Beş Büyük Söz Bölüm 2

İnsanlığı kurtaracak yeteneğe sahip olmak gerçek 구세주 olmaktır

1Şimdi bu kişi 10 yıl önce "Dünya komünizmini ben yok edeceğim" demişti, değil mi? Yok edeceğini söylemişti, değil mi?이제 이 사람이 10년 전에 "세계 공산주의를 내가 없애버리겠다"라고 그랬어, 안 그랬어요? 없애버리겠다고 그랬죠?

2Yok edeceğini söylemişti ama komünizmi yok etmek için, kademeli olarak yapmaya çalışsa da, 이제 그대로, kökünden söküp atmadığı için, bu sefer Sovyetler Birliği'nde darbe oldu, değil mi?없애버리겠다고 했는데, 공산주의를 없애는, 없애려고 단계적으로 한다고 머리를 쓰지만, 이제 그대로, 사그리 뿌리째 뽑아서 없애지 아니하니까, 이번에, 소련에 쿠데타가 일어났던 거죠?

3Sovyetler Birliği'nde darbe olmasının da bu 정도령 tarafından manipüle edildiğini, 이제 그대로, sizler kesinlikle bildiğiniz bir şey mi, kesinlikle bilmediğiniz bir şey mi?소련에 쿠데타가 일어난 것도 이 정도령이 조종했다는 것을, 이제 그대로, 너무나 여러분들이 확실히 아는 일이야, 확실히 모르는 일이야?

4Kesinlikle bildiğiniz bir şey, değil mi?확실히 아는 일이죠?

5Bu nedenle, 이제 그대로, o darbeyi yapan 8 kişinin hepsi komünist miydi, demokrat mıydı?그런고로, 이제 그대로, 그 쿠데타를 일으킨 장본인들은 8명 모두가 공산주의자야, 민주주의자야?

6Komünistti, değil mi?공산주의자죠?

7O komünistler darbe yaparak, 이제 그대로, Gorbaçov'u tatilde olduğu o villaya hapsettiler, gözaltına aldılar ve ardından başkan yardımcısı olan kişi, Gorbaçov'un hasta olduğu ve başkanlık görevini yerine getiremeyeceği için yerine kendisinin başkanlık görevini üstleneceğini bu şekilde açıklamıştı, değil mi?그 공산주의자들이 쿠데타를 일으켜가지고 , 이제 그대로, 그 고르바쵸프를 휴가 가서 있는 그 별장에다가, 거기에다가 구금을 시켜놓고, 연금을 시켜놓고, 그다음에는 그 몸이 아파서 대통령직을 이행할 수가 없는 고로 대신 내가 대통령직을 행하겠다고 부대통령 되는 사람이 그와 같이 발표를 했던거죠?

8Bunun üzerine tüm dünya, 이제 그대로, gerginleşerek buz kütlesi gibi büzüldü mü, büzülmedi mi? Büzüldü, değil mi?그 바람에 전 세계가, 이제 그대로, 긴장이 되면서 얼음덩이처럼 전부 오그라들었어, 안 오그라들었어? 오그라들었죠.

9Sizler, 이제 그대로, Sovyet komünistlerinin darbe yapmasıyla tüm dünya, özgürlükçü cephede şaşırmıştı, değil mi?여러분들 , 이제 그대로, 이 전 세계가 그 소련 그 공산당들이 쿠데타를 일으킴으로 말미암아 자유 진영 측에서는 깜짝 놀랐던 거죠?

10Şaşkınlıkla 김일성 sevindi mi, üzüldü mü? Büyük bir sevinçle karşılamıştı, değil mi?깜짝 놀라면서 김일성이는 기뻐했을까, 슬퍼했을까? 대환영을 했던 거죠.

11Büyük bir sevinçle karşılamışlardı ama 3 gün içinde darbeyi yapanlar, 이제 그대로, kaçmaya başlayarak hepsi yakalandı mı, yakalanmadı mı?대환영하고 나섰었는데, 3일 만에 그 쿠데타를 일으킨 사람들이, 이제 그대로, 도망을 가게 되면서 모조리 다 잡혔어, 안 잡혔어요?

12O 8 kişi hep birlikte havaalanına gidip 김일성'a ulaşmaya çalışmışlardı ama, 이제 그대로, uçağa binmeden yakalandılar mı, yakalanmadılar mı?그 8명이 몽땅 비행장에 나가서 김일성이한테 갈려고 했지만, 이제 그대로, 비행기 타기 전에 잡혔어, 안 잡혔어요?

13Yakalanınca, içişleri bakanı olan kişi hemen orada intihar etti mi, etmedi mi? İntihar etmişti, değil mi?잡히게 되니까, 그 내무 장관 되는 사람은 즉시 그 즉석에서 자살을 했어, 안 했어요? 자살을 했던 거죠.

14이제 그대로, bu seferki darbenin nedenini sizlere açıklarsam, bunun tamamen 하나님 tarafından yapıldığını açıkça anlayabilirsiniz.이제 그대로, 이번에 그 쿠데타를 일으키게 된 동기를 여러분들한테 설명을 하면, 하나님이 그렇게 했다는 것이 너무나 분명한 것을 알 수 있는 거예요.

15Şöyle ki, bu darbenin yapılmasıyla Gorbaçov, 이제 그대로, orta yolu izleyerek hem komünizmin iyi olduğunu hem de demokrasinin iyi olduğunu söyleyerek orta yolu izlemişti, değil mi?뭐냐면 바로 이번에 쿠데타를 일으킴으로 말미암아 고르바쵸프가 , 이제 그대로, 중도의 길을 걸으면서 공산주의도 좋다, 민주주의도 좋다 하고서 중도의 길을 걸었던 거죠?

16Gri bir figür gibi davrandı mı, davranmadı mı? Gri bir figür gibi davrandı, değil mi?회색분자 노릇을 했어요, 안 했어요? 회색분자 노릇을 했죠?

17Bu nedenle, bu darbenin yapılmasıyla bu Gorbaçov artık komünistlere diş biler mi, bilemez mi? Komünistlere diş biler, değil mi?그러므로 말미암아 이번에 쿠데타를 일으킴으로 인해가지고 이 고르바쵸프가 이제는 공산당이라면 이가 갈릴까, 안 갈릴까? 공산당이라면 이가 갈리죠?

18Böylece, 이제 그대로, Komünist Parti'yi feshederek kendisi de Komünist Parti Genel Sekreterliği görevinden istifa etti ve şimdi tüm komünistleri tamamen ortadan kaldırma çalışmalarını yürütüyor mu, yürütmüyor mu? Yürütüyor, değil mi?그러면서, 이제 그대로, 공산당을 해체시키면서 자기도 공산당 서기장직에서 사표를 내고, 이제는 공산당원들을 모조리 싸그리 없애는 작업을 벌이고 있어요, 안 벌이고 있어요? 벌이고 있죠.

19Bu nedenle, 이제 그대로, komünizmin ana vatanı olan Sovyetler Birliği'nde Komünist Parti'nin kökünden sökülüp atılması, bu insanın yapabileceği bir şey mi, yoksa 하나님'ın yapması gereken bir şey mi?그런고로, 이제 그대로, 공산주의 종주국이 되는 소련 나라에서 공산당이 뿌리째 뽑힌다는 게, 그게 사람이 할 수 있는 일이야, 하나님이라야 하는 거야?

20하나님'ın yapması gereken bir şey, değil mi?하나님이라야 하는 거죠?

21Üç yaşındaki bir çocuk bile anlayabilir. Bu kadarını. Öyle mi, değil mi?세 살 난 어린애도 알 수 있어요. 이 정도는. 그래요, 안 그래요?

22Böylece, 이제 그대로, darbenin olduğu sırada reformist radikallerden, reformistlerin temsilcisi olan 옐친 adında bir kişi darbeyi protesto etmek için ön saflarda yer alarak darbeyi yapan tankın üzerine çıkıp bağırıp durmuştu, değil mi?그렇게 함으로 말미암아, 이제 그대로, 그 쿠데타를 일으킬 당시에 개혁파 급진파, 개혁파 중에 대표 인물인 옐친이라고 하는 사람이 쿠데타를 반대하는데 선봉대에 서서 그 쿠데타를 일으킨 그 탱크 위에 올라가서 막 외치고 그랬죠?

23O 옐친 adındaki kişi bu kişi ile aynı yaştadır. Anlıyor musunuz?그 바로 옐친이라고 하는 사람이 이 사람과 동갑이에요. 아시겠어요?

24O kişi de bir 신미생.그 사람도 신미생이야.

25Çünkü bir 신미생'i kullanarak bunu yapmanın, 신미생 olan 정도령'un yaptığını tüm dünyaya duyurmak için olduğunu anladınız mı, anlamadınız mı? Anladınız, değil mi!왜 그러냐면 신미생을 세워가지고 하는 것은 신미생이 되는 정도령이 한다는 것을 세계만방에 알리기 위한 것이라는 것을 알겠어, 모르겠어? 알겠죠!

26Üç yaşındaki bir çocuğun bile anlayabileceği şekilde bu sefer böyle yapılmıştı, değil mi?세 살 난 어린아이라도 알 수 있도록 이번에 이와 같이 했던 거죠?

27Böylece, 이제 그대로, bu sefer Gorbaçov gözaltından serbest bırakıldıktan sonra artık 옐친'in dediği gibi hareket ediyor mu, etmiyor mu?그렇게 함으로 말미암아, 이제 그대로, 이번에 고르바쵸프가 연금 상태에서 풀려나와가지고 이제는 옐친이 하자는 대로 움직여, 안 움직여?

28Gorbaçov da aynı 신미생 olduğu için, Gorbaçov'u kullanarak komünizmi kademeli olarak yok etmişti, değil mi?고르바쵸프도 같은 신미생이기 때문에 고르바쵸프를 세워가지고 단계적으로 공산주의를 없애버린 거죠.

29Bir anda yok etmeye çalışırsak yan etkileri olur mu, olmaz mı?한꺼번에 없애려고 하면 부작용이 날까, 안 날까?

30Yan etkileri olur, değil mi? Öyle mi, değil mi?부작용이 나죠? 그래요 안 그래요?

31하나님'ın hikmetinin ne kadar derin ve gizemli olduğunu anlayabiliriz, değil mi?하나님의 지혜가 얼마나 깊고 오묘하다는 것을 알 수 있죠?

32Komünizmin yok edilişine bakarsak, 이제 그대로, komünizmin adım adım yok edilmesi gerçekten şaşırtıcı bir dereceye kadar, değil mi? Öyle mi, değil mi?공산주의 없애는 걸 보면, 이제 그대로, 단계 단계에 의해서 공산주의를 없애는 것이 너무나 깜짝 놀랄 정도죠? 그래요, 안 그래요?

33Bu nedenle bugün, 이제 그대로, bu Gorbaçov ve 옐친, Gorbaçov'un Sovyetler Birliği'nin gücünü ortaklaşa paylaşarak birlikte siyaset yapalım demesine rağmen, 옐친 Gorbaçov'u alenen azarladı mı, azarlamadı mı? Azarladı, değil mi?그런고로 오늘날, 이제 그대로, 이 고르바쵸프와 옐친이 고르바쵸프가 공동으로 소련 나라의 권력을 나눠서 가지고 공동으로 정치를 해나가자고 했지마는, 그대로 이 옐친이 고르바쵸프를 공석상에서 쫑코를 맥였어 안 맥였어? 쫑코를 맥였죠.

34"Sen öyle belirsiz, gri bir figür gibi davrandığın için o kızıllar darbe yapıyorlar.""당신이 그렇게 그 희미하게 회색분자처럼 노니까, 그런 빨갱이들이 쿠데타를 일으키고 그러는 거지"

35"Madem öyle, daha aktif bir şekilde reform yapsaydın ve aktif bir şekilde kapitalizmi benimseyerek siyaset yapsaydın, ülkemiz, bu Sovyetler Birliği halkı bu kadar zor duruma düşmez miydi?""기왕이면 적극적으로 개혁을 하고, 적극적으로 자본주의의 채택을 해가지고 정치를 해나갔더라면, 우리나라 이 소련 나라 국민들이 이렇게 어려운 지경에 빠지지 않지 않느냐"

36Böyle diyerek Gorbaçov'a saldırdı mı, saldırmadı mı? Saldırmıştır, değil mi?이렇게 말하면서 고르바쵸프에게 공격을 했을까, 안 했을까? 공격했겠죠.

37Bu yüzden, 이제 그대로, bu Gorbaçov tamamen kendine geldi mi, biraz mı geldi? Tamamen kendine geldi, değil mi?그래서, 이제 그대로, 이 고르바쵸프가 정신이 바짝 났을까, 조금 났을까? 정신이 바짝 났죠?

38Böylece, 이제 그대로, bu Gorbaçov ve bu 옐친'in komünizmi tamamen kökünden söküp atıp kapitalizmi benimseyeceklerini alenen Sovyetler Birliği içinde söylemeleri, sizler, gerçekten bu insanın yapabileceği bir şey mi, insanın yapamayacağı bir şey mi?그래가지고, 이제 그대로, 이 고르바쵸프와 이 옐친이 공산주의를 완전히 뿌리를 뽑아버리고 자본주의를 도입한다는 말을 공공연히 소련 나라 안에서 한다는 것은, 여러분들, 과연 이것이 사람으로서 할 수 있는 일이야, 사람으로서 할 수 없는 일이야?

39İnsanın yapamayacağı bir şey, değil mi?사람으로서 할 수 없는 일이죠?

40하나님 önce Gorbaçov'u kullanarak, 이제 그대로, o komünistlerin gönlünü hoş tutarak, reformistlerin de gönlünü hoş tutarak kademeli olarak reformları yapmıştı, değil mi?하나님께서 먼저 고르바쵸프를 세워가지고, 이제 그대로, 그 공산주의자들 비유를 맞춰가면서, 개혁파들도 함께 같이 비유를 맞추면서 단계적으로 개혁을 해 나왔던 거죠?

41Ancak, 이제 그대로, 6 yıl geçmesine rağmen tam bir reform yapmadığı için, 하나님'ın darbe yaparak komünizmi tamamen ortadan kaldırma stratejisine baktığımızda, gerçekten 하나님 olmasaydı bir insan olarak bunu yapabilir miydi?그런데, 이제 그대로, 6년이 지나도록 완전 개혁을 하지 아니하니까, 하나님께서 쿠데타를 일으켜가지고 공산주의를 싸그리 없애는 그런 전략을 볼 때, 과연 하나님이 아니면 사람으로서 그렇게 할 수 있을까요?

42Bir insan olarak yapamazdı. Anlıyor musunuz?사람으로서 할 수가 없는 거예요. 아시겠어요?

43Bu yüzden, 이제 그대로, dünya üzerinde komünizm kökünden sökülüyor mu, sökülmüyor mu?그래서, 이제 그대로, 통쾌하게 지구 땅 위에서 공산주의가 뿌리째 뽑혀, 안 뽑혀?

44Sökülüyor, değil mi?뽑히는 거죠?

45Bu nedenle sadece lafla "ben iyiyim", sadece lafla "ben en iyisiyim" demekle olur mu, olmaz mı?그런고로 말로만 뭐 지가 잘났다, 말로만 지가 제일이다, 그거 가지고 될까, 안될까?

46Onunla olmaz, değil mi?그거 가지고 안 되는 거죠.

47Yetenekli olmak gerekir mi, gerekmez mi?실력이 있어야 돼, 없어야 돼?

48Yetenekli olmak gerekir, değil mi?실력이 있어야죠.

49Yeteneksizlikle olabilir mi? Olamaz.실력이 없어가지고 될 수 있어요? 안 돼요.

50Bu kişi 10 yıl boyunca tayfunları getirdi mi, getiremedi mi?이 사람이 10년 동안 태풍을 불어오게 했어, 못 불어오게 했어?

51Getiremedi, değil mi?못 불어오게 했죠?

52Bu seferki 12 numaralı tayfun da, 이제 그대로, sadece Gyeongnam Yeongnam bölgesini hafifçe vurarak Batı Denizi kıyısına saptı mı, sapmadı mı? Saptı, değil mi?이번에 태풍 12호도, 이제 그대로, 저, 경남 영남 지역 일대만 약간 치면서 서해안 쪽으로 비껴갔어, 안 비껴갔어요? 비껴갔죠?

53Böylece her yıl tayfunların gelip zarar verdiği, 이제 그대로, ülkemizin 10 yıl boyunca büyük tayfun zararı gördüğü bir durum var mı, yok mu? Yok, değil mi?그렇게 됨으로 말미암아 해마다 태풍이 불어와서 피해를 입는, 이제 그대로, 우리나라가 10년 동안 태풍의 피해를 크게 보는 일이 있어요, 없어요? 없는 거죠.

54Bu nedenle bu sefer de, 이제 그대로, ülkemize doğru gelen tayfunu Batı Denizi kıyısına itip uzaklaştırdı ve 11 numaralı tayfunu Doğu Denizi kıyısına itip uzaklaştırdı, değil mi?그런고로 이번에도, 이제 그대로, 우리나라를 향해서 오는 태풍을 서해안 쪽으로 밀어제치고, 11호는 동해안 쪽으로 밀어제쳤죠?

55Bu yüzden, 이제 그대로, tayfunun merkezinin ülkemize doğru gelirken bile saptığını gördüğümüzde, bu insanın yaptığı bir şey mi, 하나님'ın yaptığı bir şey mi?그래서, 이제 그대로, 그 태풍의 중심이 우리나라를 향하는 방향으로 올라오다가도 비껴가는 것을 볼 때, 이게 사람이 하는 거야, 하나님이 하는 거야?

56Kesinlikle 하나님'ın yaptığı bir şey, değil mi? Öyle mi, değil mi?분명히 하나님이 하는 거죠? 그래요, 안 그래요?

57Ayrıca bu kişi 10 yıl boyunca yaz yağmurlarını yağdırdı mı, yağdırmadı mı?또한 이 사람이 10년 동안 여름장마를 지게 했어, 못 지게 했어요?

58Yaz yağmurlarını yağdırmadı, değil mi?여름장마를 못 지게 했죠?

59Yaz mevsimi yağmuru, 15 Haziran'dan 15 Temmuz'a kadar sürekli yağan yağmura denir, değil mi?여름 장마비라는 것은 6월 15일부터 7월 15일 어간에 계속해서 오는 비를 가리켜서 장마비라고 하는 거죠?

60Ancak, 이제 그대로, 15 Haziran'dan 15 Temmuz'a kadar sürekli yağmur yağdığı bir zaman oldu mu, olmadı mı?그런데, 이제 그대로, 6월 15일부터 7월 15일 어간에 비가 계속해서 온 적이 있어, 없어?

6110 yıl boyunca hiç olmadı, değil mi?10년 동안 한 번도 없었죠?

6215 Temmuz'dan sonra yağmur yağdığı zamanlar oldu ve 15 Haziran'dan önce yağmur yağdığı zamanlar oldu ama 15 Haziran'dan 15 Temmuz'a kadar olan mevsim yağmurları döneminde yağmur yağdığı bir zaman olmadı, değil mi?7월 15일 이후에 비가 온 적은 있었고, 6월 15일 이전에 비가 온 적이 있었지만, 6월 15일부터 7월 15일 사이에 장마철에는 비가 온 적이 없는 거죠?

63Bu nedenle 15 Haziran'dan önce yağan yağmur ne yağmurudur? Bahar yağmurudur, değil mi?그런고로 6월 15일 이전에 오는 비는 무슨 비에요? 봄비죠?

6415 Haziran'dan 15 Temmuz'a kadar ne yağmurudur?6월 15일부터 7월 15일까지 무슨 비에요?

65O mevsim yağmurudur, değil mi?그게 장마비죠?

66O zaman, 15 Haziran'dan 15 Temmuz'a kadar yağmur yağdığı bir zaman olmadıysa, mevsim yağmurlarının olduğu anlamına mı gelir, olmadığı anlamına mı gelir? Olmadığı anlamına gelir, değil mi?그럼, 6월 15일부터 7월 15일까지 비가 온 적이 없다면 장마가 진 일이 있다는 거예요, 없다는 거예요? 없다는 거죠?

67Ayrıca 15 Temmuz'dan sonra yağan yağmur ne yağmurudur? Sonbahar yağmurudur, değil mi?또한 7월 15일 이후에 오는 비는 무슨 비에요? 가을비죠?

68Çünkü 15 Haziran'dan önce genellikle tüm pirinç fideleri ekilir, değil mi?왜 그러냐면, 6월 15일부터 7월 15일 사이에 비가 많이 오게 되면, 바로 6월 15일 이전에 대개 모를 다 내죠?

69Tüm pirinç fideleri ekildikten sonra çok yağmur yağar ve su altında kalırsa, pirinç fideleri yüzer mi, yüzmez mi?모를 다 낸 다음에 비가 많이 와서 물에 잠기면, 모가 다 떠요, 안 떠요?

70Tüm pirinç fideleri yüzerse kötü hasat mı olur, iyi hasat mı olur?모가 다 뜨면 흉년들어, 풍년들어?

71O zaman pirinç yiyemeyiz, değil mi?그러면 쌀을 먹을 수가 없죠?

72Bu yüzden şimdi 10 yıl boyunca iyi hasat mı oldu, kötü hasat mı oldu?그래서 이제 10년 동안 풍년들었어요, 흉년들었어요?

73Bu kişi 10 yıl önce "Ben Kore Cumhuriyeti'ne iyi hasat getireceğim" demişti, değil mi?이 사람이 10년 전에 "내가 대한민국 풍년들게 할 것이다" 그랬죠?

74Başlangıçta söylemişti, değil mi?초창기에 말했죠?

75Söylediği gibi gerçekleşti, değil mi?그 말대로 이루어졌죠?

76Sahte bile olsa, o sahte diyen insanlar, sahte bile olsa bu ülkeyi bereketlendirir, 이제 그대로, muson yağmurlarının gelmesini engeller ve tayfunları durdurursa, o sahte bile olsa gerekli bir kişi midir, gereksiz bir kişi midir?가짜라도, 그 가짜라고 하는 사람들, 가짜라도 이 나라 풍년들게 하고, 이제 그대로, 장마비 오지 않게 하고, 태풍을 막아준다면, 그게 가짜라도 필요한 사람이야, 필요치 못한 사람이야?

77Gerekli bir kişi, değil mi?필요한 사람이죠?

78O zaman sahte bile olsa tanımamız gerekir mi, gerekmez mi?그러면 가짜라도 알아봐야 돼, 안 알아봐야 돼?

79Tanımamız gerekir, değil mi?알아봐야죠?

80Sahte biri toplantı yaparken neden böyle çiğ düşer? Sahte biri.가짜가 집회를 할 때 이렇게 이슬이 왜 내려. 가짜가.

81Çiğ nedir?이슬이라는 게 뭐예요?

82하나님'ın Ruhu, değil mi?하나님의 신이죠?

83Kutsal Kitap'ta çiğin 하나님'ın Ruhu olduğu yazıyor mu, yazmıyor mu?이슬이 하나님의 신이라고 성경 속에 가 쓰여 있어, 안 쓰여 있어?

84Kutsal Kitap Hoşea Kitabı'nda çiğ düşen kişinin 구세주 olduğu yazıyor mu, yazmıyor mu? Yazıyor!이슬이 내리는 자가 구세주라고 성경 호세아서에 쓰여 있어, 안 쓰여 있어? 쓰여 있죠!

85O zaman çiğ düşerse artık şüpheye yer var mı, yok mu? Şüpheye yer yok, değil mi?그러면 이슬이 내린다면 더 이상 의심의 여지가 있어, 없어? 의심의 여지가 없죠.

86Bu nedenle, 이제 그대로, 이 사람'ın on yıl boyunca söylediği gibi olmakla kalmayacak, aynı zamanda komünizmin ortadan kaldırılacağı söylenmişti; şimdiye kadar komünizm tamamen kökünden sökülmediği için on yıl içinde nihayet kökleri sökülecek mi, sökülmeyecek mi?그런 고로, 이제 그대로, 10년 동안 이 사람이 말씀한 대로 되어질 뿐만 아니라, 또한 공산주의를 없애버린다고 했는데, 지금까지 공산주의가 완전히 뿌리째 뽑히지 않는 고로 10년 만에 드디어 뿌리가 뽑혀, 안 뽑혀?

87On yıl içinde kökleri sökülecek, değil mi?10년 만에 뿌리가 뽑히죠?

88Bu nedenle, 이제 그대로, bugün sözün dediği gibi olduğunu ve sözün yerine geldiğini görerek gerçek mi, sahte mi? Gerçek, değil mi?그런고로, 이제 그대로, 오늘날 말씀대로 그대로 되어지고, 말씀대로 이루어지는 걸 보아서 진짜야, 가짜야? 진짜죠?

89O sahte diyen kişinin kulağını mı çekmeliyiz, yoksa kulağını rahat mı bırakmalıyız?그 가짜라고 하는 사람은 귀퉁배기를 쥐어박아야 해, 귀퉁배기를 그냥 놔둬야 해?

90Kanayana kadar döversen hapse girersin, kanamayacak şekilde bir kez hafifçe vurmalısın.피가 나도록 패면 징역 가, 피가 안 나도록 한번 툭 쳐야지.

91Ve bir daha öyle şeyler söyleyememesi için onu utandırmalıyız, değil mi?그리고 두 번 다시 그런 말을 못 하도록 망신을 줘야죠?

92Bir daha öyle şeyler söyleyememesi için onu utandırmalıyız. Anladınız mı?두 번 다시 그런 말을 하지 못하도록 망신을 줘야 해요. 아시겠어요?

93Sahte ile gerçek neyle ayırt edilir derseniz, doğrudan 구세주'nun işareti yoksa sahte midir, gerçek midir?가짜와 진짜는 뭐로 구분이 되냐면 바로 구세주의 증표가 없으면 가짜야, 진짜야?

94구세주'nun işareti nedir?구세주의 증표가 뭐예요?

95Çiğ, değil mi?이슬이죠?

96Peki 생미륵불'un işareti nedir?또 생미륵불의 증표가 뭐예요?

97Çiğ, değil mi?이슬이죠?

98Peki 정도령'un işareti nedir?또 정도령의 증표가 뭐예요?

99Çiğ, değil mi?이슬이죠?

100Çiğ düşen başka bir yer var mı burası dışında? Var mı?이슬 내리는 곳이 여기 말고 또 있어요? 또 있어요?

101Yok, değil mi?없죠?