadece çöl yollarında mı yürüdüler, toprak yollarda mı yürüdüler?오랫동안 여행을 하는 동안에 많은 피로가 쌓였을 뿐만 아니라, 오랫동안 여행을 하는 동안에 사막길만 걸었어요, 흙길을 걸었어요?

30Çöl yollarında yürümüşlerdi, değil mi?사막길을 걸었던 거죠?

31Çöl yollarında yürürken Altay Dağları'na gelince, orası verimli topraklar ve su akan bir yer olduğu için, orası havası da iyi, orası akan suyu içebilecek bir yer olduğu için, orada yerleşmişlerdi, değil mi?사막길을 걷다가 알타이 산맥에 오니까, 거기는 땅이 옥토이면서 물이 흐르는 고로, 거기는 공기도 좋고, 거기는 흐르는 물을 먹을 수가 있는 곳인 고로, 거기에서 자리를 잡게 된 거죠?

32Altay Dağları'nda yerleşip yüz yıl boyunca yaşarken yaşlı insanlar hepsi orada ölürken, ikinci nesiller büyüyünce Altay dilini mi kullanmaya başladılar, İsrail dilini mi kullanmaya başladılar?알타이 산맥에서 자리를 잡고 백 년 동안을 사는 동안 나이 많은 사람들은 다 거기서 죽으며, 제2세들이 자라나면서 알타이 말을 쓰게 된 거야, 이스라엘 말을 쓰게 된 거야?

33Altay dilini kullanmaya başladılar, değil mi?알타이 말을 쓰게 된 거죠?

34Altay dilini kullanan halkımız yüz yıl yaşadıktan sonra, oradan Mançurya'yı geçip Yalu Nehri'ni aşarak Daedong Nehri kıyısına yerleşip Gojoseon'u kurdular ama, 이제 그대로, Gojoseon'u kurup yaşarken Altay dilini mi kullandılar, Çince mi kullandılar?알타이 말을 쓰는 우리 민족이 백 년 동안 살다가, 거기에서 만주를 거쳐 압록강을 건너 대동강변에다가 자리잡고 고조선을 설립하게 되는데, 이제 그대로, 고조선을 설립해서 살 때에는 알타이 말을 썼을까, 중국말을 썼을까?

35Altay dilini kullandılar, değil mi?알타이 말을 쓴 거죠?

36Bu yüzden halkımız o zaman Altay dilini kullandığı için, Doğu tarihinde halkımıza Altay dil ailesi mi denir, Çin dil ailesi mi denir?그래서 우리 민족이 그 당시에 알타이 말을 쓴 고로, 동양사에서는 우리 민족을 알타이 어족이라고 그래, 중국어족이라고 그래?

37Altay dil ailesi denir, değil mi?알타이 어족이라고 그러죠?

38Doğu tarihinde Altay dil ailesi yazılı olduğunu görünce bile, halkımızın kesinlikle Altay Dağları'nda yaşayıp gelmiş bir halk olduğu şüphesiz mi, şüpheli mi?알타이 어족이라고 동양사에 써 있는 걸 보아서도, 분명히 우리 민족이 알타이 산맥에서 살다 온 민족이 틀림이 있어, 틀림이 없어?

39Şüphesiz, değil mi?틀림이 없죠?

40Orası şimdiki Moğolistan ülkesi, değil mi? Anladınız mı?거기가 지금의 몽골 나라죠? 아시겠어요?

41Moğol insanları bizim Kore insanlarından biraz farklı yüzlere sahip, değil mi?몽골 사람들이 우리 한국 사람들하고 조금 얼굴이 다르죠?

42Aynı, değil mi?똑같죠?

43Görünüşlerinin nasıl bu kadar aynı olduğunu bilemezsiniz, değil mi?어쩌면 생김새가 그렇게 똑같은지 모르겠죠?

44Bu yüzden tek bir atanın torunları olduğu için, halkımızın bir kısmı orada ayrılıp, şimdi yaklaşık olarak birçok halk bizim Kore topraklarına kadar gelip yaşamaya başladı.그런 고로 한조상의 후손인 고로, 일부 우리 민족이 거기에서 떨어지고, 이제 대략 많은 민족이 우리 한국 땅까지 와가지고 살게 된 것입니다.

45Bu yüzden bir kısmı ayrılan halk bugün Moğolistan ülkesini kurup yaşadığı için, bu yüzden bizim Kore insanlarında, bir çocuk doğduğunda kalçaları morumsu mavi olur, değil mi?그런고로 일부 떨어진 민족이 오늘날 몽골 나라를 건설해 가지고 살고 있는 고로, 그런고로 우리 한국 사람들, 어린애가 태어나면 볼기짝이 시퍼렇죠?

46Ona ne lekesi denir?그걸 가지고 무슨 반점이라고 해요?

47Moğol lekesi denir, değil mi?몽고반점이라고 하죠?

48Sadece Moğol insanları ve bizim Kore insanları annenin karnında doğduğunda kalçaları morumsu mavi olur, değil mi?몽골 사람들하고 우리 한국 사람만은 어머니의 뱃속에서 태어날 때 볼기짝이 시퍼렇죠?

49Biz Koreliler, eski insanlar, Samshin Halmeoni'den üç kez dayak yiyip doğdukları için kalçaları mosmor olurmuş derlerdi, 이 사람 bunu çocukken duymuştu, siz de böyle bir şey duydunuz mu?우리 한국 사람들, 옛날 사람들은 삼신할머니한테 매를 세 번 맞고 나왔기 때문에 볼기짝이 시퍼렇다 하는 말을 이 사람은 어려서 들었는데, 여러분들도 그런 말 들었어요?

50Başka bir milletin kalçaları mosmor olanı var mı?다른 민족이 볼기짝이 시퍼런 게 있어?

51Yok~ Başka milletlerde yok. Anladınız mı?없어~ 다른 민족은 없어요. 아시겠어요?

52Sadece bizim milletimizin kalçaları mosmor. Anladınız mı?우리 민족만 볼기짝이 시퍼래요. 아시겠어요?

53이제 그대로, 이 사람 bunları çok çalıştığı için mi biliyor, yoksa içinde 하나님 olduğu için mi biliyor?이제 그대로, 이 사람이 공부를 많이 해서 이런 걸 알까요, 아니면 이 속에 하나님이 있어서 알까요?

54하나님 onunla olduğu için biliyor, değil mi?하나님이 함께하시는 고로 아는 거죠?

55Bu yüzden, şimdi 3000 yıl önce Lübnan'ın doğusundaki 'Sora' adlı topraklardan gelen bir millet olduğu gerçeğini, 이제 그대로, o milletin yürüdüğü yolu ayrıntılı bir şekilde tartıştığına bakılırsa, bir şüphe var mı, yok mu?그런고로 지금부터 3000년 전에 레바논 동쪽 '소라'라는 땅에서부터 온 민족이란 사실을, 이제 그대로, 그 민족이 쭉 걸어온 경로를 세밀하게 논하는 걸 봐서 틀림이 있어, 없어?

56Hiç şüphe yok, değil mi?틀림이 없죠?

57İsrail halkı arasında, İsrail halkı olan Dan kabilesi milletimizin Kore topraklarına kadar gelip, burada kuzu kanı sürülürse 마귀'nın girmeyeceğini bilerek, kış gündönümünde kırmızı fasulye lapası yapıp kapı pervazlarına serpmesi gerçeğinin, tam da İsraillilerin Fısıh Bayramı'nı kutlama etkinliği olduğunu biz Koreliler biliyor muyuz, bilmiyor muyuz?이스라엘 민족 중에 이스라엘 민족인 우리 단지파 민족이 한국 땅까지 와 가지고, 여기에서 양의 피를 바르면 귀신이 들어오지 않는 줄 알고 팥죽을 쒀서 동짓날 문설주에 팥죽을 뿌렸던 사실은 바로 이스라엘 백성들이 유월절을 지키는 행사다 하는 것을 우리 한국 사람이 이걸 알아, 몰라?

58Bunu ayrıntılı bir şekilde bilmesi, 이 사람'a 하나님'ın ruhu eşlik ettiği için mi ayrıntılı biliyor, yoksa bilmiyor mu?이것을 세밀하게 알고 있는 것은, 이 사람에게 하나님의 신이 함께하는 고로 세밀하게 알까, 모를까?

59Ayrıntılı bir şekilde biliyor, değil mi?세밀하게 아는 거죠?

60Kore topraklarına gelince kırmızı fasulye lapası yapıp kapı pervazlarına serpmek gibi bir adet olduğu gibi, Korelilerin yaşam alışkanlıklarına baktığımızda da, Koreliler beyaz giysiler giymeyi mi severdi, siyah giysiler giymeyi mi severdi?우리 한국 땅에 와서는 팥죽을 쒀서 문설주에 뿌리는 일이 있는가 하면, 우리 한국 사람들의 생활 습관을 보더라도, 한국 사람들이 흰 옷 입기를 좋아했어요, 까만 옷 입기를 좋아했어요?

61Beyaz giysiler giymeyi severlerdi, değil mi?흰 옷 입기를 좋아했죠?

62Kutsal Kitap'a bakarsanız, İsraillilerin beyaz giysiler giymeyi sevdiği yazıyor mu, yazmıyor mu?성경을 보면 이스라엘 백성들이 흰 옷 입기를 좋아했다는 말씀이 써 있어, 안 써 있어요?

63Beyaz giysiler giymeyi sevdikleri yazıyor, değil mi?흰 옷 입기를 좋아했다는 말씀이 써 있죠?

64Ve Kutsal Kitap'ta, bir insan öldüğünde, İsraillilerin bir insan öldüğünde çul giyip yas tuttukları yazıyor mu, yazmıyor mu?그리고 성경에 사람 죽으면, 이스라엘 백성들이 사람 죽으면 베 옷 입고 곡한다는 것이 성경에 써 있어, 안 써 있어요?

65Bu dünya üzerinde bir insan öldüğünde çul giyip yas tutan millet, Kore milleti ve İsrail milleti dışında başka var mı?이 지구 땅 위에 사람이 죽으면 베 옷 입고 곡하는 민족이 한민족과 이스라엘 민족밖에 또 있어요?

66Yok, değil mi?없죠?

67Bu yüzden, bizim Kore milletimiz kesinlikle İsrailli, değil mi? Öyle mi, değil mi?그런 고로 우리 한민족이 이스라엘 백성이 틀림없는 거죠? 그래요, 안 그래요?

68Bu yüzden, 하나님 çok önceden, 이제 그대로, 하나님'ın ruhunun eşlik ettiği milleti uzaklara, doğu ülkesine, Kore Yarımadası'na taşımıştı.그래서 일찍이 하나님께서, 이제 그대로, 하나님의 신이 함께하는 민족을 멀리 멀리 동쪽 나라, 대한민국 한반도에 옮겨 놓았던 것입니다.

69하나님'ın ruhunu taşıyan milleti 하나님'ın koruması için, uzaklara ayırması, 이제 그대로, bu tam da 하나님'ın planı mı, 하나님'ın planı değil mi?하나님의 신을 모시고 있는 민족을 하나님께서 보호하기 위해서, 멀리 멀리 떨어뜨려 놓은 것, 이제 그대로, 이것이 바로 하나님의 계획이야, 하나님의 계획이 아니야?

70하나님'ın planı, değil mi?하나님의 계획이죠?

71Hepiniz. Dan kabilesi Kore'ye geldikten sonra, Avrupa'da ne oldu biliyor musunuz, 이제 그대로, Almanya'dan Hitler, Mussolini gibi insanlar başa geçerek o Yahudileri, İsrail halkını tamamen öldürdüler mi, öldürmediler mi?여러분들. 우리 단지파가 우리 한국까지 온 다음에, 저 구라파에서 어떤 일이 있었냐면, 이제 그대로, 독일의 히틀러, 무솔리니, 이런 사람들이 중심이 되가지고 그 유태인들, 이스라엘 백성들을 모조리 죽였어요, 안 죽였어요?

72İsrail halkıysa, hepsini öldürdüler, değil mi?이스라엘 백성이라면 모조리 죽였죠?

73Öyle miydi, değil miydi?그랬어요, 안 그랬어요?

74구세주'nun çıkacağı millet olduğu için, 구세주'nun çıkacağı milleti yok ederse, 구세주'nun çıkamayacağını 마귀 bildiği için, 마귀 구세주'nun çıkacağı millet olan İsrail halkını tamamen yok etme stratejisini uygulamıştı, değil mi?구세주가 나올 민족인 고로, 구세주가 나올 민족을 말살 시키면, 구세주가 나오지 못한다는 것을 마귀가 아는 고로, 구세주가 나올 민족인 이스라엘 백성들을 모조리 말살시키는 전략을 마귀가 폈던 거죠?

75Bu yüzden bir kerede 6 milyon kişiyi, gaz vererek, ateşe atarak, arabalara koyarak gaz verip hepsini öldürdüler mi, yaşadılar mı?그래서 한꺼번에 600만 명을, 가스를 집어넣어 가지고, 불에다도 집어넣고, 차에다도 집어넣어서 가스를 집어넣어 가지고 모조리 죽였어요, 살았어요?

76Hepsini öldürdüler, değil mi?모조리 죽였죠?

77Böylece 마귀'nın 하나님'ın halkını tamamen öldüreceğini önceden gören 하나님, gerçek 하나님'ın ruhunu taşıyan İsrail halkı olan Dan kabilesini ise uzaklara, Kore Yarımadası'na kadar, 이제 그대로, sakladı mı, saklamadı mı?그렇게 마귀가 하나님의 백성들을 모조리 죽일 것을 내다본 하나님께서는, 진짜 하나님의 신을 모신 이스라엘 백성인 단지파만은 멀리 멀리 한반도까지, 이제 그대로, 숨겨 놨어요, 안 숨겨 놨어요?

78Saklamıştı, değil mi?숨겨 놨던 거죠?

79Bu şekilde saklayarak, 구세주'nun çıkacağı millet olduğu için, korkunç 연단'dan geçmeleriyle, 구세주 çıkıp Aden Bahçesi'ni ustaca restore edebilecek bir 구세주 yaratmak için, bu millete baştan sona çeşitli sınavlar ve 연단 verdi mi, vermedi mi?이와 같이 숨겨 놔 가지고, 구세주가 나올 민족인 고로, 무서운 연단을 받음으로 말미암아, 구세주가 나와서 에덴동산을 회복하는데 능숙하게 회복할 수 있게 하는 그러한 구세주를 만들려니까, 이 민족을 송두리째 여러 가지 시험과 연단을 줬어요, 안 줬어요?

80Çeşitli sınavlar ve 연단 vermişti, değil mi?여러 가지 시험과 연단을 줬던 거죠?

81Çinlilere 400 yıl boyunca sömürge hayatı yaşadıktan sonra, 이제 그대로, ara sıra yabancılar tarafından işgal edilip, daha sonra Japonlar tarafından işgal edilerek 36 yıl boyunca sömürge hayatı yaşayan, öyle acımasız, kelimelerle anlatılamaz bir 연단 almışlardı, değil mi?중국 사람들한테 400년 동안 식민지 생활을 하다가, 이제 그대로, 간간히 외국 사람들한테 침략을 받고, 나중에는 일본 사람들한테 침략을 받아 가지고, 36년 동안 식민지 생활을 하는, 그와 같은 혹독한 말도 못할 연단을 받았던 거죠?

82Öyle miydi, değil miydi?그랬어요, 안 그랬어요?

83O da yetmeyince, kurtuluştan sadece 5 yıl sonra, 6.25 Savaşı patlak verdi ve 구세주 olacak kişi tam o sırada 20 yaşında olduğu için, 20 yaşındaki herkesin cepheye gidip savaşması gerekiyordu, değil mi?그거 가지고도 안 되니까, 해방이 되어서 불과 5년 만에, 625 사변이 나 가지고, 구세주 될 사람이 바로 그때 나이가 20살인 고로, 나이 20살 되는 사람들은 모조리 전방에 나가서 싸움을 싸워야 되었던 거죠?

84이제 그대로, o 20 yaşındaki insanlar o zamanlar dışarı çıkıp tarifsiz acılar ve tarifsiz 연단 çekmek zorunda kaldılar mı, kalmadılar mı?이제 그대로, 그 나이 20살 되는 사람들은 그 당시에 나가서 말할 수 없는 고생과 말할 수 없는 연단을 받아야 했어, 안 받아야 했어?

85Kalmışlardı, değil mi?받아야 했죠?

86Böyle bir 연단'dan geçmeden 구세주 olunabilir mi, olunamaz mı?그런 연단을 받지 않고서는 구세주가 될 수 있어, 없어?

87구세주 olunamaz, değil mi?구세주가 될 수 없는 거죠?

88이 사람, 6.25 Savaşı sırasında Halk Ordusu'na yakalanıp Kuzey Kore'deki Pyongyang Sinyang-ri Hapishanesi'ne girdi ve orada bir buçuk ay sonra kurşuna dizilme yerine sürüklenerek kurşuna dizildi.이 사람이 625 사변 때에 인민군들한테 붙들려 가지고 이북에 평양 신양리 형무소까지 들어가게 되면서, 거기에서 한달 반 만에 총살 집행장까지 끌려가서 총살 집행을 당했던 것입니다.

89Ancak 이 사람 kurşun isabet etmediği için hayatta kaldı ve bir süre Daedong Bölgesi güvenlik şefi olarak görev yaptıktan sonra, orada tekrar esir olmayan bir esir haline gelerek Geoje Adası esir kampında 3 yıl esir hayatı yaşarken, rahat bir esir hayatı mı yaşadı, yoksa her gün dayak mı yedi?그렇지만 이 사람이 총알이 맞지 않은 고로, 살아서 대동군 치안대장을 얼마 동안 하다가, 거기에서 다시금 포로 아닌 포로가 되 가지고, 거제도 포로수용소에서 3년 동안 포로 생활할 때에, 편안하게 포로 생활했어, 만날 매만 맞았어요?

90Her gün dayak yedi, değil mi?만날 매만 맞았죠?

91Her gün dayak yedi. Anladınız mı?만날 매만 맞았어요. 아시겠어요?

92Böyle bir 연단'dan geçmeden 구세주 olunamaz. Anladınız mı?그런 연단을 받지 않고서는 구세주가 될 수 없어요. 아시겠어요?

93O korkunç 연단'dan geçmekle sabır giderek güçlenirken, 이제 그대로, sonuna kadar dayanma ve tahammül etme gücü, o tarifsiz 연단 içinde böyle bir sabır oluşuyor mu, oluşmuyor mu?그 무서운 연단을 받아야 인내력이 점점 강해지면서, 이제 그대로, 끝까지 견디고 참는 힘이, 말할 수 없는 그 연단 속에서 그러한 인내력이 이루어지는 거야, 안 이루어지는 거야?

94Oluşuyor, değil mi?이루어지는 거죠?