전도관 Yılları Bölüm 2

Ciddi inanç yaşamı ve zihniyet

1Tam anlamıyla lütuf hayatı ve iman hayatı yaşarken, bu kişi arabayla gitmeyi sevdiği için yürümek zorunda kalmıştı.본격적으로 은혜 생활을 하고 신앙생활을 할 때에 바로 이 사람이 차 타고 가기를 좋아하니까 걸어 다녀야만 했어요.

2Sosa 신앙촌'dan Seul'un göbeğine kadar yürüyordu.소사 신앙촌에서 서울 복판까지 걸어가는 겁니다.

3Yani bu, bir iki gün olsa iyiydi ama, bir yılsa bir yıl, iki yılsa iki yıl, üç yılsa üç yıl boyunca sürekli yürümüştü.그러니까 바로 그것이 하루 이틀이면 좋은데, 일 년이면 일 년, 이 년이면 이 년, 삼 년이면 삼 년 계속해서 걸어 다녔던 겁니다.

4Yürümesi de öyle sıradan bir yürüme değildi.걸어 다닌 것도 그냥 걸어 다닌 것이 아닙니다.

5Bu kişi lütuf bağlantısı güçlü olduğu için, 하나님'a şükreder miydi, şükretmez miydi?이 사람은 은혜 연결이 강하게 되니까 하나님한테 감사할까, 안 감사할까?

6O kadar minnettar ve duygusal olduğu için, şükran gözyaşları dökerek o yolu yürüyerek gitmişti.너무너무 감개무량한 고로 그런 고로 감사한 눈물을 흘리면서 그 찻길을 걸어서 갔던 겁니다.

7Yürüyerek gittiğinde, gözyaşları içinde yürürken birileri arkasından gelip şöyle derdi: "Ağlamayı bırakın."걸어서 가게 되면, 눈물을 흘리면서 걸어서 가면 어떤 사람이 따라와서 하는 말이, "그만 우세요."

8"Herhalde babanız ya da anneniz vefat etmiş, zaten vefat eden kişi ömrü sona erdiği için vefat ettiğinden ağlasanız da vefat eden kişi dirilir mi?""아마 아버지나 엄마가 돌아가신 모양인데, 기왕 돌아가신 분은 이제 수한이 다해서 돌아가신 거니까 울어봐야 돌아가신 분이 살아나겠습니까?"

9diyerek ağlamayı bırakması için peşinden gelip öyle insanlar çoktu.하면서 그만 울라고 쫓아와서 그런 사람이 많이 있었습니다.

10Bu kişi o kadar hüzünlü ağladığı için.하도 이 사람이 슬프게 우니까.

11Kim bu kişinin ağladığını görse ağlamayan kimse kalmazdı.누구든지 이 사람이 우는 모습을 보면 안 우는 사람이 없었습니다.

12O kadar hüzünlü ağladığı için, bu kişi gözyaşları dökerek lütuf almıştı, gözyaşsız, hissiz bir durumda lütuf almış değildi.너무너무 슬프게 우는 고로, 이 사람이 눈물을 흘리면서 은혜를 받은 것이지, 눈물 없이 맹숭맹숭한 상태에서 은혜를 받은 것이 아닙니다.

13Bu yüzden 제단'a gelip ibadet ettiği zaman hemen şarıl şarıl gözyaşları dökerek ibadet ettiği için, ön kısmı sırılsıklam olur, pantolon paçaları da tamamen ıslanırdı.그러기 때문에 제단에 와서 예배를 볼 때만 되면 바로 눈물을 주룩주룩 흘리면서 예배를 봤던 고로, 앞자락이 펑펑 젖고 이제 바짓가랑이도 다 젖고 그랬던 겁니다.

14Bu kişi gözyaşlarıyla lütuf hayatı yaşadığı için, sizin de gözyaşları dökerek lütfu özleyen bir hayat yaşamanızı dileyerek bu kişi defalarca söylemişti.이 사람이 눈물로 은혜 생활을 했기 때문에 여러분들이 눈물을 흘리면서 은혜를 갈망하는 생활을 해 주기를 바라고 여러 번 이 사람이 말했던 것입니다.

15Ancak bizim 제단 üyelerimiz son zamanları yaşayan insanlar olduğu için, kalpleri katı ve inatçı olduğu için gözyaşı döken kimse yok.그러나 우리 제단 식구들은 말세를 당한 사람들이라, 마음이 완고하고 마음이 완악해 가지고 눈물 흘리는 사람이 없는 겁니다.

16Gözyaşı döken kimsenin olmaması gerçeği, 하나님'ın lütfunu çekebilecek yeterliliğe sahip olunmadığı anlamına gelir. Anlıyor musunuz?눈물 흘리는 사람이 없다는 이 사실은 하나님의 은혜를 당길 수 있는 자격이 없다는 겁니다. 아시겠습니까?

17İşlediğiniz günahları düşündüğünüzde gözyaşı olmadan tövbe olmaz.여러분들이 지은 죄를 생각하면 눈물 없이는 회개가 되지 않습니다.

18Gözyaşları dökerek tövbe edip, gözyaşları dökerek her zaman 하나님'ın durumunu düşünüp, 하나님'ın ne kadar yorgun ve ne kadar zor durumda olduğunu düşündüğünüzde gözyaşı dökmemek mümkün değildir.눈물 흘리면서 회개를 하고, 눈물 흘리면서 하나님의 사정을 늘 생각하고, 하나님이 얼마나 고달프고 하나님이 얼마나 힘들겠는가 하는 것을 생각하면 눈물을 안 흘릴 수가 없습니다.

19Lütuf denilen şey, 하나님 lütuf verdiğinde günahlarınızı çözmek için lütuf verir.은혜라고, 하나님이 은혜를 줄 때에는 여러분의 죄를 해결하기 위해서 은혜를 주시는 겁니다.

20Bu yüzden o lütuf 하나님'ın yaşam lütfudur.그러기 때문에 그 은혜는 하나님의 생명의 은혜입니다.

21Bu yüzden 하나님'ın yaşamını döktüğü için lütuf olur, 하나님'ın yaşamını dökmezse lütuf olamaz.그래서 하나님의 생명을 부어주기 때문에 은혜가 되는 것이지, 하나님의 생명을 안 부어주면 은혜가 될 수가 없습니다.

22Bu yüzden bu kişi o durumu çok detaylı bildiği için, 하나님'ın acınası bir varlık olduğunu, 하나님'ın çok çok çaresiz ve çok çok acınası olduğunu bildiği için, bu kişi sürekli gözyaşları dökerek dolaşmıştı.그래서 이 사람은 그 사정을 너무나 낱낱이 알기 때문에 하나님이 불쌍한 존재라는 것을, 하나님이 너무너무 가련하고, 너무너무 불쌍한 고로, 이 사람은 눈물을 계속 흘리면서 다녔던 겁니다.

23Bu yüzden bu kişi böyle gözyaşları dökerek yalvardığında 하나님 lütfu şelale gibi akıtırdı.그래서 이 사람이 눈물을 이렇게 흘리면서 애원하면 하나님이 은혜를 폭포수처럼 쏟아부어 주는 겁니다.

24O zaman bu kişi daha da duygulanarak, daha çok şarıl şarıl gözyaşı dökerek, 하나님'a "Teşekkür ederim. Teşekkür ederim." diyerek, yolda yürüse de, bu kişi ifadesiz bir yüzle yolda dolaşmamıştı.그러면 이 사람은 더욱더 감격해서 눈물을 더 펑펑 쏟으면서, 하나님에게 "감사합니다. 감사합니다." 하면서, 길을 걸어도 걸었지, 이 사람이 맹숭맹숭한 얼굴을 가지고 길을 걸어 다니던 일이 없었던 겁니다.