Yeni Söz Bölüm 7

이긴자 Olmanın Sırrı

1"Kendini ve düşmanını bilirsen, zafer kesindir" diye bir söz Sun Tzu'nun Savaş Sanatı'nda var, değil mi?"지기지적(知己知敵)이면 필승(必勝)이라" 하는 말이 손자병법에 있죠?

2Kendini ve düşmanını bilmekle o savaşta zafer kazanılır; kendini bilmeden ve düşmanını bilmeden o savaşı kazanmanın mümkün olmadığı söylenir.자신을 알고 적을 알아야 그 싸움에서 승리하는 것이지, 자신을 몰라가지고 또 적을 몰라가지고는 그 전쟁에서는 이길 수가 없다고 하는 말이 있는 거죠.

3Ancak bu, Sun Tzu'nun Savaş Sanatı'nda kayıtlı olsa da, aslında bu kişi galip bir yaşam sürerken bu Savaş Sanatı'nı ödünç almıştır.그런데 그것은, 이제 그대로, 손자병법에 기록이 되어 있지만 사실은 이 사람이 이기는 생활을 할 때에 이 손자병법을 빌린 것이올시다.

4Kendini ve düşmanını bilmekten bahsedince, düşman dışarıda mı, içimde mi?자신을 알고 적을 안다니까, 적이, 이제 그대로, 밖에 있는 거예요, 내 안에 있는 거예요?

5İçimde, değil mi?내 안에 있는 거죠?

6İçimde. Anlıyor musunuz?내 안에 있어요. 아시겠어요?

7Bu yüzden, kendini ve düşmanını bilmekle o savaşı kazanmanın mümkün olduğu sözünü bu kişi asla öylece gözden geçirmiş veya üstünkörü dinlemiş değildir.그래서 자기 자신을 알고 적을 알아야 그 전쟁에서 이길 수가 있다고 하는 말씀을 이 사람은 그냥 훑어보거나 훑어서 듣거나 그래본 적이 없는 것입니다.

8Bu, tam da ilahi bir prensip ve hakikattir, ben böyle düşünen bir kişiyim.그것은 바로 천리요 진리라고, 나는 이렇게 여기는 사람입니다.

9Bu yüzden bu kişi, kendini ve düşmanını bildikten sonra, sonra kendini yenerken, 마귀'yi yenerken, o düşmanı tanıdıktan sonra yenmek kolay mı olur, zor mu olur?그래서 이 사람이, 이제 그대로, 자신을 알고 적을 안 다음, 그다음에 자신을 이기는데, 마귀를 이기는데, 이제 그대로, 그 적을 알고 나니까 이기기가 쉬울까, 이기기가 어려울까?

10Yenmek kolaydır, değil mi?이기기가 쉽죠.

11Çok kolaydır.아주 이기가 쉬워요.

12Ama bu dünya insanlarını şöyle bir kenardan izlediğimde, kendini de düşmanını da bilmeden, hırıldayarak kavga eden insanlar var; şöyle bir baktığımda gerçekten aptallar.그런데 이 세상 사람들을 가만히 내가 옆에서 보면, 자신도 모르고 적도 모르면서, 이제 그대로, 씩씩거리고 싸움을 싸우는 사람이 있는데, 내가 가만히 보면 참 멍텅구리야.

13Tamamen tarif edilemez aptallar.아주 말할 수 없는 멍텅구리야.

14Bu yüzden her gün kavga etseler de, her gün yenilen bir hayat sürerler.그래서 맨날 싸워봐야 맨날 지는 생활을 해.

15Her gün yenilen bir hayat sürdükleri için, sonuç olarak, o 마귀 haline gelen 'ben' bilinci olan gurur giderek güçlenecek mi, zayıflayacak mı?맨날, 지는 생활을 하게 되니까 결과적으로, 이제 그대로, 점점 점점 그 마귀가 되는 '나'라는 의식이 되는 자존심이 점점 강해질까, 약해질까?

16Güçleniyor, değil mi?강해지는 거죠.

17그런고로, 이제 그대로, bu kişi sizlere iman şahitliklerini anlatırken, bu kişiyi bir 이긴자 yapmak için onlarca yıl boyunca birçok insan aracılığıyla '마귀 sesi duyurdu' (마귀 muamelesi görmesini sağladı) ve birçok insan bu kişiyi dışladı, hatta ailesi bile bu kişiyi insan yerine koymayıp bir 마귀 새끼 olarak görmesini sağladı, öyle mi dedi, yoksa öyle demedi mi?그런고로, 이제 그대로, 여러분들에게 이 사람이 신앙 간증담 말씀할 때, 이 사람을 이긴자 만들기 위해서 수십 년간을 많은 사람을 통해서 '마귀 소리를 듣게`(마귀 취급을 당하게) 했고, 많은 사람들이 이 사람을 돌배치고(따돌리고), 심지어는 가족들도 이 사람을 사람으로 여기지 않고, 마귀 새끼로 여기게끔 만들었다고 했어, 안 만들었다고 했어요?

18Öyle dediler, değil mi?만들었다고 그랬죠.

19İşte bu, bir 이긴자'nın yürüdüğü yoldur. Anlıyor musunuz?그게 바로 이긴자가 걸어온 길이에요. 아시겠어요?

20그런고로, 이제 그대로, eğer tamamen bir 이긴자 olmazsanız, 승리제단'a gelmenize gerek var mı, yok mu?그런고로, 이제 그대로, 완전히 여러분들이 이긴자가 되지 아니하면, 승리제단 나올 필요가 있어요, 없어요?

21승리제단'a gelmeye gerek yok.승리제단 나올 필요가 없어요.

22Anlıyor musunuz?아시겠어요?

23Bir 이긴자 olunca 승리제단'a gelmenin bir anlamı olur ve 승리제단'a gelmenin amacı tam da bir 이긴자 olmak içindir, yoksa 승리제단'a sadece güzel sözler dinlemek için mi geliyorsunuz?이긴자가 되어야 승리제단에 나오는 보람이 있고, 승리제단 나오는 목적이 바로 이긴자가 되기 위한 거지, 이제 그대로, 승리제단에 그냥 좋은 말 듣기 위해서 여러분들이 나오는 거예요?

24Öyle değil, değil mi?그게 아니죠.

25그런고로, bir 이긴자 olmak istiyorsanız, 이긴자 olmanın sırrını, bu kişinin nasıl bir 이긴자 olduğunu bilmeniz mi gerekir, bilmemeniz mi?그런고로 여러분들이 이긴자가 되려면 이긴자 되는 비결을, 이제 그대로, 이 사람이 이긴자가 어떻게 해서 되었나 하는 것을 알아야 돼요, 몰라야 돼요?

26Bilmeniz gerekir, değil mi?알아야죠.

27그런고로 bu kişi onlarca yıl '마귀 sesi duydu' (마귀 muamelesi gördü), onlarca yıl dayak yedi, her türlü hakareti işitti ve bu dünyada tamamen tutunamadığı, başını koyacak bir yerinin olmadığı bir hayat yaşadığını mı söyledi, yoksa bu dünyada övgü dolu bir hayat yaşadığını mı söyledi?그런고로 이 사람이 수십 년 동안 '마귀 소리를 듣고'(마귀 취급을 당하고), 수십 년 동안 뭇매를 맞고, 이제 그대로, 갖은 욕을 다 먹으면서, 이제 그대로, 완전히 발을 붙일 수가 없는, 이 세상에서는 머리를 둘 곳이 없는 세상을 살았다고 그랬어요, 이 세상에서 칭찬받는 생활을 했다고 그랬어요?

28Başını koyacak bir yeri olmadığını söyledi, değil mi?머리를 둘 곳이 없다고 그랬죠.

29Başını koyacak bir yeri yoktu.머리를 둘 곳이 없었어요.

30Anlıyor musunuz?아시겠어요?

31Aslında sizler, bir dereceye kadar lütuf alıp da o lütfun korunmasını istiyorsanız, 마귀 barındıran bir günahkarla muhatap olursanız kirlenir misiniz, kirlenmez misiniz?사실은 여러분, 어느 정도 은혜받아서, 이제 그대로, 그 은혜가 간직되려면, 마귀가 들어 있는 죄인과 상대를 하면 오염이 돼요, 오염 안 돼요?

32Kirlenmez demek kocaman bir yalandır. Anlıyor musunuz?오염 안 된다는 건 새빨간 거짓말이야. 아시겠어요?

33Bu yüzden, sağda solda çok arkadaşı olan kişi asla bir 이긴자 olamaz. Anlıyor musunuz?그래서 이 사람 저 사람 친구가 많은 사람은 절대로 이긴자가 안 돼. 아시겠어요?

34Yalnız biri olunca 이긴자 olunur, çok arkadaşı olan kişi bir 이긴자 olamaz. Anlıyor musunuz?외톨박이가 되어야 이긴자가 되지, 친구가 많은 사람은 이긴자가 될 수가 없어요. 아시겠어요?

35Bu yüzden bu kişi nerede yaşadı derseniz, tam da 신앙촌'da yaşadığını söyledi, değil mi?그래서 이 사람이, 이제 그대로, 살기를 어디서 살았냐면 바로 신앙촌에서 살았다고 그랬죠.

36신앙촌 toplumunda yaşarken, yüzlerce, binlerce kişi bu kişiyi görünce başını çevirir, 마귀 새끼 diye hakaret ederdi, hatta bazıları balgam tükürdüğünü söyledi, değil mi?신앙촌 지역사회에서, 이제 그대로, 살면서 수백 명, 수천 명이 이 사람을 보면 고개를 외면하고, 마귀 새끼라고 욕하고, 어떤 사람은 가래침을 뱉었다고 그랬죠?

37Beyefendinin takım elbisesine balgam tükürdüklerinde, bu kişi "Neden başkasının elbisesine balgam tükürüyorsun?" diye mi kızdığını söyledi, yoksa hiçbir şey demeden ot koparıp o balgamı sildiğini mi söyledi?가래침을 신사 양복에다 뱉어가지고, 이 사람은 왜 남의 옷에다가 가래침을 뱉냐고 욕했다고 그랬어요, 아무 소리 안 하고 풀을 뜯어가지고 그 가래침을 닦았다고 그랬어요?

38Hiçbir şey demeden o balgamı silince, arkalarına bakıp gülerek gittiler. Anlıyor musunuz?아무 소리 안 하고 그 가래침을 닦으니까, 뒤로 보면서 웃으면서 가더라고요. 아시겠어요?

39Ancak ilk balgam tükürdüklerinde "마귀 새끼!" diye kin dolu bir kalple tükürmüş olsalar da, bu kişi hiçbir direniş göstermeden ot koparıp o balgamı sildiğinde, kendisi alay etmiş olsa da, o kişinin de vicdanı var mıdır, yok mudur?그러나 일단 가래침을 뱉을 때는 "마귀 새끼야!" 괘씸한 마음을 가지고 가래침을 뱉었지만, 이 사람이 아무런 반항 없이, 이제 그대로, 풀을 뜯어서 그 가래침을 닦아내고 할 때, 자기가 비웃었지만, 그 사람도 양심이 있을까, 없을까?

40Vicdanı vardır, değil mi?양심이 있겠죠.

41Vicdanı olduğu için, 이제 그대로, yürürken o otobüse binmek için epey yol kat ederken, "Ben de çok ileri gittim" diye pişmanlık duymuş mudur, duymamış mıdır?양심이 있는 고로, 이제 그대로, 걸어가면서 저 버스 타러 나가려면 한참 걸어 나가면서, "나도 너무했구나" 하고서 반성이 됐을까요, 반성이 안 됐을까요?

42Pişmanlık duymuştur, değil mi?반성이 됐겠죠.

43Böyle bir hayat sürerken, hatta 신앙촌 오만제단'a her zaman sabah ibadeti için çıkarken, bu kişi ibadet için çıkar çıkmaz yakasından tutup sürükleyerek nereye götürüyorlardı derseniz, çam ağaçlarının bol olduğu tenha bir yere götürüp köpek gibi dövüyorlardı.그와 같은 생활을 하는가 하면 심지어는 신앙촌 오만제단에, 이제 그대로, 늘 새벽 예배 보러 올라가는데, 이 사람이 예배 보러 올라가기만 하면 멱살을 쥐고 끌어내다가 질질 끌려서 어디로 가느냐 하면, 소나무가 많은 으슥한 곳으로 데려다가 개 패듯 하는 겁니다.

44Üzerine battaniye örtüp kimin dövdüğü anlaşılmasın diye, sadece köpek gibi dövüp, ayaklarıyla ezdikleri bu tür şeyleri bu kişi onlarca değil, yüzlerce kez yaşadığını söyledi, değil mi?모포를 뒤집어씌워서 누가 때린 줄 모르게 그냥, 개 패듯 하고, 발로 다가 짓이기고 하는 그런 일을 이 사람이 수십 번이 아니라 수백 번을 당했다고 그랬죠?

45Yüzlerce kez böyle şeyler yaşadı. Anlıyor musunuz?수백 번을 그런 일을 당했어요. 아시겠어요?

46Ama böyle olsa, sıradan bir insan eşyalarını toplayıp 신앙촌'dan çıkar mı, çıkmaz mı?그러나, 그렇게 하면은 웬만한 사람 같으면 보따리 싸가지고 신앙촌에서 나올까, 안 나올까?

47Eşyalarını toplayıp çıkar, değil mi?보따리 싸가지고 나오겠죠.

48Sürekli dayak yedikleri için, dayak yemek istemedikleri için de çıkarlar ve insan muamelesi görmedikleri için, bu kişinin gururu yaşıyor olsaydı, sürekli kötü hissedeceği ve orada yaşayamayacağı için, gururu incindiği için, eşyalarını toplayıp çıkar, değil mi?사람을 만날 패니까, 매 맞기 싫어서도 나오게 되고, 사람 취급을 하지 않으니까, 이제 그대로, 이 사람의 자존심이 살아있다면, 만날 기분이 나빠서 거기서 살 수가 없는 고로, 자존심이 상하는 고로, 보따리 싸가지고 나오게 되죠.

49Bu kişinin onlarca yıl orada yaşamış olması, gururu olduğu anlamına mı gelir, olmadığı anlamına mı?이 사람이 수십 년간 그 안에서 살았다는 것은 자존심이 있는 거야, 없는 거야?

50Gururu yok demektir. Anlıyor musunuz?자존심이 없는 거예요. 아시겠어요?

51Kim ne derse desin kötü hissetmedi, kim döverse dövsün kırılmadı.누가 뭐라고 그래도 기분 나쁘게 생각하지 않고, 누가 때려도 섭섭하게 생각하지 않았다.

52"Ah, insan olup da nasıl böyle olabilir ki?" diye düşünen insanlar olabilir ama aslında sizler, bu kişi gibi olmazsanız, kurtuluş var mıdır?"아~ 사람이 돼가지고~ 어떻게 그럴 수가 있을까~" 하는, 이런 마음을 가진 사람이 있겠지만, 사실은 여러분들, 이 사람과 같지 않으면, 구원이 있어요?

53Bu kişinin gittiği yoldan gitmedikçe kurtuluş olur mu, olmaz mı?이 사람이 가는 길, 가지 않고서는 구원이 있겠어, 없겠어?

54Kurtuluş yok. Anlıyor musunuz?구원이 없어요. 아시겠어요?

55그런고로, 이제 그대로, o insanlar bu kişiyle muhatap olmadığı için, bu kişinin arkadaşı var mı, yok mu?그런고로, 이제 그대로, 그 사람들이 이 사람을 상대해 주지 아니하니까, 이 사람에게 친구가 있어요, 없어요?

56Arkadaşı olmadığı için, günahkarlarla muhatap olup konuşsa kirlenecekti, ama günahkarlar onunla muhatap olmadığı için, kirlenir mi, kirlenmez mi?친구가 없으니까, 죄인하고 상대를 해서 얘기를 해야 오염이 될 텐데, 죄인들이 상대를 안 해주니까, 오염이 될까, 안 될까?

57Kirlenmez.오염이 안 돼.

58하나님 bu kişiyi böyle yetiştirdi. Anlıyor musunuz?하나님이 이 사람을 그렇게 키웠어요. 아시겠어요?

59Bu yüzden bu kişinin arkadaşı olmadığı ve onunla muhatap olan kimse olmadığı için, bu kişinin dünyada yalnız yaşamak, dünyada yalnız yürümek zorunda olduğu bir hayat sürdüğünü sizlere anlatmam, bir şeyi övmek için mi, yoksa bir 이긴자 olmanın sırrını tartışmak için mi?그래서 이 사람이 친구가 없고, 이 사람을 상대해 주는 사람이 없는 고로, 이 사람이 홀로 세상을 살아야 하는, 세상을 홀로 걸어가야 하는 이런 생활을 했다고 하는 것을 여러분들에게 말씀한 것은, 뭘 자랑하기 위해서 말하는 거야, 이긴자가 되는 비결을 논하는 거야?

60Bir 이긴자 olmak istiyorsanız, bu kişinin gittiği yoldan yürümelisiniz. Anlıyor musunuz?이긴자가 되려면, 이 사람이 가는 길을 걸어야 돼. 아시겠어요?

61그런고로, 이제 그대로, bir 이긴자 olmak istiyorsanız, dünyada arkadaşınız olmamalı ve ayrıca beni seven insanlar olmalı mı, olmamalı mı?그런고로, 이제 그대로, 이긴자가 될려면, 바로 세상에 친구가 없어야 되고, 또한 나를 좋아하는 사람이 있어야 돼요, 없어야 돼요?

62Olmamalı. Anlıyor musunuz?없어야 돼. 아시겠어요?

63Bu yüzden beni seven kimse de olmamalı, bana yakın olan kimse de olmamalı ki lütuf korunsun, aksi takdirde lütuf korunamaz. Anlıyor musunuz?그래서 나를 좋아하는 사람도 없어야 되고, 나를 가까이하는 사람도 없어야만, 은혜가 간직되지, 그렇지 않으면 은혜가 간직될 수가 없는 거예요. 아시겠어요?