Beş Büyük Söz Bölüm 10

Kim Il-sung'un Güney'i işgal emrini engelledi

1Eskiden, düşman uçakları binlerce, on binlerce gelse bile, 이 사람 sadece baksa hepsi toz olur dendiğini duydunuz, değil mi?옛날에 여러분들, 적의 비행기가 수천 수만 대가 날아와도 이 사람이 바라보기만 하면 전부 가루가 된다는 말씀을 들었죠?

2Tam olarak 이 사람 yapıyor. 이 사람. Anladınız mı?바로 이 사람이 하는 거야. 이 사람이. 아시겠어요?

3이제 그대로, 1980 yılında şöyle bir olay oldu: Chun Doo-hwan Başkan olmadan önce, General Chun Doo-hwan o zamanlar Savunma Güvenlik Komutanlığı'nın komutanıyken, General Jeong Seung-hwa, Kara Kuvvetleri Komutanı'nı tutuklamaya çalıştığında, Jeong Seung-hwa'nın astları tabancalarla ve tüfeklerle rastgele ateş açtı ve bir çatışma çıktı, değil mi? Çıktı mı, çıkmadı mı?이제 그대로, 1980년도에 어떤 일이 있었냐면, 전두환 대통령이 대통령 되기 전, 전두환 장군으로서 당시에 보안사 사령관으로 있었을 때, 그때 정승화 장군, 육군 참모총장을 체포하려고 할 때에 정승화 부하들이 권총과 총을 난사하고 격투 전이 벌어졌어, 안 벌어 졌어?

4O çatışma çıktığında, Kuzey Kore'den Kim Il-sung güneye saldırmak için 500 uçağı havaya kaldırdı, değil mi?그 격투 전이 벌어졌을 때, 북한 김일성이가 남침을 하기 위해 비행기 500대를 일단 공중으로 뜨게 했던 거죠?

5Bu yüzden, 이제 그대로, ilk olarak havalanarak 500 savaş uçağı Pyongyang semalarında yükseldi.그래서, 이제 그대로, 일단 이륙을 해서 비행기 500대가 전투기가 평양 상공에 떴건 겁니다.

6"Bir sonraki emri takip ederek güneye saldırın.""그다음 명령을 따라 남침을 해라"

7"Güney'e inin.""남쪽으로 내려가라"

8"Bu yüzden güneye gidip önemli binaları yıkın ve önemli binaları havaya uçurun" diye bir emir vardı."그래서 남쪽에 가서 중요 건물을 파괴하고, 중요 건물을 폭파시켜라" 하는 명령이 있었던 거예요.

9"Bir sonraki emri bekleyin!" denilerek 500 uçak havalandı ama, ondan sonra güneye inememelerinin nedeni şuydu:"다음 명령을 기다려라!" 해놓고 일단 비행기가 500대가 떴는데, 그다음에 남쪽으로 내려오지 못한 것은

10O zaman Kim Il-sung'un o 'bir sonraki emri' iletildi mi, iletilmedi mi?그때 김일성의 그 '다음 명령'이 전달됐어, 전달이 안 됐어?

11İletilmedi, değil mi?전달이 안 됐죠?

12O zamanlar Amerika'dan, 이제 그대로, radyo dalgalarını engelleme eylemi yapıldığı ve bu yüzden uçakların güneye saldıramayıp geri indiği söylenir ama그 당시에 미국에서, 이제 그대로, 전파 차단을 시키는 작용을 해서 그 당시에 비행기가 남침을 못 하고 도로 착륙했다 하는 말이 있지만

13Gerçekte o radyo dalgalarını engelleyerek uçakların öyle havalanmasını engelleyebilir mi?사실은 그 전파를 차단해서 비행기가 그렇게 떠나지 못하게 할 수 있을까?

14Yapamaz. Anladınız mı?할 수 없어. 아시겠어요?

15Tam olarak 이 사람 o radyo dalgalarını engelledi.바로 이 사람이 그 전파를 차단했어요.

16Kim Il-sung ne kadar emir verse de, uçak pilotlarına ulaşması gerekir.김일성이 아무리 명령을 해도 비행기 조종사들한테 통해야 말이지.

17Emir gelmeyince. Uçak yakıtı bitiyor mu, bitmiyor mu?명령이 안 오니까. 비행기 기름이 다 떨어져, 안 떨어져?

18Yakıtı tamamen bittiği için, güneye inip geri dönebilir mi, dönemez mi?기름이 다 떨어지니까, 남쪽까지 내려갔다가 돌아올 수가 있어, 없어?

19Geri dönemeyeceği için geri inmesi mi gerekiyor, inmemesi mi gerekiyor?돌아올 수가 없으니까 도로 내려와야 돼, 안내려와야 돼?

20Geri inmesi gerekiyor, değil mi?도로 내려와야죠?

21Böyle bir olay olmuştu, değil mi?그러한 일이 있었던 거죠?

22Bu yüzden ilk zamanlarda ben söyledim mi, söylemedim mi?그래서 초창기에는 내가 말을 했어, 안 했어?

23İlk zamanlarda böyle şeyler söyledim, değil mi?초창기에는 이런 말을 했죠?

24이제 그대로, Kim Il-sung o zamanlar güneye saldırmaya çalışırken, General Chun Doo-hwan General Jeong Seung-hwa'yı, Kara Kuvvetleri Komutanı'nı tutuklamaya çalıştığı sırada이제 그대로, 김일성이가 남침을 할려고 그 당시에, 전두환 장군이 정승화 육군 참모총장을 체포할 당시에

25O zamanlar Başkan Park Chung-hee'yi tabancayla vurup öldürdüler, değil mi? Öyle mi, değil mi?그 당시에 그 박정희 대통령을 권총으로 쏴서 죽였던 거죠? 그랬어요, 안 그랬어요?

26Tabancayla Başkan Park Chung-hee'yi öldürdükten sonra iktidarı ele geçirmeye çalışan o zamanki kimdi?권총으로 박정희 대통령을 죽인 다음 정권을 잡으려고 했던 그 당시의 누구든가?

27Ah, 김재규!아, 김재규!

28General 김재규, değil mi?김재규 장군이죠?

29O General 김재규 o zamanlar Merkezi İstihbarat Teşkilatı başkanı iken, General 김재규 ile aslında kendisi şimdi inkar etse de, 이 사람 bilir mi, bilmez mi?그 김재규 장군이 당시에 중앙 정보부장으로 있었을 때, 김재규 장군과 사실은 지금 본인이 부인을 하지만, 이 사람은 알까, 모를까?

30O zamanlar dört yıldızlı bir generalle işbirliği yaparak, öyle büyük bir işe kalkıştı.그 당시 4성 장군과 결탁을 해가지고, 그와 같은 거사를 일으킨 거예요.

31Bu yüzden Başkan Park Chung-hee'yi öldürdü.그래서 박정희 대통령을 죽인 거예요.

32Bu yüzden bunu öğrenen, 이제 그대로, istihbarat sisteminden bir general olan General Chun Doo-hwan merkeze geçerek, o zamanlar şimdiki Başkan Roh Tae-woo ve o zamanlar bir başka kişi kimdi?그래서 그걸 알게 된, 이제 그대로 정보 계통의 장군이 되는 전두환 장군이 중심이 되어가지고, 당시에 현재 대통령인 노태우 대통령이라든지, 당시에 또 한 사람이 누구든가?

33Jeong... Jeong Ho-yong, değil mi?정... 정호용이죠?

34O üçü tam olarak sınıf arkadaşıydı. Arkadaş oldukları için o zamanlar, 이제 그대로, birbirlerine "Sen başkan ol, sen başkan ol, sen başkan ol" diye erteleyip durdular ve sonunda Chun Doo-hwan başkan oldu, değil mi?그 셋이가 바로 동기생이요. 친구지간인 고로 그 당시에, 이제 그대로, 서로서로 대통령을 네가 해라 네가 해라 네가 해라 미루다가 전두환 대통령이 되고야 말았죠?

35Ondan sonra Roh Tae-woo Başkan, ondan sonra sen, böyle dendi ama. Roh Tae-woo Başkan'a kadar sıra olduğu gibi devam etti ama, ondan sonra olması gerekiyor mu, gerekmiyor mu?그다음에는 노태우 대통령, 그다음에는 너, 이렇게 했는데 그만. 노태우 대통령까지는 순서가 이제 그대로 됐지만, 그다음부터는 되게 되어 있어, 안 되게 되어 있어?

36Olmaması için, kamuoyu öyle döndü, değil mi? Öyle mi, değil mi?안되게끔, 국민 여론이 그렇게 돌아가고 말았죠? 그랬어요, 안 그랬어요?

37O zamanlar, 이제 그대로, öyle bir karışıklık döneminde, Kim Il-sung o karışık fırsattan yararlanarak güneye saldırmaya çalıştı ama, o güney saldırısını engelleyen, yapmasını önleyen 정도령 miydi, yoksa sıradan bir insan mıydı?그 당시에, 이제 그대로, 그와 같이 혼란기에, 그런 혼란한 기회를 틈타가지고 남침하려고 김일성이가 했지만, 그 남침을 차단, 못 하게끔 정도령이 막은 거야, 보통 사람이 막은 거야?

38O savaşın çıkmasını o zaman 정도령 engelledi.그 전쟁이 일어날 걸 그때 정도령이 막은 거야.

39Bu muazzam gerçek birazdan dünya çapında duyulursa, tüm dünya şaşıracak mı, şaşırmayacak mı?이 엄청난 사실이 전 세계적으로 좀 이따가 알려지면, 전 세계가 다 놀랄까, 안 놀랄까?

40Hepsi şaşırdı, değil mi?다 놀랬죠?

41Amerika da şaşıracak mı, şaşırmayacak mı?미국서도 놀랄까, 안 놀랄까?

42Şaşıracak, değil mi?놀라게 되겠죠?