구세주 benim ruhsal annemdir
1Japonya'daki Yasuo'nun birkaç gün önce geldiğini biliyorsunuz, değil mi?일본에 있는 야스오가 며칠 전에 왔었던 거 알죠?
2Yüzü tamamen kurumuş, neredeyse ölü gibi gelip oturduğunu gördünüz, değil mi?그냥 얼굴이 쪼옥 말라가지고, 거의 죽을상이 되어가지고 와서 앉아 있는 걸 봤죠?
3Fakat o Yasuo buraya gelip bir haftadan fazla kalırken 이 사람'dan her gün 안찰 aldı.그런데 그 야스오가 여기 와서 한 일주일 넘어 있으면서 이 사람한테 매일 안찰을 받았습니다.
4이 사람'dan 안찰 alıp Japonya'ya gittiğinde, Japonya'daki hastaneye gidip muayene oldu ve röntgen çektirdi.이 사람한테 안찰을 받고 일본에 갔는데, 일본 병원에 가서 진찰을 해보고 사진을 찍어봤던 겁니다.
5Yumruk büyüklüğünde bir tümör karaciğerinde vardı ve küçük tümörler birçok yere yayılmıştı, bu yüzden kesinlikle yaşayamayacak bir kişiydi, ama buraya gelip bir haftadan fazla ibadet etti ve bir haftadan fazla sürekli 안찰 aldı.주먹만 한 암 덩어리가 간 속에 있었고, 조그마한 암 덩어리가 여러 군데로 퍼져서 도저히 살 수가 없는 사람이었었는데, 여기 와서 예배를 일주일 이상 보고, 그리고 또, 안찰을 일주일 이상 계속 받았던 겁니다.
6Bu yüzden Japonya'ya gidip röntgen çektirdiğinde tümör yok olmuştu.그래서 일본에 가서 사진을 찍어보니까 암 덩어리가 없어졌어요.
7O tümör yok olduğu için "Gerçekten çok minnettarım" diye telefon geldi bana.그 암 덩어리가 없어져서 참 너무나 감사하다고 전화가 왔어요, 나한테.
8Telefon açıp "주님, teşekkür ederim" dedi.전화 걸어서 "주님, 감사합니다" 그래요.
9"Neye teşekkür ediyorsun?" diye sorduğumda"무엇이 감사해?" 그러니까
10"Tümör tamamen yok oldu" diyerek "Teşekkür ederim, teşekkür ederim" dedi ve Yasuo'nun annesi Yoshiko da "Teşekkür ederim, teşekkür ederim" dedi."암 덩어리가 전부 없어졌습니다." 하면서 "감사합니다, 감사합니다" 하면서, 그 야스오 어머니 되는 요시꼬상도 "감사합니다, 감사합니다."
11"Sadece sözle mi teşekkür ediyorsun?""맨입으로 감사해?"
12O sözü ben söylemedim.그 말은 내가 안 했지.
13O sözü söylersem 구세주'ya yakışmaz, değil mi?그 말을 하면 구세주답지 않은 말이죠?
14Bu yüzden sadece içimden söyledim.그러니까 마음속으로만 그랬지.
15"Sadece dudaklarınla teşekkür etme" diye içimden söyledim.입술로만 감사하지 마라, 마음속으로 그랬어요.
16Fakat 구세주 her zaman zararına iş yapar, bu 구세주 kârlı iş yapmaz.그러나 구세주는 항상 밑지는 장사만 하지 이 구세주는 남는 장사는 안 해요.
17Neden derseniz, 구세주 çok çok, tüm evren ve her şey 구세주'ya ait olduğu için, her zaman veren bir hayat sürer ve mümkün olduğunca almaz. Öyle değil mi?왜 그러느냐 하면, 구세주는 너무너무, 온 세상 만물이 다 구세주 거니까, 항상 주는 생활만 하지, 받는 생활을 되도록 안 합니다. 그렇죠?
18Bu yüzden Yasuo sandalyede oturup ibadet ederken, yanındaki insanlar "Neden bu kadar zayıflamış?" ve "Yakında ölecek gibi" diye düşünecek kadar vücudu tarifsiz derecede zayıflamış ve kurumuştu.그래서 이 야스오가 의자에 앉아서 예배 볼 때에 옆 사람들이 왜 저렇게 말랐을까, 곧 죽을 것만 같다고 느낄 정도로 몸이 말할 수 없이 약해져 있고, 말랐던 겁니다.
19Fakat 구세주 denilen kişi sadece elini dokundurduğu zaman, tümör değil, herhangi bir kitleyi bile tamamen yok eder.그러나 구세주라는 사람이 손을 대기만 대면 암 덩어리 아니라 어떠한 덩어리라도 다 없애버립니다.
20Yani 구세주 mutlak kudret sahibi olduğu kesin, değil mi?그러니까 구세주가 전지 전능자가 틀림없는 거지?
21Bu cevabı yüksek sesle veriyorsunuz, değil mi?그 대답은 크게 하네?
22Mutlak kudret sahibi olduğu kesin olduğu için öyle, değil mi? Öyle değil mi?전지 전능자가 틀림없기 때문에 그런 거죠? 그래요, 안그래요?
23Sizler burada kürsüde duran 이 사람'ı gördüğünüzde, sıradan bir insan gibi göründüğü için, orada kürsüde duran kişinin ailesi de var, güzel bir karısı da var, bu yüzden dünyada kıskanılacak hiçbir şeyi olmayan bir kişi olarak kabul ediyorsunuz.여러분들이 여기 단(壇)에 서 있는 이 사람을 볼 때에, 틀림없는 사람으로 보이는 고로, 저기 단상에 서 있는 사람이 가정도 있고 예쁜 마누라도 있고 그러니까, 세상에서는 부러운 것이 없는 사람으로 여기는 겁니다.
24Fakat aslında burada duran 이 사람, sizleri kurtarmak için günahları üstlenen bir hayat yaşıyor.그러나 사실은 여기 서 있는 이 사람이 여러분들을 구원하기 위해서 죄를 담당하는 생활을 하고 있다는 겁니다.
25Bu yüzden 이 사람 kürsüde durup vaaz verip ibadeti yönettikten sonra 이 사람'ın başı döner ve 이 사람 vücudunu kontrol edemeyecek kadar sendeler.그래서 이 사람이 단에 서서 설교하고 예배를 인도하고 나면 이 사람은 어지럽고 이 사람이 몸을 가눌 수가 없을 정도로 뒤뚱거립니다.
26Bu yüzden 이 사람 buradan yürüyerek çıktığında, önce kürsüye tutunur, kürsüye tutunmaya devam eder, tutunacak bir şey olmadığında hızlı adımlarla gider.그래서 이 사람이 여기에서 걸어 나갈 때는 단상을 처음에 짚었다가 단상을 짚고 있다가 짚을 때가 없을 때는 빠른 걸음으로 갑니다.
27Neden mi? Çünkü oradaki asansöre tutunması gerekiyor.왜? 저기 있는 엘리베이터를 짚어야 되니까.
28Peki sizler, 이 사람'ın başının döndüğünü tahmin ediyor musunuz?그런데 여러분들, 이 사람이 어지러운 걸 짐작하고 있어요?
29Tahmin bile edemiyorsunuz, değil mi?짐작도 못 하고 있지?
30Ne cevap veriyorsunuz? Yalan bu. Öyle değil mi?뭐 대답을 해, 거짓말이야 그건. 그렇죠?
31이 사람 böyle şeyler gösterirse, o zayıflığı gösterdiği için sizler 구세주'ya inanamazsınız, değil mi?이 사람이 그런 걸 보이면 그 쇠약함을 보이기 때문에 여러분들이 구세주를 믿을 수가 없게 되죠?
32Yine de inanıyor musunuz?그래도 믿어?
33Öyleyse minnettarım.그렇다면 고맙고.
34Aslında, 구세주 sizlerin sadakat ve takdirini kazanmazsa size lütuf bahşedemez.사실은요, 구세주는 여러분들로 하여금 신의와 인정이 되지 않으면 여러분들에게 은혜를 부어 줄 수가 없습니다.
35Bu yüzden 구세주 her zaman sahip olduğu yaşamın canlılığını size bahşediyor.그래서 구세주는 항상 가지고 있는 생명의 생기를 여러분들에게 부어 주고 있는 겁니다.
36Sizler, 이 사람 ibadet bitmek üzereyken, 이 사람'ın gücü kalmadığı için yere yığılacak gibi bir vücuda sahip olur.여러분들, 이 사람이 예배 끝날 무렵쯤 되면 이 사람은 기운이 없어서 쓰러져 넘어질 것 같은 그러한 몸이 되고 마는 겁니다.
37Bunu her gün tekrarlıyor.그런 것을 매일 되풀이하고 있는 겁니다.
38[Dua] Sonsuz sayıda 마귀~, bir saniye içinde~, sonsuz sayıda kez~, sürekli olarak sonsuza dek~, hepsini kökünden sökerek~, 성령'ın kılıcıyla~, parçalayarak~, 성령'ın baltasıyla~, ezerek~, 성령'ın değirmeniyle~, öğüterek~, 성령'ın ateşiyle~, yakarak~, kükürt ateşiyle~, 박멸소탕~, 박멸소탕~, 박멸소탕~, 박멸소탕~, 박멸소탕~, 박멸소탕~[기도문] 무량대수 마귀~, 일 초 동안에~, 무량대수 횟수로~, 계속해서 영원무궁토록~, 몽땅 뿌리째 뽑아서~, 성령의 검으로~, 난도질하여~, 성령의 도끼로~, 짓이겨서~, 성령의 맷돌로~, 갈아서~, 성령의 불로~, 태워서~, 유황불로~, 박멸소탕~, 박멸소탕~, 박멸소탕~, 박멸소탕~, 박멸소탕~, 박멸소탕~
39Bu duayı 이 사람, 이 사람 sabah akşam yapıyor.이러한 기도를 이 사람은요, 이 사람이 아침저녁으로 하고 있습니다.
40Sizlerin yüzlerini tek tek hatırlayarak bu duayı yaparsa, içinizdeki tüm 마귀 kökünden sökülerek 박멸소탕 edilir ve temizlenir.여러분들 얼굴을 하나하나 기억을 하면서 이 기도를 하면, 여러분 속에 있는 마귀가 전부 뿌리째 뽑혀서 박멸소탕 되는 겁니다.
41Yani 구세주 var olduğu için sizler sağlıklı yaşıyorsunuz, 구세주 olmasaydı beliniz ağrırdı, boynunuz ağrırdı, omuzlarınız ağrırdı, 이제 그대로, bağırsaklarınız ağrırdı.그러니까 구세주가 있기에 여러분들이 건강하게 살고 있는 거지, 구세주가 없으면, 허리가 아프다, 목이 아프다, 어깨가 아프다, 이제 그대로, 장이 아프다.
42Hiçbir yeriniz ağrımadan kalmazdı, her yeriniz ağrırdı derdiniz ve ağrıdan yatıp tamamen bitkin düşerdiniz (tamamen deşarj olmuş durum).뭐, 안 아픈 데가 없이 다 아프다고 그러고, 아파서 누워서 극매대기(완전 방전 상태) 치게 되어 있는 겁니다.
43Fakat sizlerin çekmesi gereken acıyı yerinize 구세주 üstlendiği için sizler sağlıklısınız.그러나 여러분들이 아파야 할 고통을 대신 구세주가 짊어지고 가기 때문에 여러분들은 건강한 겁니다.
44Yani minnettar mısınız, değil misiniz? Minnettarsınız, değil mi?그러니까 고마워, 안 고마워? 고맙죠?
45Sadece sözle mi?말로만?
46Minnettar ve şükran dolu olduğunuzu her zaman bilip 하나님 önünde şükranınızı göstermeli misiniz, göstermemeli misiniz?고맙고 감사하다는 것을 여러분들이 늘 알고 하나님 앞에 감사한 표를 해야 되, 안 해야 되?
47Alnınıza "teşekkür ederim" yazıp dolaşmalısınız, değil mi?이마에다가 감사하다는 거를 써가지고 다녀야지?
48O cevap gerçekten yalan.그 대답은 진짜 거짓말이다.
49Alnına "teşekkür ederim" yazıp dolaşacak biri var mı?이마에다 감사합니다고 써 가지고 다닐 사람이 있어?
50Ah, içinden öyle mi?어, 마음속으로 그렇다?
51O söze inanılabilir. Öyle değil mi?그 말은 믿을 수가 있지. 그렇죠?
52Bu yüzden sizler, bugün 구세주 sizin öz annenizdir, anladınız mı?그래서 여러분들이 오늘날 구세주는 여러분들의 친엄마예요, 아시겠어요?
53격암유록'ta 정도령'a anne (mommy) dendiği yazılıdır.격암유록(格庵遺錄)에는 정도령을 엄마(mommy)라고 부른다고 쓰여 있습니다.
54Bir ineğin yavrusunu bulmak için "엄마~ 엄마~" dediği sözü 격암유록'da yazılıdır.암소가 자기 송아지를 찾기 위해서 "엄마~ 엄마~" 한다는 그러한 말씀이 격암유록에 쓰여 있습니다.
55Bu yüzden 구세주 삼위일체 하나님, çocuklarını bulmak için bu dünyaya gelip "엄마~ 엄마~" diye sesleniyor, anlıyor musunuz?그래서 구세주 삼위일체 하나님이 당신 자식을 찾기 위해 이 세상에 와서 "엄마~ 엄마~" 하고 부른다는 겁니다, 아시겠습니까?
56O halde sizler de "엄마~ 엄마~" diye aramalı mısınız, yoksa aramamanız mı gerekir?그러니까 여러분들도 "엄마~ 엄마~" 하고 찾아야 해, "엄마~ 엄마~" 하고 안 찾아야 해?
57Peki neden aramıyorsunuz?그런데 왜 안 찾아?
58Aramalısınız, değil mi?찾아야죠?
59Bu yüzden "엄마~ 엄마~" diye arıyorsunuz, anlıyor musunuz?그래서 "엄마~ 엄마~" 하고 찾는 겁니다, 아시겠습니까?
60Peki, annelerini bir gün bile görmeseler küçük çocuklar dayanabilirler mi?그래서 엄마를 하루만 못 봐도 어린아이들이 견딜 수가 있어요?
61Bir saat bile görmeseler çırpınır, ortalığı birbirine katarlar, değil mi?단 한 시간도 못 보면 펄펄 뛰고 난리가 나죠?
62Aynı olayın yaşanması normaldir.그와 똑같은 현상이 일어나야 정상입니다.
63Her zaman anneyi arayan, her zaman anneyi özleyen, anneyi her zaman arzulayan bir kalbe sahip olunduğunda lütuf alınır.항상 엄마를 찾는, 항상 엄마를 그리워하는, 엄마를 항상 동경하는 그런 마음이 있어야 은혜를 받는 겁니다.
64Bu yüzden dünyada "Ağlamayan çocuğa meme verilmez" diye bir söz vardır, değil mi?그래서 "울지 않는 아이 젖 주랴" 하는 말이 세상에 있죠?
65Sizler sürekli ağlayıp sızlayarak anneyi aradığınızda, ruhsal anne size lütuf sütünü verir, anlıyor musunuz?여러분들이 만날 울며불며 엄마를 찾을 때 영적 엄마가 여러분들에게 은혜의 젖을 주는 겁니다, 아시겠습니까?
66O halde lütuf sütünü almak istiyorsanız, sürekli "엄마~" diye aramanız mı gerekir, yoksa aramanız mı gerekmez? Aramanız gerekir, değil mi?그러니까 여러분들이 은혜의 젖을 얻어먹으려면 만날 "엄마~"라고 찾아야 해, 안 찾아야 해요? 찾아야 하는 거죠?