Yaşanan İnanç Öğretisi Bölüm 22

Yükselen dua yöntemi

1우리 제단'a doğru gelip doğru yolda giden kişi mütevazı mıdır, yoksa kibirli midir?우리 제단을 올바로 나와서 올바로 가는 사람은 겸손합디까, 거만합디까?

2제단'a doğru gelip doğru '도'yu arıtan kişi mütevazıdır. Anlıyor musunuz?제단을 바로 나와서 바로 도를 닦는 사람은 겸손해요. 아시겠어요?

3Doğru '도'yu arıtan kişi mütevazıdır ve 이제 그대로, yeni üyeleri 하나님 gibi görüp saygı gösterir.바른 도를 닦는 사람은 겸손하고, 이제 그대로, 새 식구를 하나님처럼 여기고 존경해 줍니다.

4Yeni üyeler başka kiliselere giderse soğuk davranılır ama, 승리제단'a gelirse 하나님 gibi ağırlanıp sıcak davranıldığı için, ayakları çekilir mi, çekilmez mi?새 식구가 다른 교회에 가면 냉랭하고 그런데, 승리제단에 오면 하나님처럼 받들어 모시고 따뜻하게 해 주니까, 발길이 끌릴까, 안 끌릴까?

5Ayakları çekilir. Anlıyor musunuz?발길이 끌리는 거야. 아시겠어요?

6Bu yüzden önceden gelenler doğru yolda giderse, bu 제단'ın canlanmasına engel olunsa bile kendiliğinden canlanır mı, canlanmaz mı?그래서 먼저 나온 사람들이 바른 길을 가면, 이 제단이 부흥이 되지 말라 해도 저절로 부흥이 될까, 안 될까?

7Canlanır. Anlıyor musunuz?부흥이 되는 거야. 아시겠어요?

8Bu yüzden bu kişi 지방 제단'ları dolaşıyor olsa da, bu kişi taşraya her gittiğinde insan seli oluşur mu, oluşmaz mı?그래서 이 사람이 지방 제단을 다니고 있지만, 이 사람이 지방에 갈 때마다 인해인산으로 이루어질까, 안 이루어질까?

9Çok sayıda insan toplanır, değil mi?많은 사람들이 모이죠?

10O kadar çok insanın toplanması, bir şeyler elde ettikleri için mi toplanır, yoksa hiçbir şey elde etmedikleri için mi toplanır?그 많은 사람이 모이는 것은 뭔가 얻어먹는 게 있으니까 모일까, 아무것도 얻어먹는 게 없으니까 모일까?

11Bu kişi iyi konuştuğu için mi, o sözleri dinlemek için mi toplanıyorlar?이 사람 말을 잘하니까, 그 말을 들으려고 몰리는 거 아니야?

12İyi konuşulanı dinlemek için gelmezler. Anlıyor musunuz?말 잘하는 거 들으려고 오지 않아요. 아시겠어요?

13Bir şeyler elde ettikleri, manna yedikleri, lütuf aldıkları için toplanırlar ve o uzak yerlerden birkaç kez araç değiştirerek gelirler, uzak yerlerden artık sabahtan yürüyerek, öğleden sonra 2-3'ten itibaren yürüyerek, bu kişinin kürsüye çıktığı zamana yetişmek için gelmeleri, 이제 그대로, gelip sadece ibadet ettiklerinde hemen vücutları hafifler ve sadece ibadet ettiklerinde hemen yeni bir şeyler mi öğrenirler, yoksa yeni bir şeyler öğrenemezler mi?뭔가 얻어먹는, 만나를 먹는, 은혜를 받아먹는 것이 있는 고로 몰려들고, 그 먼데서 차를 몇 번씩 갈아타고 오기도 하고, 먼데서 이제 새벽부터 걸어서, 오후 2시 3시부터 걸어서, 이 사람이 단에 서는 시간에 맞춰서 오는 것은, 이제 그대로, 와서 예배를 보기만 보면 바로 몸이 가벼워지고, 예배를 보기만 보면 바로 새로운 공부를 해요, 새로운 공부를 못 해요?

14Yeni bir şeyler öğrenirler, değil mi?새로운 공부를 하죠?

15Bu yüzden 이제 그대로, sizler dünyada ne kadar üniversite bitirirseniz bitirin, dünyada ne kadar çok para kazanırsanız kazanın, ne kadar yükselip bakan, cumhurbaşkanı olursanız olun, ölünce nereye gidersiniz?그래서 이제 그대로 여러분들이 세상에서 아무리 대학을 나오고, 아무리 세상에서 돈을 많이 벌고, 아무리 출세를 해서 장관, 대통령이 된다 해도, 죽으면 어디로 가?

16Mezara giderken cumhurbaşkanlığı makamını da götürürsünüz, değil mi?무덤 속으로 갈 때 대통령 감투는 가지고 가잖아?

17Götüremezsiniz, değil mi?못 가져가지?

18Cumhurbaşkanlığı makamını götüremezsiniz. Anlıyor musunuz?대통령 감투 못 가져가. 아시겠어요?

19Eskiden Başkan Park Chung-hee, Kim Jae-gyu adlı kişinin kurşunuyla anında ölürken, cumhurbaşkanlığı makamını da alıp Ulusal Mezarlığa gitmişti, değil mi?옛날에 박정희 대통령이 김재규라는 사람의 총탄에 맞아 즉사하면서 대통령직을 가지고는 국립묘지에 가셨죠?

20O cumhurbaşkanlığı makamı elinden alınır, değil mi?그 대통령직은 빼앗기는 거죠?

21Daha sonra Choi Kyu-hah adlı kişi cumhurbaşkanlığı makamını devraldı, değil mi?그 다음에 최규하라는 사람이 대통령직을 대신 이어받았죠?

22O elinden mi alındı, yoksa bırakıp mı gitti?그게 빼앗긴 거야, 그게 놓고 간 거야?

23Elinden alındı. Ölünce elinden alınır. Anlıyor musunuz?뺏긴 거야. 죽으면 빼앗겨. 아시겠어요?

24Ölünce çok para kazanmış olsanız da, bankada ne kadar çok paranız olursa olsun elinizden alınır, değil mi?죽으면 돈 많이 벌어 놔도, 은행에 아무리 많이 들어 있어도 빼앗겨, 안 빼앗겨?

25Elinizden alınır.뺏기는 거야.

26Yani sadece ölen kişi mi haksızlığa uğrar, yoksa sadece yaşayan kişi mi haksızlığa uğrar?그러니까 죽는 사람만 억울해, 산 사람만 억울해?

27Sadece ölen kişi haksızlığa uğrar. Anlıyor musunuz?죽는 사람만 억울해. 아시겠어요?

28Bu yüzden ölmeyen yola gitmeliyiz, ölmeyen yola gitmemeli miyiz?그러기 때문에 죽지 않는 길을 가야 돼, 죽지 않는 길을 안 가야 돼?

29Ölmeyen yola canla başla çabalayarak gitmeliyiz, değil mi?죽지 않는 길을 결사적으로 노력해서 가야 되는 거죠?

30Bu yüzden sizler ölmezseniz 이제 그대로 paraya da ihtiyacınız olur, ölmezseniz 이제 그대로 mala mülke de ihtiyacınız olur, ölmezseniz sizler güzel dünyayı da görebilirsiniz, değil mi? Öyle mi, değil mi?그런고로 여러분들이 죽지 않아야 이제 그대로 여러분들에게 돈도 필요하고, 죽지 않아야 이제 그대로 재산이 필요하고, 죽지 않아야 여러분들이 좋은 세상도 구경할 수가 있죠? 그래요, 안 그래요?

31Ölü bir kişi güzel dünyayı görebilir mi?죽은 사람이 좋은 세상 구경할 수 있어?

32Yakında Kore topraklarımızda Seul'den Busan'a sadece 2 saatte giden öyle hızlı bir tren çıkacak deniyor, ölü bir insan ona binebilir mi?조금 있으면 우리 한국 땅에 서울에서 부산까지 2시간만이면 달리는 그러한 빠른 기차가 나온다고 하는데, 죽은 사람 그거 타 볼 수 있을까?

33Ölü bir insan o güzel şeyi seyredemez bile, değil mi? Öyle mi, değil mi?죽은 사람은 그 좋은 걸 구경도 못하죠? 그래요, 안 그래요?

34Bu yüzden ölmemenin sırrını öğreten kişi şimdi minnettar olunacak bir kişi mi, değerli bir kişi mi, yoksa komik bir kişi mi?그래서 죽지 않게 하는 비결을 가르쳐 주는 사람이 이제 고마운 사람이면서 귀한 사람이야, 우스운 사람이야?