영생bilim Bölüm 5

Tamamlanmış haldeki beden beyaz kana sahip değil, ışığa dönüşür

1Bu yüzden, 이제 그대로, bugün bu kişi o Amerika'daki Başkan Bush'un akşam yemeği şovuna, sadece ABD Senatörleri veya ABD Temsilciler Meclisi üyelerinin girip katıldığı bir yere, artık Amerikalı da olmayan bir Koreli olarak, Jang Doktor vatandaş olsa da, bu kişi ne daimi oturma iznine sahip ne de vatandaş, saf bir yerli ürün, değil mi?그래서, 이제 그대로, 오늘날 이 사람이 그 미국에 부시 대통령 디너쇼에는 미 상원의원이나 미 하원의원들만 들어가서 참석하는 장소에, 이제 미국 사람도 아닌 한국 사람으로서, 이 사람이 무슨 장 박사는 시민권자이지만, 이 사람은 영주권자도 아니고 시민권자도 아니고 순수한 국산품이죠?

2Yerli ürün (bu kişi) öylece tek başına girdiği için, konuşamayan birinin, Amerikan İngilizcesi konuşamayan birinin oraya girmesi, gerçekten de, o 7 Koreli içeri giremeyip dışarıda ağızlarının suyu akıyordu.국산품이 그냥 혼자 들어갔으니까, 말도 못 하는 사람이 미국 말도 못 하는 사람이 거기에 들어간다는 건, 참, 그 7명의 한국 사람들이 들어오지 못하고 밖에서 침을 겔겔 흘리고 있어.

3O insanlar Koreli olsalar da oraya neden giremiyorlar derseniz, tam da orada, şöyle ki, Jang Doktor Başkan Bush'un politika danışmanı olduğu için, bu yüzden bu kişi önceden konuşup izin alarak, zaten tüm kimlik kontrolleri tamamlanmış bir şekilde, bu kişi'nin isim kartı da çıkmış, zaten ismi yazılı isim kartı da çıkmış, rozet de çıkmış, rozeti takıp, o isim kartını takıp, ve içeri girince, bu kişi'yi hiç araştırmıyorlar bile.그 사람들이 한국 사람이지만 거길 왜 못 들어오냐면, 바로 거기에는 말하자면, 장 박사가 부시 대통령의 정책 자문위원이기 때문에, 그래서 이 사람은 미리 사전에 얘기를 해서 허가를 받아 가지고, 이미 모든 신원 조회가 끝난 가운데에, 이 사람의 명찰도 나오고, 이미 이름이 새겨져 있는 명찰도 나오고, 뺏지도 나와서 뺏지를 달고, 그 명찰을 달고, 그리고 들어가니까, 이 사람은 조사도 안 해요.

4Jang Doktor'u ise bit arar gibi araştırıyorlar, Jang Doktor'u. Oysa o kişi politika danışmanı.장 박사는 그냥 이 잡듯이 조사를 해요, 장 박사는. 그 사람은 정책 자문위원인데.

5Yani tam da bu ne demek derseniz, 하나님'ın ruhuyla birlikte olan bir kişiyse, artık ruhsal güce yenilip kendiliğinden o insanlar baskı altında kalır mı, kalmaz mı?그러니까 바로 그게 뭐냐면 하나님의 신이 함께하는 사람이면 이제 영력에 눌려서 저절로 그 사람들이 눌릴까, 안 눌릴까?

6Kendiliğinden baskı altında kalırlar, değil mi?저절로 눌리는 거죠?

7Diğer insanları ise öylece vücutlarını arıyorlar, çantalarını kontrol ediyorlar, ama bana hemen içeri girmemi söylediler.그 다른 사람들은 그냥 몸을 수색을 하고 보따리 조사를 하고 그러는데, 나는 어서 들어가래.

8"Hemen içeri girin." Bu yüzden ben de öylece içeri girdim."어서 들어가십쇼." 그래서 나는 그냥 들어갔어요.

9Ben içeri girip yaklaşık 10 ila 15 dakika boyunca, Jang Doktor'u ise bit arar gibi araştırıyorlardı.그 내가 들어가서 한 10분 내지 15분 동안, 장 박사는 그냥 이 잡듯 조사를 하는 거야.

10Hepsi araştırıp araştırıldıktan sonra içeri girdiler.전부 조사를 하고 조사를 받고, 그리고 들어왔어요.

11Yani orada, bildiğiniz gibi Amerika diye bir ülke, başkanları iyi suikast yapan bir yer, değil mi?그러니까 거기에는, 여러분들 알다시피 미국이라는 나라는 대통령을 암살 잘하는 곳이죠?

12Başkanları iyi suikast yapan bir yer olduğu için, herhangi birini oraya sokarsanız büyük bir sorun çıkar, büyük bir sorun çıkmaz mı? Büyük bir sorun çıkar, değil mi?대통령을 암살 잘하는 곳이기 때문에, 아무나 거기 들여보냈다가는 큰일 나, 큰 일 안 나? 큰일 나죠?

13Bu yüzden, hele hele yabancı olan bu kişi'yi, hiç araştırmadan öylece serbest geçiş yaptırmaları, o insanların, Amerikalıların bile garip bulduğu bir şey.그러기 때문에 더더군다나 외국인인 이 사람을 조사도 안 하고 그냥 프리 패스시키는 것은 그 사람들이 미국 사람들도 이상하다는 거야.

14Bu yüzden, birlikte içeri girmiş olan o bakan veya artık o senatörler, temsilciler meclisi üyeleri de, başlarını sallıyorlar, garip bulduklarını belirterek.그래서 같이 들어와 있는 그 장관이나 이제 그 상원 의원, 하원 의원들도, 고개를 끄덕끄덕해요, 이상하다고.

15Az önce size gösterdiğim gibi, "Bu kişi 하나님'ın ruhunu taşıyan bir kişidir" diye bu kişi konuşunca, o kadar çok insan öylece "Vay!" diye toplanıp, birlikte fotoğraf çekilmek istediler ve fotoğraf çekilecek kadar, o atmosfer bu kişi merkezli bir atmosfere dönüşmüştü.아까 여러분들한테 보여줬지마는, "이 사람이 하나님의 신을 모신 사람"이라고 이 사람이 말을 하게 되니까, 그 많은 사람들이 그냥 우~ 하고 몰려들어서 같이 사진 찍자고 그래서 사진을 찍은 정도로, 그 분위기가 이 사람 중심의 분위기로 화했던 거예요.

16Yani tam da, bu tamamen bu sefer 하나님'ın insanının, o Başkan Bush'un davetini alıp gitmiş olması, 마귀'yi tamamen ele geçirmek mi, 마귀'yi ele geçirememek mi? 마귀'yi ele geçirmektir.그러니까 바로, 이 완전히 이번에 하나님의 사람이, 그 부시 대통령의 초청을 받아서 갔다는 그 자체는, 마귀를 완전히 점령한 거야, 마귀를 점령 못 한 거야? 마귀를 점령한 거야.

17Bu yüzden, 이제 그대로, bu kişi 마귀'yi tamamen ele geçirip, 마귀 dünyasını tamamen avucuna almasın diye, 마귀 en başından itibaren engellemeye başladı.그래서, 이제 그대로, 이 사람이 마귀를 완전히 점령해 가지고, 마귀 세상을 완전히 손아귀에 잡아넣을까 봐, 마귀가 방해를 처음부터 하기 시작을 했어요.

18Kore'den uçağa binip giderken, 이제 그대로, burada açıkça kim olduğunu söyleyemem ama, toplantı odasında söyledim.한국에서 비행기를 타고 나가는데, 이제 그대로, 누구라고 여기에서 공개적으로 말을 할 수 없지만 회의실에서는 말을 했어요.

19이제 그대로, 마귀 새끼leri bu kişi'yi ne diye ihbar ettiler derseniz, 200.000 dolarla çıktığını, külçe altınla çıktığını böylece ihbar ettiler. Altın külçeleriyle çıktığını.이제 그대로, 마귀 새끼들이 뭐라고 이 사람을 신고했냐면, 돈 20만 불을 가지고 나가고, 금괴를 가지고 나간다고 이렇게 신고를 했어요. 금덩어리를 가지고 나간다고.

20Altın külçeleri bir yana, hiçbir şey götürmüyordum ki.금덩어리는커녕 아무것도 가지고 나가는 게 없는데.

21Bu yüzden ihbar edip, havaalanında bit arar gibi arasalar ne çıkar?그래서 이제 신고를 해 가지고 공항에서 뭐 이 잡듯 해봐야 나올까?

22Yanımda olsa bile görünür müydü?가지고 있어도 보이게 할까?

23Yanımda olsa bile göremezler, 마귀 새끼leri. Anladınız mı?내가 가지고 있어도 못 봐, 마귀 새끼들. 아시겠어요?

24Ah, cüzdanımda çok para olsa bile göremezler. Buna bakıp "Hiçbir şey yokmuş." Gözleri kör olmuş.아, 내 지갑에 돈이 많이 있는데도 못 봐. 이걸 보고 "아무것도 없네." 눈깔이 멀었지.

25Ne hiçbir şey yok. Hepsini görmelerini engelliyorum. Anladınız mı?뭐가 아무것도 없어. 못 보게 하는 거야, 다. 아시겠어요?

26Bu yüzden, 이제 그대로, bu kişi öyle diye yasalara aykırı bir şey yapar mı?그래서, 이제 그대로, 이 사람이 그렇다고 해서 법에 걸릴 짓을 할까?

27Yasalara aykırı bir şey yapmaz. Bu kişi.법에 걸릴 짓 안 해. 이 사람은.

28Zaten 마귀 새끼leri'nin seviyesi, 마귀 새끼leri'nin seviyesini önceden görüp, zaten, 이제 그대로, ben Amerika'ya gidince, o New York'ta, 이제 그대로, nasıl bir 마귀 vardı derseniz, bu kişi gelince iğneyle, büyük bir iğneyle batırıp kanını alacaklarmış.이미 마귀 새끼들의 단수가, 마귀 새끼들의 단수를 미리 내다보고, 이미, 이제 그대로, 내가 미국 가니까 저 뉴욕에서는, 이제 그대로, 어떤 마귀가 있었냐면, 이 사람이 오면 바늘로다가, 큰 대침 바늘로다가 찔러서 피를 내본대.

29Kırmızı kan çıkarsa sahte, beyaz kan çıkarsa gerçekmiş.빨간 피가 나오면 가짜고 하얀 피가 나오면 진짜래.

30Yani bu kişi bunu önceden bilir mi, bilmez mi? Önceden bilir, değil mi?그러니까 이 사람이 그걸 미리 알까, 모를까? 미리 아는 거죠?

31Bu yüzden telefon edip, "Kimse havaalanına gelmesin."그래서 전화를 걸어서, "아무도 공항에 나오지 말아라."

32"Kimse, ailemizden kimse gelmesin, kimse gelmesin.""아무도, 우리 식구도 나오지 말고, 아무도 나오지 말아라."

33"Gelmemelisiniz.""나오면 안 된다."

34"Ben biriyle buluşacağım, o yüzden gelmeyin." Böyle söyledi."내가 누구를 만나니까 나오지 마라." 이렇게 말했어요.

35Yani yanlış anladılar, "Bu kimin manipülasyonu," "Bizim 주님 öyle değil ki," "Biri yanından konuşup kimseyi gelmesini engelliyor" diye yanlış anladılar ve öyle düşündüler.그러니까 뭐 오해를 하고, 막 이게 누구의 조작이다, 뭐 우리 주님은 그렇지 않은데, 누가 옆에서 얘기를 해 가지고 아무도 못 나오게 한다고 오해를 하고 그러는데.

36Sonradan anlaşıldı ki, bu kişi, 이제 그대로, Washington'a gidince, "Yine bir güç sürekli geliyor ve uyuyamıyorum."알고 보니까, 이 사람이, 이제 그대로, 워싱턴에 가서, "또 세력이 자꾸 와서 내가 잠을 못 잔다."

37"Bu güç tam da o büyük iğneyle bu kişi'yi batırmaya çalışan kişiden sürekli geliyor" diye konuşunca, ancak o zaman konuşmaya başladılar."이 세력이 바로 그 대침을 가지고 이 사람을 찌르려고 하던 사람한테서 세력이 자꾸 온다"라는 것을 얘기하니까, 그제서야 비로소 얘기하는 거야.

38Bu yüzden, 이제 그대로, New York'taki aile üyeleri hepsi şaşırdı mı, şaşırmadı mı?그래서, 이제 그대로, 뉴욕 식구들이 다 놀랬을까, 안 놀랬을까?

39Bizim Kore'de, 이제 그대로, kim olduğunu söyleyemediğim ama, Amerika New York'ta yaşayıp gelmiş bir kişi, Amerika New York'a gidip, bu kişi'nin şöyle böyle olduğunu, New York'ta çok kötülemişti.우리 한국에서, 이제 그대로, 누구라고 내가 말하지 못했는데, 미국 뉴욕에서 살다가 온 사람이, 미국 뉴욕에 가서, 뭐 이 사람이 뭐 어떻고어떻고, 뉴욕에 가서 흉을 많이 봤어요.

40Yani yeni gelen kişi sarsılır mı, sarsılmaz mı? Sarsılır, değil mi?그러니까 새로 나온 사람이 흔들릴까, 안 흔들릴까? 흔들리죠?

41Bu kişi'nin bu sefer gidip davranışlarını görünce, 이제 그대로, gerçekten tanrı mı, insan mı? Gerçekten tanrı, değil mi?이 사람이 이번에 가서 행동하는 걸 보고, 이제 그대로, 과연 신이야, 사람이야? 과연 신이죠?

42Bunu önceden bilip, zaten 마귀 İş'i olduğunu önceden bilip, 이제 그대로, kimsenin havaalanına gelmesini engelledi ve, artık o gücün sürekli geldiğini bu kişi söyleyince.그걸 미리미리 알고, 이미 벌써 마귀 역사가 있는 걸 미리 알고, 이제 그대로, 아무도 공항에 못 나오게 하고, 이제 그 세력이 계속해서 온다는 말을 이 사람이 하니까.

43"Vay be~, gerçekten şüphesiz göksel bir insan ve şüphesiz 하나님'ın ruhunu taşıyan bir insan olduğunu" anladılar mı, anlamadılar mı? Anladılar, değil mi?"이야~, 과연 틀림없는 하늘의 사람이요, 틀림없는 하나님의 신을 모신 사람이다"라는 것을 알았을까, 몰랐을까? 알았겠죠?

44Bu yüzden bu kişi'nin şöyle böyle olduğunu, öylece her türlü kötülemeyi yapmış olsalar da, hepsi boş laf gibi geldi ve, gerçekten 하나님'ın ruhunu taşıdığına ikna oldular mı, ikna olmadılar mı? İkna oldular, değil mi?그래서 막 이 사람이 어쩌고어쩌고, 그냥 뭐 별의별 흉을 다 봤지만, 그게 다 개소리로 들리고, 참 하나님의 신을 모셨다는 것을 확신하게 됐을까, 확신 안 하게 됐을까? 확신하게 됐겠죠?

45Böylece New York'taki aile üyeleri bir kez daha göksel insanı tanımış oldular, 이제 그대로, gerçekten 하나님'ın ruhunu taşıyan bir kişi olmasaydı, söylenmemiş olmasına rağmen nasıl öyle bir 마귀 İş'ini önceden bilirdi?그래 가지고 뉴욕 식구들이 다시 한번 하늘의 사람을 알아보게 되는, 이제 그대로, 과연 하나님의 신을 모신 사람이 아니고서야, 어찌 그런 마귀의 역사를, 말을 하지 않았는데도 미리 알고

46이제 그대로, havaalanına gelince, 이제 그대로, o büyük iğneyle bu kişi'yi batırıp deneyecek olan kişi, araba kiralayıp, limuzin kiralayıp arkaya oturduğunda, bu kişi'nin yan tarafını batırıp kanını alacakmış, bu kişi'nin.이제 그대로, 공항에 나오면, 이제 그대로, 그 대침을 가지고 이 사람을 찔러본다는 사람이 차를 대절해서, 리무진 차를 대절을 해서 뒤에 탔을 때, 이 사람 옆구리를 찔러 가지고 피를 낸대, 이 사람을.

47İkisi bu kişi'nin arkasına geçip oturarak, yan tarafını batırma gibi bir planları vardı.둘이 이 사람 뒤에 가서 앉아가지고서 옆구리 찌른다고 그런 계획이 있었어요.

48Ama bunu önceden bilip aniden engelleyince, o New York'taki aile üyeleri hepsi şaşırdı mı, şaşırmadı mı? Hepsi şaşırmıştı, değil mi?그런데 그걸 미리 알고 탁 막으니까, 그 뉴욕 식구들이 다 놀랬을까, 안 놀랬을까? 다 놀랬던 거죠?

49Bu kişi önceden bilip, 이제 그대로, onu tamamen engelledikten sonra, New York 제단'da bu kişi konuşma yaparken, tam da insan dediğin şeyin kanı, 이제 그대로, beyaz çıktığında,미리 알고 이 사람이, 이제 그대로, 그것을 전부 막고 나서, 뉴욕 제단에서 이 사람이 말씀할 때에, 바로 사람이라는 건 피가, 이제 그대로, 하얗게 나올 때는

50Tam da günahlar yıkanıp çıktığında, kan idrarla beyaz olarak da çıkar, 이제 그대로, idrarla kan olarak da çıkar, o beyaz kan çıktığı diye o neymiş, artık aydınlanmış bir insanmış ve...바로 죄가 씻겨져 나올 때에, 피가 소변으로 하얗게 나오기도 하고, 이제 그대로, 소변으로 피로 나오기도 하는 것이지, 그것이 하얀 피가 나온다고 해 가지고 그것이 무슨, 이제 도통을 한 사람이고 ...

51Eskiden Budizm'de 이차돈 diye bir kişi vardı, değil mi?옛날에 불교에 이차돈이라는 사람 있죠?

52O kişi başı kesildiğinde, o zaman kırmızı kan değil de beyaz kan çıktığını söyleyerek, bu yüzden beyaz kan çıkan kişinin aydınlanmış bir kişi olduğunu söyleyip, 이제 그대로, kanını çekmeye çalışan öyle bir 마귀 새끼 vardı.그 사람이 참수형을 받았을 때에, 그때 빨간 피가 안 나오고 흰 피가 나왔다고 해 가지고, 그래서 흰 피가 나온 사람이라야 도통한 사람이라고, 이렇게 얘기를 하면서, 이제 그대로, 피를 빼본다고 하는 그런 마귀 새끼가 있었어요.

53Bu yüzden, 이제 그대로, 이 사람 bunu önceden bilip, kimsenin havaalanına gelmesine izin vermeyen davranışını görünce, bu New York'taki aile üyeleri çok şaşırdılar.그래서, 이제 그대로, 이 사람이 그걸 미리 알고, 아무도 공항에 나오지 못하게 하고 하는 행동을 보고 이 뉴욕 식구들이 깜짝 놀랜 거예요.

54Gerçekten de 하나님'ın ruhuyla birlikte olan bir kişi olmasa, kimsenin telefonla haber vermediği, kimsenin bir şey söylemediği halde, bunu önceden bilip, 이제 그대로, kimsenin havaalanına gelmesine izin vermediğini görünce, 하나님'ın ruhunu taşıyan bir kişi olduğundan şüphe duymadıklarını kabul etmişler midir, etmemişler midir? Kabul etmişlerdir, değil mi?과연 하나님의 신이 함께하는 사람이 아니고서야, 누가 전화 연락을 한 사실도 없고, 또 누가 얘기한 사실이 없는데, 그걸 미리 알고, 이제 그대로, 아무도 공항에 나오지 못하게 하는 걸 볼 때에, 하나님의 신을 모신 사람이 틀림이 없다고 인정했을까, 인정을 안 했을까? 인정했겠죠?

55Şimdi sizin açıkça bilmeniz gereken şey şudur ki, 이제 그대로, bu kanın beyaz kan çıkmasıyla o kişinin tamamlandığı, kırmızı kan çıkmasıyla daha az tamamlandığı gibi bir durum söz konusu değildir.여러분들이 이제 분명히 알아야 되는 것은 뭐냐면, 이제 그대로, 이 피가 흰 피가 나온다고 해서, 이제 그 사람이 이루어지고, 붉은 피가 나온다고 해서 덜 이루어지고, 그런 게 아니라는 사실인 것이올시다.

56이제 그대로, sadece ilk zamanlarda değil, şimdi 우리 제단'da 21 gün boyunca gayretle ibadet ederseniz, idrarla süzülmüş su gibi beyaz kan çıkar, değil mi?이제 그대로, 초창기뿐만이 아니라, 이제 우리 제단에서 21일간 예배를 열심히 보면, 소변으로 뜬 물과 같은 이제 흰 피가 나와, 안 나와?

57Süzülmüş su gibi beyaz kan çıkar, değil mi?뜬 물과 같은 흰 피가 나오죠?

58İşte o günahın çıkmasıdır. O beyaz kanın çıkması günahtır.그것이 바로 죄가 나오는 거예요. 그 흰 피가 나오는 건 죄가 되는 거야.

59Günahın yıkanıp çıkması beyaz kanın çıkmasıdır, beyaz kanın çıkması tamamlanıp çıkan bir şey değildir. Anladınız mı?죄가 씻겨져 나오는 것이 흰 피가 나오는 거지, 흰 피가 나오는 것이 이루어져서 나오는 게 아니에요. 아시겠어요?

60Bu yüzden, 이제 그대로, 이 사람 bunu New York 제단'da açıklarken, 이제 그대로, insan bir kere tamamlanırsa, hemen ışığa dönüşür ve 이제 그대로, ışığa dönüşürse, ölmeye çalışsa da ölemeyen bir 하나님 olur.그래서, 이제 그대로, 그것을 이 사람이 뉴욕 제단에서 설명하면서, 이제 그대로, 사람이 이루어지기만 하면, 바로 빛으로 이루어지게 돼 있고, 이제 그대로, 빛으로 이루어지면, 죽으려야 죽을 수 없는 하나님이 되는 고로

61Bu yüzden insanın 하나님 olabilmesi için, 'ben' denen gururu tamamen ortadan kaldırması gerekir.그런고로 사람이 하나님이 될 수 있는 것은, 바로 '나'라는 자존심을 완전히 제거해야

62Gurur yüzünden, 이제 그대로, insan ölür, gurur yüzünden insan, 이제 그대로, yaşlanır ve hastalanır; sadece gurur olmasa insan hastalanmaz, ölemez ve yaşlanmaz diye söylemişti.자존심 때문에, 이제 그대로, 사람이 죽고, 자존심 때문에 사람이, 이제 그대로, 늙고 병에 걸리는 거지, 자존심만 없으면 사람이 병도 안 걸리고, 죽을 수도 없고, 늙을 수도 없다하는 말을 했던 것이올시다.

63Ayrıca bugün cennet denilen şey, ışık dünyasıdır; o ışık dünyası ateş dünyasıdır; o ateş dünyası da sıcak bir dünya olduğu için, bu yüzden tamamlanmış salih kişiler veya 하나님 olan insanlar o ışığın içindeki sıcaklığı hissetmez, serinlik hissederler; ama günahkarların sıcağa dayanamadığı bir cehennem olur, öyle değil miydi?또한 오늘날 천당이라고 하는 것이 바로 빛의 세계요, 그 빛의 세계는 불의 세계요, 그 불의 세계는 뜨거운 세계인고로, 그런고로 이루어진 의인이나 하나님이 되는 사람은 그 빛 가운데 뜨거운 것을 못 느끼고 시원함을 느끼지마는, 바로 죄인들은 뜨거워서 못 견디는 그러한 지옥이 된다고 그랬죠?

64Bu yüzden cennet cehennemdir, cehennem de, 이제 그대로, 하나님 olan kişi için cennet olur diye söylemişti, değil mi?그래서 바로 천국이 지옥이요, 지옥이, 이제 그대로, 하나님 된 사람에게 천국이 된다하는 말을 했던 거죠?

65Bu sözleri, 이제 그대로, New York'a gidip söyleyince, o New York'taki aile üyeleri şaşırmış mıdır, şaşırmamış mıdır? Şaşırmışlardır, değil mi?이 말씀을, 이제 그대로, 뉴욕에 가서 하게 되니까, 그 뉴욕 식구들이 깜짝 놀랬을까, 깜짝 안 놀랬을까? 깜짝 놀랬겠죠?

66Bu yüzden, 이제 그대로, bu cehennemin gerçekleşmesi, şimdiye kadar cehennemin ve cennetin olmamasına rağmen, yedinci mührü açan 구세주 gelip, tamamlayıcı gelip, 이제 그대로, cenneti kurduğunda, cennetin günahkarlar için cehennem olacağını tartışmıştı, değil mi?그래서, 이제 그대로, 이 지옥이 이루어지는 것이, 지금까지 지옥이 없었고 지금까지 천국이 없었지마는, 일곱 번째 인을 떼는 자 구세주가 나와서, 완성자가 나와서, 이제 그대로, 천국을 이루는데, 천국은 바로 죄인들의 지옥이 된다하는 것을 논했던 거죠?

67이 사람 uydurarak konuşuyor gibi, değil mi?이 사람이 꾸며서 말하는 것 같죠?

68Sizler, uydurma gibi mi geliyor, gerçek gibi mi?여러분들, 꾸민 것 같아, 사실인 것 같아?

69Ha? Gerçek, değil mi?어? 사실이죠?

70Cennet ayrı, cehennem ayrı olsaydı, bu mantıksız olurdu. Anladınız mı?천국이 따로 있고 지옥이 따로 있다면 그건 말이 안 돼요. 아시겠어요?

71Göklerin krallığı tek bir dünya mı dedi, iki dünya mı dedi?하늘나라는 하나의 세계라고 했어, 둘의 세계라고 했어?

72Göklerin krallığı tek bir dünya olduğu için, tüm evren tek bir dünya olan göklerin krallığına dönüşmeli ki, işte o zaman 마귀 veya günahı olan bir kişi orada yaşayamaz, günahı olan kişi için de kaynayan bir cehennem olur sözü doğru mu, değil mi? Doğru, değil mi?하늘나라는 하나의 세계인고로, 온 우주가 하나의 세계가 되는 하늘나라로 이루어져야, 그것이 바로 마귀나 죄가 있는 사람이 살 수가 없고, 죄가 있는 사람은 펄펄 뛰는 지옥이 된다는 말이 맞아, 안 맞아? 맞는 거죠?

73Bu yüzden 구세주 geldiğinde cennet mutlaka kurulur, kurulmaz mı?그런고로 구세주가 나오면 반드시 천국이 이루어져, 안 이루어져?

74Cennet mutlaka kurulur, değil mi?반드시 천국이 이루어지는 거죠?

75구세주 geldiğinde cennet mutlaka kurulur ve cehennem de kurulur.구세주가 나오면 반드시 천국이 이루어지고 지옥이 이루어지는 고로

76Bu yüzden cehenneme gitmek istemiyorsanız, 하나님'ın sözüne göre yaşayıp, 자유율법'u tutarak gururunuzu bırakıp, cennete gidebilecek yeterliliği kazanmanız gerekir, değil mi?그런고로 지옥 가지 않으려면, 하나님의 말씀대로 살고, 자유율법을 지켜서 자존심을 버리고, 천국에 갈 수 있는 자격을 이루어야 돼, 안 이루어야 돼?

77Kazanmalısınız ki bu muazzam büyük bereketi alasınız, değil mi? Öyle mi, değil mi?이루어야 이 엄청난 큰 복을 받는 거죠? 그래요, 안 그래요?