Çok borçlanma nedeni ve ödeme durumu
1Sizler, bu kişi 하나님'ın saf bir 하나님 olduğunu mu söyledi, yoksa cimri bir 하나님 olduğunu mu söyledi?여러분들, 이 사람이 하나님이 어수룩한 하나님이라고 그랬어, 깍쟁이 하나님이라고 그랬어?
2Cimri bir 하나님 olduğunu söyledi, değil mi?깍쟁이 하나님이라고 그랬죠?
3Bu kişi neden böyle bir şey söyledi, bu kişi lütuf almış biri olduğu için mi biliyor, yoksa lütuf almamış biri olduğu için mi biliyor?이 사람이 왜 그런 말을 했냐면, 이 사람이 은혜를 받아본 사람인 고로 알까, 받아보지 못한 사람인 고로 알까?
4Aldığı için biliyor, değil mi?받아 봤기 때문에 아는 거죠?
5이제 그대로, bu kişi sadakat gösterirken biraz daha az, biraz daha zayıf sadakat gösterirse 하나님 lütfu geri alır. Öyle bir 하나님'dır.이제 그대로, 이 사람이 충성을 하다가 조금 낮게 조금 약하게 충성을 하면 하나님이 은혜를 거둬가. 그런 하나님이야.
6Bu yüzden 하나님'ın cimri bir 하나님 olduğunu ben erken yaşta idrak eden biriyim.그래서 하나님은 깍쟁이 하나님인 걸 나는 일찍이 깨달은 사람이야.
7Bu nedenle, 이제 그대로, bu kişi 하나님'a 헌금 yapsa bile, geçen hafta 100.000 won verdiyse, bir sonraki hafta 110.000 won veya 120.000 won vermesi gerekir ki lütuf vermeye devam etsin, her zaman aynı 100.000 won 헌금'ı yaparsa 하나님 lütuf vermez.그래서, 이제 그대로, 이 사람이 하나님 앞에 헌금을 해도, 지난주에 10만 원을 했으면 그다음 주에 가서는 11만 원을 하든지 12만 원을 해야 은혜를 계속해서 주지, 만날 똑같이 10만 원씩 헌금을 하면 하나님이 은혜를 안 줘요.
8O cimri bir 하나님'dır. Anlıyor musunuz?그 깍쟁이 하나님이야. 아시겠어요?
9Anlıyor musunuz, sizler?아시겠어요? 여러분들?
10Bunu size ilk zamanlarda mı söyledim, yoksa son zamanlarda mı söyledim?이것을 여러분에게 내가 초창기에 말했어, 요즘에 와서 말했어?
11İlk zamanlarda söyledim, değil mi?초창기에 말을 했죠?
12Bu yüzden bu kişi daha sonra 100.000 won, sonra 1.000.000 won, daha sonra ise 5.000.000 won, 10.000.000 won bağışlar hale geldiğinde, sonuçta bu kişinin borçlu hale geldiğini söylemiştim, değil mi?그래서 이 사람이 나중에는 10만 원씩 받치다가, 100만 원씩 받치다가, 나중에는 500만 원, 1000만 원씩 받치게 되는 그러한 경우가 되니까, 결국은 이 사람이 빚쟁이가 되어버렸다고 그랬죠?
13Bu yüzden bu kişi bir 이긴자 olup ilk başta Mok-dong'a, O-ryu-dong'a, Cheongnyangni 제단'a gittiğinde, alacaklılar her gün peşinden geliyordu.그래서 이 사람이 이긴자가 되어가지고 처음에 목동에 가고, 오류동에 가고, 청량리 제단에 가고 그럴 때에 빚쟁이(채권자)가 매일 따라다녔어요.
14Bu alacaklılar bu kişiyi işaret edip yeni üyelere "O bir borçlu" derse, o yeni üyeler ayrılır mı, ayrılmaz mı?그래서 그 채권자들이 이 사람을 가리켜서 저거 빚쟁이라고 새 식구들한테 얘기하면 그 새 식구들이 떨어질까, 안 떨어질까?
15Ayrılırlar, değil mi?떨어지게 되는 거죠?
16O sözü söyleyemeyip, dilsiz 냉가슴 çeker gibi tek başına içten içe acı çekiyordu.그 말은 못하고 벙어리 냉가슴 앓듯 혼자만 꿍꿍 앓았던 거예요.
17Bu nedenle, 이제 그대로, bu kişi bu gerçeği 해와이긴자'ya bildirdiğinde, bu kişi ilk zamanlarda her kişiden 5.000.000 won itaat 헌금'ı vermesini istemişti, değil mi?그래서, 이제 그대로, 이 사람이 이 사실을 해와이긴자한테 보고를 하니까, 이 사람이 초창기에는 한 사람 앞에 500만 원씩 순종헌금을 내라고 했던 거죠?
18Bu nedenle, itaat 헌금'ı verildiğinde, hepsini toplayıp 해와이긴자'ya sunduktan sonra bu kişinin parası olur mu, olmaz mı?그런 고로, 순종헌금을 내면 그걸 싹 걷어가지고는 해와이긴자한테 갖다 바치고 나면 이 사람한테 돈이 있어, 없어?
19Parası olmaz, değil mi?돈이 없죠?
20Bir kuruş bile parası yok.돈이 일전도없어요.
21Bu nedenle, 해와이긴자'ya söylenirse, 해와이긴자 o borcu ödemesi için para verdiği için, o borcu ödedikten sonra peşinden gelirler mi, gelmezler mi?그런 고로, 해와이긴자한테 얘기를 하면, 해와이긴자께서 그 빚을 갚으라고 돈을 내주기 때문에, 그 빚을 갚으니까, 갚은 다음에는 따라다닐까, 안 따라다닐까?
22Peşinden gelmezler, değil mi?안 따라다니죠?
23Böylece, sonuç olarak bu kişinin peşinden sıra sıra gelen birçok alacaklı vardı, ancak, 이제 그대로, 하나님 o borçların hepsini ödediği için, sonuçta o borçların hepsini ödemiş oldu, değil mi?그래서, 결과적으로 이 사람을 줄줄이 따라다니는 그런 빚쟁이(채권자)들이 많이 있었는데, 이제 그대로, 하나님이 그 빚을 다 갚아 줌으로 말미암아 결국은 그 빚을 다 갚고야 말았다고 그랬죠?
24Sizler, bu kişi, 이제 그대로, o şekilde borçlanarak bile 하나님'ın önünde tüm varlığını adayan bir yaşam sürdüğü için, bu kişinin zihin durumu her zaman sadece 하나님'ı bilen ve 하나님'a sadık olan bir zihin durumu olduğu için, 하나님 bu tüm dünyada bu kişiden başka güvenebileceği birini bulur muydu, bulmaz mıydı?여러분들, 이 사람이, 이제 그대로, 그와 같이 빚을 지면서까지 하나님 앞에 모든 전체를 기울이는 생활을 함으로 말미암아, 이 사람의 마음상태가 항상 하나님만 알고 하나님에게 충성하는 상태의 마음상태인 고로, 하나님이 이 온 천하에서 이 사람 말고 다른 사람 믿을 만한 사람이 있을까, 없을까?
25Bulmazdı, değil mi?없었던 거죠?
26Bu nedenle 하나님'ı çeken sadece iki kişi var, denmişti, değil mi?그런 고로 하나님을 땡기는 자 둘밖에 없다, 그랬죠?
27Sadece bir kişi var, denmişti, değil mi?하나밖에 없다, 그랬죠?
28하나님'ı çeken sadece bir kişi var~ O kayıt bandı var mı?하나님을 땡기는 자 하나밖에 없어~ 그 녹음 테이프 있나?
29Çalın. 하나님'ı çeken sadece bir kişi var.틀어 봐. 하나님을 땡기는 자 하나밖에 없다.
30Sadece bir kişi olduğu söylendiği için, iki kişi olduğu söylenirse 영모님 de dahil olur, değil mi? Öyle değil mi?하나밖에 없다고 했으니, 둘이 있다고 해야 영모님도 해당되는 거죠? 그래, 안 그래?
31Sadece bir kişi olması, 이제 그대로, bu kişiden başka birinin daha olduğu anlamına mı geliyor, yoksa olmadığı anlamına mı geliyor?하나밖에 없다는 건, 이제 그대로, 이 사람 말고 다른 사람이 또 있다는 거야, 없다는 거야?
32Olmadığı anlamına geliyor.없다는 거야.
33Bunu bilmelisiniz. Anlıyor musunuz?여러분들이 그걸 알아야 해요. 아시겠어요?
34Yani bu kişi, 이제 그대로, geçen pazar 하나님'a yaptığı 헌금'dan biraz daha fazla yaparsa lütuf olur, aynı 헌금'ı yapsa bile, 이제 그대로, 하나님 lütuf vermediği için, bu nedenle daha sonra muazzam bir borçlu haline geldiğini söylemiştim, değil mi?그러니까 이 사람이, 이제 그대로, 지난 일요일날 하나님한테 헌금한 것보다도 조금이라도 더 해야 은혜가 되지, 똑같이 헌금을 해도, 이제 그대로, 하나님이 은혜를 주지 않는 고로, 그런 고로 나중에는 엄청난 빚쟁이가 됐다고 그랬죠?
35Öyle miydi, değil miydi?그랬어요, 안 그랬어요?
36Bu yüzden bu kişi Sillim-dong'daki gayrimenkulünü ve ayrıca sahip olduğu on binlerce pyeong'luk arazinin hepsini satıp düzenlese bile o borcu ödedi mi dendi, yoksa ödeyemedi mi dendi?그래서 이 사람이 신림동에 있었던 부동산이라든지, 또한 이 사람이 가지고 있었던 수만 평의 대지를 전부 팔아서 정리를 해도 그 빚을 갚았다고 했어, 못 갚았다고 했어?
37Hepsini ödeyemedi,다 못 갚았어,
38Hepsini ödeyemediği için bir 이긴자 olup oradan oraya dolaşırken peşinden sıra sıra gelen alacaklılar vardı, değil mi? Öyle miydi, değil miydi?다 못 갚았기 때문에 이긴자가 돼가지고 여기저기 다닐 때 줄줄이 따라다니는 빚쟁이(채권자)가 있었다고 그랬죠? 그랬어요, 안 그랬어요?