Doğrulama talebini göz ardı ederek karar verdi
1헌금'u bir kuruş bile yapmadığı halde, yüz milyonlarca 헌금 yaptığı söylenerek, 이 사람'ı uzun süre hapis yatırıp çıkardılar, değil mi?헌금을 일전도 하지 아니하고 헌금을 몇억씩 했다고 해가지고, 이 사람을 징역을 오래 살고 나오게 했죠?
2Sizler, bu yüzden 이 사람 yargıca ne dedi biliyor musunuz?여러분들, 그래서 이 사람이 재판관한테 말하기를 뭐라고 말을 했느냐 하면,
3"O insanlar bir kuruş bile 헌금 yapmadılar.""저 사람들은 헌금 일전도 안 했습니다."
4"Onlar derme çatma evlerde ve kiralık odalarda yaşayan insanlardır.""하꼬방에서 살고 또 월세방에서 사는 사람들입니다."
5"Ve kiliseye gelirken yol paraları olmadığı için, sürekli cemaatimizden yol parası dilenip, yol paraları olmadığı için gidemeyeceklerini söyleyip, sadece yol parası ödünç istedikleri için ödünç alıp kiliseye gelen insanlardı.""그리고 교회에 나올 때에 차비가 없으니까, 차비를 만날 우리 신도들한테 손 벌리고 차비가 없어서 못 가니, 차비만 꾸어달라고 그래서 꾸어가지고 교회에 나왔던 사람들입니다."
6"Bu yüzden o insanların 헌금 yaptığına dair kanıtları aramanızı rica ediyorum. Gerçekten 헌금 yapabilecek parası olan insanlar olup olmadığını gösteren kanıt!""그러니까 저 사람들이 헌금했다고 하는 것의 증거를 찾아보시기 바랍니다. 과연 헌금할 수 있는 돈이 있는 사람들인지 보여주는 증거!"
7"Kanıt arayacaksanız, 헌금 yaparken çekilmiş fotoğrafları kanıt olarak aramak yerine, 헌금 yapmadan önce o parayı bankaya yatırmış olmaları gerekmez mi?""증거를 찾아보시려면 헌금할 때 사진 찍은 걸 증거로 찾는 게 아니고, 헌금하기 전에 그 돈을 은행에 예금했을 것 아닙니까?"
8"O zaman o 헌금'u yapmadan önce yatırdıkları banka cüzdanını getirmelerini isteyin.""그러면 그 헌금 하기 전에 예금했던 통장을 가져오라고 하십시오."
9"O banka cüzdanını getirirlerse, bana hangi cezayı verirseniz verin kabul edeceğim." dedi."그 통장을 가져오면 내가 어떤 처벌을 해도 받겠습니다." 그랬어요.
10이 사람 o yargıca böyle anlattı ama 이 사람'ın sözleri işe yaramadı.그렇게 이 사람이 그 판사한테 이야기했지마는 이 사람의 말이 씨가 먹지 않아.
11Nedenini biliyor musunuz?왜 그런지 아세요?
12Çünkü yüksek rütbeli bir kişi 이 사람'ı 헌금 dolandırıcılığından cezalandırmasını emrettiği için, 이 사람'ı 헌금 dolandırıcılığından cezalandırmazsa yargıcın kellesi gider.높은 사람이 이 사람을 헌금 사기로 처벌하라고 명령을 했기 때문에, 이 사람을 헌금 사기로 처벌하지 않으면 판사 모가지가 뚝 떨어져.
13Bu yüzden mecburen, sanık o 헌금'un doğrulanmasını talep etti ama, sizler, sanık böyle bir talepte bulunursa yasa, sanığın talebini mutlaka yerine getirecek şekilde düzenlenmiştir.그러니까 할 수 없이 그러한 헌금했다는 검증을 하라고 피의자가 요구를 했지마는, 여러분들, 피의자가 그런 요구를 하면 반드시 피의자의 요구를 들어주게끔 법이 되어 있어요.
14Ama sanığın sözünü dinlemeyip "Şu kadar yıl hapis!" diyerek böyle cezalandırdılar.그런데 그 피의자의 말을 듣지 아니하고 "징역 몇 년!" 하고서 이렇게 처벌했던 거예요.
15O yasaya göre, yargıç "Şu kadar yıl hapis!" diye hüküm verdiğinde, mutlaka hapis yatmak zorundadır. Yasa böyledir.그 법에는 판사가 "징역 몇 년!"이라고 언도를 하게 되면, 징역을 꼭 살아야 돼요. 법이 그렇게 되어 있어요.
16Böylece 이 사람, delilleri bile doğrulamadan yargılama yapıldığı için itiraz etti.그래가지고 이 사람이 그렇게 증거도 확인 안 하고 재판을 하니까, 항소를 했어요.
17İtiraz edildiğinde, devam eden ikinci derece mahkemesi, bölge mahkemesi temyiz dairesinde veya yüksek mahkemede yargılanır.항소를 하게 되면, 진행되는 2심 재판은 지방법원 항소부나 고등법원에서 재판하게 되어 있어요.
18Bu yüzden buna ikinci derece mahkemesi denir.그래서 이거를 2심 재판부라고 그래요.
19Orada yargılama yapılırken de yine 이 사람, 이 사람 hukuk eğitimi aldığını söylemişti, değil mi?거기에서 재판할 때에도 역시 이 사람은, 이 사람은 법률 공부를 했다고 그랬죠?
20Bu yüzden savunma yapan avukattan bile yasayı daha iyi biliyor, 이 사람.그래서 변호한 변호사보다도 법을 잘 알아요, 이 사람이.
21Bu nedenle 이 사람 doğrulama yapılmasını talep etmişti.그렇기 때문에 이 사람은 검증을 해달라고 요청을 했던 거예요.
22Böyle bir talepte bulunulursa, doğrulamayı yapmamak mümkün değildir.그렇게 요청을 하면, 검증을 안 할 수가 없는 거예요.
23Ama bunu görmezden gelip karar verdiler. Anladınız mı?그런데 그걸 무시하고 판결을 했어요. 아시겠어요?
24Bu yüzden böyle durumlarda, cemaat yüz kişi de olsa, bin kişi de olsa, on kişi de olsa fark etmez.그래서 그런 때에는, 신도들이 백 명이든 천 명이든 열 명이든 좋아요.
25Cemaat "O insanlar 헌금 yapma yeteneği olmayan insanlardır ve her gün sadece erişte yiyen insanlar nasıl 헌금 yapmış olabilirler?"신도들이 "저 사람들은 헌금할 능력이 없는 사람들이고, 매일 국수만 먹던 사람들이 어떻게 헌금을 했다고 합니까?"
26"Yani bir kuruş bile 헌금 yapmadıkları için, bu insanların 헌금 yaptığına dair sözler apaçık bir yalandır." deyip,"그러니까 일전도 헌금을 하지 않은 것이니까, 이 사람들이 헌금했다고 하는 말을 새빨간 거짓말입니다." 하고
27Hepsi yargıca dilekçe sunarsa, ne kadar yüksek rütbeli bir kişi "헌금 dolandırıcılığından cezalandırın" diye emretmiş olsa da, kendi kellesi gitse bile, bu kadar çok tanık dilekçe sunarsa cezalandırılamaz.전부 탄원서를 판사한테 내버리면, 아무리 높은 사람이 "헌금 사기로 처벌하라"라고 명령을 했어도, 자기 모가지가 도망갈지라도, 많은 증인이 그렇게 탄원서를 내고 그러면 처벌할 수가 없어요.
28İşte bu, hukuk devletinde yapılan şeydir, bu.이게 법치국가에서 하는 거예요, 이게.
29Ülkemiz bir hukuk devletidir.우리나라 법치국가예요.
30Ama cemaat öyle yapmadığı için, yani cemaatin bunu kabul ettiği anlamına geliyor.그런데 신도들이 그와같이 하지 아니하니까, 그러니까 신도들이 인정하는 걸로 되어버려요.
31"Vay be~ O insanların 헌금 yaptığı sözü yalan olsaydı, cemaat neden sessiz kalırdı?""이야~ 저 사람들이 헌금했다는 말이 거짓말이면, 왜 신도들이 가만히 있느냐?"
32"Yani cezalandırılsa da sorun olmaz" şeklinde yasal bir yetkili yorum haline geliyor."그러니까 처벌해도 괜찮다"라고 하는 그런 법적으로 유권해석이 되어버려요.
33Bu yüzden cezalandırıldı. Anladınız mı?그래서 처벌을 받게 된 거예요. 아시겠어요?
34Bu yüzden sadece şikayetçiler şikayet edip öyle hapis yatmadı, cemaat cemaatlik görevini yapamadığı için 이 사람 cezalandırıldı.그래서 고소인들만 고소를 해서 그렇게 옥중 살이 한 것이 아니라, 신도들이 신도의 구실을 못 했기 때문에 이 사람이 처벌받은 거예요.
35Bu yüzden 이 사람 ilk zamanlarda söylemişti.그래서 이 사람이 초창기에 말을 했어요.
36İlk zamanlarda "Sizler 하나님 için çalıştığınızı söylüyorsunuz ama aksine 하나님'a zarar verdiğiniz zamanlar da oluyor!" demişti.초창기에 "여러분들이 하나님을 위해서 일을 한다고 하지만, 도리어 하나님을 해칠 때가 있다!"라고 그랬어요.
37İşte tam da o.그게 바로 그것이에요.
38이 사람 zaten her şeyi önceden görmüştü.이 사람 벌써 앞을 내다본 거예요, 다.
39Gelecekte olacakları her şeyi biliyordu.앞으로 되어질 것을 다 알고 있었어요.