참성경 Bölüm 1

Genel Bakış

1Bu dünyada ne ilim ne de din yoktu diye 20 yıldır haykırıyoruz, değil mi?이 세상에는 학문도 없었고 종교가 없었다고 20년간 외치고 있는 거죠?

2İlim, eşyanın hakikatini doğru bilmek ve eşyanın hakikatini doğru söylemektir, değil mi?학문이라는 것은 사물에 대한 실체를 바로 아는 것이 학문이고, 사물에 대한 실체를 바로 말하는 것이 학문인 거죠?

3Eşyanın hakikatini çarpıtarak söylersek, bu ilim midir, değil midir?사물에 대한 실체를 왜곡해서 말하면 그게 학문이에요, 학문이 아니에요?

4İlim değildir, değil mi?학문이 아니죠?

5Ayrıca din, hakikatin tezahürüdür; hakikati tezahür ettiremezse, o din olarak bir değere sahip değildir ve dinin tanımı olamaz, değil mi?또한 종교라는 것은 진리 구현이 종교이지, 진리 구현을 못 하면 그건 종교로서의 가치가 없는 것이고 종교의 정의가 될 수가 없는 거죠?

6Öyleyse hakikat değişir mi, değişmez mi?그런고로 진리라는 건 변해요, 안 변해요?

7Değişmez, değil mi?안 변하는 거죠?

8Peki, insan ölünce değişir mi, değişmez mi?그러면 사람이 죽으면 변해요, 안 변해요?

9Ölünce değişir, değil mi?죽으면 변하죠?

10Ölünce bedenin çürüdüğünü ve ruhun başka bir yere gittiğini söylüyorlar, peki ruhun ölmesi nedeniyle insanın öldüğünü bu dünyadaki insanlar biliyor mu, bilmiyor mu?죽으면 몸이 썩고 그 영도 딴 데 간다고 그러는데 영이 죽는 고로 사람이 죽는 것을 이 세상 사람들이 알아요, 몰라요?

11Yani bu dünya karanlık, kasvetli bir dünya, değil mi?그러니까 이 세상이 깜깜한 어두운 세상이죠?

12Cahil bir dünya, değil mi? Öyle mi, değil mi?무식한 세상이죠? 그래요, 안 그래요?

13İnsan, hayatı öldüğü için ölür; hayatı yaşarken sadece bedeni ölebilir mi?사람의 생명이 죽는 고로 사람이 죽는 거지, 생명은 살아 있는데 사람이 몸만 죽을 수가 있어요?

14Hayat öldüğü için ölünür.생명이 죽기 때문에 죽는 거예요.

15İnsan hayatı, insanın ruhudur.바로 인간의 생명이 바로 사람의 영이에요.

16Çünkü Kutsal Kitap Yuhanna 1:1'de de, 하나님 hayattır.왜 그러냐 하면, 성경 요한복음 1장 1절에도, 하나님은 생명이다.

17Böyle bir söz kayıtlıdır, değil mi?그런 말씀이 기록되어 있죠?

18Gerçekten de, 하나님 hayat olduğu için, 하나님 insanın içinde olduğu için hayat vardır; 하나님 insanın içinde olduğu için akıl vardır; eğer 하나님 olmasaydı, insanın aklı olabilir miydi? Olamazdı, değil mi?바로 하나님은 생명인 고로 하나님이 사람 속에 있기 때문에 생명이 존재하는 것이요, 하나님이 사람 속에 있기 때문에 마음이 있는 것이지, 하나님이 없으면 인간이 마음이 있을 수 있어요? 없죠?

19Ancak günümüzde bu dünyadaki insanlar insan ruhunun ne olduğunu bilmiyorlar, değil mi?그러나 오늘날, 이 세상 사람들이 사람의 영이 뭔 줄을 모르고 있죠?

20Ama Kutsal Kitap'ta insan ruhunun akıl olduğu yazılıdır, değil mi?그러나 성경에는 사람의 영이 마음이라고 씌어 있죠?

21Aklın kendisinin ruh olduğu yazılıdır, değil mi?마음 자체가 영이라고 씌어 있죠?

22Oysa Süleyman'ın Özdeyişleri 4:23'e bakarsak, hayatın kaynağının akılda olduğu yazılıdır, değil mi?그런데 잠언서 4장 23절에 가서 보면 생명의 근원이 마음에 있다고 씌어 있죠?

23Hayatın kaynağının akılda olması, aklın kendisinin hayat olduğu anlamına gelir, değil mi?생명의 근원이 마음속에 있다는 말은 마음 자체가 생명이라는 의미죠?

24Öyleyse insan öldüğünde, aklın yok olması ölmektir, değil mi?그런고로 사람이 죽을 때에 마음이 없어지는 것이 죽은 거죠?

25Ölü bir insanın aklı var mıdır?죽은 사람 마음이 있어요?

26Ölü bir insan konuşur mu?죽은 사람이 말합디까?

27Aklı olmadığı için konuşamaz. Değil mi?마음이 없으니까 말 못 하는 거예요. 그렇죠?

28Bunu bile bilmeden dinden bahsediyorlar, peki bu gerçekten din midir, değil midir?그것도 모르면서 종교를 운운하고 있으니까 참말로 그게 종교예요, 종교가 아니에요?

29Ruhun ne olduğunu da bilmiyorlar, canın ne olduğunu da.영이 뭔지도 모르고 또 혼이 뭔지도 모르고.

30Can, 'ben' bilincidir, değil mi?혼이라는 건 '나'라는 의식이죠?

31'Ben' bilinci candır, akıl ruhtur dendiğine göre, Kutsal Kitap'ta insan aklının kendisinin ruh olduğu yazılı olsa da, aslında aklın kendisinin ruh olması bilimsel bir ifadedir, değil mi? Öyle mi, değil mi?'나'라는 의식이 혼인데 마음이 영이라고 했으니까, 사람의 마음 자체가 영이라고 성경에 씌어 있지만 사실은 마음 자체가 영이라는 건 과학적인 말이죠? 그래요, 안 그래요?

32Peki, akıl kanın işlevi midir, bedenin işlevi midir?그런데 마음이 피 작용이에요, 몸 작용이에요?

33Kanın işleviyle akıl ortaya çıkar, değil mi?피의 작용에 의해서 마음이 일어나는 거죠?

34Bu yüzden A tipi kana sahip insanlar titiz bir akla, B tipi kana sahip insanlar sosyal bir akla, O tipi kana sahip insanlar ise inatçı ve agresif bir karaktere sahiptir, değil mi?그래서 A형의 피를 가진 사람은 마음이 꼼꼼하고, B형의 피를 가진 사람은 마음이 사교적이고, O형의 피를 가진 사람이 고집이 세고 과격한 성품을 가지고 있죠?

35Bu, kan grubuna göre aklın farklı olduğunu göstererek, akıl işlevinin kan işlevi olduğunu bilimsel olarak tartışmaktır, değil mi? Öyle mi, değil mi?그것은 바로 혈액형에 따라서 마음이 각각 다른 걸 보아, 마음 작용이라는 건 피 작용이라는 것을 과학적으로 논하는 거죠? 그래요, 안 그래요?

36Öyleyse akıl ruh ise, kan ruh mudur, değil midir?그래서 마음이 영이라면 피가 영이에요, 영 아니에요?

37Kan ruhtur, değil mi?피가 영이죠?

38Kan ruh ise, insan bedeni kanla oluştuğu için, insan bedeni ruh mudur, değil midir? Ruhtur.피가 영이라면 사람의 몸 자체가 피로서 이루어지는 고로 사람의 몸 자체가 영이에요, 영 아니에요? 영이죠.

39İnsan bedeni ruhun kendisi olduğu halde, günümüzdeki sahte dinler bedenin ayrı, ruhun ayrı olduğunu söylüyorlar, değil mi?사람 몸 자체가 영인데, 육체 따로 있고 영이 따로 있다고 오늘날 사이비 종교들은 그렇게 말하고 있죠?

40Öyleyse insan bedeninin kendisinin ruh olduğu Kutsal Kitap'ta birçok yerde yazılıdır, değil mi?그런고로 사람 몸 자체가 영이라는 것이 성경에는 여러 군데 씌어 있죠?

41Tesniye 27:16, "하나님 bedenin 하나님'ıdır."신명기서 27장 16절, "하나님은 육체의 하나님이다."

42Böyle bir söz yazılıdır, değil mi?그런 말씀이 씌어 있죠?

43Ayrıca Luka 20:38'e bakarsak, "하나님 ölülerin 하나님'ı değil, dirilerin 하나님'ıdır" diye bir söz kayıtlıdır, değil mi?또 누가복음 20장 38절에 가서 보면 바로, "하나님은 죽은 자의 하나님이 아니고, 산 자의 하나님이다." 하는 말씀이 기록되어 있죠?

44Yani Kutsal Kitap'ta insanın bedenin 하나님'ı olduğu yazılı olduğuna göre, ey cemaat, 하나님'ın bedenin 하나님'ı olması, bedenin Tanrı olduğu anlamına mı gelir, yoksa Tanrı olmadığı anlamına mı gelir?그러니까 사람이 육체의 하나님이라고 성경에는 씌어 있으니까, 여러분들, 하나님이 육체의 하나님이라는 말은 육체가 곧 신이라는 거예요, 신이 아니라는 거예요?

45Bedenin 하나님'ı dendiğine göre, beden ruh ve Tanrı'dır, değil mi?육체의 하나님이라고 말을 하는 고로, 육체가 바로 영이요, 신이라는 거죠?

46하나님 Tanrı mıdır, değil midir?하나님이 신이에요, 신이 아니에요?

47하나님 Tanrı ve ruhtur, değil mi?하나님이 신이요, 영이죠?

48Öyleyse "하나님 ölülerin 하나님'ı değil, dirilerin 하나님'ıdır" sözü ne anlama gelir? Ölülerin içinde 하나님'ın ruhunun olmadığına dair bir kanıttır, değil mi?그런고로 "하나님은 죽은 자의 하나님이 아니고 산 자의 하나님이다"라는 것은 무엇을 의미하느냐 하면, 죽은 자 속에 하나님의 영이 없다는 증거죠?

49İşte bu yüzden insan öldüğünde, 마귀 하나님'ı öldürür.그래서 바로 사람이 죽을 때에 마귀가 하나님을 죽이는 거예요.

50하나님 insan hayatı olduğu için, 하나님'ın insan hayatı olduğunu günümüzün ileri teknoloji bilim insanları biliyor mu?하나님이 사람의 생명인 고로, 하나님이 사람의 생명이라는 걸 오늘날 첨단 과학자들이 알아요?

51Bu dünyadaki akademisyenler biliyor mu?이 세상 학자들이 알아요?

52Bu yüzden ilim yoktur.그래서 학문이 없다는 거예요.

53İnsanın kendisi Tanrı'dır.사람 자체가 신이에요.

54Bu yüzden Mezmur 82:6'da ne yazılıdır biliyor musunuz? "Siz tanrılarsınız, Yüce Olan'ın oğullarısınız."그래서 시편 82편 6절에 뭐라고 씌어 있느냐 하면, "너희들은 신들이니 지존자의 아들들이라"

55Yüce Olan 하나님 olduğu için, hepiniz 하나님'ın çocuklarısınız, değil mi?지존자는 하나님인 고로, 너희들은 다 하나님의 자식이라는 거죠?

56İnsanların hepsi Tanrı'dır dedi.사람이 전부 신이라고 그랬어요.

57Kutsal Kitap insanların hepsinin Tanrı olduğunu söyledi, peki Tanrı Tanrı da ne tür bir Tanrı?성경은 사람이 전부 신이라고 했는데, 신은 신인데 무슨 신이에요?

58하나님'ın Tanrısı diye öğretildiği halde, yine karga eti yemişler galiba, her şeyi unuttuklarına bakılırsa.하나님의 신이라고 그렇게 가르쳐줬는데도 또 까마귀 고기를 먹었나 봐, 다 잊어버린 것 보니까.

59하나님'ın Tanrısı dedi, değil mi?하나님의 신이라고 그랬죠?

60Bu yüzden insan 하나님'ın çocuğu olduğu için, 하나님'dır, değil mi?그래서 사람이 하나님 자식인 고로, 하나님이죠?

61İnsan 하나님'dır.사람이 하나님이에요.

62Bu yüzden tüm ulusal dinlerimiz 인내천 düşüncesini savunuyor, değil mi?그래서 우리 민족종교는 전부 다 인내천 사상을 주장을 하고 있죠?

63Bu, milletimiz göksel bir soy olduğu, 하나님'ın doğrudan torunları olduğu için böyledir; diğer milletler bunu bilmese de, sadece bizim milletimiz biliyordu.이것은 바로 우리 민족이 천손 민족인 고로, 하나님의 직계 자손인 고로, 다른 민족들은 그걸 모르고 있지만 우리 민족만은 알고 있었어요.

64Bu yüzden insan 하나님'dır denmişti. Değil mi?그래서 바로 사람이 하나님이라고 했던 거예요. 그렇죠?

65Bu yüzden bu Kutsal Kitap'ta da insanın 하나님 olduğu ve insanın doğrudan 하나님'ın çocuğu olduğu yazılıdır.그래서 바로 이 성경에도 사람이 하나님이라고 씌어 있고, 사람이 바로 하나님의 자식이라고 씌어 있는 겁니다.

66Tesniye 14:1, "Siz Rab'bin çocuklarısınız." Böyle yazılıdır, değil mi?신명기서 14장 1절, "너희는 여호와의 자녀니라." 이렇게 씌어 있죠?

67Yani "Siz Rab'bin çocuklarısınız" demek, Rab 하나님 mıdır, 마귀 midir?그러니까 "너희는 여호와의 자녀"라는 건, 여호와가 하나님이에요, 마귀예요?

68하나님'dır, değil mi?하나님이죠?

69İnsan, 하나님'ın çocuğudur, bu anlama gelir.하나님의 자식이다, 이 소리예요. 사람이.

70İnsanın 하나님'ın çocuğu olduğu söylendi ve ayrıca 1. Yuhanna 3:2'de "Şimdi siz Rab'bin çocuklarısınız" diye yazılıdır, değil mi?사람이 하나님의 자식이라고 말을 했고 또한, 요한일서 3장 2절, "지금은 너희가 여호와의 자녀니라." 이렇게 씌어 있죠?

71Yani insanların hepsinin 하나님'ın çocuğu olduğu Kutsal Kitap'ta birçok yerde yazılıdır, değil mi?그러니까 사람이 전부 하나님의 자식이라고 여러 군데 성경에 씌어 있죠?

72Böyle yazılı olduğu halde, günümüz Hristiyanlığı insanın 하나님'ın çocuğu olduğunu biliyor mu, bilmiyor mu?그렇게 씌어 있는데도 오늘날 기독교에서는 사람이 하나님의 자식이라는 걸 알아요, 몰라요?

73Neden bilmiyorlar? Çünkü İsa adında biri gelip kendisinin 하나님'ın biricik oğlu olduğunu ilan ettiği için, 하나님'ın tek bir oğlu olduğunu sanıyorlar, değil mi?왜 모르냐 하면 예수라는 자가 와서 자기 하나님의 독생자라고 외쳤기 때문에, 바로 하나님의 아들은 하나밖에 없는 줄 알고 있는 거죠?

74Aslında Kutsal Kitap'ta insanların hepsinin 하나님'ın çocuğu olduğu söylendiğine göre, İsa Kutsal Kitap'a uygun mu konuştu, yoksa Kutsal Kitap'a aykırı mı konuştu?사실 성경에는 사람이 전부 하나님의 자식이라고 하였던 고로, 예수는 성경적으로 말을 한 거예요, 비성경적으로 말을 한 거예요?

75Kutsal Kitap'a aykırı konuştuğu için, İsa 하나님'ın oğlu mudur, yoksa bir 마귀 새끼 midir?비성경적으로 말을 한 고로, 예수는 하나님의 아들이에요, 마귀 새끼예요?

76마귀 새끼 olduğu Kutsal Kitap'ta yazılıdır, değil mi?마귀 새끼라는 게 성경에 씌어 있죠?

77Efesliler 6:12, "Havadaki egemenliğin yöneticisi kötü ruhtur."에베소 6장 12절, "공중 권세 잡은 신이 악신이다."

78Kötü ruh 하나님 midir?악신이 하나님이에요?

79마귀'dir, değil mi?마귀죠?

80Yani havada, gökte 마귀 vardır.그러니까 공중 하늘에 마귀가 있다는 거예요.

81Oysa bu dünyadaki insanlar, 하나님'ın göğün en tepesinde olduğunu sanıp göğe bakarak dua ediyorlar, değil mi?그런데 이 세상 사람들이 다 하나님이 하늘 꼭대기 있는 줄 알고 하늘을 보고 기도하고 있죠?

82İsa denen o alçak da göğe bakarak dua etti, değil mi?예수 잡놈도 역시 하늘을 보고 기도했죠?

83O bir alçak mıdır, insan yavrusu mudur?그게 잡놈이에요, 사람 새끼예요?

84Alçaktır, değil mi?잡놈이죠?

85O alçağın, 하나님'ın çocuklarının hepsini öldürmek için kendisinin 하나님'ın tek oğlu olduğunu söylemesinin nedeni şuydu: İnsanların hepsinin 하나님'ın çocuğu olmadığını beyin yıkama yoluyla öğretmek için İsa adında biri gelmişti. Anlıyor musunuz?잡놈이 하나님의 자식들을 전부 죽일려고 자기만 하나님의 외아들이라고 말한 것은 뭐냐 하면, 사람들은 다 하나님의 자식이 아니라는 것을 세뇌 교육 시키기 위해서 예수라는 자가 왔던 거예요. 아시겠어요?

86Yani İsa insanlığın düşmanı mıdır, insanlığın dostu mudur?그러니까 예수는 인류의 적이에요, 인류의 친구예요?

87İnsanlığın düşmanıdır, değil mi?인류의 적이죠?

88İnsanların hepsini öldürmek için geldiği için, "Siz 하나님'ın çocukları değilsiniz, sadece ben 하나님'ın biricik oğluyum" demişti.사람을 전부 죽일려고 왔기 때문에 그래서, "너희들은 하나님의 자식이 아니고 나만 하나님의 독생자"라고 말했던 거예요.

89O 'biricik oğul' kelimesinin kendisi, ey cemaat, tüm dünya insanlarının 하나님 ile hiçbir ilgisi olmadığı anlamına gelir, değil mi?그 '독생자'라는 말 자체가 여러분들, 모든 세상 사람들은 하나님과 상관이 없다는 말이 되는 거죠?

90Yani bu ne anlama geliyor? İnsanların hepsinin 하나님 olmasından, 하나님'ın çocuklarının hepsinin tekrar 하나님 olmasından korkarak engel oldu mu, olmadı mı?그러니까 그것이 뭐냐하면, 사람들이 전부 하나님 될까 봐, 하나님의 자식들이 전부 하나님으로 도로 될까 봐 방해를 한 거야, 방해를 안 한 거야?

91Engel oldu, değil mi?방해를 한 거죠?

92Öyleyse bu İsa adındaki kişi, insanları kurtarmaya gelmedi, insanları tamamen öldürmeye geldi.그런고로 이 예수라는 자는 바로 사람들을 구원하려 온 게 아니고 사람들을 전부 죽이려고 온 거예요.

93Hristiyanlar bunu biliyor mu?이것을 기독교인들이 이걸 알아?

94Bilmiyorlar, değil mi?모르고 있죠?

95Açıkça, havadaki ruhun bir 마귀 ruhu olduğu Efesliler 6:12'de ve Efesliler 2:2'de de yazılıdır, değil mi?분명히 공중 신이 마귀신이라고 에베소 6장 12절에도 씌어 있고, 에베소 2장 2절에도 씌어 있죠?

96Gökte 마귀 olduğu yazılıdır, değil mi?하늘에 마귀가 있다는 말이 씌어 있죠?

97Matta 10:18'de, İsa'nın "Şeytan'ın gökten düştüğünü gördüm" dediği yazılıdır, değil mi?마태복음 10장 18절, 거기에는 예수가 말하기를, "하늘에서 사탄이 떨어지는 것을 내가 보았다." 하는 말씀이 씌어 있죠?

98Yani gökte 마귀 mi var, gökte 하나님 mı var?그러니까 하늘에는 마귀가 있는 거예요, 하늘에는 하나님이 있는 거예요?

99마귀 vardır, değil mi?마귀가 있는 거죠?

100Matta 3:17 ve sonrasını okursak, Vaftizci Yahya Ürdün Nehri kıyısında İsa'ya su vaftizi verdi, değil mi?마태복음 3장 17절 그 이하를 읽어보면, 요단강 가에서 세례요한이가 예수에게 물세례 줬죠?

101Su vaftizi verirken İsa suya girip çıktığında, havadan, gökten bir ses şöyle dedi: "Bu benim sevgili Oğlumdur, O'ndan hoşnutum~"물세례 줄 때에 물속에 들어갔다가 예수가 올라올새 공중 하늘에서 소리 있어 가라사대, "이는 내 사랑하는 아들이요 기뻐하는 자라~"

102Bu Kutsal Kitap'ta yazılı mıdır, yazılı değil midir?그게 성경에 씌어 있어요, 안 씌어 있어요?

103Yani havadaki ruh mu konuştu, yerdeki ruh mu konuştu?그러니까 공중에 있는 신이 말한 거예요, 땅에 있는 신이 말한 거예요?

104Havadaki ruhun bir 마귀 ruhu olduğu Kutsal Kitap'ta yazılı olduğuna göre, 마귀 İsa'ya "Benim oğlum" dedi, değil mi?공중 신이 마귀 신이라고 성경에 씌어 있으니까, 마귀가 예수더러 내 아들이라고 한 거죠?

105Yani İsa bir 마귀 새끼 midir, yoksa bir insan yavrusu mudur?그러니까 예수가 마귀 새끼예요, 그게 사람 새끼예요?

106마귀 새끼'dir, değil mi?마귀 새끼죠?

107Artık Hristiyanlık mahvoldu.이제 기독교는 망했어요.

108이 사람 Kutsal Kitap'ta yazılı olanı söylediği için, Hristiyanlık var olabilir mi?이 사람이 성경에 씌어 있는 말을 하는 고로, 기독교가 존재할 수가 있어요?

109Var olamaz, değil mi?존재할 수 없죠?

110Bu yüzden 구세주'nun Kore topraklarından çıkacağı Kutsal Kitap'ta, 격암유록'ta ve Budist kutsal yazılarında yazılıdır, değil mi? Öyle mi, değil mi?그래서 바로 구세주는 한국 땅에서 나온다는 것이 성경에도 씌어 있고, 격암유록에도 씌어 있고, 불경에도 씌어 있죠? 그래요, 안 그래요?

111Yaratılış 49:16'da ne yazılıdır biliyor musunuz?창세기서 49장 16절에 뭐라고 씌어 있느냐 하면

112"Dan halkını yargılayacak, yol kenarında bir yılan, patikada bir engerek olacak, atın topuklarını ısıracak, böylece binicisi geriye düşecek. Ya Rab, kurtarışını bekliyorum.""단은 그 백성을 심판하리라, 첩경에 독사가 되어, 말굽을 물어, 말 탄 자를 떨어뜨리리라, 여호와여 구원을 기다리나이다."

113Yakup'un 12 oğluna gelecekteki olayları kehanet ettiği sözler Yaratılış 49'da yazılıdır, değil mi?야곱이가 12 아들에게 장래 일을 예언한 말이 창세기서 49장에 씌어 있죠?

114Yani Dan kimdir? Bizim 단군 dedemizdir, değil mi?그러니까 단은 바로 누구냐 하면 우리 단군 할아버지죠?

115단군 dedemizin asıl adı '단' iken, neden '단군' oldu derseniz, eski dedelerimiz düşünüp taşınmışlar ki, "Atamızın adını sadece '단' diye çağırmak çok bayağı ve tekdüze olur, ona kral anlamına gelen '군(君)' harfini ekleyelim" demişler ve böylece '단군' olmuş. Anladınız mı?우리 단군 할아버지의 원래 이름이 '단'인데, 왜 '단군'이 되었느냐 하면, 옛날 할아버지들이 고민하기를, "우리 조상 이름을 '단'이라고만 부르면 너무 상스럽고 단조로우니까 임금 군(君)자를 붙여드리자" 해서 '단군'이 된 거예요. 아시겠어요?

116Ama, 이제 그대로, bu 단군 dedemize sadece yargılama yetkisi verildi, değil mi?그런데, 이제 그대로, 이 단군 할아버지에게만 심판권을 줬죠?

117Bu dünya insanlarını yargılayacak olan Dan kabilesinden çıkacak demek, değil mi?이 세상 사람들을 심판할 자는 단지파 족속에서 나온다는 이 소리죠?

118O, İşaya 41. bölüm 1. ayetten 9. ayete kadar그것이 이사야서 41장 1절로부터 9절

119"Ey adalar, susun! Doğudan doğru bir kişiyi çağırıp yükselteceğim, bütün milletlerin kralları gelip boyun eğecekler.""섬들아~ 잠잠하라~ 동방에서~ 의인 한 사람을~ 불러일으키리니~ 열국 왕들이~ 다 와서~ 굴복하리라~"

120"Dünyanın uçlarından, yeryüzünün köşelerinden seni çağırıp yükselteceğim" dedi, değil mi?"땅끝~ 땅 모퉁이에서~ 너를 불러~ 일으키리라~" 그랬죠?

121Yani Doğu ülkesi denilen şey, eskiden beri Japonya ve Kore'ye 'Doğu Ülkesi' dendi, değil mi?그러니까 동방 나라라는 것은 옛날부터 지금까지 일본과 한국을 '동방 나라'라고 했죠?

122Şimdi de Doğu Ülkesi deniyor, değil mi? Öyle mi, değil mi?지금도 동방 나라라고 하죠? 그래요, 안 그래요?

123Bu yüzden Doğudan doğru bir kişiyi çağırıp yükseltiyorlar ama bütün milletlerin kralları, dünya kralları gelip boyun eğecek dendiğine göre, bu Kore'den, Doğu Ülkesi'nden ortaya çıkan doğru kişi kralların kralı, değil mi?그래서 동방에서 의인 한 사람을 불러일으키는데 열국 왕들이, 세계 왕들이 다 와서 굴복을 한다고 그러니까, 이 한국, 동방 나라에서 나타나는 의인은 왕중왕이죠?

124구세주, değil mi?구세주죠?

125Önemsiz bir 구세주 mü, yoksa her şeyi bilen, her şeye gücü yeten bir 구세주 mü?시시한 구세주예요, 전지 전능자 구세주예요?

126Her şeyi dilediği gibi yapabilecek gücü olan bir 구세주, değil mi?뭐든지 마음대로 할 수 있는 능력이 있는 구세주죠?

127Bu yüzden dünya kralları boyun eğiyor. Öyle mi, değil mi?그러니까 세계 왕들이 굴복을 하는 거예요. 그래요, 안 그래요?

128Dünya krallarının boyun eğmesi, kendilerinden yetenek olarak üstün biri olduğu için boyun eğmeleridir, kendileriyle yetenekleri eşit olsaydı boyun eğerler miydi?세계 왕들이 굴복을 하는 건, 자기보다 실력이 월등한 자이니까 굴복을 하는 것이지, 자기보다 실력이 대등하면 굴복을 할까?

129O gururlu krallar boyun eğerler miydi? Değil mi?자존심 강한 그 왕들이 굴복을 할까? 그렇죠?

130Bu yüzden hepsi boyun eğmek zorunda kalacak.그러니까 다 굴복하게 되어 있어요.

131Ama o kişiyi nerede yükseltecek derseniz, dünyanın uçlarından, yeryüzünün köşelerinden seni çağırıp yükselteceğim dedi.그런데 그 사람을 어디에서 일으키느냐 하면, 땅끝 땅 모퉁이에서 너를 불러일으킨다고 그랬어요.

132Yani Doğu ülkesinden ve dünyanın uçlarından, yeryüzünün köşelerinden olan bir ülkeden yükseltecek. Bu demek.그러니까 동방 나라하고도 땅끝 땅 모퉁이 나라에서 일으킨다. 이 소리예요.

133Yani 'Doğu Ülkesi' denilen şey, şimdi Japonya bir ada ülkesi, değil mi?그러니까 바로 '동방 나라'라는 건, 이제 일본 나라는 섬나라죠?

134Ama ilk söz "Ey adalar, susun!" dedi, değil mi?그런데 첫마디가 섬들아 잠잠하라 했죠?

135Yani Japonya'dan 구세주 çıkmayacağı için sessiz olun. Bu demek.그러니까 일본은 구세주가 안 나오니까 조용히 있어라. 그거야.

136"Susun, beyler!" demek, değil mi?"잠자코 있어, 이놈들아!" 하는 소리죠?

137Yani dünyanın ucu, yeryüzünün köşesi.그러니까 땅끝 땅 모퉁이.

138Köşe ülke olan Doğu ülkesinden doğru kişiyi çağırıp yükseltecek dedi, değil mi?모퉁이 나라인 동방 나라에서 의인을 불러일으킨다고 그랬죠?

139Doğru kişi doğrudan 구세주, değil mi?의인이 바로 구세주죠?

140O doğru kişiyi çağırıp yükseltecek olan dünyanın ucu, yeryüzünün köşesi Kore'yi işaret ediyor, değil mi?그 의인을 불러일으키는 땅끝 땅 모퉁이는 한국을 가리키는 거죠?

141Kore'nin üç tarafı denizle köşe ülke olarak duruyor, değil mi?한국의 삼면이 바다로써 모퉁이 나라로 되어 있죠?

142Bu yüzden köşe ülkeden 구세주 çıkacağı anlamına geliyor, değil mi?그래서 모퉁이 나라에서 구세주가 나온다는 의미죠?

143Bu köşe ülke, Kore topraklarında Kore halkının atası 단군 dedemiz, değil mi?이 모퉁이 나라, 한국 땅에 한국 사람의 조상이 단군 할아버지죠?

144Doğrudan kral anlamına gelen '군(君)' harfini çıkarırsak '단' olur, değil mi?바로 임금 군(君)자만 빼면 '단'이죠?

145'단' kelimesi İbranice'de 'yargıç' anlamına gelir, değil mi?'단'이라는 말은 히브리어로써 '심판자'라는 뜻이죠?

146'Yargıç' anlamına geldiği için, Yakup'un '단' doğduğunda ona '단' adını vermesinin nedeni şudur: gelecekte Dan kabilesinden bir 구세주 çıkacağı için, bir yargıç çıkacağı için, ona yargıç adını verdi.'심판자'라는 뜻인 고로, 야곱이가 '단'이 태어났을 때에 '단'이라고 이름을 지은 건 왜 그러냐 하면, 앞으로 단지파 가운데서 구세주가 나오게 되어 있는 고로, 심판자가 나오게 되어 있는 고로, 심판자라고 이름을 지은 거예요.

147Hristiyanlar bunu biliyor mu?이것을 기독교인들이 알아요?

148Böyle şeyleri bilmezler.이런 것을 몰라요.

149Ama İbranice'yi çok iyi bilen biri tahmin eder, değil mi? Değil mi?그런데 이~ 히브리어를 좀 아주 정확하게 아는 사람은 짐작은 하겠죠. 그렇죠?

150Ama İsa ortaya çıkıp kendisinin 구세주 olduğunu ilan edince, Dan halkından bir 구세주 çıkacağını kim söylerse sapkın olacağı için, bilenler de konuşabilir mi, konuşamaz mı?그런데 예수가 나타나서 자기가 구세주라고 외치는 바람에, 단 민족 가운데서 구세주 나온다는 말을 누구라도 하면 이단자가 되어버리니까, 아는 자도 말을 할까요, 못 할까요?

151Konuşamaz hale geldiler, değil mi?못 하게 된 거죠?

152Ancak onlar sürekli konuşamayacaklar mı?그러나 그들이 계속 말을 못 할까요?

153이제 그대로, bu Hristiyanlıkta günahın ne olduğunu biliyorlar mı?이제 그대로, 이 기독교에서는 죄가 뭔 줄을 알아요?

154Günahın ne olduğunu bilmiyorlar, değil mi?죄가 뭔 줄 모르죠?

155Gerçek 구세주 ortaya çıkmalı ki öğretsin, 구세주 Kutsal Kitap'ın başkahramanıdır, Kutsal Kitap'ın başkahramanı olduğu için, Kutsal Kitap'ta gömülü olan tüm sırları açığa çıkarıp yorumlaması gerekir, değil mi?진짜 구세주가 나와야 가르쳐 주는 고로, 구세주가 성경에 주인공이요, 성경에 주인공인 고로, 성경에 묻혀 있는 비밀을 전부 밝혀서 해석을 하게 되어 있죠?

156Sahte bir 구세주'ye inanan Hristiyanlıkta günahın ne olduğunu bilmezler. Ama Kutsal Kitap'ta yazılıdır.가짜 구세주를 믿는 기독교에서는 죄가 뭔 줄 몰라요. 그러나 성경에는 씌어 있어요.

157Yakup 1:15, "Arzu gebe kalınca günah doğurur, günah olgunlaşınca da ölüm getirir."야고보서 1장 15절, "욕심이 잉태한즉 죄를 낳고, 죄가 장성한즉 사망을 낳느니라."

158Yani arzu günahtır, değil mi?그러니까 욕심이 죄라는 거죠?

159Arzu günahsa, arzu kendisi mi arzu eder, yoksa 'ben' bilinci mi arzu eder?욕심이 죄라면, 욕심 자체가 욕심부려요, '나'라는 의식이 욕심부려요?

160Arzunun kökü 'ben' bilinci, değil mi?욕심의 뿌리가 '나'라는 의식이죠?

161Yani eğer gövde günahsa, kök günah değil mi?그러니까 줄기가 죄면 뿌리가 죄 아니죠?

162Kök de günah, değil mi?뿌리도 죄죠?

163Hristiyanlık böyle şeyleri bilir mi?이런 걸 기독교에서 알아?

164Sadece Hristiyanlık mı bilmez, Budizm de mi bilmez?기독교만 몰라요, 불교에서도 몰라요?

165Bu dünya dinleri hepsi bilmez.이 세상 종교들이 다 몰라.

166Bu yüzden günahın ne olduğunu bilmeyen şey din değildir. Anladınız mı?그래서 죄가 뭔 줄을 모르는 건 종교가 아니에요. 아시겠어요?

167Bu yüzden temel günah 'ben' bilincidir.그래서 근본 죄가 '나'라는 의식이에요.

168Bu yüzden Kutsal Kitap'ta veya Budist kutsal yazılarında 'ben'i her zaman terk etmemiz gerektiği yazılıdır.그래서 성경이나 불경에는 '나'를 항상 버리라고 씌어 있어요.

169Budist kutsal yazılarında benliksiz bir duruma ulaşınca aydınlanılacağı yazılıdır.불경에는 무아경지에 이르러야 도통한다고 씌어 있어요.

170Yani 'ben'in yok olmasıyla aydınlanılacağı sözü 영생 edileceği anlamına gelir, değil mi?그러니까 '나'라는 게 없어져야 도통한다는 소리는 영생한다는 소리죠?

171Yani doğrudan 'ben' bilinci ölümün tanrısıdır, 'ben' bilinci doğrudan 마귀'nin ruhu olduğu için, 'ben' bilincinin düşündüğü her şeyin günah olduğu Kutsal Kitap'ta yazılıdır, değil mi?그러니까 바로 '나'라는 의식이 사망의 신이요, '나'라는 의식이 바로 마귀의 영인 고로 '나'라는 의식이 생각하는 것은 전부가 죄라는 것이 성경에 씌어 있죠?

172"Siz 하나님 içinde hareket edin.""너희는 하나님 안에서 행하라."

173Neden 하나님 içinde hareket edin dendi derseniz, "Şu anda siz 마귀 içinde hareket ediyorsunuz" anlamına gelir.왜 하나님 안에서 행하라는 말을 했느냐 하면 "현재 너희는 마귀 안에서 행하고 있다"라는 의미에요.

174Bu kör cahiller böyle şeyleri bilir mi?이런 걸 이 맹추들이 알까?

175Kör cahiller bilmez.맹추는 몰라.

176O derin içeriği bilemezler.그 깊은 내용을 알지 못해.

177구세주 öğretmeli ki o zaman başlarını sallayıp dizlerine vursunlar, değil mi? Öyle mi, değil mi?구세주가 가르쳐줘야 그제서야 고개를 끄덕끄덕하고 무릎을 치게 되어 있죠? 그래요, 안 그래요?

178Bu yüzden 하나님 içinde hareket edin sözü, Yuhanna 3:5'teki "성령 ile yeniden doğmalısınız ki kurtuluşu bulasınız." gibi bir söz yazılıdır, değil mi?그래서 하나님 안에서 행하라는 말은 마치, 요한복음 3장 5절 "너희는 성령으로 거듭나야 구원을 얻는다." 그런 말씀이 씌어 있죠?

179성령 하나님, değil mi?성령이 하나님이죠?

180Yani insanlara 하나님 olarak yeniden doğmaları gerektiğini söylemek kurtuluş demektir, değil mi?그러니까 사람더러 하나님으로 다시 태어나야 구원이라는 소리죠?

181Yani doğrudan kurtuluş 하나님'ın kurtuluşu olacağı anlamına gelir, insan kurtuluşu elde edebilir mi demek?그러니까 바로 구원은 하나님이나 구원이 된다는 소리지, 사람이 구원을 얻을 수 있다는 거예요?

182İnsanın kurtuluşu olmadığı Kutsal Kitap'ta böyle yazılıdır.사람은 구원이 없다는 말이 성경에 이렇게 씌어 있어요.

183İnsanın kurtuluşu yoktur.사람은 구원이 없어요.

184Ama İsa denilen kişi sadece kendine inanılırsa kurtuluş bulunacağını söyledi, değil mi?그런데 예수라는 자는 자기만 믿기만 믿으면 구원 얻는다고 그랬죠?

185Sadece kendine inanılırsa cennete gidileceğini söyledi, değil mi?자기만 믿기만 믿으면 천당 간다고 그랬죠?

186Cennetin ne olduğunu bilmeden, İsa denilen kişi cennetin ne olduğunu bile bilmiyordu. Anladınız mı?천당이 뭔지도 모르면서, 예수라는 자가 천당이 뭔 줄도 몰랐어요. 아시겠어요?

187Doğrudan cennet denilen şey 삼위일체 하나님'ın olduğu yer cennettir, 하나님 olmalı ki cennet olsun, 하나님'ın olmadığı, sadece insanların olduğu yer insan ülkesi, değil mi?바로 천당이라는 것은 삼위일체 하나님이 계신 곳이 천당이지, 하나님이 계셔야 천당이지, 하나님이 없는 사람만 있는 곳은 사람 나라죠?

188İnsanların olduğu yer cennet değildir.사람이 있는 곳은 천당이 아니에요.

189Doğrudan 하나님'ın olduğu yer olmalı ki göklerin krallığı ve cennet olsun.바로 하나님이 계신 곳이라야 하늘나라고 천당이 되는 거예요.

190Bu yüzden bu dünya dinleri de bunu bilir mi, bilmez mi?그런고로 이 세상 종교들도 이것을 알아요, 몰라요?

191Cennetin ne olduğunu bile bilmiyorsa o din midir?천당이 뭔 줄도 모르면 그게 종교야?

192Bu yüzden cennet denilen şey 하나님 olmalı ki cennet olsun, o 하나님 sıradan bir 하나님 olup da cennet olabilir mi?그런고로 천당이라는 것은 하나님이 계셔야 천당이 되는 고로, 그 하나님은 보통 하나님이 계셔 가지고 천당이 될까?

193마귀'yi yenen, 마귀'yi öldüren bir 하나님 olmalı ki cenneti inşa edip göklerin krallığı olabilsin, değil mi? Öyle mi, değil mi?마귀를 이기는, 마귀를 죽이는 하나님이라야 천당을 건설하고 하늘나라가 될 수가 있는 거죠? 그래요, 안 그래요?

194Bu yüzden bugün 이긴자 구세주 olur, 구세주 삼위일체 하나님 olmalı ki 구세주 olsun, 삼위일체 하나님 olmayan başka bir varlık 구세주 olabilir mi?그래서 오늘날 이긴자가 구세주가 되고, 구세주는 삼위일체 하나님이라야 구세주가 되는 것이지, 삼위일체 하나님이 아닌 다른 존재가 구세주 될 수 있어요?

195구세주 olamaz, değil mi?구세주가 될 수 없죠?

196Bu yüzden 구세주 doğrudan 삼위일체 하나님 olduğu için, 구세주'nun var olduğu yer doğrudan cennet midir, cehennem midir?그래서 구세주는 곧 삼위일체 하나님인 고로, 구세주가 존재하는 곳이 곧 천당이에요, 지옥이에요?

197Cennettir, değil mi? Öyle mi, değil mi?천당이죠? 그래요, 안 그래요?

198Bu yüzden bugün Kutsal Kitap'ta "dirilişe kavuştu" diye bir söz de var, ve İsa'nın dirildiği söyleniyor, değil mi?그래서 오늘날 성경에는 "부활함을 입었다"라는 말도 있고, 예수가 부활을 했다는 말을 하고 있죠?

199Diriliş kelimesinin anlamını bile bilmiyorlar. Hristiyanlık. Anladınız mı?부활의 말의 뜻도 모르는 거예요. 기독교는. 아시겠어요?

200Diriliş kelimesi Kutsal Kitap kelimesidir, Kutsal Kitap kelimesi ruhsal bir kelime olduğu için, ruhsal dirilişi kastetmiştir. Ruhsal diriliş.부활이라는 말이 성경 말이요, 성경 말은 영적 말인 고로, 영적 부활을 말한 거예요. 영적 부활.

201Yani bu Kutsal Kitap kelimesi 하나님'ın sözü olduğu için, 하나님 hakkında bir söz müdür, insanlar hakkında bir söz müdür?그러니까 이 성경 말은 하나님의 말씀인 고로, 하나님에 대한 말일까요, 사람에 대한 말일까요?

202하나님 hakkında bir söz olduğunu yanlış anlıyorlar, insanlar hakkında bir söz olarak biliyor Hristiyanlık. Anladınız mı?하나님에 대한 말인 걸 착각하고 있어, 사람에 대한 말로 알고 있어 기독교는. 아시겠어요?

203하나님 hakkındaki bir sözdür.하나님에 대한 말이에요.

204하나님 '마귀 hapishanesi'nde, insanların, insanlığın içinde vicdan olarak '마귀 hapishanesi'nde hapsedildiği için, o hapsedilmiş 하나님...하나님께서 '마귀 옥'에 사람, 인간 속에 양심으로써 '마귀 옥'에 갇혀 있기 때문에, 그 갇혀 있는 하나님이 ...

205Şimdi, '마귀 hapishanesi'nde hapsedilmiş olmak mezarın içinde hapsedilmiş olmak demektir, değil mi?이제, '마귀 옥'에 갇혀 있다는 것은 무덤 속에 갇혀 있는 거죠?

206Mezarın içinde hapsedilmiş olmak ölü olmakla aynı şey, değil mi?무덤 속에 갇혀 있다는 건 죽은 거나 한가지죠?

207Bu yüzden 마귀'yi yenip 마귀'yi öldürüp 하나님 ben olduğum zaman, işte bu 'dirilişe kavuşmak' olur deniyor, Hristiyanlık ise insan bedeninin ölüp insan bedeninin tekrar dirilmesinin diriliş olduğunu söylüyor, değil mi?그런고로 마귀를 이기고 마귀를 죽이고 하나님이 내가 될 때에, 바로 이것이 부활함을 입었다가 된다고 하는 것인데, 기독교는 사람의 몸이 죽었다가 사람의 몸이 다시 사는 것이 부활이라고 그러죠?

208Bugün insanlık İş'i 6 bin yıldır insanın yeniden dirildiği hiç olmadı.오늘날 인류 역사 6천 년 이래 사람이 다시 부활한 적이 없어요.

209İsa'nın dirildiği yalandır.예수가 부활했다는 건 거짓말이에요.

210İsa'nın çarmıha gerildiği de yalandır.예수가 십자가도 졌다는 것도 거짓말이에요.

211Matta 27:24'e bakarsanız, Pilatus İsa'yı yargılarken "İsa'da bir suç bulamıyorum" deyip ellerini yıkadığı bir gerçek var, değil mi?마태복음 27장 24절에 보면, 빌라도가 예수를 재판할 때에 "예수에게 죄를 찾아볼 수 없다"라고 하고 손을 씻은 사실이 있죠?

212Bu Kutsal Kitap'ta yazılı, değil mi?그게 성경에 씌어 있죠?

213Suçsuz bulunan bir kişiyi idam sehpasına asarak öldürebilirler mi?무죄를 받은 사람을 사형 틀에다가 달아서 죽일 수 있을까?

214Suçsuz bulunan kişiyi idam sehpasına asarak öldürmezler.무죄 받은 사람은 사형 틀에다가 달아서 죽이지 않아요.

215Eskiden de şimdi de aynıdır.옛날이나 지금이나 마찬가지예요.

216Bu yüzden çarmıha gerildiği yalandır, değil mi?그런고로 십자가에 달렸다는 게 거짓말이죠?

217O dönemde Pilatus Roma askerlerine emir vererek İsa'yı koruyup Fransa'ya sürgüne gönderdi ve Fransa'da 84 yaşına kadar yaşayıp öldü, İsa'nın cesedi şimdi Fransa topraklarında gömülü, değil mi?그 당시에 빌라도가 로마 병정들에게 명령을 해서 예수를 호위해가지고 불란스로 망명을 시켜가지고 불란스에서 84살까지 살다가 죽어서 예수의 시체가 지금 불란스 땅에 묻혀 있죠?

218Bu yüzden İsa'nın mezarı Fransa'da, değil mi?그래서 예수의 무덤이 불란스에 있죠?

219Bunu tamamen İngiliz BBC muhabiri takip edip tamamen 'Kutsal Kan ve Kutsal Kase' adında bir kitap yazıp yayınladı, İsa'nın 성령 ile hamile kalınan bir kişi değil, Roma askeri Pantera'nın oğlu olduğu yazılıdır, değil mi?이것을 전부 영국의 BBC 기자가 추적을 해서 완전히 '성혈과 성배'라는 써서 냈는데, 예수는 성령으로 잉태된 사람이 아니고 로마 병정 판델라의 아들이라고 기록되어 있죠?

220Yani eskiden İsa'nın hamile kalındığı sıralarda Yahudi ülkesini Roma orduları işgal etmişti, değil mi?그러니까 옛날에 예수가 잉태될 무렵에 유대 나라를 로마 군대들이 점령을 했던 거죠?

221O Roma orduları işgal edip Yahudi ülkesindeki kadınların hepsini gasp etti, değil mi? Tecavüz etmişlerdi, değil mi?그 로마 군대들이 점령을 해가지고 유대 나라의 여자라는 여자들은 다 강탈을 했죠? 강간을 했던 거죠?

222Bu yüzden İsa'nın annesi Meryem de Roma askeri Pantera tarafından tecavüze uğramıştı, değil mi?그래서 예수의 어머니 마리아도 로마 병정 판델라에게 강간을 당했던 거죠?

223Böylece hamile kalınan çocuğun doğrudan İsa olduğu bu 'Kutsal Kan ve Kutsal Kase' kitabında yazılı, değil mi?그래가지고 어린아이 밴 것이 바로 그것이 예수라는 것이 이 '성혈과 성배' 책에 씌어 있는 거죠?

224Bu yüzden böyle bir 'Kutsal Kan ve Kutsal Kase' kitabı yayınlanmasıyla, o dönemde İngiltere'deki rahip ve rahibeler o muhabire dava açtı, değil mi?그래서 그와 같은 '성혈과 성배' 책을 냄으로 말미암아, 이제 그 당시에 영국에 신부 수녀들이 그 기자를 상대로 재판을 걸었던 거죠?

225Dava açıp o muhabir tüm delilleri sunmak zorunda kaldı, değil mi?재판을 걸어서 그 기자가 그 증거를 다 대게 되었죠?

226Bu yüzden İsa'nın soyundan gelenleri, Fransa'da yaşayan İsa'nın soyundan gelenleri çağırıp mahkemeye çıkarmak zorunda kaldılar, değil mi?그래서 예수의 후손들, 불란스에서 살고 있는 예수의 후손들을 불러다가 법정에 세우게 되었죠?

227"Adınız nedir?""자네 이름이 무엇인가?"

228"Filanca filancadır.""아무개 아무개입니다"

229"Siz İsa'nın soyundan mısınız?""자네가 예수의 후손이 맞는가?"

230"Evet, doğru.""예, 맞습니다."

231"Kaçıncı kuşaksınız?""몇 대손인가?"

232"Evet, filanca kuşaktanım.""예, 몇 대손입니다."

233Bu yüzden, "Buna nasıl inanabiliriz?" denince그래서, "그것을 어떻게 믿을 수 있나?" 하니까

234Şecere kitabını alıp gösterdiler, değil mi?족보 책을 들고 내놨죠?

235Soy ağacı kitabını ortaya koyunca, yargıç bakıp doğru olduğunu görünce "Ah, doğruymuş" dedi, değil mi?족보 책을 내놓으니까, 판사가 보고 맞으니까 "아, 맞구먼" 그랬죠?

236O zaman "İsa adındaki dedeniz kaç yaşına kadar yaşadı?"그러면 "예수라는 너희 할아버지가 몇 살까지 살았느냐?"

237"84 yaşına kadar yaşadı.""84살까지 살았습니다."

238Böylece "O İsa 84 yaşına kadar yaşayıp öldükten sonra, o İsa'nın cesedinin gömülü olduğu mezar nerededir?"그래서 "그 예수가 84살까지 살고 죽어서 그 예수의 시체가 묻혀 있는 무덤이 어디에 있는가?"

239"Fransa'nın falanca yerindedir." deyince, bu İngiliz Londra yargıçları oraya kadar üç kişi olay yeri incelemesine gitmişti, değil mi?"불란스 어디 어디에 있습니다." 하니까, 이 영국 런던 판사들이 거기까지 세 사람이 현장검증을 갔던 거죠?

240Gidip bakınca o mezarın önünde İsa diye adı yazılı bir mezar taşı vardı, değil mi?가보니까 그 무덤 앞에 예수라고 이름이 새겨져 있는 비석이 있었던 거죠?

241Böylece hemen İsa'nın mezarını keşfedip hepsinin fotoğrafını çekip getirince, bu üç yargıçtan birinin koyu bir İsa inananı olduğunu söylemişti, değil mi?그래서 바로 예수의 무덤을 발견하고 그것을 전부 사진을 찍어가지고 와서, 이 판사들 세 사람 중에는 철저히 예수 믿는 사람이 있었다고 그랬죠?

242Bu yüzden o kararı geç vermek zorunda kaldığını söylemişti, değil mi?그래서 그 판결을 늦게 하게 되었다고 그랬죠?

243Böylece geç vermek zorunda kalınca, bu mahkeme başkanı "Çabuk karar vermeyip ne yapıyorsunuz!" diye acele ettirilince mecburen karar vermek zorunda kaldığını söylemişti, değil mi?그래서 늦게 하게 되었는데, 이 법원장이 "빨리 판결하지 않고 뭘 하고 있느냐!" 해서 독촉을 받아서 할 수 없이 판결하게 되었다고 그랬죠?

244Böylece "İsa'nın çarmıha gerilmeden dirildiği de yalan ve 84 yaşına kadar yaşayıp Fransa'da öldükten sonra o ölü cesedinin mezarı fotoğrafta var" diye fotoğrafı uzatarak karar verdiğini söylemişti, değil mi?그래서 "예수는 십자가를 지지 않고 부활했다는 것도 거짓말이고, 84살까지 살다가 불란스에서 죽어서 그 죽은 시체의 무덤이 사진에 있다"라고 사진을 내밀면서 판결했다고 그랬죠?

245Böylece İngiltere'de İsa'ya inanan insanların hepsi İsa'ya inanmayı bıraktığını söylemişti, değil mi?그러니까 영국에서 예수 믿는 사람들이 전부 예수 안 믿게 되었다고 그랬죠?

246Bu bir akım haline gelerek Avrupa'ya, Amerika'ya kadar, Amerika'nın bazı bölgelerinde bile İsa'ya inanan kimse kalmadı, değil mi?그것이 유행이 되어가지고 구라파, 미국까지, 미국 일부에도 예수 믿는 사람이 없어지게 된 거죠?

247Ama bu Kore ülkesi, bu karanlık, geri kalmış ülke, bu gerçekten karanlık ülkede İsa olmazsa sanki ölecekmiş gibi çıldırıp İsa'ya inanıyorlar, değil mi? Öyle mi, değil mi?그런데 이 한국 나라, 이 캄캄한 미개한 나라, 이 정말 어두운 나라에서는 예수 아니면 그냥 죽을 듯이 미쳐서 예수 믿죠? 그래요, 안 그래요?

248Bu geri kalmış bir ülke olduğu için mi böyle, yoksa idrak ettikleri için mi böyle?이게 미개한 나라가 되어서 그래요, 깨달아서 그래요?

249Geri kalmış bir ülke olduğu için böyle.미개한 나라가 되어서 그래.

250Aslında bu kişi İngiltere'ye gittiğinde 1983 yılında mı gitmişti, değil mi?사실은 이 사람이 영국에 갔었을 때에 1983년도인가에 갔죠?

251Şimdi İngiltere'ye gidip o zaman davaya katılan kişiyle tanışmış ve ayrıca BBC muhabiri 'Kutsal Kan, Kutsal Kase' kitabını yazan kişiyle bizzat görüştüğünü söylemişti, değil mi?이제 영국에 가서 이제 그때 재판에 참여했던 사람을 만나게 되었고, 또 BBC 기자 '성혈과 성배' 책을 쓴 사람을 직접 만나봤다고 그랬죠?

252Böylece 'Kutsal Kan, Kutsal Kase' kitabından üç tane alıp getirmişti, değil mi? İngilizce yazılmış olan kitabı.그래서 '성혈과 성배' 책을 세 권을 사가지고 왔죠? 영어로 씌어 있는 책을.

253Onu getirince Kore'de 마포'daki '행림 출판사'dan bu 'Kutsal Kan, Kutsal Kase' kitabının orijinalini çeviren, böyle kalın bir kitap çıkmıştı, değil mi?그걸 들고 오니까 한국에 마포에 있는 '행림 출판사'에서 이 '성혈과 성배' 책 원본을 번역을 한 책, 이렇게 두꺼운 책이 나왔던 거죠?

254Böylece bu kişi gençlere sipariş verip alıp getirmelerini söylemişti, değil mi?그래서 이 사람이 청년들을 시켜서 사 오라고 그랬던 거죠?

255Böylece almaya gidince, 교보문고'da satılmak üzere hepsi sergilenmişken, 교보문고'daki 'Kutsal Kan, Kutsal Kase' kitabını Hristiyan papazların hepsini alıp ateşe verdiğini söylemişti, değil mi?그래서 사러 가니까, 교보문고에 팔려고 다 내어놨는데, 교보문고에 있는 '성혈과 성배' 책을 기독교 목사들이 몽땅 사다가 불을 질러버렸다고 그랬죠?

256Böylece geri kalan 60 ya da 70 kitap mıydı, o zaman öyle alıp getirmişlerdi, değil mi?그래서 나머지 60권인가 70권인가 그 당시에 그렇게 사 왔던 거죠?

257Böylece hepinize dağıtmıştı, değil mi? Öyle mi, değil mi?그래서 여러분들에게 다 나눠줬죠? 그래요, 안 그래요?

258Böylece Kore'de de o kitap yaygınlaşsaydı, İsa'ya inanan o alçaklar olur muydu?이렇게 한국에서도 그 책이 널리 퍼져나갔으면 예수 믿는 잡놈들이 있을까?

259Olmazdı.없어요.

260O kitap yaygınlaşsaydı bir tane bile İsa'ya inanan kimse olmazdı. Anlıyor musunuz?그 책이 퍼져 나갔으면 한 놈도 예수 믿는 사람 없어요. 아시겠어요?

261Bu yüzden öyle olmasından korktukları için papazlar şimdi kendi cemaatlerinin 헌금 ettiği parayı alıp o kitapların hepsini satın alıp ateşe verdiler.그러니까 그것이 그렇게 될까 봐 목사들이 이제 자기의 교인들이 헌금한 돈을 가지고 그 책을 몽땅 사다가 불을 질러버렸어요.

262Böyle bir gerçeğin bu Kore topraklarında yaşandığını biz Koreliler biliyor muyuz, bilmiyor muyuz?이런 사실이 이 한국 땅에서 일어나고 있다는 것을 우리 한국 사람들이 알아요, 몰라요?

263Bilmiyoruz, değil mi?모르고 있죠?

264O zaman 교보문고'da çalışan birine gidip sorarsak anlatır mı, anlatmaz mı?그 당시에 교보문고에 근무했던 사람한테 가서 물어보면 얘기를 해줄까요, 안 해줄까요?

265Anlatır, değil mi?얘기를 해주겠죠?

266Aslında günümüzde bu Hristiyanlık, Hristiyanlık bir din değil, insanlığın düşmanıdır.사실은 오늘날, 이 기독교, 기독교는 그게 종교가 아니고 인류의 적이에요.

267İnsanlığı tamamen öldürmeye çalışan öyle bir kuruluştur.인류를 전부 죽이려는 그러한 단체에요.

268Bu yüzden bu topraklardan bir an önce kovulmalı mı, yoksa öylece bırakılmalı mı?그러니까 이 땅에서 하루속히 몰아내야 돼요, 그냥 놔둬야 돼요?

269Kovulmalı, değil mi? Öyle mi, değil mi?몰아내야죠? 그래요, 안 그래요?

270Bu nedenle bu kişi kesinlikle 'ben' bilincinin ilk günah olan iyi ve kötüyü bilme ağacı olduğunu, iyi ve kötüyü bilme ağacı olan 'ben' bilincinin ne düşünürse düşünsün 죽을 죄 olduğunu söyledi.그런고로 이 사람이 분명히 '나'라는 의식이 원죄가 되는 선악과요, 선악과가 되는 '나'라는 의식이 무얼 생각을 해도 죄다.

271'Ben' bilinci yetimhaneye yüz çuval pirinç götürse bile 죽을 죄dir. Demişti, değil mi?'나'라는 의식이 고아원에 쌀을 백 가마를 갖다줘도 죽을죄다. 그랬죠?

272Yaptığım her şey günahtır.내가 행하는 건 다 죄야.

273Bunu Hristiyanlık biliyor mu?이걸 기독교에서 알아요?

274Budizm biliyor mu?불교에서 알아?

275Günahın ne olduğunu, bunu bilmeyen bir din değildir.죄가 뭔지, 이걸 모르는 건 종교가 아니에요.

276Bu yüzden siz şimdi 'ben' bilinci gülse de günah, 'ben' bilinci sevse de günah, 'ben' bilinci yürüse de günah, 'ben' bilinci yaşasa da günah.그렇기 때문에 여러분들이 이제 '나'라는 의식이 웃어도 죄, '나'라는 의식이 좋아해도 죄, '나'라는 의식이 걸어가도 죄, '나'라는 의식이 살아도 죄야.

277Bu büyük bir felaket, öyle mi, değil mi?이것 큰일 났어, 그래요, 안 그래요?

278Yaşamak bile günah olduğuna göre, siz, kaçabilir misiniz?살아도 죄니 여러분들, 피할 수 있어요?

279Kaçılamaz, değil mi?피할 수가 없죠?

280Bu yüzden burada '반대생활' yapın diyorlar, değil mi?그래서 여기서는 '반대 생활'을 하라고 그러죠?

281'Ben' bir şeyi severse, ondan nefret etmeli, çalışmak istemezse çalışmalı, çalışırken dinlenmek isterse sürekli çalışmaya devam etmeli.'나'라는 게 좋아하면 싫어해야 되고, 일하기 싫으면 일을 해야 되고, 일을 하다가 쉬고 싶으면 계속해서 일을 해야 돼요.

282Ancak o zaman günah olmaz. Anlıyor musunuz?그래야 죄가 안 돼요. 아시겠어요?

283Bu yüzden günah işlememenin yolunu öğretiyor, değil mi?그러니까 죄짓지 않는 방법을 가르쳐주죠?

284'Ben' bilinci ne düşünürse düşünsün, ona göre düşünmek bile günahtır.'나'라는 의식이 생각하는 대로 따라서 생각하는 자체가 죄에요.

285Bu yüzden 'ben' bilinci ne düşünürse düşünsün, kan çürür.그래서 '나'라는 의식이 뭘 생각을 해도 피가 썩어요.

286Bunu ileri teknoloji bilim insanları bilir mi?이걸 첨단 과학자들이 알까?

287Tıp doktorları bilir, değil mi?의학박사들은 알겠지?

288Tıp doktorları da bilmez.의학박사들도 몰라요.

289İnsanların hastalanması, kanın çürümesi yüzünden hastalanmasıdır.사람이 병 걸리는 건 피가 썩어서 병 걸리는 거예요.

290'Ben' bilinci ne düşünürse düşünsün, kan çürür.'나'라는 의식이 뭘 생각해도 피가 썩어요.

291Kan çürüdüğü için yaşlanır, kan çürüdüğü için direnci giderek zayıflar ve hastalanıp ölür.피가 썩기 때문에 늙고, 피가 썩기 때문에 저항력이 점점 약화되어가지고 병 걸려서 죽는 거예요.

292Bu yüzden günümüzde 구세주 ölmeme yöntemini doğru bir şekilde mi öğretiyor, yoksa kabaca mı öğretiyor?그렇기 때문에 오늘날 구세주가 죽지 않는 방법을 정확하게 가르쳐줘요, 근사하게 가르쳐줘요?

293Doğru bir şekilde öğretiyor, değil mi?정확하게 가르쳐주죠?

294'반대생활' yapmakla günah olmayacağını söylemişti, değil mi?'반대 생활'을 해야 죄가 안 된다고 그랬죠?

295Bu yüzden et yemek istersem kimçi yemeli, et yemek istemezsem et yemeli. Değil mi?그래서 내가 고기가 먹고 싶으면 김치를 먹어야 되고, 내가 고기가 먹기 싫으면 고기를 먹어야 되고. 그렇죠?

296Et yemek istemeyen kimse var mı?고기 먹기 싫은 사람이 있어요?

297Bu yüzden et yemek istediğime göre yememeliyim. Öyle mi, değil mi?그러니까 고기 먹고 싶으니까 먹지 말아야지. 그래, 안 그래?

298Böyle '반대생활'ı bu kişi yaptığını söylemişti, değil mi?이렇게 반대 생활을 이 사람은 했다고 그랬죠?

299Böyle '반대생활' yaparak 이긴자 oldu ve '반대생활' yaparak bu kişi tamamlanmış kişi olduğunu söylemişti, değil mi?이렇게 반대 생활을 함으로써 이긴자가 되었고, 반대 생활을 함으로써 이 사람이 완성자가 됐다고 그랬죠?

300Böylece tamamlanmış kişi olup "Dünya komünizmini yok edeceğim!" dedi, değil mi?그래서 완성자가 되어가지고 "세계 공산주의를 없애버린다!"라고 그랬죠?

301Komünizm şimdi var mı, yok mu?공산주의가 지금 있어요, 없어요?

302Bu dünya üzerinde komünizm yok.이 지구 땅 위에는 공산주의가 없어.

303Bu komünizmi yok etmek insan için mümkün mü, imkansız mı?이 공산주의 없앤다는 건 인간으로선 가능해요, 불가능해요?

304İmkansızı mümkün kılan kişi 구세주'dur. Her şeye gücü yeten! Her şeyi yapabilen kişi.불가능한 것을 가능케 하는 자가 구세주예요. 전지전능자! 뭐든지 할 수 있는 자.

305Bu yüzden komünistlik insanın düşüncesidir, değil mi?그러니까 공산주의자란 사람의 사상이죠?

306Düşünce hemen ideolojidir, değil mi?사상이 곧 이념이죠?

307İdeoloji hemen kalptir, değil mi?이념이 곧 마음이죠?

308Bu yüzden kalp ruhtur, değil mi?그러니까 마음이 영이죠?

309Komünizmin ruhu hemen 마귀'nin ruhudur.공산주의의 영이 바로 마귀의 영이에요.

310Bu yüzden 구세주'nun 분신 yeteneği vardır.그래서 구세주는 분신의 능력이 있어요.

311Burada Japonya'dan gelen 김 씨 할아버지 yakında Japonya'ya dönecek olsa da, o 김 씨 할아버지'yı takip eder. 분신.여기 일본에서 오신 김 씨 할아버지가 곧 일본 가시지만, 저 김 씨 할아버지 따라가요. 분신이.

312Japonya'ya kaçsa bile 구세주 her zaman o kişinin içindedir.일본으로 도망가 봐야 항상 구세주가 그 사람 속에 들어가 있어.

313Ölmek istese de ölemez. Anlıyor musunuz?죽고 싶어도 못 죽어요. 아시겠어요?

314İşte o 구세주'dur. 구세주'nun 분신 yeteneği vardır.그게 구세주예요. 구세주는 분신의 능력이 있어요.

315Bu yüzden ailemizin veya dünya insanlarının içine istediği gibi girip çıkar, değil mi?그래서 우리 식구들 내지는 세상 사람들 속에 마음대로 들랑거리죠?

316Bu kişinin 분신'i ruh mudur, beden midir?이 사람의 분신이 신이에요, 육이에요?

317Ruh, değil mi?신이죠?

318Ruh olduğu için istediği gibi girip çıkar, değil mi?신인 고로 마음대로 들랑거리죠?

319Böylece o zaman 4 milyar kişi olan komünistlere kök salmış komünist ruhu aynı anda öldürünce, o komünistlerin içine girip komünist ruhu öldürüp yok edince.그래서 당시에 40억만 명이었었던 공산주의자들에게 뿌리내리고 있는 공산주의 영을 일제히 죽여 버리니까, 그 공산주의자들 속에 들어가서 공산주의 영을 죽여서 없애버리니까.

320Daha dün "Komünizm iyi!" diye yaşasın diyen insanlar "Komünizm artık kötü!" böyle olunca, dünya komünist devletlerinin tamamen çöktüğünü biliyorsunuz, değil mi? Öyle mi, değil mi?어제께만 해도 "공산주의 좋다~" 하고 만세 부르던 사람들이 "공산주의 이제 싫다!" 이렇게 되니까, 세계 공산국가가 폭삭 망한 걸 여러분들 알죠? 그래요, 안 그래요?

321Komünizm çöktükten sonra "Çökme zamanı geldiği için çöktü tabii~" diye yine düşünüyorlar. İnsanlar.공산주의가 망하고 나니까, "망할 때가 되었으니까 망했지~" 이렇게 또 생각을 해요. 인간들이.

322İnsanlar aptal olduğu için öyle düşünmekten başka çareleri yok.인간은 멍청해가지고 그렇게 생각할 수밖에 없어요.

323Bu yüzden 1991 yılında üç komünist adam Gorbaçov'un komünizmi yok ettiğini sanıp Gorbaçov'u ev hapsine alıp öldürmeye çalışmıştı, değil mi?그렇기 때문에 1991년도에 공산주의자 세 놈이 고르바초프가 공산주의를 없앤 줄을 알고 고르바초프를 연금시켜가지고 죽이려고 했던 거죠?

324Bu üç komünist adam tabancayı dayayıp bu Gorbaçov'u öldürmeye çalıştığı anda bu kişinin 분신'i ortaya çıkmıştı.이 공산주의자 세 놈이 권총을 대고 이 고르바초프를 죽이려고 하는 찰나에 이 사람의 분신이 나타났던 겁니다.

325"Sizler! Bu Gorbaçov'u öldürürseniz ölürsünüz! Çabuk çıkın! Çabuk kaçmazsanız ölürsünüz!" deyince"너희들! 이 고르바초프를 죽이면 죽어! 빨리 나가! 빨리 도망 안 가면 죽어!" 하니까

326Bu üç adam hemen arkalarına bakmadan kaçtı, değil mi?이 세 놈이 그냥 꽁무니 빠지라고 도망갔죠?

327İçişleri bakanı olan o komünist adam hemen şimdi öldü, değil mi?내무장관 하던 그 공산주의자 그놈은 바로 이제 죽었죠?

328Ve bir adam havaalanında yakalandı, bir adam da tren istasyonunda yakalandı, değil mi?그리고 한 놈은 공항에 가서 붙들리고, 한 놈은 역전에서 붙들렸죠?

329Böylece üç adamın da yakalanması aynı şey, değil mi?그래서 세 놈이 다 잡힌 거나 한가지죠?

330Bir adam öldüğü için. Değil mi?한 놈은 죽었으니까. 그렇죠?

331Bu yüzden o adamlar hepsi kaçınca, Gorbaçov orada hapsedilmişken kapıyı açıp çıkmıştı, değil mi?그러니까 그놈들이 다 도망가니까, 고르바초프가 거기 갇혀 있다가 문 열고 나왔던 거죠?

332Böylece Gorbaçov'un çıktığı gün, hemen 1991 yılı 23 Ağustos, fotoğrafta çıkmıştı, değil mi?그래서 고르바초프가 나오는 날, 바로 1991년도 8월 23일, 사진에 찍혀 나왔죠?

333Fotoğrafta bizim 제단 binamızın üzerinde bir gökkuşağı, çift gökkuşağı duruyordu, değil mi?사진에 가 우리 제단 건물 위에 무지개가, 쌍무지개가 섰던 거죠?

334Böyle çift gökkuşağının durması 격암유록'ta kehanet edilmiş mi, edilmemiş mi?이렇게 쌍무지개가 선다는 것이 격암유록에 예언이 되어 있어요, 안 되어 있어요?

335Bu kişinin 61 yaşında olduğu zaman hemen 1991 yılıydı, değil mi?이 사람 61세 때에 가 바로 1991년도죠?

3361991 yılında hemen bu 제단 binasının, binanın inşa edileceği sözü o 격암유록'ta yazılı, değil mi?1991년도에 바로 이 제단 건물, 건물을 세운다는 말이 그 격암유록에 씌어 있죠?

337O 격암유록'ta 갑을각 (甲乙閣) diye yazılıdır. 갑을각!그 격암유록에는 갑을각(甲乙閣)이라고 씌어 있어요. 갑을각!

338Hemen bu 갑을각 하나님'ın evidir.바로 이 갑을각이 하나님의 집이에요.

339Peki neden 하나님'ın evi derseniz, 삼위일체 하나님 bu binanın içinde her zaman var, değil mi?그래서 왜 하나님의 집이냐 하면, 삼위일체 하나님이 이 건물 안에 늘 있죠?

340Bu kişi yerel 제단'a gitse bile bu kişinin 분신'i her zaman koruyor, değil mi?이 사람이 지방 제단에 가도 이 사람의 분신이 늘 지키고 있죠?

341Bu yüzden bu 하나님'ın evidir, değil mi?그렇기 때문에 이게 하나님의 집이죠?

342Bu 하나님'ın evi 영생 edecek insanların evi olduğu için, böyle (kocaman) çelik iskeletlerle, böyle kalın çelik iskeletlerle tamamen inşa edildi, değil mi?이 하나님의 집은 영생할 사람들의 집인 고로, 이렇게 (아름드리 큰) 철골, 이렇게 굵은 철골로 전부 세운 거죠?

3432 bodrum katı ve 4 yer üstü katı olarak bu ev inşa edildiği için, bomba düşse de yıkılır mı, yıkılmaz mı?지하 2층 지상 4층으로 이 집을 지은 고로 폭탄이 떨어져도 무너질까요, 안 무너질까요?

344Bomba düşse de yıkılmaz.폭탄이 떨어져도 무너지지 않아.

345영생 edecek bir ev olduğu için.영생할 집인 고로.

346Bu nedenle bu kişinin 61 yaşında ev inşa edeceğinin 격암유록'ta kehanet edildiğini görünce, hemen "육십일세성공시(六十一歲成功時) 대우천간건립장(大廈天間建立匠)" diye yazılı, değil mi?그런고로 이 사람이 61세 때에 집을 짓는다는 것이 격암유록에 예언되어 있는 걸 보아 바로 "육십일세성공시(六十一歲成功時) 대우천간건립장(大廈天間建立匠)이라"라고 씌어 있죠?

347Böylece 격암유록'ta doğru bir şekilde yazılıdır.이렇게 격암유록에 정확하게 씌어 있어요.

348Bu yüzden bu kişi 61 yaşında bu evi inşa edemeseydi, sahte 정도령, sahte 구세주 ve sahte 생미륵불 olurdu, değil mi? Öyle mi, değil mi?그러니까 이 사람이 61세 때에 이 집을 못 지었다면 가짜 정도령이고 가짜 구세주이고 가짜 생미륵불이죠? 그래요, 안 그래요?

349Bu yüzden 500 yıl önce kehanet edilen kehanet kitabında böyle yazılıdır.그러니까 5백 년 전에 예언한 예언서에 이렇게 씌어 있어요.

350O doğru bir şekilde tuttu, değil mi? Öyle mi, değil mi?그게 정확하게 맞았죠? 그래요, 안 그래요?

351Bu nedenle çok geçmeden tüm dünya 구세주'yu yüceltecek ve 구세주'ya gümüş, altın ve değerli taşlar yükleyip akın edecek, değil mi?그런고로 얼마 안 있으면 전 세계가 구세주를 찬양하고, 구세주에게 은금보화를 싣고 몰려오겠죠?

352O zaman Korelilerin çok zengin olacağını söylemişti, değil mi?그때에는 한국 사람들이 떼부자가 된다고 그랬죠?

353O zaman gümüş, altın ve değerli taşların ne kadar çok birikeceğini, Kore topraklarının yollarına altın döşeneceğini söylemişti, değil mi?그때에는 은금보화가 얼마나 많이 모여드는지 한국 땅 길바닥에 금을 깐다고 그랬죠?

354Bu yüzden Korelilerin hepsi altın yollarda yürüyecek dendi, değil mi?그래서 한국 사람들이 전부 금 길을 다닌다고 그랬죠?

355Bu kimin sayesinde?그게 누구 덕분이에요?

356정도령 sayesinde, değil mi? Öyle mi, değil mi?정도령 덕분이죠? 그래요, 안 그래요?

357Bunu bile bilmeden 이 사람'ı hapse atıp öldürmeye çalıştılar, değil mi?그것도 모르고 이 사람을 옥중에다가 가둬놓고 죽이려고 했던 거죠?

358이 사람'ı yedi yıl hapse atarlarsa öleceğini sandılar ama 이 사람 ölür mü?이 사람을 옥중에 7년 동안 징역을 시키면 죽을 줄 알았지만, 이 사람이 죽겠어요?

359이 사람 bir anka kuşu gibi, değil mi?이 사람은 불사조와 같은 사람이죠?

360Ama ne kadar uzun süre hapsedilirse edilsin ölemeyecek bir insan. Anlıyor musunuz?그런데 암만 오래 가둬놔도 죽을 수가 없는 사람이에요. 아시겠어요?

361Ve 이 사람 1981'den beri "Tayfunların gelmesini engelleyeceğim!" dedi, değil mi?그러면서 이 사람이 1981년도부터 "태풍을 못 불어오게 한다!" 그랬죠?

362"Komünizmi ortadan kaldıracağım" demenin yanı sıra "Tayfunların gelmesini engelleyeceğim" dedi, değil mi?"공산주의를 없앤다"라는 말 뿐만 아니라 "태풍을 못 불어오게 한다." 그랬죠?

363Tayfunlar geldi mi?태풍 불어왔어요?

364Yirmi yıl boyunca tayfun geldi mi hiç?20년 동안 태풍 불어온 일이 있어요?

365Ayrıca, "Yaz yağmurlarının yağmasını engelleyeceğim!" dedi, değil mi?또, "여름장마 못 지게 한다!" 그랬죠?

366Yaz yağmurları yağdı mı hiç?여름장마 진 일 있어요?

367Ayrıca, "Sürekli bereketli hasatlar olmasını sağlayacağım!" dedi, değil mi?또, "계속해서 풍년들게 한다!" 그랬죠?

368Kore'de yirmi yıl boyunca kötü hasat olan bir yıl oldu mu?한국 나라에 20년 동안 흉년 든 해가 있어요?

369Kötü hasat olan bir yıl oldu mu?흉년 든 해가 있어요?

370Sadece bereketli hasatlar oldu, değil mi?풍년만 들었죠?

371Bu yıl da yine bereketli hasat olacak.금년에도 또 풍년 들어.

372"Yağmur yağmıyor, pirinç fideleri ekemiyoruz, bu yüzden bu yıl kötü bir hasat olacak" diye düşünebilirsiniz ama bu bir yanılgı.뭐 "비도 안 오고, 모도 못 내고, 그래서 금년에는 흉년들겠다" 이렇게 생각하겠지만, 그건 착각이에요.

373Bereketli hasat olacak. Ne şekilde olursa olsun bereketli hasat olmasını sağlayacağım, bekleyip görün.풍년들어. 어떤 모양으로든지 풍년들게 만들어, 두고 보세요.

374이 사람'ın konuşmaması gerekir, sadece konuşursa aynen öyle olur, aynen öyle olmaz mı?이 사람이 말을 던지지 말아야지, 말만 던지면 그대로 돼, 그대로 안 돼?

375Aynen öyle olur, değil mi?그대로 되죠?

376Bu yüzden "Savaşın çıkmasını engelleyeceğim!" dedi, değil mi?그래서 "전쟁을 못 일어나게 한다!" 그랬죠?

377"Kuzey-Güney Savaşı'nın çıkmasını engelleyeceğim!""남북 전쟁 못 일어나게 한다!"

378Kim Il-sung ne kadar savaş çıkarmaya çalışsa da savaş çıkardı mı?김일성이 암만 전쟁 일으키려고 애써도 전쟁 일으켰어?

379Kim Jong-il savaş çıkarmak için Gangneung ve benzeri yerlere casuslar gönderip her türlü şeyi yaptı, değil mi?김정일이가 전쟁을 일으키려고 저 강릉 등지에 간첩을 내려보내고 별짓 다 했죠?

380Ve donanma savaş gemileri 38. paralelin ötesine sızmıştı, değil mi?그리고 해군 군함을 삼팔선 너머까지 침투해 들어왔던 일이 있었죠?

381O zaman bizim dost savaş gemilerimiz onları durdurdu, değil mi?그때에 우리 아군 군함이 저지를 했죠?

382O zaman Halk Ordusu savaş gemileri eski tip silahlarla donatılmış olduğu için, o savaş gemisinde top namlusunu kaldırmaları gerekiyordu ki top atabilsinler~ top atabilirlerdi, değil mi?그때에 인민군 군함은 구구식 무기로 무장되어 있는 고로, 그 군함에 포신을 올려야 포를 때릴 수 있어~ 포를 쏠 수 있죠?

383O top namlusunu kaldırmak için sadece tutup çevirmeleri gerekiyordu. İşte o Halk Ordusu savaş gemisiydi.그 포신을 올리려면 그냥 잡아 돌려야 돼요. 그게 인민군 군함이에요.

384Sizler, televizyonda gördünüz mü?여러분들, 텔레비로 봤어요?

385Çevirdiklerini gördünüz mü?돌리는 걸 봤어?

386Çevirdiklerini görmediğiniz halde gördüğünüzü söylerseniz yalan olur. Değil mi?돌리는 건 안 보이는데 봤다고 그러면 거짓말이지. 그렇죠?

387Gerçekte, top namlusu ancak öylece çevrilerek yükselir.실제는 그냥 막 돌려야 포신이 올라가요.

388Top namlusu yükselince top atılır, değil mi?포신이 올라가야 포를 쏘는 거야, 그렇죠?

389Halk Ordusu askerleri sadece çevirirken, dost savaş gemileri bir düğmeye basınca mermiler makineli tüfek gibi uçar.인민군들이 그냥 돌릴 때에 아군 군함은 버튼만 누르면 기관총처럼 포탄이 날아가요.

390Makineli tüfek gibi mermiler uçup topu kaldıran adamın kafasına isabet edince o adam paramparça olurken, top namlusu yükselir mi?기관총처럼 포탄이 날아가서 포를 올리는 사람 머리통에 가서 떨어지니까 그놈이 박살 나는데, 포신이 올라갈까요?

391Yükselmeden önce o gemi battı, değil mi?올라가기도 전에 그 배가 가라앉았죠?

392Yani Kim Jong-il televizyonu izleyip "Vay be~ Güney Kore yeni silahlarla donatılmış çok çok güçlü bir orduymuş~" diye fark edip "Geri çekilin!" dedi, değil mi?그러니까 김정일이가 텔레비를 보고 "이야~ 남한이 무지무지하게 신무기로 무장된 강한 군대로구나~" 하는 걸 깨닫고 "후퇴해!" 그랬죠?

393Bu yüzden hepsi kuyruklarını kıstırıp kaçtı, değil mi?그래서 그냥 꽁무니가 빠지라고 전부 도망갔죠?

394Denizin dibine batan gemiyi kurtarmayı bile düşünemeden hepsi kaçtı, değil mi?이 바닷속으로 기어들어 간 배는 건질 생각도 못 하고 다 도망갔죠?

395Sizler televizyonda hepsini gördünüz, değil mi?여러분들 텔레비에서 다 봤죠?

396Yani Kim Jong-il Güney Kore'yi işgal edip savaş çıkarmaya çalıştı ama savaş çıkarırsa Kuzey Kore'yi bile ulusal ordu işgal ederse yenilmiş bir ülke olup mahvolacağımızı düşündü, değil mi?그러니까 김정일이가 남한을 침략해서 전쟁을 일으키려고 했었으나 전쟁을 일으켰다가는 이북까지 국군이 점령을 하면 우리가 패전국이 되어서 망하겠구나 하는 걸 생각했던 거죠?

397Bu yüzden Kim Jong-il, Başkan Kim Dae-jung Güneş Politikası'nı savunup da, tabiri caizse, buluşmak isteyince "Buyurun, gelin!" dedi, değil mi?그래서 이 김정일이가 이 김대중 대통령이 햇볕정책을 외치면서 말하자면 만나자고 하니까, "어서, 오십시오!" 그랬죠?

398Bu yüzden Başkan Kim Dae-jung Pyongyang Havalimanı'na gittiğinde, bu Kim Jong-il denen kişi kim gelirse gelsin havalimanına çıkmaz.그래서 김대중 대통령이 그 평양 공항까지 갔을 때에 이 김정일이라는 자는 아무리 어떤 사람이 와도 공항에 안 나가요.

399Havalimanına çıkmayan bir insan olduğu halde Başkan Kim Dae-jung Pyongyang'a varınca, o Pyongyang Havalimanı'na kadar çıkıp Başkan Kim Dae-jung'u kucaklayarak canını kurtarmak için yalvardığını gördünüz, değil mi?공항에 안 나가는 사람인데 김대중 대통령이 평양 도착하니까, 그 평양 공항까지 나가서 김대중 대통령을 얼싸안고 살려달라고 비벼대는 걸 봤죠?

400Bu, canını kurtarmak için yalvarması demek. Anlıyor musunuz?그게 살려달라는 거예요. 아시겠어요?

401Teslimiyetin başka bir şey olduğunu mu sanıyorsunuz? İşte bu teslimiyet.뭐 항복이 딴 게 항복인 줄 아세요? 그게 항복이에요.

402Bu Güney'i işgal edip tamamen komünist bir devlet haline getirmeye Kim Jong-il çalıştı ama bu Kore Cumhuriyeti'nin gücü çok fazla olduğu için öylece vazgeçti, değil mi?이 남쪽을 침략을 해가지고 완전히 공산국가로 만들려고 김정일이가 해봤지마는 실력이 이 대한민국의 실력이 너무 강하니까, 그대로 포기하고 말았던 거죠?

403Bu yüzden Başkan Kim Dae-jung saldırmazlık anlaşması yapmayı önerince "Ah, bu iyi!" deyip hemen orada imzaladı, değil mi?그래서 김대중 대통령이 불가침 조약을 맺자고 하니까 "아, 그것 좋습니다!" 하고 그냥 싸인을 그 자리에서 하고 말았죠?

404Ve Kuzey-Güney birleşmesi konusunda Kim Jong-il Goryeo Konfederasyon sistemiyle olsun diye ısrar etti, Güney'de ise gevşek bir konfederasyon sistemiyle olsun dendi, değil mi?그리고 남북통일을 하는데 고려연방제로 하자고 김정일은 주장하고, 이남에서는 연 연방제로 하자고 했던 거죠?

405Konfederasyon sistemi aynı şeydir.연방제는 똑같은 거예요.

406Kuzey Kore hükümetini olduğu gibi bırakıp, Güney Kore hükümetini olduğu gibi bırakıp, halkın serbestçe gidip gelmesidir.이북 정부는 이북 정부대로 놔두고, 이남 정부는 이남 정부로 놔두고, 백성들은 자유로이 왕래하는 거예요.

407İşte bu birleşme, değil mi?그게 바로 통일이죠?

408O zaman ilk olarak demiryollarını bağlayalım diye Başkan Kim Dae-jung önerdi, değil mi?그러면 제일 먼저 철도를 연결시키자고 김대중 대통령이 제안했던 거죠?

409Yani Kim Jong-il "Bu iyi!" deyip hemen şimdi bağlantı çalışmalarını başlattı, değil mi?그러니까 김정일이가 "그것 좋습니다!" 즉각 지금 연결 작업을 했던 거죠?

410Şimdi çok geçmeden bizim Kore Cumhuriyeti insanları Sinuiju'ya da Hamgyeong-do'ya da istedikleri gibi gidebilecekler, değil mi? Öyle mi, değil mi?이제 얼마 안 있으면 우리 대한민국 사람들이 신의주이고 함경도고 마음대로 갈 수 있죠? 그래요, 안 그래요?

411Bu yüzden işte böyle gerçekleşen şey ancak 정도령 ortaya çıkarsa 정도령'un yapabileceği bir şeydir, sıradan bir insan bunu yapabilir mi?그래서 바로 이렇게 이루어지는 것이 바로 정도령이 나타나면 정도령이나 하는 거지, 이 보통 사람이 할 수 있어요?

412Yapamaz.할 수 없어요.

413Bu yüzden Kim Jong-il Güney'e savaş gemileri gönderdi ama bir savaş gemisi denizin dibine battığı için birkaç gün uyuyamadı, öyle değil mi?그래서 김정일이가 이남까지 군함을 보냈다가 군함 한 대가 바닷속으로 기어들어 가는 바람에 며칠 동안 잠을 못 잤대요. 그렇지 않겠어요?

414Bu yüzden bu Kore Yarımadası'nda savaş çıkabilir mi?그래서 이 한반도에서 전쟁이 일어날 수 있을까요?

415Çıkmasını engelleyecek bir çivi çaktı. 이 사람.못 일어나게 쐐기를 박아놨어요. 이 사람이.

416Çıkmasını engelledi. Savaşın çıkmasını engelledi.못 일어나게. 전쟁 못 일어나게.

417Cesaret bile edemez hale getirdi.엄두도 못 내게 해놨어요.

418İşte bu, 6. Cumhuriyet dönemindeki Başkan Roh Tae-woo zamanından beri 이 사람'ın üzerinde çalıştığı şeydir.그것이 바로 6공화국 당시 노태우 대통령 때부터 이 사람이 작업을 하게 한 거예요.

419İşte bu, Sovyetler Birliği'ne yüz milyonlarca dolar kredi verilmesiydi, değil mi?그것이 바로 소련에다가 차관을 몇억 불을 줬던 거죠?

420Ama Sovyetler Birliği'nin ödeme gücü var mıydı?그런데 소련에서 갚을 능력이 있어요?

421Yoktu, bu yüzden yeni silahlarla değiştirdiler.없으니까, 신무기로다가 대체했던 거예요.

422Bu yüzden o savaş gemisi Sovyet yapımı bir savaş gemisi. Sovyet yapımı savaş gemisi!그래서 그 군함이 소제 군함이에요. 소제 군함!

423Yani yeni silahlı savaş gemileri geldiği için, sadece bir düğmeye basınca toplar makineli tüfek gibi ateş ederken dayanabilirler mi? Dayanamazlar, değil mi?그러니까 신무기 군함이 왔기 때문에 버튼만 누르면 포가 기관총처럼 나가는데 당할 수 있어요? 못 당하죠.

424Bu yüzden zaten 5. Cumhuriyet döneminden beri hazırlık yapmışlardı. Anlıyor musunuz?그래서 이제 벌써 5공화국 당시부터 준비를 해놨던 거예요. 아시겠어요?

425Böylece Kuzey Kore'nin göz dikmesini engellediler, değil mi?그래가지고 이제 이북에서 넘보지 못하게끔 했던 거죠?

426Yani ülkemiz bundan sonra tüm dünyayı yöneten bir ülke olacak, değil mi?그러니까 우리나라가 앞으로는 전 세계를 다스리는 나라가 되는 거죠?

427Tüm dünyayı yönetecek ve tüm dünyayı doyuracak, değil mi?전 세계를 다스리고 전 세계를 먹여 살리게 되어 있죠?

428Amerika zengin bir ülke olsa da o zaman geldiğinde Kore'den yardım alarak yaşayacak. Anlıyor musunuz?미국 나라가 부자나라지만은 그때 가면 한국 나라의 원조를 받고 살게 되어 있어요. 아시겠어요?

429Kore böylece çok zengin bir ülke olacak.한국 나라가 이렇게 떼부자가 돼요.

430Yani yetenekli bir kişi mi bu evrenin kahramanı olacak, yoksa zerre kadar yeteneği olmayan bir kişi mi kahraman olacak?그러니까 실력자가 이 우주의 주인공이 될까요, 쥐뿔도 실력이 없는 자가 주인공이 될까요?

431Yetenekli kişi evrenin efendisi olur. Evrenin efendisi.실력자가 우주의 주인이 되는 거예요. 우주의 주인.

432"Bizim dinimiz doğru, bizim dinimiz en iyisi" diye ne kadar söylesen de, yetenekli, her şeyi bilen ve her şeye gücü yeten bir 구세주'nun olduğu yer gerçek dindir, zerre kadar yeteneği olmayan bir şeyin din olarak bir değeri olabilir mi?뭐 저희 종교가 옳다, 저희 종교가 제일이다, 암만 해봐야, 실력이 있는 바로 전지전능한 능력을 가지고 있는 구세주가 있는 곳이 이게 진짜 종교이지, 쥐뿔도 능력도 없는 게 그게 종교로서 가치가 있을까?

433Olamaz, değil mi?없죠?

434Bu yüzden çok geçmeden tüm dünya bilecek, bilmeyecek mi?그런고로 얼마 안 있으면 전 세계가 알게 돼요, 모르게 돼요?

435Tüm dünya bilecek, değil mi?전 세계가 알게 되죠?

436O zaman, tüm dünya halkları akın ettiğinde, o zaman geç kalmış olunur, değil mi?그때에는, 전 세계 만민들이 몰려올 때에는, 그때에는 때가 늦는 거지?

437Böyle başlarken, zor zamanlarda ortaya çıkıp destek verip işbirliği yapınca ödül alınır, değil mi?이렇게 시작할 때에 어려울 때 나와서 밀어주고 협조를 해야 상을 받게 되는 거죠?

438Dünyada da böyledir, değil mi?세상에서도 그런 거죠?

439Bu göksel krallıkta da aynıdır. Değil mi?이 하늘나라에서도 마찬가지예요. 그렇죠?