Subay Eğitimi
1Hepinizin bildiği gibi, 이 사람 11 yıl subaylık yaptıktan sonra ayrıldığını söylemişti, değil mi?여러분들 다 아시다시피 이 사람이 장교 생활을 11년하고 나왔다고 그랬죠?
2Subaylık hayatı, hepiniz, askeri subaylık hayatı yaşamış olanlar hemfikir olacaktır ki, ne tür bir eğitim verirler? 이제 그대로, bir subayın uluslararası bir beyefendi olduğu öğretilir.장교 생활이라는 것은 여러분들, 군대 장교 생활해 본 사람은 다 공감하겠지만, 무슨 훈련을 시키느냐 하면, 이제 그대로, 장교라는 것은 국제 신사라고 교육을 합니다.
3Uluslararası bir beyefendi olduğu için, her sözü doğru söyler, yürüyüşünde çenesini öne çeker, gözlerini hafifçe yukarıya bakacak şekilde tutar ve adımlarını düzgün atması söylenir.국제 신사이기 때문에 말 한마디도 똑바른 말을 하고, 걸음걸이도 턱을 앞으로 당기고, 눈을 약간 위로 쳐다보는 그러한 눈을 가지고 걸음을 걷되 발을 똑바로 걸으라는 겁니다.
4Bu, subay eğitim süresindeki eğitim sürecidir.그것이 장교 훈련 기간에 훈련 과정입니다.
5Bu yüzden 이 사람 subay eğitimi alırken, sabah 4'te uyandırılırdı.그래서 이 사람이 장교 훈련받을 때, 새벽 4시에 기상을 시켜 일으키는 겁니다.
6Uyandırdıktan sonra, kıyafet giymeyip çırılçıplak dışarı çıkmamızı söylerlerdi.일으켜 놓고 옷을 입지 말고 빨가벗고 나오라는 겁니다.
7O zamanlar ne zamandı biliyor musunuz, kış ortası, hava sıcaklığının eksi 20 dereceye kadar düştüğü zamanlardı.그때가 어느 때냐 하면, 한겨울 영하 20도까지 내려가는 때입니다.
8Ama çırılçıplak, ayakkabı bile giymeden sahaya çıkmamızı söylerlerdi. Yalınayak.그런데 빨가벗고 운동장에 신발도 신지 말고 나오라는 겁니다. 맨발로.
9Bu yüzden tir tir titrersek, tir tir titrersek, botlarıyla gelip kaval kemiğimize tekmeyi basarlardı.그래서 후들후들 떨면요, 후들후들 떨면, 구둣발로 정강이를 와서 찹니다.
10Kaval kemiğini yavaşça tekmelemezlerdi. Tüm güçleriyle bacaklarına kuvvet verip ayaklarıyla vururlardı.정강이를 천천히 차는 게 아니에요. 있는 힘을 다해서 다리에 힘을 주고 발길로 지릅니다.
11O zaman kaval kemiğinden kan şarıl şarıl akardı.그러면 정강이에서 피가 줄줄 흐릅니다.
12Kan akıyor diye çökersek veya acıyor diye çökersek, o zaman ölürdük, ölesiye döverlerdi.피가 흐른다고 주저앉거나, 아프다고 주저앉거나 하면 그때에는 죽는 겁니다, 죽을 만큼 두드려 팹니다.
13Bu yüzden, öyle olmamak için, kaval kemiğimize tekme atıldığında acısa da dayanmalı ve acıdığını belli etmemeliydik.그렇기 때문에 그렇게 되지 않기 위해서 정강이를 차면 아파도 참고 아프다는 내색을 하지 말아야 됩니다.
14Bu, subayın zihinsel eğitimidir.그것이 장교의 정신교육입니다.
15Ve sonra, hava eksi 20 dereceye düştüğünde, o zaman bir dereyi geçmemizi sağlarlardı ve buz bu kadar kalın donmuştu.그리고 그다음에는 영하 20도씩 내려갈 때 그때 개울을 건너가게 하는데, 얼음이 이렇게 두껍게 얼었습니다.
16Onu balyozla vurarak buzu kırar, sonra subayları eğiten bölük komutanı ilk olarak çırılçıplak soyunur ve kırılan buzlu suya, boğazına kadar gelen suya girerek karşıya geçerdi.그걸 오함마로 때려가지고 그 얼음을 깨고, 그다음에 장교들을 훈련시키는 구대장이 제일 먼저 빨가벗고 그 얼음을 깬 물속에 그대로 목까지 올라오는 물을 건너는 겁니다.
17Karşıya geçerken, eğitim alan subay adaylarına kendisini takip etmelerini söylerdi.그 건너면서 훈련받는 장교 후보생들더러 따라오라고 합니다.
18O zaman takip etmemek mümkün değildi, değil mi?그러면 안 따라올 수가 없죠?
19Bu yüzden peşinden girerlerdi.그래서 따라 들어가는 겁니다.
20Bu yüzden peşinden girdiklerinde, su boğazlarına kadar gelir ve birazcık yanlış yapsalar su yutarlardı.그래서 따라 들어가면 목까지 물이 차 가지고 조금만 잘못하면 물을 먹습니다.
21Böyle bir suya girip çıktıklarında, on dakika geçmeden çenelerinde buz sarkıtları oluşur, testislerinde buz sarkıtları oluşur, öylece salkım salkım sarkardı.그러한 물속에 들어갔다가 나오면, 십 분도 안 되어서 턱에도 고드름이 달리고 불알에도 고드름이 달리고 그냥 주렁주렁 달립니다.
22Buz sarkıtları salkım salkım sarkardı.고드름이 주렁주렁 달립니다.
23Ondan sonra, yalınayak, şimdi asfalt yollar var ama o zamanlar yolların hepsi çakıllı yollardı.그래 놓고는 맨발로 지금이나 아스팔트 도로이지 그 당시에 도로는 전부 자갈을 깐 도로입니다.
24Bu yüzden taşların, çakıl taşlarının döşeli olduğu yolda yalınayak koşmaları söylenirdi.그래서 돌이, 자갈돌이 깔려 있는 도로 위에서 맨발로 뛰라는 겁니다.
25Yalınayak koşmaları söylenmişti ve yalınayak koştuklarında çakıl taşları ayak parmaklarına çarptığı için ayak parmaklarından kan şarıl şarıl akardı.맨발로 뛰라고 그랬는데, 그 맨발로 뛰게 되면 자갈돌이 발가락을 부닥치니까 발가락에서 막 피가 줄줄 흐릅니다.
26Buna rağmen acıyor diye çökerlerse, o zaman neredeyse ölesiye döverlerdi.그렇다고 아프다고 주저앉거나 하면 그때에는 거의 다 죽을 만큼 두드려 팹니다.
27Bu yüzden çökmek isteseler de çökemezlerdi.그렇기 때문에 주저앉고 싶어도 주저앉을 수가 없습니다.
28Kan akarken koşmaya devam etmeleri gerekirdi.피를 흘리면서 계속해서 뛰어야 합니다.
29Böyle koşarak, on 리'den fazla mesafedeki Sangmudae'den, oradaki Songjeong-ri'ye kadar koşup gidip, sonra tekrar koşarak Sangmudae'ye geri gelmeleri gerekirdi.그렇게 뛰어서 십 리 거리가 넘는 상무대에서, 거기 송정리까지 달려서 갔다가 또 달려서 상무대까지 와야 됩니다.
30Yani her ayak parmağı çakıllara çarptığı için hepsi kanıyordu.그러니까 발가락마다 자갈에 부딪혀가지고 다 피가 막 나는 겁니다.
31Kanıyor diye sararlarsa veya öyle bir şey yaparlarsa başları belaya girerdi.피가 난다고 해서 싸매거나 그런 일을 하면 큰일 납니다.
32Kan şarıl şarıl aksa bile öylece koşmaya devam etmeleri gerekirdi.피가 줄줄 흘려도 그대로 달려야 됩니다.
33Böyle koşup gidip geldiklerinde, Sangmudae'ye girmeleri gerekiyordu ama Sangmudae'nin tüm ana kapıları kilitlenmişti ve sonra dikenli tellerin üzerinden geçmeleri gerekiyordu; tüm askeri polisler konuşlandırılmıştı ve gelen subay adaylarını geri gönderiyorlardı.그렇게 달려서 갔다가 오니까, 상무대에 들어가야 되는데 상무대에 정문을 다 잠가 놓고, 그다음에 철조망을 넘어서 넘어가는데, 헌병들을 전부 배치해가지고 들어오는 장교 후보생들을 도로 보내는 겁니다.
34Silahlı askeri polisler oldukları için, çaresizce silahlı askeri polisleri döverek nakavt etmeleri gerekiyordu, çıplak yumruklarla.무기를 들고 있는 헌병들이니까, 할 수 없이 무기를 들고 있는 헌병들을 두드려 패서 케이오(KO)를 시켜야 됩니다, 맨주먹으로.
35Ama 이 사람 o zamanlar ilk öne atılıp geçerek, iki askeri polisi köpek gibi dövmüştü.그런데 이 사람은 그 당시에 제일 먼저 앞장서서 넘어가서, 헌병 두 놈을 개 패듯 한 겁니다.
36Böylece onları yere serdi. Ve içeri girdi.그래 가지고 때려눕혔어요. 그리고 들어갔습니다.
37Ama diğer insanlar çoğunlukla 이 사람 gibi yapmış olsalar da, çoğu tüfek dipçiğiyle dövüldüğü için, kafalarından kan şarıl şarıl akan birçok aday vardı.그런데 다른 사람들은 대부분 이 사람처럼 하기는 했는데, 대부분 총 개머리판으로 막 두드려 패니까, 막 머리에서 피가 줄줄 흐르고 그런 후보생들이 많이 있었습니다.
38Bu yüzden geçemeyip tekrar dikenli tellerin üzerinden geçtiler ve çıplak bedenleriyle dikenli tellerin üzerinden geçerken, o dikenlere, teldeki dikenlere takıldıkları için kanar mıydı, kanamaz mıydı?그래서 넘어오지 못하고 다시 철조망으로 넘어서 발가벗은 몸으로 철조망을 넘어가니까, 그 가시, 철에 달려 있는 가시에 긁히니까 피가 날까, 안 날까?
39Vücutlarından kan şarıl şarıl akardı.몸에 피가 줄줄 흐르는 겁니다.
40Bu durumda, geçip de içeri giremeyen adaylardan yaklaşık 300 kişi varsa, 150'si içeri girememişti.그런 가운데에 넘어갔다가 못 들어오고 있는 후보생들이 약 3백 명이면 150명이 못 들어오고 있었던 겁니다.
41İçeri giremeyenlerin hepsi tekrar ana kapıdan içeri alınıp, hepsine "şınav çek" yaptırılırdı. 이 사람 böyle bir eğitim almış biridir.못 들어온 사람들은 전부 다시 정문을 열고 들여보내가지고, 전부 "엎드려 받쳐"를 시키는 겁니다. 그런 훈련을 받은 사람입니다, 이 사람이.
42Yani çıplak yumruklarla silahlı düşman askerlerini döverek öldürme eğitimidir.그러니까 맨주먹으로 무기 든 적군을 맨주먹으로 두드려 패서 죽이는 훈련입니다.
43Bu yüzden, ne kadar güçlü olsanız da, silahlı askerleri döverek nakavt etmek, bu kolay bir iş midir, zor bir iş midir?그래서 아무리 기운이 세도 무기를 들고 있는 군인들을 두드려 패서 녹다운(KO) 시킨다는 건, 이게 쉬운 일이에요, 어려운 일이에요?
44Elbette kadınlar yapamaz ama artık erkekler de bunu yapamaz.물론 여자들은 못 하지만은 이제 남자들도 그것 못하는 겁니다.
45İşte tam da böyle bir eğitim almış biri olduğu için, 이 사람 밀실 içinde o çetin 연단'ı alarak 이긴자 olmuştur.바로 그러한 훈련을 받은 사람인지라, 그래서 이 사람이 밀실 안에서 그 모진 연단을 받고 이긴자가 된 겁니다.